Zamirler (Pronouns), isimlerin yerini tutan; kendi başlarına somut bir anlam taşımayan, ancak cümle içinde işaret ettikleri isme (referent) bağlı olarak anlam kazanan kelimelerdir. YÖKDİL/YDS'de zamirler hem "boşluk doldurma" hem de "cümlede hata bulma" sorularının klasik konusudur; asıl zorluk tekil/çoğul uyumu, özne/nesne hâli seçimi ve some/any/no/every ailesinin doğru dağıtılmasında ortaya çıkar.
1. Personal Pronouns (Şahıs Zamirleri)
Şahıs zamirlerinin biri özne (subject), diğeri nesne (object) konumunda kullanılan iki ayrı biçimi vardır.
| Özne | Nesne | Türkçe |
|---|---|---|
| I | me | ben / beni-bana |
| you | you | sen(iz) / seni-sana |
| he | him | o (erkek) / onu-ona |
| she | her | o (kadın) / onu-ona |
| it | it | o (cansız/hayvan) / onu-ona |
| we | us | biz / bizi-bize |
| they | them | onlar / onları-onlara |
Ahmet saw me the other day.
Ahmet beni geçen gün gördü.
The books belong to me / him / them.
Kitaplar bana / ona / onlara aittir.
1.1. "She" ve "It" nin özel kullanımları
- She/her: Gemi, uçak ve bazen ülkeler için sevgi/bağlılık ifadesiyle kullanılır.
Turkey is our country. We love her very much.
Türkiye bizim ülkemizdir. Onu çok severiz.
- It: Kimliği bilinmeyen bir kişi/şey için kullanılır.
Someone is moving about the house. It must be a burglar.
Evin içinde biri dolaşıyor. O bir hırsız olmalı.
2. Possessive Adjectives & Possessive Pronouns (İyelik Sıfatları ve Zamirleri)
Possessive adjective'ler daima kendinden sonra bir isim (veya "one") ister; tek başına cümlede duramaz. Possessive pronoun'lar ise ismin yerine geçtiği için tek başlarına kullanılır.
| Possessive Adjective (+isim) | Possessive Pronoun (tek başına) | Türkçe |
|---|---|---|
| my | mine | benim / benimki |
| your | yours | senin(iz) / seninki |
| his | his | onun / onunki |
| her | hers | onun / onunki |
| its | its | onun / onunki |
| our | ours | bizim / bizimki |
| their | theirs | onların / onlarınki |
That is my book. That book is mine.
Şu benim kitabım. Şu kitap benimkidir.
Their house is older than yours.
Onların evi sizinkinden daha eskidir.
2.1. "of + iyelik zamiri" yapısı (double genitive)
"A friend of mine" yapısı "my friends"ten biri anlamı verir; "arkadaşlarımdan biri" demektir.
He is a friend of mine. (= one of my friends)
O, benim bir arkadaşımdır.
This is a car of theirs.
Bu, onların bir arabasıdır.
3. Reflexive & Emphasizing Pronouns (Dönüşlü ve Vurgulayıcı Zamirler)
| Tekil | Çoğul |
|---|---|
| myself | ourselves |
| yourself | yourselves |
| himself / herself / itself / oneself | themselves |
3.1. Dönüşlü kullanım (özne = nesne)
Eylem, özneden çıkıp yine özneye döner; yani cümlenin öznesi ile nesnesi aynı kişidir.
She saw herself in the mirror.
Kendini aynada gördü.
They helped themselves to the cakes.
Kendilerine pastadan aldılar.
3.2. Belirli fiillerle (dönüşlü fiiller)
- pride oneself on (gurur duymak)
- enjoy oneself (iyi vakit geçirmek)
- behave oneself (uslu durmak)
- apply oneself to (kendini vermek)
I pride myself on always having a tidy garden.
Bahçemin her zaman düzenli olmasıyla gurur duyarım.
We hope you'll enjoy yourself at the party.
Umarız partide iyi vakit geçirirsiniz.
3.3. Vurgulayıcı (emphasizing) kullanım
Bu kullanımda "self" zamiri cümleden çıkarılsa anlam bozulmaz; sadece özneyi ("bizzat, kendisi") vurgular. Genellikle cümle sonunda veya özneden hemen sonra yer alır.
You yourself told me the story.
Bizzat kendin bana hikâyeyi anlattın.
I saw him do it myself.
Onu yaparken bizzat kendim gördüm.
3.4. "by + dönüşlü zamir" = tek başına / yardımsız
This machine works by itself. (= alone, without help)
Bu makine kendi kendine çalışır.
The little boy travelled from Ankara to New York by himself.
Küçük çocuk Ankara'dan New York'a tek başına seyahat etti.
3.5. Edatlardan (preposition) sonra kullanım
Edattan sonraki kişi cümlenin öznesiyle aynıysa dönüşlü zamir, farklıysa şahıs zamirinin nesne hâli kullanılır.
She is proud of herself. (özne = nesne → dönüşlü)
Kendinden gurur duyuyor.
He took the food for the day with him. (kimlik şüphesiz → şahıs zamiri)
Günlük yiyeceği yanına aldı.
4. Demonstrative Pronouns (İşaret Zamirleri)
this / that / these / those bir isimle birlikte kullanıldığında sıfat, isim olmadan tek başına kullanıldığında zamirdir.
I'd like to buy this car, not that car. (sıfat)
Şu arabayı değil, bu arabayı almak istiyorum.
This is what I want you to do. (zamir)
Senden istediğim şey bu.
My seat was next to that of the Mayor.
Koltuğum belediye başkanınkinin yanındaydı.
Compare Chopin's waltzes with those of today.
Chopin'in vals eserlerini günümüzünkilerle karşılaştırın.
4.1. The former / The latter
İki şeyden bahsedildikten sonra "ilki / birincisi" için the former, "ikincisi / sonuncusu" için the latter kullanılır.
The orchestra played two symphonies, the Third and the Fifth; the former was played magnificently, the latter was not so well done.
Orkestra iki senfoni çaldı, Üçüncü ve Beşinci; ilki muhteşem çalındı, ikincisi o kadar iyi çalınmadı.
4.2. Such
"Such" isimden önce sıfat, tek başına ise işaret zamiri işlevi görür.
I have had such a busy day. (sıfat)
Çok yoğun bir gün geçirdim.
His carelessness is such as to make it unlikely that he will pass the exam. (zamir)
Dikkatsizliği, sınavı geçmesini olası kılmayacak derecededir.
5. Indefinite Pronouns (Belgisiz Zamirler)
some, any, no, every kökleri; -thing, -body, -one, -where ekleriyle birleşerek belgisiz zamirler ailesini oluşturur.
| Kök | +thing | +body | +one | +where |
|---|---|---|---|---|
| some (olumlu) | something | somebody | someone | somewhere |
| any (olumsuz/soru) | anything | anybody | anyone | anywhere |
| no (olumsuz anlam) | nothing | nobody | no one | nowhere |
| every (bütün) | everything | everybody | everyone | everywhere |
Have you got any money? — No, I haven't got any. (= none)
Hiç paran var mı? — Hayır, hiç yok.
If only I had some red roses.
Keşke biraz kırmızı gülüm olsaydı.
Everyone knows that Ankara is the capital of Turkey.
Herkes Ankara'nın Türkiye'nin başkenti olduğunu bilir.
5.1. Some / Any farkı
Genel kural: some olumlu cümlede, any olumsuz ve soru cümlesinde kullanılır. Ancak rica/teklif sorularında (isteğin kabul edilmesi beklenen durumlarda) some tercih edilir.
Would you like some tea? (teklif)
Biraz çay ister misin?
He didn't have any cigarettes, so he went out to buy some.
Hiç sigarası yoktu, bu yüzden almaya gitti.
5.2. All / Both / Each / Every
Both yalnızca iki kişi/şey için, all ikiden fazlası (veya bütünü) için kullanılır. Each, bir bütünü teker teker ele alırken; every, bireyleri bir bütün olarak toplar (en az üç birimlik gruplarda kullanılır).
I have two sons: they are both doctors.
İki oğlum var: ikisi de doktor.
The explosion broke all the windows. (bütün pencereler, hepsi birlikte)
Patlama tüm pencereleri kırdı.
The explosion broke every window. (her bir pencere teker teker)
Patlama her pencereyi kırdı.
Each of them was given a present from the host.
Onların her birine ev sahibi tarafından bir hediye verildi.
5.3. Other / Another / The Other(s)
Other sıfat olarak değişmez, zamir olarak "-s" alır (others). "An" + other = another (tekil, "bir başka"). "The other" (tekil) iki şeyin ikincisi anlamı verir; "the others" geri kalanlar demektir.
One of my brothers is called Richard, the other is called Fred.
Kardeşlerimden biri Richard, diğeri Fred olarak adlandırılır.
Some like milk chocolate, others prefer bitter chocolate.
Bazıları sütlü çikolatayı sever, diğerleri bitter çikolatayı tercih eder.
He already has two cars, and now he has bought another.
Zaten iki arabası var, şimdi bir tane daha aldı.
6. One / Ones
One, hem bir sayı hem de daha önce geçmiş, tekrar edilmek istenmeyen sayılabilir bir ismin yerini tutan bir zamirdir. Çoğulu ones'dur.
6.1. Genel/kişisel özne olarak "one"
Resmî İngilizcede "herkes / insan" anlamında kullanılır; kendi dönüşlü biçimi "oneself", iyelik biçimi "one's"dur.
One can only do one's best.
İnsan ancak elinden geleni yapabilir.
I don't think one should overwork oneself.
İnsanın kendini fazla yormaması gerektiğini düşünüyorum.
6.2. Daha önce geçen ismin yerine "one/ones"
Mr Brown's old car is a good one. It is even better than our new one.
Mr Brown'ın eski arabası iyi bir arabadır. Bizimkinden bile daha iyidir.
I prefer red roses to white ones.
Kırmızı gülleri beyazlara tercih ederim.
Which girl is Mary Robinson? — The one in the pink dress.
Hangi kız Mary Robinson? — Pembe elbiseli olan.
6.3. "The one … the other" (zıtlık)
There were two choices open to us. We had to take either the one or the other.
Önümüzde iki seçenek vardı. Ya birini ya diğerini almak zorundaydık.
7. Each Other / One Another
Karşılıklı yapılan bir eylemi veya duyguyu ifade ederler. Each other geleneksel olarak iki kişi/şey, one another ise ikiden fazla kişi/şey için kullanılır (günümüz İngilizcesinde bu ayrım gevşemiştir, ancak sınavlarda klasik kural sorulur).
The two brothers love each other.
İki kardeş birbirlerini severler.
Little children love one another.
Küçük çocuklar birbirlerini severler.
They gave presents to each other.
Birbirlerine hediyeler verdiler.
8. It & There (Dummy / Kukla Özneler)
"It" ve "there", gerçek bir varlığa işaret etmeden yalnızca cümleye gramatik bir özne kazandırmak için kullanılabilir.
8.1. Dummy "it"
- Hava durumu: It is raining / snowing / freezing.
- Zaman ve mesafe: It is half past two. It is fifteen miles to our village.
- Mastar/yan cümleye referans (formal subject): It is easy enough to talk. It was clear that he didn't want to come.
- Vurgu yapıları (cleft sentence) — gerçek özneyi öne çıkarmak için "It is/was … that/who":
It was my father, not my mother, who wanted me to become an engineer.
Mühendis olmamı isteyen annem değil babamdı.
- Bütün bir cümleye/duruma referans: She has saved my life. I will never forget it.
It was our training that made us good teachers.
Bizi iyi öğretmen yapan aldığımız eğitimdi.
8.2. "So/not" ile "it" yerine kullanım
Say, think, hope, believe, suppose, expect, hear, tell, imagine, fear, be afraid gibi fiillerden sonra bir yan cümleyi tekrar etmemek için "it" yerine so kullanılır.
Will you pass your exam? — I think/hope/believe/suppose/expect so.
Sınavını geçecek misin? — Sanırım/Umarım/İnanıyorum ki evet.
Olumsuz biçim iki şekilde yapılabilir:
I don't think so. / I think not.
Sanmıyorum.
8.3. Dummy "there"
"There is / there are" yapısı, bir şeyin varlığını bildirmek için kullanılan kukla özne yapısıdır; "there" herhangi bir yeri işaret etmez.
There is only one student there, not two.
Orada sadece bir öğrenci var, iki değil.
There was so much noise that I could hardly hear myself think.
O kadar çok gürültü vardı ki kendi düşüncemi bile zor duyuyordum.
9. Göreli Zamirlere Kısa Değini (Relative Pronouns)
Göreli zamirler (who, whom, whose, which, that) bir sıfat cümleciğini (relative clause) önceki isme bağlar; ayrı ve kapsamlı bir konu olmakla birlikte, zamirler bahsinde kısaca hatırlanması gerekir.
| Zamir | Kullanım |
|---|---|
| who | insan, özne konumu |
| whom | insan, nesne konumu (resmî) |
| whose | iyelik (insan/nesne) |
| which | nesne/hayvan |
| that | insan/nesne (kısıtlayıcı yan cümlede who/which yerine) |
The man who called yesterday is my uncle.
Dün arayan adam dayımdır.
The book which/that I bought is very interesting.
Satın aldığım kitap çok ilginç.