Bağlaç (conjunction), İngilizcede iki cümleciği (clause) birbirine bağlayan sözcük veya sözcük grubudur. "Conjunction" kelimesi Latince "bağlama, birleştirme" anlamına gelen junc- kökünden gelir. Önemli bir noktaya dikkat: bağlaç iki kelimeyi değil, iki cümleciği (özne + yüklem içeren yapıyı) birbirine bağlar. Bu derste bağlaçları 9 aile altında; anlamları, kullanım kuralları, virgül kuralları ve devrik (inversion) yapılarıyla birlikte ele alacağız.
1. Coordinating Conjunctions — FANBOYS
"Koordine eden bağlaçlar", eşit değerdeki iki bağımsız cümleciği (independent clause) birbirine bağlar. Yedi tanedirler ve kısaca FANBOYS (For, And, Nor, But, Or, Yet, So) olarak anılırlar.
| Bağlaç | Anlam | İşlev |
|---|---|---|
| and | ve | paralellik / ekleme |
| but | ama, ancak, fakat | zıtlık |
| or | veya, ya da | alternatif |
| nor | ne de | olumsuz alternatif (devrik yapı!) |
| so | bu yüzden, bundan dolayı | sonuç |
| for | zira, çünkü | neden (yazılı, resmî üslup) |
| yet | halbuki, oysa | zıtlık (but'tan daha resmî) |
1.1. Temel Kurallar
- FANBOYS bağlaçları mutlaka iki bağımsız cümlecik arasında bulunur; her iki tarafta da özne+yüklem vardır.
- İki tam cümleyi bağlarken bağlaçtan hemen önce bir virgül (,) konur.
- Bağlanan cümleciklerin fiil zamanları (tense) birbiriyle uyumlu olmak zorunda değildir — bu, İngilizcede dikkat çekici bir özelliktir.
It was snowing heavily, so we cancelled the match.
Çok kar yağıyordu, bu yüzden maçı iptal ettik.
He ran as fast as he could, but he couldn't win the race.
Olabildiğince hızlı koştu ama yarışı kazanamadı.
I have seen her several times, but I can't recognize her now.
Onu birkaç kez gördüm ama şimdi onu tanıyamıyorum. (İki cümlecik farklı zaman kipinde: present perfect / present.)
1.2. Özne Tekrarı ve Virgül İstisnası
and, but ve so ile iki cümlecik aynı özneyi paylaşıyorsa, ikinci öznenin tekrarı genellikle atlanır; bu durumda bağlaçtan önce virgül de kullanılmaz.
The commander was tired but confident.
Komutan yorgun ama kendinden emindi.
I did my best and passed the exam.
Elimden geleni yaptım ve sınavı geçtim.
1.3. Nor — Devrik Yapı Zorunluluğu
nor ("ne de") her zaman olumsuz bir cümleden sonra kullanılır ve kendisinden sonra gelen cümlecik mutlaka devrik (yardımcı fiil + özne) yapıda olur.
He didn't contact his doctor, nor did he call his family.
Doktoruyla temasa geçmedi, ailesini de aramadı.
I don't want to visit anybody, nor do I want anybody to visit me.
Ne kimseyi ziyaret etmek istiyorum ne de kimsenin beni ziyaret etmesini istiyorum.
2. Sentence Connectors — Cümle Birleştiricileri
Bu grup teknik anlamda "bağlaç" değildir; çünkü cümlecikleri değil, iki ayrı ve tamamlanmış cümleyi birbirine bağlarlar. İlk cümle noktalanır, ikinci cümle bu birleştiricilerle başlar (veya birleştirici ikinci cümlenin ortasında/sonunda yer alır). Genellikle birleştiriciden sonra virgül kullanılır.
2.1. Paralellik / Ekleme Bildirenler
furthermore = moreover = what's more = in addition = also — bununla birlikte, ilaveten, ayrıca, üstelik
We welcomed our guests. Furthermore, we paid for their trip back home.
Misafirlerimizi ağırladık. Ayrıca, eve dönüş masraflarını da biz karşıladık.
He was praised by his teachers for his results in the finals. Also, he is expecting a reward from the school administration.
Final sınavlarındaki sonuçları nedeniyle öğretmenlerinden övgü aldı. Ayrıca, okul yönetiminden bir ödül bekliyor.
2.2. Zıtlık Bildirenler
however = nevertheless = nonetheless = on the contrary = still — buna karşılık, ancak, yine de, tersine
Last Sunday we were ready to receive guests. However, no one showed up.
Geçen pazar misafir ağırlamaya hazırdık. Ancak, kimse gelmedi.
2.3. Sonuç Bildirenler
therefore = thus = hence = as a result = consequently — bu nedenle, bu yüzden, sonuç olarak
There is a hospital in our neighbourhood. Therefore, we avoid making noise.
Semtimizde bir hastane var. Bu yüzden gürültü yapmaktan kaçınıyoruz.
therefore ikinci cümlenin başında, ortasında veya sonunda bulunabilir; anlam değişmez, ancak üslup değişir.
| Konum | Örnek |
|---|---|
| Cümle başı (en yaygın) | The players were exhausted. Therefore, they needed rest. |
| Cümle ortası (daha resmî / akıcı) | The professor, therefore, decided to add an oral exam. |
| Cümle sonu (seyrek) | He was mistreated by his manager. He resigned, therefore. |
2.4. Alternatif Bildirenler
otherwise = or else — aksi takdirde, yoksa
You have to attend the classes. Otherwise, you will fail the exam.
Derslere katılmak zorundasın. Yoksa sınavda kalırsın.
Watch your mouth. Or else, you will suffer the consequences.
Ağzına dikkat et. Yoksa sonucuna katlanırsın.
3. Correlative Conjunctions — Korelatif (İkili) Bağlaçlar
Korelatif bağlaçlar çift halinde kullanılır; cümlenin iki parçası arasında paralel bir yapı (parallelism) kurarlar. Her iki tarafta da aynı gramer türü (iki isim, iki fiil, iki sıfat…) kullanılmalıdır.
| Bağlaç | Anlam |
|---|---|
| not only … but also | sadece … değil, aynı zamanda … da |
| both … and | hem … hem de … |
| either … or | ya … ya da … |
| neither … nor | ne … ne de … |
| whether … or | gerek … gerekse … / … olsun … olsun |
He is not only a successful manager but also a good father.
O sadece başarılı bir yönetici değil, aynı zamanda iyi bir babadır.
She has both the courage and the will to overcome the difficulties she faces.
Karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek için hem cesarete hem de iradeye sahiptir.
While shopping, you either need cash or a credit card.
Alışveriş yaparken ya nakde ya da kredi kartına ihtiyacınız olur.
I love neither flowers nor trees.
Ne çiçekleri ne de ağaçları severim.
I love my family whether they love me or not.
Beni sevsinler ya da sevmesinler, ailemi severim.
3.1. Not only — Vurgu için Devrik Yapı
not only vurgu amacıyla cümlenin başına alındığında, hemen ardından devrik yapı (yardımcı fiil + özne) gelir.
Not only did I want to make money, but I also wanted to earn respect.
Sadece para kazanmak istemiyordum, aynı zamanda saygınlık kazanmak da istiyordum.
4. Time Conjunctions — Zaman Bağlaçları
Bu bağlaçlar iki olay arasındaki zamansal ilişkiyi (eşzamanlılık, öncelik-sonralık, ani art arda gelme) belirtir.
| Bağlaç | Anlam |
|---|---|
| when | …dığı zaman |
| while / as | …iken |
| just as | tam …iken |
| as soon as | … ir …mez |
| as long as | … dığı sürece |
| before / after | …den önce / …den sonra |
| until / till | …ceye kadar |
| by the time | …ceye kadar, …diğinde (çoktan) |
| once | …ir …mez, bir kez …dikten sonra |
| since | …dığından beri |
| no sooner … than | … mesiyle … olması bir oldu |
| hardly / scarcely … when | tam …mıştı ki, hemen ardından |
4.1. As ve While
Her ikisi de "…iken" anlamına gelir; genellikle bir eylem sürerken diğerinin gerçekleştiğini anlatır.
As I was walking alone in the street, the policeman stopped me.
Caddede yalnız yürürken polis beni durdurdu.
I witnessed a traffic accident while I was looking out of the window.
Pencereden bakarken bir trafik kazasına şahit oldum.
4.2. Just As
"Tam …iken" anlamındadır; genellikle past continuous ile kullanılır ve bir eylemin gerçekleşmek üzere olduğunu vurgular.
Just as I was entering the house, the baby started to cry.
Tam eve girerken bebek ağlamaya başladı.
4.3. By the Time
by the time genellikle past perfect (geçmişte bir olaydan önce biten başka bir olay için) veya future perfect (gelecekte bir olaydan önce bitmiş olacak eylem için) ile birlikte kullanılır. Anlamca until/till ile örtüşse de kullanım alanı farklıdır.
By the time I got home, the visitors had left.
Ben eve varana kadar misafirler gitmişti.
By the time you learn how to behave, I will have left the country.
Sen nasıl davranılacağını öğrenene kadar ben ülkeyi terk etmiş olacağım.
4.4. No Sooner … Than / Hardly … When — Devrik Yapı
Bu iki yapı, iki olayın art arda ani biçimde gerçekleştiğini anlatır ve neredeyse aynı anlama gelir. Vurgu amacıyla cümle başına alındıklarında, ilk cümlecik mutlaka devrik yapıda olur (past perfect yardımcı fiili öne geçer).
No sooner had I started to swim than it began to rain.
Tam yüzmeye başlamıştım ki yağmur yağmaya başladı.
Hardly had we seen each other when we separated.
Daha birbirimizi görür görmez ayrıldık.
5. Cause Conjunctions — Neden Bildiren Bağlaçlar
Bir eylemin veya durumun sebebini açıklayan bağlaçlardır. İkiye ayrılır: doğrudan cümlecikle kullanılanlar ve isim/isim tamlaması ile kullanılan kalıplar.
5.1. Cümlecik + Cümlecik
because = as = since = seeing that = now that = given that — çünkü, …dığı için, …den dolayı
I failed the exam because I didn't study enough.
Sınavdan kaldım çünkü yeterince çalışmadım.
As it was a fine day, everybody went out.
Hava güzel olduğu için herkes dışarı çıktı.
Since you are a rich man, you can afford to spend a lot of money.
Zengin bir adam olduğun için çok para harcayabilirsin.
Now that you have graduated, you should start looking for a job.
Artık mezun olduğuna göre, iş aramaya başlamalısın.
Given that the circumstances are favourable, we should start implementing the project.
Koşullar uygun olduğuna göre, projeyi uygulamaya başlamalıyız.
5.2. İsim / İsim Tamlaması ile Kullanılanlar
because of = due to = owing to = on account of = in view of — bunlar aslında edat (preposition) grubudur ve doğrudan bir isim veya isim tamlaması alırlar. Cümlecik almaları gerektiğinde "the fact that" ekiyle genişletilirler:
due to the fact that = owing to the fact that = because of the fact that = on account of the fact that = in view of the fact that
Due to the fact that the economy was in recession, the company cut down its production.
Ekonominin durgunlukta olması nedeniyle, şirket üretimini azalttı.
The match was postponed due to heavy rain.
Maç şiddetli yağmur nedeniyle ertelendi. (isim tamlaması, "the fact that" yok)
6. Concession Conjunctions — Zıtlık / Ödün (Karşıtlık) Bildiren Bağlaçlar
Beklenenin aksine bir durumun gerçekleştiğini anlatır: "…e rağmen", "…olsa da", "halbuki".
6.1. Although / Though / Even Though — Cümlecik Alanlar
although = though = even though — doğrudan özne + yüklem içeren bir cümlecik alırlar. "Even though" diğer ikisinden daha güçlü bir vurgu taşır; "though" ayrıca cümle sonunda tek başına "ama, yine de" anlamıyla da kullanılabilir.
Although he was extremely tired, he kept on working.
Çok yorgun olmasına rağmen çalışmaya devam etti.
I like him. I don't trust him, though.
Onu seviyorum. Yine de ona güvenmiyorum.
6.2. Despite / In Spite of — İsim Alanlar
despite = in spite of bir edat (preposition) grubudur; ardından isim, isim tamlaması ya da -ing yapısı gelir. Cümlecik almaları gerektiğinde "the fact that" ile genişletilirler.
Despite (=In spite of) the fact that his company was going bankrupt, he continued his extravagant lifestyle.
Şirketi iflasa gidiyor olmasına rağmen, savurgan yaşam tarzına devam etti.
Despite the heavy rain, they went out for a walk.
Şiddetli yağmura rağmen yürüyüşe çıktılar.
6.3. Whereas / While — Karşılaştırmalı Zıtlık
whereas = while iki durumu karşılaştırarak "halbuki, oysa" anlamı verir.
Nobody helped him when he was in trouble, whereas (=while) he had always been helpful to everybody in the past.
O zor durumdayken kimse ona yardım etmedi, oysa o geçmişte herkese yardımcı olmuştu.
6.4. However + Sıfat/Zarf ve No Matter / Whatever
Zıtlık bildiren "however" burada cümle birleştiricisindeki "however"dan farklıdır: hemen ardından bir sıfat veya zarf alır ve "ne kadar … olsa da" anlamı verir.
However hard he tries, he can't get anything out of his work.
Ne kadar çok çabalarsa çabalasın, çalışmalarından bir sonuç alamıyor.
Whatever he does, he can't please his wife.
Ne yaparsa yapsın karısını memnun edemiyor.
No matter what happens, I will stand by you.
Ne olursa olsun, senin yanında olacağım.
7. Result Conjunctions — Sonuç Bildiren Bağlaçlar
Bir durumun aşırılığının doğurduğu sonucu belirtmek için kullanılır: "o kadar … ki".
| Kalıp | Kullanım |
|---|---|
| so + sıfat/zarf + that | so beautiful that… |
| so + many/much/few/little + isim + that | so much money that… |
| such + (a/an) + sıfat + isim + that | such a good idea that… |
I was so embarrassed that I wanted to die.
O kadar utandım ki ölmek istedim.
She is so beautiful that every man in town fell in love with her.
O kadar güzel ki, şehirdeki her erkek ona aşık oldu.
He is such an idiot that he can commit every kind of folly.
O öyle bir salak ki, her türlü aptallığı yapabilir.
It was such a nice day that we decided to go for a picnic.
O kadar güzel bir gündü ki, pikniğe gitmeye karar verdik.
8. Purpose Conjunctions — Amaç Bildiren Bağlaçlar
Bir eylemin hangi amaçla yapıldığını anlatır: "…mek için, …sın diye".
| Kalıp | Anlam / Not |
|---|---|
| in order to / so as to + fiil | …mek için (aynı özne) |
| to + fiil | "in order to"nun kısaltılmış hâli |
| in order not to / so as not to | …memek için (olumsuz) |
| in order that / so that + cümlecik | …sın diye (özneler farklı olabilir) |
I have saved a lot of money in order to afford a car.
Bir araba alabilmek için çok para biriktirdim.
In order to avoid possible problems, we have taken strict measures.
Olası sorunlardan kaçınmak için sıkı önlemler aldık.
We all went out for a picnic to get some fresh air.
Temiz hava almak için hepimiz pikniğe gittik.
We arranged everything for the party so as to please all the guests.
Tüm konukları memnun etmek için parti için her şeyi düzenledik.
I am leaving the house immediately so as not to miss the plane.
Uçağı kaçırmamak için hemen evden çıkıyorum.
In order that I could watch the football match on TV, I made everybody leave the room.
Televizyondaki futbol maçını izleyebilmek için herkesi odadan çıkardım.
Please stand up so that I can see how tall you are.
Lütfen ayağa kalk ki ne kadar uzun olduğunu görebileyim.
9. Expectation / Precaution Conjunctions — Beklenti ve Önlem Bildiren Bağlaçlar
Olası bir durum karşısında önceden önlem alındığını anlatan bağlaçlardır.
9.1. In Case / Just in Case
"…ihtimaline karşı, …olur diye" anlamındadır. Türkçedeki "eğer" (if) ile karıştırılmamalıdır; "in case" bir olasılığa karşı önceden alınan tedbiri anlatır.
Take an umbrella with you in case it rains.
Yağmur ihtimaline karşı yanına şemsiye al.
I will punish you in case you disobey the rules.
Kurallara uymazsan seni cezalandıracağım.
Just in case a fire breaks out, we should have several fire extinguishers.
Yangın çıkması ihtimaline karşı birkaç yangın söndürücümüz olmalı.
9.2. Lest / For Fear That
lest ve for fear that, "…mesin diye, …masın korkusuyla" anlamına gelir; oldukça resmî ve yazılı dile ait, ileri düzey yapılardır. lest'ten sonraki cümlecikte genellikle should + fiil kullanılır.
The children obey their parents lest they (should) cut down their pocket money.
Çocuklar, harçlıklarını kesmesinler diye ebeveynlerine itaat ediyorlar.
The technician checked everything carefully lest a problem should arise during the operation.
Teknisyen, operasyon sırasında bir sorun çıkmasın diye her şeyi dikkatlice kontrol etti.
She left her husband for fear that he might beat her.
Kendisini döver korkusuyla kocasını terk etti.
The colonel forbade the soldiers to light fires for fear that the enemy might locate them.
Albay, düşman yerlerini tespit eder korkusuyla askerlerin ateş yakmasını yasakladı.
Genel Özet: Devrik Yapı (Inversion) Yapan Bağlaçlar
Aşağıdaki bağlaçlar vurgu amacıyla cümle başına alındığında, takip eden cümlecik devrik (yardımcı fiil + özne) yapıya girer. YÖKDİL/YDS sınavlarında sıkça karşılaşılan bir tuzak alanıdır.
| Normal Yapı | Devrik Yapı |
|---|---|
| He had no sooner arrived than the phone rang. | No sooner had he arrived than the phone rang. |
| We had hardly sat down when the lights went out. | Hardly had we sat down when the lights went out. |
| I not only want money but also respect. | Not only do I want money, but I also want respect. |
| He didn't call, nor did he write. (nor zaten devrik gerektirir) | He didn't call, nor did he write. |