sekizgenacademy.com

Paragrafta Anlam 3 — Çalışma Kağıdı

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 15.09.2026     10 soru TYT Türkçe

Çalışma Kağıdı

Paragrafta Anlam 3 — Çalışma Kağıdı

Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç

10 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada

1. (I) Telefon kameraları yaygınlaşınca fotoğraf çekmek neredeyse bedava bir işe dönüştü. (II) Film makinesiyle çalışan biri, otuz altı karelik bir rulonun her karesini harcamadan önce iki kez düşünürdü. (III) Bugün en ucuz telefonların ekran çözünürlüğü bile on yıl öncesinin üst düzey modellerini geride bırakmaktadır. (IV) Sınırsız çekim hakkı ise bakışı keskinleştirmek yerine köreltti. (V) Yüz kare çeken biri, içlerinden bir tanesini seçebilmek için gereken sabrı çoğu zaman gösteremiyor.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

2. Ekşi maya, un ile suyun havadaki mayalarla buluşmasından doğar; ona dışarıdan hiçbir katkı konmaz. Maya kabından her gün bir miktar hamur alınıp yerine taze un ve su eklenir; bu işleme "besleme" denir, aksatıldığında maya birkaç gün içinde asitlenip ölür. Aynı tarifle yapılan iki ekmeğin ayrı tat vermesinin nedeni de buradadır: her mutfağın havası, o mutfağa özgü bir maya topluluğu barındırır. Endüstriyel mayada bir saat süren kabarma ekşi mayada on iki saati bulur; ekmeğin sindirimini kolaylaştıran asitler de bu uzun bekleyiş sırasında oluşur.

Bu parçada aşağıdaki soruların hangisinin yanıtı YOKTUR?

A) Ekşi maya hangi bileşenlerden doğar? B) Ekşi mayalı ekmek ne kadar geç bayatlar? C) Maya beslemesi aksatılırsa ne olur? D) Aynı tarifle yapılan iki ekmeğin tadı neden ayrı olur? E) Sindirimi kolaylaştıran asitler ne zaman oluşur?

3. (I) Işık kirliliği bugün dünya nüfusunun büyük bölümünü, Samanyolu'nu hiç görmemiş insanlara dönüştürmüş durumdadır.
(II) Bir zamanlar gökyüzü, herkesin ortak takvimi ve pusulasıydı.
(III) Üstelik bu bilgi kitaplardan değil, her gece başını kaldırıp bakma alışkanlığından geliyordu.
(IV) Çiftçi ekim vaktini, denizci yönünü aynı yıldızlara bakarak bulurdu.
(V) Yitirdiğimiz şey bir manzara değil, binlerce yıllık bir okuma alışkanlığıdır.

Numaralanmış cümleler anlamlı bir paragraf oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi doğru olur?

A) II, IV, III, I, V B) II, III, IV, I, V C) I, II, IV, III, V D) IV, II, III, I, V E) II, IV, I, III, V

4. (I) Bir kazıda bulunan kap kacak, o toplumun ne yediğini değil, nasıl yediğini anlatır. (II) Tek kişilik küçük çanakların yerini geniş ortak tabakların alması, sofranın da toplumsal düzenin de değiştiğine işarettir. (III) Bu yüzden kazı raporlarında kapların sayısı kadar boyutları da titizlikle kayda geçirilir. (IV) Buna karşılık tohumlar, hiçbir yazılı belgenin veremeyeceği bir bilgiyi taşır: iklimin kendisini. (V) Bir tabakada buğdayın yerini arpanın alması, çoğu zaman kuraklığın sessiz kaydıdır. (VI) Arpa daha az suyla yetinir; çiftçi onu seçmişse yağmurun azaldığını çoktan anlamış demektir. (VII) Böylece toprak altındaki bir avuç tane, yüzyıllar öncesinin hava raporuna dönüşür.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

A) II B) III C) IV D) V E) VI

5. Bir kentin ağaç sayısını bilmek, o kentin gölgesini bilmek anlamına gelmez. Yol kenarına bırakılan bir fidan, kaç yıl sonra kaç metrekare gölge vereceği hesaplanmadan toprağa konur; on yıl sonra hâlâ kimseyi serinletmediği için de "tutmadı" denilip sökülür. (----) Bu yüzden ağaçlandırma raporlarındaki dikim rakamları, yaşayan gölgenin değil, yalnızca iyi niyetin ölçüsüdür.

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Oysa sorun çoğu kez fidanın türünde değil, köküne ayrılan toprağın darlığında ve dikimden sonraki bakımsızlıktadır. B) Kent ormanları, yaz aylarında şehir merkezindeki sıcaklığı birkaç derece aşağı çekebilecek güçtedir. C) Ağaç dikme törenleri, çocuklara doğa sevgisi kazandırmanın en etkili yollarından biri sayılmaktadır. D) Gölge, yaz aylarında yaya kaldırımlarını kullanılabilir kılan tek etkendir. E) Bu nedenle kentlerde ağaç dikimi yerine gölgelik yapıların çoğaltılması önerilmektedir.

6. (I) Sabah erken kalkanların daha üretken olduğu inancı, çalışma saatlerinin fabrika düdüğüne göre belirlendiği bir çağdan kalmadır. (II) Fabrikalarda vardiya düzenine geçilmesi, işçi sağlığı üzerine yapılan ilk araştırmaları da beraberinde getirmiştir. (III) Oysa uyku çalışmaları, insanların bir bölümünde biyolojik saatin doğuştan geç saatlere ayarlı olduğunu gösteriyor. (IV) Bu kişiler sabah dokuzda masaya oturduğunda bedenleri hâlâ gecenin devamındadır; asıl verimli saatleri öğleden sonra başlar. (V) Erkenciliği tek başına bir erdem sayan bakış, onları tembellikle suçlayarak günün en verimli bölümünü daha başlamadan harcar.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

7. Bir sokağın adının değişmesi, yalnızca tabelanın değişmesi değildir. Eski ad; o sokakta doğmuş insanların adreslerinden, mektup zarflarından, hatta kendilerini tanıtma biçiminden siliniyor demektir. Yeni ad ise ilk yıllarda kimsenin dilinde durmaz; postacı bile bir süre iki adı birden ezberlemek zorunda kalır. Sokağın iki adla birlikte yaşadığı bu dönem bazen bir kuşak boyu sürer.

Bu parçanın devamında aşağıdakilerden hangisinin söylenmesi beklenir?

A) Bu nedenle kent haritalarının belirli aralıklarla yenilenmesi zorunlu hâle gelmiştir. B) Sokak adları, bir kentin tarihini bugüne taşıyan en eski yazılı belgelerdir. C) Postacılar, adres bulma konusunda kent sakinlerinden çok daha becerikli olmayı öğrenir. D) Sonunda hangi adın kalıcı olacağını belirleyen de tabela değil, o sokağa her gün girip çıkanların dilidir. E) Oysa sokak adlarının değiştirilmesi pek çok ülkede yerel meclislerin yetkisindedir.

8. (----) Oysa bir sözcüğün anlamı, sözlükte yazan karşılığından ibaret değildir; onu kuşatan cümleye, o cümlenin içinde durduğu metne, hatta metnin yazıldığı çağa göre esner. "Ağır" sözcüğü bir valizle bir cezayı, bir kokuyla bir hastalığı aynı biçimde nitelemez. Bu yüzden iyi bir çevirmen, önce sözcüğün sözlükteki gölgesini değil, metindeki ağırlığını tartar.

Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Çeviri, iki dil arasında kurulan bir köprüdür ve her köprü gibi sağlam bir zemin ister. B) Sözlükler, bir dilin söz varlığını eksiksiz biçimde kayda geçirmeyi amaçlayan başvuru kitaplarıdır. C) Bir metni başka bir dile aktarırken yazarın üslubunu korumak, anlamı korumaktan daha güçtür. D) Çeviriyi, bir dildeki sözcüklerin yerine başka bir dildeki karşılıklarını yerleştirmek sayanlar az değildir. E) Çevirmenin sık sık sözlüğe bakması, çoğu okurun sandığının tersine bir acemilik göstergesi değildir.

9. Eski deniz haritalarında kıyı çizgileri şaşırtıcı bir ayrıntıyla işlenmişken açık denizler çoğu zaman bomboş bırakılırdı. Bu boşluk bilgisizliğin değil, dürüstlüğün işaretiydi: haritacı, gitmediği yeri çizmiyordu. Sonraki yüzyıllarda boşluklar önce kanatlı deniz yaratıklarıyla, ardından "olması muhtemel" adalarla dolduruldu. Kâğıt üzerinde dünya böylece tamamlandı; ne var ki denizciler artık var olmayan adaları aramaya başlamıştı. (----)

Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Haritacılık, yüzyıllar içinde sanatsal bir uğraş olmaktan çıkıp bilimsel bir alana dönüşmüştür. B) Denizciler zamanla ellerindeki haritaya değil, kendi gözlemlerine güvenmeyi öğrenmiştir. C) Bu nedenle eski haritalardaki süslemeler bugün birer sanat yapıtı olarak sergilenmektedir. D) Bir haritanın değeri, üzerinde gösterebildiği kara parçalarının sayısıyla ölçülür. E) Bilmediğini boş bırakan harita, boşluğu uyduran haritadan daha güvenilir bir yol göstericidir.

10. (I) Bu adlar resmî haritalara hiç girmediği için yalnızca orada yaşayanların belleğinde durur.
(II) Her köyün, haritada karşılığı bulunmayan kendi iç coğrafyası vardır.
(III) Çünkü bellekten başka yerde tutulmayan bu adların çoğu bir olayın kaydıdır: bir tarlanın adı oraya yıllar önce düşen yıldırımı, bir yolun adı orada bir zamanlar kurulan pazarı anlatır.
(IV) Köy boşaldığında yalnızca evler değil, bu ikinci harita da terk edilmiş olur.
(V) Sözgelimi dere kıyısındaki bir kavağın, sırtın ardındaki bir taş yığınının, köyün ortasındaki bir düzlüğün orada herkesçe bilinen bir adı vardır.

Numaralanmış cümleler anlamlı bir paragraf oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi doğru olur?

A) II, III, V, I, IV B) II, V, III, I, IV C) V, II, I, III, IV D) V, I, III, II, IV E) II, V, I, III, IV

Cevap Anahtarı

1-C 2-B 3-A 4-C 5-A 6-B 7-D 8-D 9-E 10-E

8genyks · YKS Hazırlık · sekizgenacademy.com