Anlatım Biçimleri ve Düşünceyi Geliştirme Yolları

Türkçe · 8. Sınıf · 4 kazanım · 67 soru

Önce şunu tazele

Bunları biliyor olman gerekiyor

Bu konuya girmeden önce birkaç kavramın kafanda net olması lazım. Hepsini daha önce gördün, sadece tazeleyelim.

Paragraf: tek bir düşünce etrafında toplanmış cümleler topluluğudur. Bir paragrafta anlatılmak istenen tek bir ana düşünce vardır; diğer cümleler o düşünceyi destekler.

Ana düşünce: yazarın "ben aslında bunu söylemek istiyorum" dediği yargıdır. Paragrafta bazen açıkça yazılır, bazen sen çıkarırsın.

Sıfat: bir ismi niteleyen ya da belirten sözcüktür. "Sarı yaprak", "dar sokak", "yorgun adam" gibi. Sıfatlar bir şeyin nasıl göründüğünü söyler; bu yüzden birazdan göreceğin betimlemede çok işine yarayacaklar.

Nesnel ve öznel anlatım: nesnel cümle herkesin doğrulayabileceği bir bilgi verir ("Su 100 derecede kaynar."), öznel cümle ise kişisel bir görüş taşır ("Kış, yılın en güzel mevsimidir.").

Alıntı: bir başkasının sözünü olduğu gibi aktarmaktır; genellikle tırnak içinde verilir ve söyleyeni belirtilir.

Bu kadarını hatırlıyorsan hazırsın. Çünkü bu konu tek bir soruya dayanıyor: "Yazar bu paragrafı YAZARKEN ne yapmış?" Anlatım biçimleri bu sorunun cevabıdır; düşünceyi geliştirme yolları ise yazarın düşüncesini desteklemek için kullandığı yardımcı tekniklerdir.

Anlatım

Anlatım biçimi nedir?

Anlatım biçimi, bir yazarın anlatmak istediği şeyi okura SUNMA yöntemidir. Aynı konuyu dört ayrı kişiye versen, dördü de farklı bir yol seçebilir.

Düşün: konu "deniz" olsun.

Biri sana denizde başından geçen bir olayı anlatır: "Sandala bindik, açıldık, birden rüzgâr çıktı..." Bu öyküleyici anlatımdır.

Biri denizin o anki görüntüsünü çizer: "Gök kurşun rengiydi, su köpüklüydü, kıyıdaki taşlar ıslak ve parlaktı." Bu betimleyici anlatımdır.

Biri sana denizle ilgili bilgi verir: "Deniz suyunun tuzluluk oranı bölgeye göre değişir." Bu açıklayıcı anlatımdır.

Biri de bir görüşe karşı çıkar: "Denizlerin kirlenmesinin tek sorumlusunun fabrikalar olduğu söyleniyor; oysa asıl sorun günlük alışkanlıklarımızda." Bu tartışmacı anlatımdır.

Dört biçimin dördü de doğrudur; hangisinin kullanılacağı yazarın AMACINA bağlıdır. Anlatmak mı istiyor, göstermek mi, öğretmek mi, yoksa ikna etmek mi? LGS'de sana sorulan da tam olarak budur: yazarın amacı neydi?

Anlatım biçimi nedir?

T.8.3.11

Anlatım

Öyküleyici anlatım: olay vardır, hareket vardır

Öyküleyici anlatım (hikâye edici anlatım), bir olayı oluş sırasına göre anlatır. Okur, olayın içinde ilerlediğini hisseder.

Bir metnin öyküleyici olabilmesi için dört ögenin bir arada bulunması gerekir:

Olay: bir şey OLUR. Biri bir şey yapar, bir şey değişir.
Kişi: olayı yaşayan biri vardır.
Zaman: olay bir zaman diliminde geçer ("o sabah", "akşamüstü").
Yer: olay bir mekânda geçer ("bahçede", "durakta").

Öyküleyici anlatımın en güvenilir işareti HAREKETTİR. Metni okurken "sonra ne oldu?" diye sorabiliyorsan öyküleyicidir. Çünkü olay ilerler; birinci cümledeki durumla son cümledeki durum aynı değildir.

Dil özelliği olarak öyküleyici metinlerde eylem bildiren sözcükler yoğundur: girdi, koştu, açtı, baktı, seslendi. Cümleler çoğunlukla geçmiş zaman kipiyle kurulur.

Öykü, roman, masal, anı ve gezi yazılarının büyük bölümü öyküleyici anlatımla yazılır.

Öyküleyici anlatım: olay vardır, hareket vardır

T.8.3.11

Çözümlü örnek

Öyküleyici anlatımı tanıma

Aşağıdaki paragrafın anlatım biçimi nedir? Nedenini açıkla.

"Kapıyı yavaşça araladı. İçeride kimse yoktu. Masanın üstünde duran defteri aldı, birkaç sayfasını karıştırdı ve tekrar yerine bıraktı. Tam çıkacakken merdivenden gelen ayak seslerini duydu; hemen perdenin arkasına saklandı."

  1. Paragrafta ne olduğuna sırayla bakalım.
  2. Önce bir olay var mı? Var: biri odaya giriyor, defteri alıyor, karıştırıyor, bırakıyor, sonra saklanıyor. Peş peşe gerçekleşen eylemler var.
  3. Kişi var mı? Var; adı verilmemiş ama eylemleri yapan biri var.
  4. Zaman ve yer var mı? Var: olay bir odada geçiyor, "tam çıkacakken" ifadesi zamanı belirtiyor.
  5. Hareket var mı? Bol bol: araladı, aldı, karıştırdı, bıraktı, duydu, saklandı. Paragrafın başındaki durumla sonundaki durum farklı — kişi önce kapıdaydı, sonunda perdenin arkasında.
  6. En önemli test: "Sonra ne oldu?" diye sorabiliyor musun? Sorabiliyorsun; okur olarak merak ediyorsun.
  7. Sonuç: bu paragrafın anlatım biçimi ÖYKÜLEYİCİDİR.
  8. Dikkat: paragrafta "yavaşça" gibi birkaç niteleme var ama bunlar görüntü çizmek için değil, eylemin nasıl yapıldığını göstermek için kullanılmış. Betimleme sanılmasın; burada asıl olan harekettir.

T.8.3.11

Anlatım

Betimleyici anlatım: resim çizer, durur

Betimleyici anlatım (tasvir), bir varlığın, kişinin ya da mekânın görüntüsünü okurun gözünde canlandırır. Amacı anlatmak değil, GÖSTERMEKTİR.

Betimlemede yazar sanki bir fotoğraf çeker. Renk, biçim, koku, ses, büyüklük gibi ayrıntıları sıralar. Bu yüzden betimleyici metinlerde sıfatlar çok yoğundur: "alçak tavanlı", "yosun tutmuş", "soluk sarı", "iri gövdeli".

Betimlemenin ikinci belirgin özelliği DURAĞANLIKTIR. Bir olay ilerlemez; zaman âdeta durur. Cümlelerin sırasını değiştirsen bile anlam pek bozulmaz, çünkü ortada bir oluş sırası yoktur.

Sorman gereken soru şudur: "Nasıl görünüyor?" Metin bu sorunun cevabını veriyorsa betimleyicidir.

İki türü vardır. Bir mekânın ya da nesnenin görünüşü anlatılıyorsa buna açıklayıcı betimleme; bir kişinin dış görünüşü ya da iç dünyası anlatılıyorsa buna portre denir.

Betimleme çoğu zaman öyküleyici bir metnin içinde, olayın geçtiği yeri tanıtmak için kullanılır. Yani ikisi sık sık yan yana bulunur; bu da birazdan göreceğin en büyük tuzağı doğurur.

T.8.3.11

Çözümlü örnek

Betimleyici anlatımı tanıma

Aşağıdaki paragrafın anlatım biçimi nedir?

"Kasabanın girişindeki değirmen yıllardır boştu. Duvarlarının sıvası dökülmüş, kerpiçleri açığa çıkmıştı. Çatısının bir ucunda kırık bir kiremit, rüzgârda hafifçe sallanıyordu. Kapının önünde kuruyup sararmış otlar, taş eşiğin çatlaklarından fışkırmıştı. Pencerelerinden biri camsız, öteki kalın bir toz tabakasıyla kaplıydı."

  1. Paragrafta bir olay ilerliyor mu diye bakalım.
  2. İlerlemiyor. Değirmen paragrafın başında da sonunda da aynı hâlde duruyor. Kimse bir şey yapmıyor, hiçbir şey değişmiyor. Yani hareket yok, durağan bir tablo var.
  3. Şimdi sıfatları sayalım: "boş", "dökülmüş", "kırık", "kuruyup sararmış", "camsız", "kalın", "toz tabakasıyla kaplı". Neredeyse her cümlede bir niteleme var. Bu yoğunluk betimlemenin en açık işaretidir.
  4. "Nasıl görünüyor?" sorusunu sorabiliyor muyuz? Evet, paragraf baştan sona bu sorunun cevabı.
  5. Sonuç: anlatım biçimi BETİMLEYİCİDİR. Anlatılan bir mekân olduğu için bu, açıklayıcı betimlemedir.
  6. Küçük bir tuzağa dikkat: "rüzgârda hafifçe sallanıyordu" cümlesinde bir hareket var gibi görünüyor. Ama bu hareket bir OLAY başlatmıyor, sadece görüntünün bir parçası. Bir kiremidin sallanması bir olay değil, bir ayrıntıdır. Paragrafın bütününe bak: hiçbir şey olmuyor.

T.8.3.11

Sık yapılan hata

Betimlemeyi öyküleme sanmak

Bu, konunun en çok puan kaybettiren tuzağıdır. Öyküleyici ve betimleyici anlatım sık sık aynı paragrafta bulunur; ayırt edemezsen kesin yanılırsın.

Ayırt etmenin tek ve şaşmaz ölçütü şudur: HAREKET var mı?

Öykülemede bir olay ilerler. Paragrafın başındaki durumla sonundaki durum farklıdır. "Sonra ne oldu?" sorusunun cevabı vardır.

Betimlemede hiçbir şey ilerlemez. Zaman durur. "Sonra ne oldu?" diye soramazsın, çünkü ortada bir oluş sırası yoktur; sadece bir görüntü vardır.

İki cümleyi karşılaştır:

"Yaşlı adam ağır ağır sokağa çıktı, köşedeki bakkala doğru yürüdü." → Bir eylem gerçekleşiyor, kişi yer değiştiriyor. Öyküleme.

"Yaşlı adamın kırlaşmış sakalı, çökük omuzları ve yıpranmış paltosu vardı." → Kimse bir şey yapmıyor; sadece nasıl göründüğü söyleniyor. Betimleme (portre).

İkinci bir ayırt edici işaret sıfat yoğunluğudur. Bir paragrafta arka arkaya sıfatlar sıralanıyorsa ("dar", "loş", "nemli", "eski") o paragraf büyük ihtimalle betimleyicidir. Öykülemede ise eylem bildiren sözcükler öne çıkar.

Üçüncü kontrol: cümlelerin sırasını zihninde değiştir. Anlam bozuluyorsa öyküleme (çünkü sıra önemlidir), bozulmuyorsa betimlemedir.

Betimlemeyi öyküleme sanmak

T.8.3.11

Anlatım

Açıklayıcı anlatım: bilgi verir, öğretir

Açıklayıcı anlatım, okuru bir konuda bilgilendirmek için kullanılır. Yazarın amacı ne olay anlatmak ne resim çizmektir; öğretmektir.

Açıklayıcı anlatımın en belirgin özelliği NESNELLİKTİR. Yazar kendi beğenisini araya sokmaz; herkesin doğrulayabileceği bilgileri sıralar. "Bence", "bana kalırsa" gibi ifadeler burada pek bulunmaz.

Bu anlatımda yazar sık sık tanım yapar ("Deprem, yer kabuğundaki kırılmalar sonucu ortaya çıkan sarsıntıdır."), örnek verir, karşılaştırma yapar ve gerektiğinde sayısal veri kullanır. Birazdan göreceğin düşünceyi geliştirme yollarının çoğu en rahat açıklayıcı anlatımda kullanılır.

Dil sade ve anlaşılırdır; süslü benzetmeler, uzun betimlemeler tercih edilmez. Amaç etkilemek değil, anlatmaktır.

Sorman gereken soru: "Bu paragraf bana bir şey öğretiyor mu?" Cevap evetse ve yazar bir görüşü savunmuyorsa anlatım açıklayıcıdır.

Ders kitapları, ansiklopedi maddeleri, bilgilendirici makaleler ve haber metinlerinin büyük bölümü açıklayıcı anlatımla yazılır.

T.8.3.11

Çözümlü örnek

Açıklayıcı anlatımı tanıma

Aşağıdaki paragrafın anlatım biçimi nedir?

"Arılar, çiçeklerden topladıkları nektarı kovana taşır ve orada bal hâline getirir. Bir arı kolonisi, bir yıl boyunca binlerce çiçeği ziyaret eder. Bu ziyaretler sırasında çiçek tozları arının tüylerine yapışır ve başka çiçeklere taşınır. Buna tozlaşma denir. Tozlaşma, birçok bitkinin çoğalabilmesi için gereklidir."

  1. Paragrafı üç ölçütle sınayalım.
  2. Birincisi: bir olay ilerliyor mu? Hayır. Belli bir zamanda, belli bir yerde, belli bir kişinin başından geçen bir olay yok. Arıların genel olarak ne yaptığı anlatılıyor. Öyküleyici değil.
  3. İkincisi: bir görüntü çiziliyor mu? Hayır. Sıfat yoğunluğu yok, "nasıl görünüyor" sorusunun cevabı verilmiyor. Betimleyici değil.
  4. Üçüncüsü: bir görüş savunuluyor, bir karşı görüş çürütülüyor mu? Hayır. Yazar herhangi bir tartışmaya girmiyor. Tartışmacı değil.
  5. Geriye açıklayıcı anlatım kalıyor ve zaten paragrafın bütün işaretleri bunu gösteriyor: bilgi veriyor, nesnel, bir tanım içeriyor ("Buna tozlaşma denir."), süreç öğretiyor.
  6. Sonuç: anlatım biçimi AÇIKLAYICIDIR.
  7. Bu tür soruları çözerken en pratik yöntem eleme yapmaktır: önce hareket ara, bulamazsan sıfat yoğunluğu ara, onu da bulamazsan karşı görüş ara. Üçü de yoksa geriye açıklayıcı kalır.

T.8.3.11

Anlatım

Tartışmacı anlatım: bir görüşü çürütür, kendi görüşünü savunur

Tartışmacı anlatımda yazarın amacı okuru İKNA ETMEKTİR. Yaygın bir kanıyı ya da karşı bir görüşü önce ortaya koyar, sonra onu çürütür ve kendi görüşünü savunur.

Bu anlatımın iki aşamalı bir yapısı vardır:

1. Karşı görüş sunulur: "Çoğu kişi ... olduğunu düşünür.", "Yaygın kanıya göre ..."
2. Karşı görüş çürütülür ve yazarın görüşü ortaya konur: "Oysa ...", "Ne var ki ...", "Bence ..."

Tartışmacı anlatımın tanınmasını kolaylaştıran bağlantı sözcükleri vardır: oysa, ne var ki, ancak, hâlbuki, aslında, bana göre, bence, kanımca, doğrusu. Bu sözcüklerden birini görünce paragrafın tartışmacı olma ihtimali yükselir.

Açıklayıcı anlatımla karıştırılabilir; ikisinin farkı şudur: açıklayıcı anlatımda yazar tarafsızdır, sadece bilgi verir. Tartışmacı anlatımda yazarın bir TARAFI vardır ve seni o tarafa çekmeye çalışır.

Öznellik bu anlatımın doğal parçasıdır. Deneme, eleştiri ve köşe yazılarında sık kullanılır.

Tartışmacı anlatım: bir görüşü çürütür, kendi görüşünü savunur

T.8.3.11

Çözümlü örnek

Tartışmacı anlatımı tanıma

Aşağıdaki paragrafın anlatım biçimi nedir?

"Ödevin öğrenciyi yorduğu, ona hiçbir şey kazandırmadığı sıkça söylenir. Oysa sorun ödevin kendisinde değil, veriliş biçimindedir. Aynı soruyu otuz kez tekrarlatan bir ödev elbette yorar. Ama öğrenciden kendi mahallesindeki bir sorunu gözlemleyip yazmasını isteyen bir ödev, onu düşünmeye iter. Bana kalırsa tartışmamız gereken şey ödevin varlığı değil, niteliğidir."

  1. Paragrafın yapısını çıkaralım.
  2. İlk cümle bir yaygın kanı sunuyor: "Ödevin öğrenciyi yorduğu... sıkça söylenir." Yazar burada kendi görüşünü değil, başkalarının görüşünü aktarıyor.
  3. İkinci cümle "Oysa" ile başlıyor. Bu sözcük tam bir dönüm noktası işaretidir; yazar buradan itibaren karşı görüşü çürütmeye başlıyor.
  4. Sonraki cümlelerde yazar kendi görüşünü savunuyor ve son cümlede "Bana kalırsa" diyerek tarafını açıkça belirtiyor.
  5. İki aşama da tamam: karşı görüş sunuldu, çürütüldü, yazarın görüşü ortaya kondu.
  6. Sonuç: anlatım biçimi TARTIŞMACIDIR.
  7. İşaret sözcükleri de bunu doğruluyor: "söylenir", "oysa", "ama", "bana kalırsa".
  8. Dikkat: paragrafta ödev türlerine örnek de verilmiş ("aynı soruyu otuz kez tekrarlatan", "mahallesindeki bir sorunu gözlemleten"). Bu, örneklendirmedir - yani bir düşünceyi geliştirme yoludur, anlatım biçimi değildir. İkisini karıştırma: anlatım biçimi paragrafın genel yöntemi, düşünceyi geliştirme yolu ise o yöntemin içinde kullanılan bir araçtır.

T.8.3.11

İpucu

Anlatım biçimini bulmak için dört soru

Bir paragrafın anlatım biçimini bulurken şu dört soruyu sırayla sor. İlk hangisine "evet" dersen büyük ihtimalle biçim odur.

1. Bir olay ilerliyor mu, "sonra ne oldu?" diye sorabiliyor muyum? -> Öyküleyici

2. Bir görüntü çiziliyor mu, sıfatlar yoğun mu, "nasıl görünüyor?" sorusunun cevabını mı okuyorum? -> Betimleyici

3. Bana tarafsızca bir bilgi mi öğretiliyor, tanım ya da süreç mi anlatılıyor? -> Açıklayıcı

4. Bir görüş çürütülüp yerine başka bir görüş mü savunuluyor, "oysa / ne var ki / bence" var mı? -> Tartışmacı

Sıralamayı bozma. Özellikle 1 ile 2'yi karıştırmamak için önce her zaman harekete bak.

Bir kısa yol daha: paragrafın YÜKLEMLERİNE bak. Yüklemler "gitti, aldı, seslendi" gibi eylem bildiriyorsa öyküleyici; "vardı, duruyordu, kaplıydı" gibi durum bildiriyorsa betimleyici; "denir, oluşur, sağlar" gibi genel bilgi bildiriyorsa açıklayıcı olma ihtimali yüksektir.

Anlatım biçimini bulmak için dört soru

Sık yapılan hata

Bir paragrafta birden çok anlatım biçimi bulunabilir

Gerçek metinlerde anlatım biçimleri tek başına durmaz; iç içe geçer. Bir öyküde olay anlatılırken araya mekân betimlemesi girer, bir denemede görüş savunulurken araya bilgi verilir.

Bu yüzden LGS soruları çoğu zaman "Bu parçanın anlatım biçimi nedir?" diye değil, "Bu parçada AĞIRLIKLI OLARAK hangi anlatım biçimi kullanılmıştır?" diye sorar. Soru kökündeki "ağırlıklı olarak", "baskın olarak", "özellikle" gibi ifadeleri gördüğünde şunu anla: paragrafta birden fazla biçim var, senden en çok yer kaplayanı bulman isteniyor.

Şu paragrafa bak:

"Dar, taş döşeli bir sokaktı. İki yanındaki evlerin cumbaları neredeyse birbirine değiyordu. Selim, elindeki kâğıdı bir kez daha okudu, sonra üçüncü kapının önünde durup zili çaldı. Kapı aralandı."

İlk iki cümle betimlemedir; sokağın nasıl göründüğünü anlatır. Son iki cümle ise öykülemedir; olay ilerler. Yani paragrafta iki biçim birden var.

Peki ağırlıklı olan hangisi? Burada betimleme sadece sahneyi kurmak için kullanılmış; paragrafın asıl derdi Selim'in yaptıklarıdır ve paragraf bir olayla biter. Ağırlıklı biçim ÖYKÜLEYİCİDİR.

Karar verirken şuna bak: hangi biçim daha çok cümle kaplıyor ve paragrafın amacı hangisiyle gerçekleşiyor? Yardımcı olan biçimi değil, taşıyıcı olanı işaretle.

T.8.3.11

Anlatım

Yazarken doğru anlatım biçimini seçmek

Şimdiye kadar başkalarının yazdığı paragraflarda biçim aradık. Şimdi tersini yapacağız: sen yazarken hangi biçimi seçmelisin?

Cevap tek bir şeye bağlı: AMACIN ne?

Başından geçen bir şeyi anlatmak istiyorsan öyküleyici yazarsın. Olayı sırayla ver, kişiyi tanıt, zamanı ve yeri belli et, eylem bildiren sözcükleri kullan.

Bir yeri ya da bir kişiyi okurun gözünde canlandırmak istiyorsan betimleyici yazarsın. Ayrıntılara in, sıfatları cömertçe kullan, gözünle gördüğünü sırayla aktar (yukarıdan aşağıya, uzaktan yakına).

Bir konuyu öğretmek istiyorsan açıklayıcı yazarsın. Tanımla başla, örnek ver, gerekirse sayısal veri ekle, kişisel yorumdan uzak dur.

Bir görüşü savunmak istiyorsan tartışmacı yazarsın. Önce karşı görüşü dürüstçe aktar, sonra "oysa" diyerek kendi düşünceni gerekçeleriyle ortaya koy.

Bir yazıyı bozan en yaygın hata, amaç ile biçimin uyuşmamasıdır. Bir gezi yazısında sürekli tanım yapmak ya da bir bilgilendirme yazısında sayfalarca betimleme yapmak okuru yorar. Yazmaya başlamadan önce kendine sor: ben burada anlatmak mı, göstermek mi, öğretmek mi, ikna etmek mi istiyorum?

Yazarken doğru anlatım biçimini seçmek

T.8.4.9

Çözümlü örnek

Aynı konuyu iki farklı biçimle yazmak

Konu: köy meydanındaki çınar ağacı.

Bu konuyu önce betimleyici, sonra öyküleyici anlatımla birer paragraf hâlinde yaz. Sonra iki paragrafın nerede ayrıldığını göster.

  1. Önce betimleyici paragrafı yazalım. Amacımız ağacı okurun gözünde canlandırmak.
  2. "Meydanın tam ortasındaki çınarın gövdesi üç kişinin kucaklayamayacağı kadar kalındı. Kabuğu yer yer çatlamış, kimi yerde soyulmuştu. Kalın dalları neredeyse çeşmenin üstüne kadar uzanıyor, geniş yaprakları meydanın yarısını gölgede bırakıyordu. Dibindeki taş sekinin kenarları oturmaktan yıpranmış, düzleşmişti."
  3. Burada hiçbir şey olmuyor; sadece görüntü var. Yüklemler durum bildiriyor: "kalındı", "soyulmuştu", "uzanıyordu", "yıpranmıştı". Sıfatlar yoğun: kalın, çatlamış, geniş, yıpranmış.
  4. Şimdi aynı ağacı öyküleyici anlatımla yazalım. Amacımız bir olay anlatmak.
  5. "Pazartesi sabahı meydana geldiğimizde çınarın altında kimseler yoktu. Dedem sekiye oturdu, ceketini çıkarıp yanına koydu. Az sonra karşı sokaktan iki çocuk koşarak geldi, ağacın dibine çantalarını bıraktılar. Dedem onlara seslendi, ikisi de gülerek yanımıza geldi."
  6. Burada olay ilerliyor: gelme, oturma, koşma, seslenme. Yüklemler eylem bildiriyor. Kişi, zaman ve yer belli.
  7. İki paragrafın ayrıldığı nokta tek sözcükle söylenebilir: HAREKET. Birincisinde ağaç durur, sen bakarsın; ikincisinde ağacın altında bir şeyler olur.
  8. Yazarken bunu bilerek seç. Okurun ağacı görmesini istiyorsan birinciyi, ağacın altında geçen bir anı paylaşmak istiyorsan ikinciyi yaz.

T.8.4.9

Anlatım

Bir yazıda biçimleri birlikte kullanmak

İyi bir yazı çoğu zaman tek bir anlatım biçimine hapsolmaz. Biçimleri birbirinin hizmetinde kullanırsın: biri taşıyıcı olur, ötekiler ona yardım eder.

Örneğin bir gezi yazısı yazdığını düşün. Taşıyıcı biçimin öyküleyici olabilir: gittin, gördün, konuştun, döndün. Ama gittiğin yeri okurun gözünde canlandırmak için araya betimleme koyarsın. O yörenin tarihiyle ilgili bilgi vermek istediğinde açıklayıcı anlatıma geçersin.

Bir deneme yazarken taşıyıcı biçim tartışmacıdır. Ama görüşünü desteklemek için bir olay anlatabilirsin (öyküleme) ya da bir kavramı tanımlayabilirsin (açıklama).

Bunu yaparken iki kurala dikkat et:

Birincisi, taşıyıcı biçim belli olmalı. Okur yazının sonunda "bu yazı neyi yapmaya çalışıyordu" sorusuna cevap verebilmelidir. Her paragrafta biçim değiştirirsen yazı dağılır.

İkincisi, yardımcı biçimler ölçülü kullanılmalı. Bir gezi yazısında üç sayfa betimleme yaparsan okur olayı unutur.

Kendi yazını denetlemenin kolay yolu: yazdıktan sonra her paragrafın kenarına biçimini yaz. Listeye baktığında bir biçim açık ara öndeyse yazın dengelidir; hepsi eşitse yazın büyük olasılıkla dağınıktır.

T.8.4.9

Çözümlü örnek

Amaca uygun biçimle paragraf yazmak

Okul dergisi için "kütüphanemiz" konulu bir yazı hazırlanacak. Aşağıdaki üç amaç veriliyor. Her amaç için hangi anlatım biçimini seçersin ve o biçimle nasıl bir paragraf yazarsın?

1. Okurların kütüphanenin içini gözlerinde canlandırmasını istiyorsun.
2. Kütüphanenin nasıl kullanılacağını öğretmek istiyorsun.
3. "Okul kütüphanesine gerek yok, her şey internette var." diyenlere cevap vermek istiyorsun.

Amaca uygun biçimle paragraf yazmak

  1. Her amacı biçimle eşleştirip birer paragraf yazalım.
  2. 1. Amaç: canlandırmak -> BETİMLEYİCİ anlatım.
  3. "Kütüphanenin kapısını açtığında seni önce kâğıt kokusu karşılar. Sağ duvarı boydan boya kaplayan raflar tavana kadar uzanır; en üsttekilere ancak merdivenle ulaşılır. Pencerenin önündeki uzun masanın üstü çiziklidir, kenarlarında eski kalem izleri vardır. Köşedeki yeşil koltuk, yılların oturmasından ortasına doğru çökmüştür."
  4. 2. Amaç: öğretmek -> AÇIKLAYICI anlatım.
  5. "Kütüphanede kitaplar konularına göre ayrılmış raflarda bulunur. Her kitabın sırtındaki etikette bir numara vardır; bu numara kitabın hangi rafa ait olduğunu gösterir. Ödünç almak isteyen öğrenci, kitabı görevliye götürür ve öğrenci numarasını yazdırır. Ödünç süresi on beş gündür ve bir kez uzatılabilir."
  6. 3. Amaç: ikna etmek -> TARTIŞMACI anlatım.
  7. "Her bilginin internette bulunduğu, bu yüzden kütüphaneye gerek kalmadığı söyleniyor. Oysa internette bulduğumuz şey çoğu zaman bilgi değil, bilgi kırıntısıdır. Bir konuyu baştan sona anlatan, sıralı ve denetlenmiş bir metni ancak kitapta bulursun. Üstelik kütüphane sadece bilgi vermez; sessizce oturup düşünebileceğin bir yer sunar. Bence asıl soru kütüphanenin gerekli olup olmadığı değil, onu ne kadar kullandığımızdır."
  8. Üç paragrafın konusu aynı, biçimleri farklı. Bu da gösteriyor ki biçim konudan değil, AMAÇTAN doğar.

T.8.4.9

Anlatım

Düşünceyi geliştirme yolları nedir?

Bir yazar bir düşünceyi ortaya attığında okur haklı olarak sorar: "Neden? Nasıl? Bana kanıtla." İşte yazarın bu soruya cevap vermek için kullandığı tekniklere düşünceyi geliştirme yolları denir.

Anlatım biçimi ile karıştırma. Aradaki fark şudur: anlatım biçimi paragrafın GENEL YÖNTEMİDİR, düşünceyi geliştirme yolu ise o yöntemin içinde kullanılan bir ARAÇTIR. Bir paragraf ağırlıklı olarak açıklayıcı olabilir; bunun içinde tanım da yapılır, örnek de verilir, sayısal veri de kullanılır.

LGS'de en sık karşına çıkan altı yol şunlardır: tanımlama, örneklendirme, karşılaştırma, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma ve benzetme.

Bir paragrafta bunlardan biri, ikisi ya da beşi birden bulunabilir. Soru genellikle "aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?" diye sorulur; yani senden paragrafta OLMAYANI bulman istenir. Bu yüzden hepsini tek tek tanımayı öğrenmelisin.

Çalışırken şunu yap: bir paragraf okurken elinde altı yolun listesi olsun, cümle cümle git ve her cümlenin karşısına hangisi olduğunu yaz. Bu alışkanlık soru çözmenden daha hızlı ilerletir.

Düşünceyi geliştirme yolları nedir?

T.8.3.34

Anlatım

Tanımlama, örneklendirme, karşılaştırma

İlk üç yolu tek tek görelim.

TANIMLAMA, bir kavramın ne olduğunu söyler. Kısacası "... nedir?" sorusuna cevap verir. Tanım cümleleri genellikle "-dır/-dir" ile biter ya da "denir", "adı verilir" gibi ifadeler taşır.

"Sağanak, kısa sürede çok miktarda yağan yağmura verilen addır." Bu bir tanımlamadır. Testi basit: cümlenin başına "... nedir?" diye sorabiliyor musun? Sorabiliyorsan tanımlamadır.

ÖRNEKLENDİRME, söylenen düşünceyi somutlaştırmak için örnek verir. Amacı okurun kafasında bir karşılık oluşturmaktır.

"Bazı kuşlar kışın uzun yolculuklara çıkar; leylekler ve kırlangıçlar bunların en bilinenleridir." Burada genel bir düşünce söylenmiş, sonra somut örnekler verilmiştir. İşaret sözcükleri: örneğin, söz gelimi, mesela, gibi, kimi zaman doğrudan isim sayarak da yapılır.

KARŞILAŞTIRMA, iki varlığı, kavramı ya da durumu benzer ve farklı yönleriyle yan yana koyar. Amaç, birini ötekinin yardımıyla daha iyi anlatmaktır.

"Kitap okumak sabır ister, sonuçları geç görünür; oyun ise anında karşılık verir." Burada iki şey karşı karşıya getirilmiştir. İşaret sözcükleri: oysa, ise, buna karşılık, ona göre, daha, en.

Dikkat: karşılaştırmada mutlaka İKİ TARAF olmalıdır. Tek bir şeyin özellikleri sıralanıyorsa bu karşılaştırma değildir.

T.8.3.34

Çözümlü örnek

Tanımlama, örneklendirme ve karşılaştırmayı bulma

Aşağıdaki paragrafta hangi düşünceyi geliştirme yolları kullanılmıştır? Cümle cümle göster.

"(1) Sözlük, bir dilin sözcüklerini anlamlarıyla birlikte veren başvuru kitabıdır. (2) Bugün basılı sözlüklerin yanında çevrim içi sözlükler de yaygınlaşmıştır. (3) Basılı sözlük sayfayı çevirmeni ister, sabır gerektirir; çevrim içi sözlük ise aradığını saniyeler içinde önüne getirir. (4) Yine de basılı sözlüğün bir üstünlüğü vardır: aradığın sözcüğü bulurken yanındakileri de görürsün. (5) Söz gelimi 'yeğin' sözcüğünü ararken 'yeğlemek' ile karşılaşır, iki sözcüğü birlikte öğrenirsin."

  1. Cümleleri sırayla ele alalım.
  2. (1) "Sözlük, ... başvuru kitabıdır." Bu cümle "Sözlük nedir?" sorusunun cevabı ve "-dır" ile bitiyor. TANIMLAMA.
  3. (2) Bu cümle bir bilgi veriyor ama ne tanım ne örnek ne kıyaslama. Sadece durumu bildiren bir giriş cümlesi. Herhangi bir geliştirme yolu taşımıyor.
  4. (3) Basılı sözlük ile çevrim içi sözlük yan yana konmuş, biri sabır isterken öteki hızlı deniyor. Üstelik "ise" bağlacı var. KARŞILAŞTIRMA.
  5. (4) Yine iki tür sözlükten birinin üstünlüğü söyleniyor; karşılaştırmanın devamı sayılır.
  6. (5) "Söz gelimi" ifadesiyle somut bir durum veriliyor. ÖRNEKLENDİRME.
  7. Sonuç: paragrafta tanımlama, karşılaştırma ve örneklendirme kullanılmıştır.
  8. Paragrafta OLMAYANLAR ise şunlardır: tanık gösterme (kimsenin sözü aktarılmamış), sayısal verilerden yararlanma (hiç sayı yok), benzetme (hiçbir şey başka bir şeye benzetilmemiş).
  9. LGS'de bu paragraftan kurulacak soru büyük olasılıkla "aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?" biçiminde gelir ve cevap bu üç eksikten biri olur.

T.8.3.34

Anlatım

Tanık gösterme, sayısal veri, benzetme

Şimdi kalan üç yola bakalım. Bunlar en çok karıştırılanlardır, o yüzden farkları iyi tut.

TANIK GÖSTERME, yazarın kendi düşüncesini desteklemek için SÖZÜ GEÇEN BİR KİŞİNİN sözünü aktarmasıdır. İki şart birlikte olmalıdır: aktarılan bir söz vardır ve o sözü kimin söylediği bellidir.

"Bir öğretmenimiz her derste, 'Anlamadan ezberlenen bilgi bir hafta yaşar.' derdi. Ben de bu sözü yıllardır hatırlıyorum." Burada söz aktarılmış ve söyleyeni belirtilmiştir. Tanık gösterme.

SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA, düşünceyi desteklemek için ölçüm, oran ya da istatistik kullanmaktır. Buradaki anahtar sözcük DAYANAKTIR: sayı, söylenen düşüncenin kanıtı olarak durmalıdır.

"Sınıfımızda yapılan ankette öğrencilerin dörtte üçü, günde iki saatten fazla ekran karşısında kaldığını söyledi. Bu oran, uyku düzenindeki bozulmayı açıklıyor." Buradaki oran bir kanıt görevi görüyor. Sayısal verilerden yararlanma.

BENZETME, anlatılmak isteneni daha iyi kavratmak için başka bir şeye benzetmektir. Genellikle "gibi, sanki, âdeta, kadar" sözcükleriyle kurulur.

"Yeni öğrenilen bilgi, henüz kökleşmemiş bir fidan gibidir; tekrar edilmezse ilk rüzgârda devrilir." Bilgi ile fidan arasında bir benzerlik kurulmuş. Benzetme.

Benzetme ile karşılaştırmayı ayır: karşılaştırmada iki şey GERÇEKTEN kıyaslanır ve ikisi de anlatının konusudur. Benzetmede ise ikinci şey sadece anlatmaya yardım eder; onun kendisi konu değildir.

Tanık gösterme, sayısal veri, benzetme

T.8.3.34

Çözümlü örnek

Tanık gösterme mi, sayısal veri mi?

Aşağıdaki paragrafta hangi düşünceyi geliştirme yolları vardır? Özellikle tanık gösterme ile sayısal veriyi ayır.

"(1) Uyku, bedenin kendini onardığı dinlenme durumudur. (2) Okulumuzda yapılan bir çalışmada, sekizinci sınıf öğrencilerinin yarısından fazlasının gece yedi saatten az uyuduğu belirlendi. (3) Bir hekim olan komşumuz, 'Ergenlikte uykusuzluk, dikkat kaybının en sessiz nedenidir.' diyor. (4) Uykusuz bir zihin, yakıtı bitmek üzere olan bir araca benzer; bir süre gider, sonra durur."

  1. Cümleleri tek tek ayıralım.
  2. (1) "Uyku, ... dinlenme durumudur." -> "Uyku nedir?" sorusunun cevabı, "-dur" ile bitiyor. TANIMLAMA.
  3. (2) "Yarısından fazlası", "yedi saatten az" -> bir çalışmadan çıkan ölçüm sonucu veriliyor ve bu sonuç yazarın düşüncesine dayanak yapılıyor. SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA.
  4. (3) Burada tırnak içinde bir söz aktarılmış ve söyleyeni belli: "bir hekim olan komşumuz". Bu sözün amacı yazarın düşüncesini güçlendirmek. TANIK GÖSTERME.
  5. (4) "Uykusuz bir zihin ... bir araca benzer" -> iki şey arasında benzerlik kurulmuş, üstelik "benzer" sözcüğü kullanılmış. BENZETME.
  6. Sonuç: paragrafta tanımlama, sayısal veri, tanık gösterme ve benzetme vardır. Örneklendirme ve karşılaştırma yoktur.
  7. İkisinin farkını net söyleyelim: (2)'de bir SAYI dayanak yapılmış, (3)'te bir SÖZ dayanak yapılmıştır. Tanık göstermede mutlaka bir söyleyen olmalıdır; ortada rakam olsa bile söyleyen belli değilse tanık gösterme olmaz.

T.8.3.34

Sık yapılan hata

Tanık gösterme ile örneklendirmeyi karıştırmak

Bu ikisi çok karıştırılır, çünkü ikisinde de yazar dışarıdan bir şey getirir. Ama getirdiği şey farklıdır.

ÖRNEKLENDİRMEDE somut bir DURUM, olay ya da varlık verilir. Ortada aktarılan bir söz yoktur.

"Bazı yazarlar geceleri çalışmayı sever; Sait Faik de öykülerinin çoğunu gece yazmıştır." Burada bir örnek verilmiş; kimse konuşmuyor. Bu örneklendirmedir.

TANIK GÖSTERMEDE ise bir SÖZ aktarılır ve o sözü söyleyen kişi bellidir. Söz genellikle tırnak içindedir ama olmayabilir de; önemli olan "kim söylemiş" sorusunun cevabının bulunmasıdır.

"Sait Faik, 'Yazmasam deli olacaktım.' der." Burada bir söz ve onun sahibi var. Bu tanık göstermedir.

Karıştırmamak için tek soru yeter: ortada AKTARILAN BİR SÖZ var mı ve o sözün SAHİBİ belli mi? İkisi birden varsa tanık gösterme, yoksa örneklendirmedir.

İki ek uyarı:

Birincisi, tırnak işareti tek başına yeterli değildir. "Bu duruma 'ekran yorgunluğu' deniyor." cümlesinde tırnak var ama aktarılan bir söz ve söyleyen yok; burada tanık gösterme aranmaz.

İkincisi, bir kişinin adının geçmesi de yeterli değildir. Kişiden söz edilip sözü aktarılmıyorsa bu örneklendirmedir, tanık gösterme değildir.

Tanık gösterme ile örneklendirmeyi karıştırmak

T.8.3.34

Sık yapılan hata

Her sayı "sayısal verilerden yararlanma" değildir

LGS'nin bu konudaki en ince tuzağı budur. Paragrafta bir rakam görünce hemen "sayısal verilerden yararlanılmış" deme.

Sayısal verilerden yararlanma sayılabilmesi için sayının bir DAYANAK olması gerekir. Yani yazar bir düşünce ileri sürmüş olmalı ve o sayıyı bu düşüncenin kanıtı olarak sunmalıdır. Genellikle oran, yüzde, ölçüm ya da araştırma sonucu biçiminde gelir.

Karşılaştır:

"Dedem üç yıl önce köye taşındı." Burada bir sayı var ama hiçbir düşünceyi kanıtlamıyor; sadece olayın zamanını söylüyor. Sayısal veri DEĞİL.

"Köyümüzde üç yıl önce elli hane vardı, bugün on iki hane kaldı. Bu düşüş, göçün ne kadar hızlandığını gösteriyor." Burada sayılar bir düşüncenin (göçün hızlandığı) kanıtı olarak kullanılmış. Sayısal veriden yararlanma VAR.

Ayırt etmenin yolu şu soruyu sormaktır: "Bu sayıyı paragraftan çıkarırsam yazarın savı kanıtsız kalır mı?" Kalıyorsa sayısal veridir. Kalmıyorsa, sayı sadece bir ayrıntıdır.

Aynı dikkati şu durumlarda da göster: tarih bildiren sayılar ("1923'te"), yaş bildiren sayılar ("on üç yaşındaydı"), miktar bildiren sıradan ifadeler ("iki bardak su içti") genellikle sayısal veri sayılmaz. Bunlar öykülemenin ya da açıklamanın normal parçalarıdır.

T.8.3.34

Çözümlü örnek

Hangi yola başvurulmamıştır?

Aşağıdaki paragrafta bulunmayan düşünceyi geliştirme yolu hangisidir?

"Bisiklet, pedal gücüyle ilerleyen iki tekerlekli taşıttır. Kentimizde geçen yıl açılan bisiklet yolları, sabah trafiğini gözle görülür biçimde rahatlattı; belediyenin sayımına göre yolları kullananların sayısı bir yılda iki katına çıktı. Belediye başkanı, 'Bu yollar bize otoparktan daha çok yer kazandırdı.' diyor. Kısacası bir bisiklet yolu, kentin damarına açılan yeni bir kanal gibidir."

A) Tanımlama B) Sayısal verilerden yararlanma C) Tanık gösterme D) Karşılaştırma

  1. Seçenekleri tek tek paragrafta arayalım.
  2. A) Tanımlama: "Bisiklet, pedal gücüyle ilerleyen iki tekerlekli taşıttır." -> "Bisiklet nedir?" sorusunun cevabı. VAR.
  3. B) Sayısal verilerden yararlanma: "kullananların sayısı bir yılda iki katına çıktı" -> bu bir ölçüm sonucu ve yazarın "yollar işe yaradı" düşüncesinin dayanağı. VAR. (Buradaki sayı bir ayrıntı değil, kanıt; bu yüzden geçerli.)
  4. C) Tanık gösterme: "Belediye başkanı, 'Bu yollar bize otoparktan daha çok yer kazandırdı.' diyor." -> aktarılan söz var, söyleyeni belli. VAR.
  5. D) Karşılaştırma: paragrafta iki şey benzer ve farklı yönleriyle yan yana konmuş mu? Hayır. Son cümlede "bir kanal gibidir" deniyor ama bu bir benzetmedir; bisiklet yolu ile kanal kıyaslanmıyor, biri ötekiyle anlatılıyor.
  6. Cevap: D seçeneği.
  7. Dikkat edilecek nokta: başkanın sözünde "otoparktan daha çok yer" ifadesi geçiyor ve "daha" sözcüğü karşılaştırma çağrıştırıyor. Ama bu, yazarın kurduğu bir karşılaştırma değil, aktarılan sözün içinde geçen bir ayrıntıdır. Soruyu çözerken paragrafın yönteminin ne olduğuna bak, tek bir sözcüğe takılma.

T.8.3.34

Anlatım

Dinlediklerinde ve izlediklerinde bu yolları yakalamak

Düşünceyi geliştirme yolları sadece yazılı metinlerde bulunmaz. Bir konuşmacı seni ikna etmeye çalışırken de aynı araçları kullanır. Fark şu: metinde geri dönüp okuyabilirsin, konuşmada dönemezsin. Bu yüzden dinlerken dikkatin daha keskin olmalıdır.

Bir sunumu, konferansı ya da belgeseli dinlerken özellikle üç yolu yakalaman beklenir: örneklendirme, tanık gösterme ve sayısal verilerden yararlanma. Bunlar konuşmacının en çok başvurduğu üç araçtır, çünkü dinleyiciyi en hızlı ikna edenler bunlardır.

Her birinin sesli anlatımdaki işaretleri şunlardır:

Örneklendirme: "Mesela...", "Söz gelimi...", "Şöyle düşünün...", "Geçen hafta gördüğüm bir durumu anlatayım..."

Tanık gösterme: "Bir bilim insanının şu sözü çok önemli:...", "Öğretmenim hep şöyle derdi:..." Konuşmacı burada genellikle ses tonunu değiştirir, sanki başkasının ağzından konuşur.

Sayısal verilerden yararlanma: "Yapılan araştırmaya göre...", "Her üç kişiden biri...", "Bu oran yüzde kırka çıkmış durumda..."

Dinlerken not tutmak bu kazanımın anahtarıdır. Kâğıdını üçe böl, başlıklara "örnek", "alıntı", "sayı" yaz ve duyduğun her birini altına çentikle. Konuşma bitince elinde konuşmacının hangi araca ne kadar yaslandığını gösteren bir tablo olur. Bu tablo sana şunu da söyler: konuşmacı çok sayı kullandıysa kanıta dayanıyordur; hiç kullanmadıysa savı büyük ölçüde kişisel görüşe dayanıyordur.

Dinlediklerinde ve izlediklerinde bu yolları yakalamak

T.8.1.12

Çözümlü örnek

Bir sunumda kullanılan yolları tespit etme

Aşağıda okulunda dinlediğin bir sunumun metni var. Konuşmacının hangi düşünceyi geliştirme yollarına başvurduğunu bul.

"(1) Sevgili arkadaşlar, bugün sizinle su tasarrufunu konuşacağım. (2) Su tasarrufu, ihtiyacımız kadar su kullanıp gerisini israf etmemektir. (3) Okulumuzda bir hafta boyunca musluklardan akan suyu ölçtük; günde yaklaşık iki yüz litre suyun boşa aktığını gördük. (4) Bunun büyük bölümü, dişimizi fırçalarken musluğu açık bırakmamızdan kaynaklanıyor. (5) Müdürümüz geçen toplantıda, 'Israf, görünmediği için önemsenmeyen bir alışkanlıktır.' demişti; çok haklıydı. (6) Mesela sınıfımızdan bir arkadaşımız evde duş süresini beş dakikaya indirdi ve bir ayda faturalarında düşüş olduğunu söyledi."

  1. Cümleleri numaralarıyla ele alalım.
  2. (1) Giriş cümlesi; konuyu duyuruyor, herhangi bir geliştirme yolu taşımıyor.
  3. (2) "Su tasarrufu, ... israf etmemektir." -> "Su tasarrufu nedir?" sorusunun cevabı. TANIMLAMA.
  4. (3) "günde yaklaşık iki yüz litre" -> okulda yapılan bir ölçümün sonucu ve konuşmacının savının dayanağı. SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA.
  5. (4) Sayının nedenini açıklıyor; ayrı bir yol değil, önceki cümlenin devamı.
  6. (5) "Müdürümüz ... 'Israf, görünmediği için önemsenmeyen bir alışkanlıktır.' demişti." -> aktarılan bir söz var ve söyleyeni belli. TANIK GÖSTERME.
  7. (6) "Mesela sınıfımızdan bir arkadaşımız..." -> somut bir durum veriliyor. ÖRNEKLENDİRME.
  8. Sonuç: konuşmacı tanımlama, sayısal verilerden yararlanma, tanık gösterme ve örneklendirme yollarına başvurmuştur. Benzetme ve karşılaştırma kullanmamıştır.
  9. Dinlerken üç sütunlu not tutsaydın defterinde şunlar olurdu: sayı sütununa "200 litre/gün", alıntı sütununa "müdür - israf görünmez", örnek sütununa "duşu 5 dakikaya indiren arkadaş". Üç çentik, üç yol.

T.8.1.12

Çözümlü örnek

İzlediğin belgeselde hangi yol yok?

Aşağıda izlediğin bir doğa belgeselinin dış ses metni var. Konuşmada aşağıdaki yollardan hangisine BAŞVURULMAMIŞTIR?

"Göçmen kuşlar her sonbaharda binlerce kilometre yol alır. Bu kuşların kanat çırpışı, hiç durmayan bir saat sarkacı gibidir. Gölün çevresinde yapılan sayımlarda, on yıl önce konaklayan kuş sayısının bugünkünün iki katı olduğu belirlendi. Bölgede uzun yıllar çalışan bir araştırmacı, 'Kuşlar gitmedi, gelecek yer bulamıyor.' diyor."

A) Benzetme B) Sayısal verilerden yararlanma C) Tanık gösterme D) Örneklendirme

  1. Seçenekleri metinde arayalım.
  2. A) Benzetme: "kanat çırpışı, hiç durmayan bir saat sarkacı gibidir" -> iki şey arasında "gibi" ile benzerlik kurulmuş. VAR.
  3. B) Sayısal verilerden yararlanma: "on yıl önce konaklayan kuş sayısının bugünkünün iki katı olduğu belirlendi" -> bir sayım sonucu, kuş sayısının azaldığı savının dayanağı. VAR.
  4. C) Tanık gösterme: "Bir araştırmacı, 'Kuşlar gitmedi, gelecek yer bulamıyor.' diyor." -> söz aktarılmış, söyleyeni belli. VAR.
  5. D) Örneklendirme: metinde herhangi bir kuş türü sayılmış ya da somut bir olay örnek olarak verilmiş mi? Hayır. "Göçmen kuşlar" genel bir ifade; tek bir örnek verilmemiş.
  6. Cevap: D seçeneği.
  7. Bir uyarı: "binlerce kilometre" ifadesinde sayı çağrışımı var ama bu bir ölçüm sonucu değil, genel bir betimleme. Sayısal veriyi taşıyan asıl cümle "iki katı" diyen cümledir. Dinlerken sayıyı duyduğunda hemen çentik atma; o sayının bir savı kanıtlayıp kanıtlamadığını da düşün.

T.8.1.12

İpucu

LGS'de bu konu nasıl sorulur?

Bu konudan gelen sorular neredeyse tamamen dört kalıptan biriyle gelir. Kalıbı tanırsan zaman kazanırsın.

1. "Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?" -> Dört soruyu sırayla sor: hareket var mı, sıfat yoğun mu, bilgi mi veriliyor, karşı görüş mü çürütülüyor.

2. "Bu parçada ağırlıklı olarak hangi anlatım biçimi kullanılmıştır?" -> Paragrafta birden çok biçim var demektir; taşıyıcı olanı, yani daha çok cümle kaplayanı işaretle.

3. "Bu parçada aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır?" -> Seçenekleri paragrafta tek tek ara, bulduklarının üstünü çiz. Geriye kalan cevaptır. Bu, en güvenli yöntemdir; ezberden gitme.

4. Bir konuşma ya da sunum metni verilir, kullanılan yollar sorulur. -> Örnek, alıntı ve sayı üçlüsünü ara; LGS bu üçünü çok sever.

Soruları çözerken üç alışkanlık edin:

Birincisi, cümleleri numaralayarak oku. Her cümlenin karşısına yolunu yaz; kafanda tutmaya çalışma.

İkincisi, işaret sözcüklerinin altını çiz: "örneğin, söz gelimi" (örneklendirme), "oysa, ise" (karşılaştırma ya da tartışma), "gibi, sanki" (benzetme), "dır/dir, denir" (tanımlama).

Üçüncüsü, kesin karar vermeden önce bütün seçenekleri oku. Bu konuda ilk bakışta doğru görünen seçenek çoğu zaman ikinci en iyi cevaptır.

LGS'de bu konu nasıl sorulur?

Özet

Aklında kalsın

Anlatım biçimi, yazarın anlatacağını okura sunma yöntemidir. Dört tanesini bilmen yeterli:

- Öyküleyici: olay ilerler, hareket vardır; kişi, zaman, yer bellidir. Sorusu "sonra ne oldu?"
- Betimleyici: görüntü çizilir, sıfatlar yoğundur, zaman durur. Sorusu "nasıl görünüyor?"
- Açıklayıcı: bilgi verilir, öğretilir; nesneldir, tanım ve örnek taşır.
- Tartışmacı: bir görüş çürütülür, yazarın görüşü savunulur; "oysa, ne var ki, bence" gibi ifadeler bulunur.

Öyküleme ile betimlemeyi ayıran tek ölçüt HAREKETTİR. Bir olay ilerliyorsa öyküleme, sadece görüntü varsa betimlemedir.

Yazarken biçimi konudan değil AMAÇTAN seç: anlatmak istiyorsan öyküleyici, göstermek istiyorsan betimleyici, öğretmek istiyorsan açıklayıcı, ikna etmek istiyorsan tartışmacı yaz. Bir yazıda birkaç biçim birlikte kullanılabilir; ama taşıyıcı biçim belli olmalıdır.

Düşünceyi geliştirme yolları, yazarın düşüncesini desteklemek için kullandığı araçlardır. Altısını bil: tanımlama ("... nedir?"), örneklendirme (somut durum), karşılaştırma (iki taraf yan yana), tanık gösterme (söyleyeni belli bir söz), sayısal verilerden yararlanma (dayanak olan sayı), benzetme ("gibi, sanki").

Dört tuzağı unutma. Bir paragrafta birden çok biçim bulunabilir; soru "ağırlıklı olarak" der, sen taşıyıcı olanı bul. Sıfat yoğunluğu ve hareketsizlik betimlemenin işaretidir, öykülemenin değil. Tanık göstermede mutlaka aktarılan bir söz ve o sözün sahibi vardır; yoksa örneklendirmedir. Ve her sayı sayısal veri değildir; sayı bir savın DAYANAĞI olmalıdır.

Dinlerken de aynı yolları ara. Bir sunumda en sık üç araç kullanılır: örnek, alıntı, sayı. Kâğıdını üçe böl, duyduğunu çentikle; konuşma bitince konuşmacının yöntemi elinde olur.