Paragrafta Anlam
Bunları biliyor olman gerekiyor
Paragrafta anlam konusuna girmeden önce üç şeyin yerli yerinde olması lazım. Zor değiller, sadece adlarını netleştirelim.
**Cümle:** Bir yargı bildiren söz dizisidir. Tek başına bir haber verir: "Yağmur sabaha kadar sürdü."
**Paragraf:** Tek bir düşünceyi işleyen, birbirine bağlı cümlelerden oluşan yazı birimidir. Bir paragrafta yalnızca **bir** ana düşünce vardır; bütün cümleler o düşünceye hizmet eder. Bir paragrafın bittiği yer, o düşüncenin bittiği yerdir.
**Bağlam:** Bir sözcüğün ya da cümlenin anlamını, çevresindeki cümleler belirler. "Bu", "o", "böylece", "ne var ki" gibi sözcükler tek başlarına bir şey söylemez; neye bağlandıklarını ancak paragrafın içinde anlarsın.
Bir de şu alışkanlığı şimdiden edin: paragraf sorularında cevap **her zaman parçanın içindedir.** Senin ne bildiğin, konu hakkında ne düşündüğün sorulmuyor. Yazarın ne dediği soruluyor. Bu cümleyi konu boyunca birkaç kez daha tekrar edeceğim, çünkü LGS'de en çok puan kaybettiren şey bu.
LGS Türkçe'de 20 sorunun 6-8'i bu konudan gelir. Yani bu konu tek başına bütün Türkçe testinin üçte biri kadardır. Ağır ağır oku.
Paragrafın yapısı: giriş, gelişme, sonuç
Her paragrafın bir iskeleti vardır. Bu iskeleti tanırsan, soru hangi cümleyi soruyorsa ona doğrudan gidersin.
**Giriş cümlesi**, düşünceyi ortaya koyar. Kendinden önce bir cümle varmış gibi durmaz; yani "bu", "o da", "bunun için", "ayrıca", "oysa" gibi bir önceki cümleye bağlanan sözlerle başlamaz. Bağımsızdır, konuyu tanıtır.
**Gelişme cümleleri**, düşünceyi açar. Örnek verir, karşılaştırır, tanık gösterir, nedenini söyler. Paragrafın en kalabalık bölümü burasıdır.
**Sonuç cümlesi**, düşünceyi bağlar. Çoğu zaman yazarın asıl demek istediği burada saklıdır; "kısacası", "demek ki", "o hâlde", "görülüyor ki" gibi sözler bu bölümde sık geçer.
Şu paragrafa bak:
> Bir kitabı bitirdikten sonra hemen bir başkasına başlamak, iyi bir okuma alışkanlığı sayılmaz. Okuduğun metnin zihninde oturması için zamana ihtiyacı vardır. Kitabı kapattığında anlatılanları kendi cümlelerinle bir kez daha kurmayı denersen, o kitap gerçekten senin olur. Yoksa okuduğun sayfa sayısı artar ama aklında kalan azalır. Kısacası okumanın hızı değil, sindirilmesi önemlidir.
Birinci cümle bağımsız ve konuyu açıyor: giriş. Ortadaki üç cümle nedenini ve nasılını anlatıyor: gelişme. Son cümle her şeyi tek yargıda topluyor: sonuç.
Bu iskeleti görmek, sonraki bütün soru tiplerinin temelidir.
Paragrafın giriş cümlesini bulma
Aşağıdaki cümlelerle anlamlı bir paragraf kurulacaktır. Paragrafın **giriş cümlesi** hangisidir?
I. Bu yüzden sabah erken kalkan biri, gece geç yatan birine göre gün içinde daha az hata yapar.
II. Uyku, bedenin dinlenmesinden ibaret bir duraklama değildir.
III. Uyku sırasında beyin, gün boyunca öğrendiklerini ayıklar ve kalıcı hâle getirir.
IV. Ayrıca vücut, hasar görmüş dokuları çoğunlukla bu saatlerde onarır.
- Giriş cümlesinin tek şartı vardır: **kendinden önceki bir cümleye bağlanmaz.** Cümlelerin başına bak, bağlayıcı söz arıyoruz.
- I. "Bu yüzden" ile başlıyor. "Bu" nedir? Önceki bir cümlede söylenmiş bir sebep. Demek ki I'in önünde bir cümle var → giriş olamaz.
- II. "Uyku, bedenin dinlenmesinden ibaret bir duraklama değildir." Hiçbir şeye bağlanmıyor, konuyu tanıtıyor ve bir iddia ortaya atıyor. **Giriş cümlesi bu olabilir.**
- III. "Uyku sırasında beyin..." Bu cümle de bağlayıcısız görünüyor. Ama iddia ortaya atmıyor, II'de atılan iddianın **açıklamasını** yapıyor: uyku neden sadece duraklama değil? Çünkü beyin çalışıyor. Yani II'den sonra gelir.
- IV. "Ayrıca" ile başlıyor; ekleme yapıyor, önünde mutlaka bir cümle var → giriş olamaz.
- Sıralama şöyle kuruluyor: **II → III → IV → I.** II iddiayı atar, III ve IV kanıt sıralar, I sonucu çıkarır.
- **Cevap: II.**
- Rutin olarak aklında kalsın: giriş cümlesi ararken önce "bu, o, bunun için, bu yüzden, ayrıca, oysa, ancak, çünkü, işte" ile başlayan cümleleri **ele.** Geriye genelde tek cümle kalır.
Konu: parçada neden söz ediliyor?
Konu, paragrafta **neden söz edildiğidir.** Yazarın üzerine konuştuğu şeydir.
Konu bir **yargı değildir**, bir **kavram ya da söz öbeğidir.** Bu yüzden konuyu söylerken cümle kurmazsın:
- "Sokak hayvanlarının beslenmesi" → konu
- "Sokak hayvanları beslenmelidir." → bu artık konu değil, ana fikirdir
Konuyu bulmak için sorulacak soru şudur: **"Bu parçada ne anlatılıyor?"** Cevabı iki üç sözcükle verebiliyorsan konuyu bulmuşsundur.
Konuyu bulmanın pratik yolu: paragrafta **en çok tekrar eden sözcük ya da kavram** hangisiyse konu genelde odur. Tekrar aynı sözcükle olmak zorunda değil; "kitap", "okumak", "sayfa", "yazar" sözcüklerinin hepsi aynı kavram ailesindendir, bu aile konuyu gösterir.
Ama dikkat: konu **paragrafın tamamını** kaplamalıdır. Sadece bir iki cümlede geçen bir ayrıntı konu olamaz.
T.8.3.16
Ana fikir: yazar ne demek istiyor?
Ana fikir, yazarın o paragrafı yazma **sebebidir.** Konu "neden söz ediliyor" sorusunun cevabıysa, ana fikir **"bunu niye anlatıyor, bize ne demek istiyor"** sorusunun cevabıdır.
Ana fikir her zaman **bir yargıdır**, yani cümledir. Sonunda nokta vardır.
Aynı konu üzerine yazılmış iki paragrafın ana fikri birbirinin tam tersi olabilir. İşte bu yüzden konuyu bulmak seni sadece yarı yola götürür.
Şu paragrafı oku:
> Kaybettiğim ilk satranç maçından sonra iki gün tahtaya bakmadım. Üçüncü gün oturup o maçı baştan sona yeniden kurdum ve nerede yanlış yaptığımı gördüm. O günden sonra kazandığım maçlardan değil, kaybettiklerimden not tutmaya başladım. Bugün oynadığım her iyi hamlenin arkasında, yıllar önce kaybettiğim bir oyun vardır.
**Konu:** yenilgiden ders çıkarmak. (Bir söz öbeği, yargı değil.)
**Ana fikir:** İnsan asıl gelişimini kazandıklarından değil, kaybettiklerinden öğrendikleriyle sağlar. (Bir yargı, cümle.)
Farkı gördün mü? Konu paragrafın **neyle ilgili** olduğunu; ana fikir yazarın o konuda **ne savunduğunu** söyler.
T.8.3.17
Parçanın konusunu belirleme
Aşağıdaki parçanın **konusu** nedir?
> Bir mahallenin ne kadar canlı olduğunu anlamak istiyorsan akşamüstü sokaklarına bak. Kaldırımda konuşan komşular, kapı önünde oynayan çocuklar varsa orada insanlar hâlâ birbirini tanıyordur. Yeni yapılan sitelerde ise herkes arabasıyla otoparka iner, asansöre biner, kapısını kapatır. Yıllarca aynı katta oturup birbirinin adını bilmeyen insanlar vardır. Bina yükseldikçe komşuluk alçalmıştır.
A) Şehirlerde artan bina yüksekliği
B) Yeni konut projelerinin mimari sorunları
C) Yapılaşmanın komşuluk ilişkileri üzerindeki etkisi
D) Çocukların sokakta oyun oynama ihtiyacı
- Konu sorusunda tek ölçüt var: **seçenek paragrafın tamamını kapsıyor mu?**
- Önce paragrafın neyden söz ettiğini kendi cümlemle söyleyeyim: eski mahallelerde komşuluk var, yeni sitelerde yok; yapı biçimi değişince insan ilişkileri de değişmiş.
- A) "Bina yüksekliği" paragrafta geçiyor ama yalnızca son cümlede, hem de bir benzetme içinde. Paragrafın tamamı bina yüksekliğini anlatmıyor. **Dar.**
- B) "Mimari sorunlar" paragrafta hiç yok. Yazar mimarlığı eleştirmiyor, insan ilişkisini anlatıyor. **İlgisiz.**
- C) Yapılaşma (eski mahalle / yeni site) ile komşuluk ilişkisi arasındaki bağ — paragrafın **birinci cümlesinden son cümlesine kadar** anlatılan tam olarak budur. **Tamamını kapsıyor.**
- D) Çocukların sokakta oynaması ikinci cümlede geçen bir **örnektir.** Paragrafın konusu değil, konuya verilen bir kanıttır. **Dar.**
- **Cevap: C.**
- Dikkat et: A ve D seçeneklerindeki ifadeler parçada **gerçekten geçiyor.** Ama geçmek yetmez; konu olacak şeyin parçanın **her yerinde** olması gerekir.
T.8.3.16
Parçanın ana fikrini belirleme
Aşağıdaki parçada asıl anlatılmak istenen nedir?
> Ustam, tezgâhın başına ilk oturduğum gün elime bir törpü verdi ve "Bu tahtayı düzelt." dedi. Üç gün boyunca aynı tahtayı törpüledim. Dördüncü gün dayanamayıp "Bu iş ne zaman bitecek?" diye sordum. Gülümsedi, "Tahta çoktan düzeldi." dedi, "Ben senin elinin düzelmesini bekliyorum." Yıllar sonra anladım ki bana öğretilen şey marangozluk değildi.
A) Marangozluk sabır isteyen zor bir meslektir.
B) Bir işi öğrenmek, o işin gerektirdiği sabrı kazanmakla başlar.
C) Usta çırak ilişkisi eskisi kadar güçlü değildir.
D) Tahtayı düzeltmek için uzun süre törpülemek gerekir.
- Ana fikir sorusunda rutinim şu: **önce son cümleye bak**, sonra bulduğum şeyi **bütün paragrafta sına.**
- Son cümle: "Bana öğretilen şey marangozluk değildi." Öyleyse ne öğretilmiş? Ustanın cevabında saklı: "Ben senin elinin düzelmesini bekliyorum." Yani öğretilen şey sabır ve emek vermeye alışmak.
- Şimdi seçenekleri sınayalım:
- A) Marangozluğun zor olduğu paragrafta söylenmiyor. Zaten yazar mesleğin zorluğundan değil, öğrenmenin doğasından söz ediyor. **Kapsamıyor.**
- B) "Bir işi öğrenmek, o işin gerektirdiği sabrı kazanmakla başlar." Üç gün aynı tahtayı törpülemek, ustanın cevabı ve son cümle — hepsi bu yargıya çıkıyor. **Paragrafın tamamını kapsıyor.**
- C) Usta çırak ilişkisinin zayıfladığına dair tek kelime yok. Yazar bir karşılaştırma yapmıyor. **Parçada yok.**
- D) Bu, parçada **anlatılan olayın kendisi.** Doğru bir bilgi ama ana fikir değil; ana fikir olaydan çıkarılan derstir. Bu seçeneği işaretlemek, hikâyeyi özetlemekle ana fikri bulmayı karıştırmaktır. **Dar.**
- **Cevap: B.**
T.8.3.17
Parçada geçen ama ana fikir olmayan seçenek
Bu, ana fikir sorularında yapılan **en yaygın hatadır**; adını koyalım.
Soru hazırlayanlar çeldiricileri havadan uydurmaz. Çeldiriciyi çoğu zaman **paragrafın bir cümlesinden alırlar.** Sen o seçeneği okursun, gözün metinde onu görür, "evet bu parçada var" dersin ve işaretlersin. Oysa parçada olmak ana fikir olmaya yetmez.
**Kural:** Ana fikir, paragrafın **bir cümlesini** değil, **tamamını** karşılamalıdır.
Şu paragrafa bak:
> Sabahları yürüyüşe çıkmak bedeni dinç tutar. Ama yürüyüşün asıl faydası bacaklarda değil, kafadadır. Adım atarken çözülen bir problem, masa başında saatlerce çözülmeyebilir. Zihin, beden hareket ederken daha rahat düşünür. Yürümek, aslında düşünmenin bir başka biçimidir.
Biri sana bu parçanın ana fikrini sorsa ve seçenekler arasında **"Sabah yürüyüşü bedeni dinç tutar."** olsa, çoğu öğrenci onu işaretler. Çünkü **birinci cümlede aynen yazıyor.**
Ama o cümle paragrafın **giriş** cümlesidir; yazar hemen ardından "Ama yürüyüşün asıl faydası bacaklarda değil, kafadadır." diyerek konuyu döndürmüştür. Yazarın asıl derdi bedensel fayda değil, zihinsel fayda. Ana fikir: **Yürümek bedeni olduğu kadar, hatta ondan çok zihni çalıştıran bir eylemdir.**
**Savunman:** Bir seçeneği işaretlemeden önce şunu sor — "Bu cümle paragrafın **kaç cümlesini** anlatıyor?" Cevap "bir" ise o seçenek ana fikir değildir.
Özellikle **ama, ancak, oysa, ne var ki** gördüğün yerde dur. Bu sözler yazarın gerçek düşüncesinin **kendilerinden sonra** geldiğini haber verir. Ana fikir bu sözlerin öncesinde değil, sonrasındadır.
T.8.3.17
Ana fikir bulma rutini: üç adım
Ana fikir sorusunu her seferinde aynı sırayla çöz. Ezber değil, yöntem:
**1. adım — Son cümleye bak.** Paragraflarda yazar düşüncesini çoğunlukla sonda bağlar. "Kısacası, demek ki, o hâlde, görülüyor ki, işte bu yüzden" gibi sözlerle başlayan bir son cümle varsa ana fikir neredeyse kesin oradadır.
**2. adım — Dönüş sözcüğü ara.** "ama, ancak, fakat, oysa, ne var ki, buna karşın" gördüğün yerde yazar fikrini döndürüyordur. Ana fikir bu sözcükten **sonraki** kısımdadır.
**3. adım — Kapsam sınaması yap.** Aday bulduğun yargıyı al ve paragrafın her cümlesine tek tek sor: "Bu cümle benim adayımı destekliyor mu?" Bir cümle bile dışarıda kalıyorsa adayın **dar** demektir; hiçbir cümlenin söylemediği bir şey söylüyorsa **geniş** demektir.
Bu üç adım seni ana fikre götürmezse paragrafta açık bir yargı cümlesi yok demektir; o zaman parça bilgi veren bir metindir ve ana fikri, paragrafın tamamının özeti olarak kendin kurarsın.
T.8.3.17
Ana duygu: şiirde ve öyküleyici metinlerde
Her metin bir fikir savunmaz. Bir şiir, bir anı, bir öykü parçası çoğu zaman sana bir **duygu** geçirmeye çalışır. İşte metnin okuyanda uyandırdığı bu baskın duyguya **ana duygu** denir.
Ana fikir ile ana duygunun farkı şudur:
- **Ana fikir** bir yargıdır, düşüncedir: "Emek harcamadan hiçbir şey öğrenilmez."
- **Ana duygu** bir hâldir, tek sözcükle söylenir: özlem, hüzün, umut, pişmanlık, korku, sevinç, yalnızlık, gurur.
Ana duyguyu bulurken metnin **anlattığı olaya değil, seçtiği sözcüklere** bak. Şair "solmuş", "boş", "eski", "bir zamanlar", "kalmadı" gibi sözcükler kullanıyorsa duygu hüzün ya da özlemdir. "Yarın", "filizlenir", "yeniden", "başlıyor" gibi sözcükler kullanıyorsa umuttur.
Bir metinde birden çok duygu bulunabilir. Aranan, metne **egemen olan**, en çok satırda kendini gösteren duygudur. Sadece bir dizede geçen duyguyu ana duygu sanma; bu, ana fikirde yaptığımız kapsam sınamasının aynısıdır.
T.8.3.17
Şiirde ana duyguyu belirleme
Aşağıdaki dizelerde hangi duygu ağır basmaktadır?
> Kapının önündeki taş hâlâ duruyor,
> Üstünde oturup seni beklediğim taş.
> Bahçedeki erik ağacı büyümüş, kalınlaşmış;
> Bir tek senin adımların eksik bu avludan.
A) Korku
B) Özlem
C) Öfke
D) Şaşkınlık
- Ana duyguyu sözcüklerden çıkaracağız.
- "Hâlâ duruyor" → geçmişten bugüne kalan bir şey var, konuşan kişi geçmişe bakıyor.
- "Seni beklediğim taş" → bekleme, ayrılık.
- "Büyümüş, kalınlaşmış" → aradan uzun zaman geçmiş.
- "Bir tek senin adımların eksik" → her şey yerinde, eksik olan yalnızca o kişi.
- Dizelerin dördü de aynı yöne bakıyor: burada olmayan birinin yokluğu. Yokluğu hissedilen birine duyulan bu hâlin adı **özlem**dir.
- Diğerlerini de eleyelim ki tesadüfen doğru bulmayalım:
- A) Korkuyu doğuracak bir tehdit, karanlık, kaçış yok. **Yok.**
- C) Öfke için bir suçlama, sitem, kızgın bir söz gerekirdi. Konuşan kimseyi suçlamıyor. **Yok.**
- D) Şaşkınlık ani ve beklenmedik bir durum ister. Burada her şey tanıdık ve beklendiği gibi. **Yok.**
- **Cevap: B.**
- Rutin olarak akılda tut: ana duygu sorusunda seçenekleri **sözcük kanıtıyla** ele. Her eleme için dizelerden bir kanıt gösteremiyorsan elemen sağlam değildir.
T.8.3.17
Yardımcı fikirler: ana fikri ayakta tutan direkler
Bir paragrafta **bir** ana fikir vardır ama **birden çok** yardımcı fikir bulunur.
Yardımcı fikirler, ana fikri açıklayan, örneklendiren, kanıtlayan düşüncelerdir. Ana fikri bir çatıya benzetirsen, yardımcı fikirler o çatıyı taşıyan direklerdir. Direkleri tek tek saymak çatıyı görmek değildir; ama direksiz çatı da ayakta durmaz.
Yazar yardımcı fikri şu yollarla kurar:
- **Örnekleme:** "Sözgelimi, örneğin, mesela..."
- **Karşılaştırma:** "Oysa, buna karşın, ...ise"
- **Neden gösterme:** "Çünkü, bu yüzden, dolayısıyla"
- **Tanık gösterme:** birinden alıntı yapma
- **Sayısal veri:** "Her üç kişiden biri..."
LGS'de yardımcı fikirler genelde şu kalıpla sorulur: **"Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?"** Yani sana dört yardımcı fikir verilir, üçü parçada vardır, biri yoktur; sen olmayanı bulacaksın.
Bu soru tipinin çözüm rutini diğerlerinden farklıdır: **seçenekten metne** gidersin. Seçeneği okur, parçada karşılığını arar, bulduğunda o seçeneğin yanına çarpı koyarsın. Sonunda çarpı almayan seçenek cevaptır. Metni tekrar tekrar okumak yerine seçenekleri avlarsın.
T.8.3.18
Değinilmeyen yardımcı fikri bulma
Aşağıdaki parçada hangisine **değinilmemiştir?**
> Bisikleti şehir içinde kullanmanın birden çok faydası var. Kısa mesafelerde arabadan daha hızlı olduğu için insan trafikte beklemekten kurtuluyor. Yakıt parası ödenmediğinden aylık ulaşım gideri belirgin biçimde düşüyor. Üstelik pedal çevirmek, ayrıca spor salonuna gitmeye gerek bırakmayan bir hareket sayılıyor. Bütün bunların yanında egzoz salmayan bir araç olduğu için havayı da kirletmiyor.
A) Kısa mesafelerde arabadan hızlı olduğuna
B) Ulaşım masrafını azalttığına
C) Bisiklet yollarının yetersizliğine
D) Hava kirliliğine yol açmadığına
- Bu soruda metinden seçeneğe değil, **seçenekten metne** gidiyoruz. Sırayla avlayalım.
- A) "Kısa mesafelerde arabadan daha hızlı olduğu için..." → ikinci cümlede aynen var. **Değinilmiş.**
- B) "Aylık ulaşım gideri belirgin biçimde düşüyor." → üçüncü cümlede var. **Değinilmiş.**
- C) Bisiklet yolları paragrafta hiç geçmiyor. Yazar bisikletin **faydalarını** sıralıyor; altyapı eksikliğinden, yol sorunundan tek kelime etmiyor. **Değinilmemiş.**
- D) "Egzoz salmayan bir araç olduğu için havayı da kirletmiyor." → son cümlede var. **Değinilmiş.**
- **Cevap: C.**
- Burada bir noktaya dikkat: C seçeneği **doğru bir bilgidir**, gerçekten de birçok şehirde bisiklet yolu yetersizdir. Ama soru "hangisi doğrudur" demiyor, "parçada hangisine değinilmemiştir" diyor. Senin dünya bilgin bu soruda hiçbir işe yaramaz; ölçüt yalnızca metindir.
T.8.3.18
"Değinilmemiştir" sorusunda olumsuzu kaçırmak
Yardımcı fikir sorularının çoğu **olumsuz** sorulur: "hangisine **değinilmemiştir**", "hangisi **söylenemez**", "hangisi parçadan **çıkarılamaz**."
Hızlı okuyan öğrenci soru kökündeki bu olumsuzluğu görmez; metinde bulduğu ilk seçeneği işaretler ve **tam tersini** yapmış olur. Paragrafı doğru anlamış, soruyu yanlış okumuştur. LGS'de kaybedilen puanların şaşırtıcı bir bölümü buradan gelir.
**Savunman üç hareket:**
**1.** Soru kökünde "-me / -ma" olumsuzluk ekini gördüğün an kalemle üstünü çiz ya da yuvarlak içine al. Elini oynatmak gözünü uyandırır.
**2.** Seçenekleri okurken metinde bulduklarının yanına **çarpı**, bulamadıklarının yanına **soru işareti** koy. Sonunda tek soru işareti kalır, cevabın odur.
**3.** İşaretlemeden önce soru kökünü **bir kez daha** oku. İki saniye sürer, bir soru kazandırır.
Bir de şu var: bazen seçenek metindeki cümlenin **aynısı değil, başka sözcüklerle söylenmiş hâlidir.** "Aylık ulaşım gideri düşüyor" ile "ulaşım masrafını azaltıyor" aynı şeydir. Sözcükleri birebir arayıp bulamayınca "değinilmemiş" deme; **anlamı** ara, sözcüğü değil.
T.8.3.18
Başlık bulma: konunun kısaltılmış hâli
Başlık, metnin **konusunu** kısa ve dikkat çekici biçimde söyleyen sözdür. Yani başlık aslında konunun kılık değiştirmiş hâlidir; bu yüzden başlık sorusunu çözmeden önce konuyu bul.
İyi bir başlığın üç şartı vardır:
**1. Kapsayıcı olacak.** Metnin tamamını içine alacak. Metnin sadece bir bölümünü anlatan başlık **dardır.**
**2. Taşırmayacak.** Metinde olmayan şeyleri de içine alan başlık **geniştir.** Bir yazı köpeklerin işitme duyusunu anlatıyorsa başlığı "Hayvanlar Dünyası" olamaz; o başlık altında yüzlerce başka yazı da durabilir.
**3. Kısa olacak.** Başlık cümle değildir, söz öbeğidir. Sonuna nokta konmaz.
Başlık sorusunda çözüm rutini şudur: **önce konuyu tek söz öbeğiyle söyle, sonra seçeneklerden bu öbeğe en yakın olanı seç.** Seçeneği doğrudan okumaya başlarsan hepsi kulağa güzel gelir; kendi cevabını önceden kurarsan seçenekler seni yanıltamaz.
Önemli bir uyarı: başlık **çarpıcı** olmak zorunda değildir. Öğrenciler en şairane, en süslü seçeneği doğru sanar. Ölçüt güzellik değil, kapsamdır.
T.8.3.19
Parçaya uygun başlığı seçme
Aşağıdaki parçaya en uygun başlık hangisidir?
> Arı, bir çiçeğe konduğunda yalnızca kendi karnını doyurmaz. Bacaklarına yapışan polenleri farkında olmadan başka çiçeklere taşır ve o bitkilerin çoğalmasını sağlar. Bugün sofralarımıza gelen meyvelerin büyük bölümü bu sessiz taşımacılığın ürünüdür. Arı sayısı azalan yerlerde ürün veriminin düştüğü yıllardır görülüyor. Küçücük bir canlı, koca bir tarımın ayakta durmasına yardım ediyor.
A) Arı
B) Küçük Bir Canlının Büyük Katkısı
C) Arıların Bal Yapma Yöntemi
D) Tarımda Verim Düşüşünün Nedenleri
- Önce konuyu kendim söyleyeyim: **arıların bitkileri tozlaştırarak tarıma yaptığı katkı.**
- Şimdi seçenekleri üç şarta göre sınayalım.
- A) "Arı" — çok **geniş.** Bu başlık altında arının anatomisi, arı türleri, arı sokması, arıcılık… her şey yazılabilir. Oysa parça yalnızca arının tozlaşmadaki rolünü anlatıyor. Başlık metni tam kapsamıyor, taşırıyor.
- B) "Küçük Bir Canlının Büyük Katkısı" — parçanın tamamı bunu anlatıyor: küçük canlı (arı), büyük katkı (tarımın ayakta durması). Giriş cümlesinden son cümleye kadar her cümle bu başlığın altına girer. **Kapsayıcı ve tam.**
- C) "Arıların Bal Yapma Yöntemi" — parçada bal yapımından **hiç söz edilmiyor.** Arı denince akla bal gelir diye işaretlersen kendi bilginle cevap vermiş olursun. **Parçada yok.**
- D) "Tarımda Verim Düşüşünün Nedenleri" — verim düşüşü parçada yalnızca **dördüncü cümlede** ve arıyı desteklemek için geçiyor. Üstelik "nedenleri" demek, parçada birden çok neden sayıldığını söyler; oysa tek bir konu var. **Dar ve yanıltıcı.**
- **Cevap: B.**
T.8.3.19
Başlığın çok dar ya da çok geniş olması
Başlık sorusunda dört seçeneğin **hiçbiri** genelde tamamen saçma değildir. Hepsi parçayla bir biçimde ilgilidir. Ayrım tam olarak şurada yapılır: **dar mı, geniş mi, tam mı?**
**Çok dar başlık**, parçanın bir cümlesinden alınmıştır. Metinde geçen çarpıcı bir ayrıntı, bir örnek, bir sayı başlığa taşınmıştır. Sen o ayrıntıyı metinde gördüğün için seçeneği tanıdık bulur ve işaretlersin. Ama o başlık altında yazılsa, parçanın geri kalanı konu dışı kalırdı.
**Çok geniş başlık**, parçanın konusunun **üst kümesidir.** Parça "trafikte yayaya öncelik vermek" diyorsa, "Trafik" başlığı çok geniştir; parça "okuma alışkanlığı" diyorsa "Eğitim" çok geniştir. Bu tuzak sinsidir, çünkü geniş başlık **yanlış değildir**, sadece yetersizdir.
**Sınama yöntemi — iki soru:**
1. "Bu başlıkla bir yazı yazsam, bu parçadaki **her cümleyi** yazabilir miydim?" Cevap hayırsa başlık **dardır.**
2. "Bu başlıkla bir yazı yazsam, bu parçada **olmayan** şeyleri de yazmam gerekir miydi?" Cevap evetse başlık **geniştir.**
İkisine de "hayır" diyebildiğin tek seçenek doğru cevaptır.
Son bir hatırlatma: başlık sorusunda cevap seçeneği bazen parçada **geçmeyen** sözcüklerden kurulur. "Küçük Bir Canlının Büyük Katkısı" başlığında "arı" sözcüğü bile yok. Bu bir kusur değil; başlığın işi metnin sözcüklerini tekrarlamak değil, konusunu karşılamaktır.
T.8.3.19
Özetleme: eleyerek anlatmak
Özet, bir metnin **ana fikrini ve onu taşıyan başlıca yardımcı fikirleri** kendi cümlelerinle, kısaca yeniden anlatmaktır.
Özet çıkarmak, metni kısaltmak değildir. Cümleleri budayarak değil, **eleyerek** özet çıkarılır.
Bir özette **bulunması gerekenler:**
- ana fikir
- ana fikri taşıyan temel yardımcı fikirler
- metnin kendi mantık sırası
Bir özette **bulunmaması gerekenler:**
- örnekler, ayrıntılar, sayısal veriler (bunlar kanıttır, özün kendisi değil)
- senin metin hakkındaki yorumun ya da katılıp katılmadığın
- metinde olmayan hiçbir bilgi
Özetin ölçüsü şudur: metni okumamış birine özeti versen, o kişi metnin **ne dediğini** anlamalı; ama metnin **bütün ayrıntılarını** öğrenmemeli.
Rutin: her paragrafın yanına bir sözcükle "bu paragraf ne diyor" notu düş; sonra o notları bir iki cümlede birleştir. Özetin hazırdır.
T.8.3.13
Metnin en doğru özetini seçme
Aşağıdaki metnin en doğru özeti hangi seçenektir?
> Şehirdeki gece aydınlatmaları son yıllarda hızla arttı. Sokaklar, köprüler, vitrinler sabaha kadar ışık saçıyor. Bu ışıklar güvenlik sağlıyor sağlamasına, ama görmediğimiz bir bedeli de var. Gece göçen kuşlar yönlerini yıldızlara göre bulur; parlak şehir ışıkları onları şaşırtıp cam binalara çarptırıyor. Kaplumbağa yavruları denize değil, ışığa doğru yürüyor. Işığı azaltmak karanlıkta kalmak demek değil; yalnızca ışığı gerektiği yere, gerektiği kadar vermek demek.
A) Şehirlerde gece aydınlatması artmıştır ve sokaklar sabaha kadar ışıklıdır.
B) Gece göçen kuşlar cam binalara çarpmakta, kaplumbağa yavruları yönünü şaşırmaktadır.
C) Artan gece aydınlatması güvenlik sağlasa da hayvanların yönünü şaşırtıyor; çözüm ışığı büsbütün kesmek değil, yerinde ve ölçülü kullanmaktır.
D) Şehirlerde ışıklandırma tamamen kaldırılmalı, geceler eskisi gibi karanlık bırakılmalıdır.
- Özet sorusunda ölçüt iki tanedir: **eksiksiz olacak** ve **fazlası olmayacak.**
- A) Yalnızca **giriş** bölümünü anlatıyor. Metnin asıl derdi olan bedel, hayvanlar ve çözüm hiç yok. **Eksik.**
- B) Yalnızca **örnekleri** anlatıyor. Kuş ve kaplumbağa metinde kanıt olarak verilmiş ayrıntılardır; özet ayrıntıdan değil, özden kurulur. Üstelik son cümledeki çözüm önerisi burada yok. **Eksik.**
- C) Üç parçanın üçü de var: (1) aydınlatmanın faydası kabul ediliyor, (2) hayvanlara verdiği zarar söyleniyor, (3) metnin son cümlesindeki çözüm — ışığı yerinde ve ölçülü kullanmak — aktarılıyor. Ayrıntıya boğulmuyor, metinde olmayan bir şey de eklemiyor. **Tam.**
- D) Metin bunu **söylemiyor**, hatta tam tersini söylüyor: "Işığı azaltmak karanlıkta kalmak demek değil." Bu seçenek metni özetlemiyor, metnin savunmadığı bir aşırı görüşü ona yüklüyor. **Yanlış.**
- **Cevap: C.**
- D seçeneği önemli bir uyarı taşıyor: özette metnin **tonunu** da korumalısın. Yazar ölçülü konuşuyorsa özetin de ölçülü olmalı; yazarın "azaltalım" dediği yerde "tamamen kaldıralım" demek özet değil, çarpıtmadır.
T.8.3.13
Metinle ilgili soruları cevaplama: metin içi ve metin dışı anlam
Paragraf sorularının bir bölümü sana doğrudan metinle ilgili bir soru sorar. Bu soruların iki tipi vardır ve ikisini karıştırmamalısın.
**Metin içi anlam:** Cevap parçada **yazılıdır.** Sen sadece bulup çıkarırsın. "Yazar neyi eleştirmektedir?", "Anlatıcı kaç yaşında bu şehre gelmiştir?" gibi.
**Metin dışı anlam (çıkarım):** Cevap parçada **kelimesi kelimesine yazmaz**, ama parçadaki bilgilerden **zorunlu olarak** çıkar. "Bu parçadan yazarın mesleğiyle ilgili ne çıkarılabilir?" gibi. Buna **çıkarım** denir.
Çıkarımın altın kuralı şudur: çıkarım, **parçadaki verilerden başka hiçbir şeye dayanmadan** yapılmalıdır. "Muhtemelen böyledir", "genelde öyle olur" diyorsan çıkarım yapmıyorsun, tahmin yürütüyorsun.
Çözüm rutini:
**1.** Soruyu oku, ne istendiğini bir sözcükle kendine söyle.
**2.** Seçeneği al, parçada onu **kanıtlayan cümleyi** bul ve parmağınla göster.
**3.** Kanıt cümlesini gösteremiyorsan o seçeneği ele. "Bana mantıklı geldi" bir kanıt değildir.
Bu rutin sıkıcı görünür ama seni en tehlikeli hatadan korur: parçada olmayan doğru bilgiyi işaretlemekten.
T.8.3.14
Parçadan çıkarım yapma
Aşağıdaki parçadan hangisi **çıkarılabilir?**
> Dedem, her sabah kahvaltıdan önce bahçeye iner, fidanların yapraklarını tek tek çevirip alttan bakardı. Bir keresinde sormuştum, "Yaprağın altında ne var?" diye. "Hastalık üstten değil, alttan başlar." demişti. O bahçede kırk yıl boyunca hiçbir ağaç kurumadı. Dedem gittikten sonra bahçeye kimse inmedi; iki yıl içinde erik ağacı gitti, ardından kayısı.
A) Dedesi meyve ağaçlarını satmak için yetiştirmektedir.
B) Düzenli bakım, ağaçların sağlığında belirleyici olmuştur.
C) Erik ağaçları kayısıdan daha dayanıksızdır.
D) Bahçede yalnızca meyve ağaçları bulunmaktadır.
- Her seçenek için parçadan **kanıt cümlesi** isteyeceğim. Gösteremezsem eliyorum.
- A) Satıştan, paradan, pazardan söz eden tek bir cümle var mı? Yok. Bahçesi olan herkesin ürününü sattığını düşünmek **senin varsayımın**, metnin bilgisi değil. **Elenir.**
- B) Kanıtlar sırayla: dede her sabah bahçeye iniyor (düzenli bakım), yaprakları alttan kontrol ediyor (bakımın niteliği), kırk yıl hiçbir ağaç kurumuyor (bakım varken sonuç), dede gidince kimse bakmıyor ve iki ağaç kuruyor (bakım yokken sonuç). Metin iki durumu yan yana koyup aradaki bağı **kendisi** kuruyor. **Çıkarılabilir.**
- C) Metinde erik önce, kayısı sonra kurumuş. Ama bu, eriğin **daha dayanıksız olduğunu** kanıtlamaz; sıralama tek bir olaydır, kural değildir. Metin böyle bir karşılaştırma yapmıyor. **Aşırı yorum.**
- D) Parçada erik ve kayısı geçiyor, "fidanlar" deniyor. Ama "bahçede **yalnızca** meyve ağacı var" demiyor. "Yalnızca, hiç, her zaman, hepsi" gibi **kesinlik bildiren** sözcükler içeren seçeneklere karşı her zaman temkinli ol; metin çoğu kez bu kadar kesin konuşmaz. **Elenir.**
- **Cevap: B.**
T.8.3.14
Kendi bilginle cevaplamak
Paragraf sorularında en çok can yakan tuzak budur ve en zor fark edilenidir. Çünkü işaretlediğin seçenek **yanlış bilgi değildir.** Doğrudur, dünyada gerçekten öyledir; sadece **o parçada yazmaz.**
Bir örnek: parça arıların tozlaşmadaki rolünü anlatıyor olsun ve seçeneklerden biri "Arılar bal yapar." olsun. Bu bilgi doğru mu? Elbette doğru. Peki parçada var mı? Yok. O hâlde cevap değildir.
Soru şunu sormuyor: "Sen ne biliyorsun?" Şunu soruyor: "**Bu parçada** ne yazıyor?"
Bu tuzağa özellikle **bildiğin konularda** düşersin. Deprem, çevre kirliliği, teknoloji bağımlılığı gibi çok duyduğun konularda paragrafı okumadan seçeneklere bakar, kulağına en tanıdık geleni işaretlersin. Tanıdık gelmesi tam olarak tuzağın işleyiş biçimidir.
**Savunman:** Her işaretlemeden önce şu cümleyi bitir — "Bunun cevap olduğunu biliyorum, çünkü parçanın **… numaralı cümlesinde** yazıyor." Cümle numarası söyleyemiyorsan işaretleme.
Aynı tuzağın ters yüzü de vardır: parçada yazan ama senin bilgine aykırı gelen bir şeyi "bu yanlış" diye elemek. Paragraf sorusunda yazarın haklı olup olmadığı tartışılmaz; yazarın ne dediği sorulur. Yazar sana yanlış geliyorsa bile, sorunun cevabı yazarın dediğidir.
T.8.3.14
Metinle ilgili soru sormak
Soruları cevaplamayı öğrenmenin en hızlı yolu, **soru sormayı** öğrenmektir. Çünkü soru soran kişi metnin neresinin bilgi taşıdığını görür; bu da soruyu çözerken senin gözünü doğru yere götürür.
Metne sorulabilecek sorular ikiye ayrılır:
**Cevabı metinde olan sorular.** "Anlatıcı bahçeye ne zaman inerdi?" Bu sorunun cevabı parçada yazılıdır; sağlam bir sorudur.
**Cevabı metinde olmayan sorular.** "Anlatıcının dedesi kaç yaşında ölmüştür?" Metin bunu söylemiyorsa bu soru o metne sorulamaz.
LGS'de bu kazanım genelde şöyle sorulur: **"Aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı bu parçada vardır / yoktur?"**
Çözüm rutini yardımcı fikir sorusuyla aynı mantıktadır — **sorudan metne** gidersin:
**1.** Soru cümlesindeki soru sözcüğünü işaretle (kim, ne zaman, nasıl, niçin, kaç).
**2.** Metinde o bilgiyi verecek yeri ara.
**3.** Bulduğun soruların yanına çarpı koy; kalan tek soru cevaptır.
Bir püf noktası: "**niçin / neden**" soruları çoğu metinde cevapsız kalır, çünkü metinler olayı anlatır ama sebebini her zaman açıklamaz. Cevabı bulunmayan soru aranıyorsa önce "niçin" sorularına bak.
T.8.3.15
Cevabı parçada olmayan soruyu bulma
Aşağıdaki soruların hangisinin cevabı bu parçada **yoktur?**
> Kütüphaneye ilk gittiğim gün on bir yaşındaydım. Görevli kadın, bana raflar arasında dolaşma izni verdi ve "İstediğini seç, ama seçtiğini bitir." dedi. O gün kalın olduğu için bir kitap seçtim; üç haftada zar zor bitirdim. Bitirdiğimde kitabın konusunu unutmuştum ama bir şeyi öğrenmiştim: bitirmek, başlamaktan zordur. Bugün hâlâ yarım bıraktığım kitapları rahatsızlıkla hatırlarım.
A) Anlatıcı kütüphaneye ilk gittiğinde kaç yaşındadır?
B) Görevli kadın anlatıcıya ne söylemiştir?
C) Anlatıcı seçtiği kitabı ne kadar sürede bitirmiştir?
D) Anlatıcı o gün kütüphaneye kiminle gitmiştir?
- Sorudan metne gidiyoruz; her sorunun cevabını metinde arayıp bulduğuma çarpı koyacağım.
- A) "Kütüphaneye ilk gittiğim gün **on bir yaşındaydım.**" → birinci cümlede var. **Cevabı var.**
- B) "İstediğini seç, ama seçtiğini bitir." → ikinci cümlede tırnak içinde aynen var. **Cevabı var.**
- C) "Üç haftada zar zor bitirdim." → üçüncü cümlede var. **Cevabı var.**
- D) Anlatıcının yanında biri var mıydı? Metinde tek insan görevli kadın; o da kütüphanede çalışıyor, birlikte gitmiyorlar. Anlatıcının kiminle gittiği **hiçbir cümlede söylenmiyor.** "Yalnız gitmiştir" demek de bir çıkarım değil, varsayım olurdu; metin bunu da söylemiyor. **Cevabı yok.**
- **Cevap: D.**
- Burada şuna dikkat et: D seçeneğindeki "kütüphane" ve "o gün" sözcükleri metinde geçiyor. Sözcüklerin metinde geçmesi, sorunun cevabının metinde olduğu anlamına gelmez. Aradığın şey sözcük değil, **bilgi.**
T.8.3.15
Metindeki soruna çözüm üretmek
Bazı metinler bir **sorun** ortaya koyar: bir aksaklık, bir eksiklik, bir şikâyet. Sana da o soruna uygun bir çözüm sorulur.
Burada dikkat edilecek şey şudur: istenen çözüm **senin aklına gelen en iyi çözüm değil**, metindeki sorunun **kendi ölçüsüne uyan** çözümdür.
Geçerli bir çözümün üç şartı var:
**1. Sorunun kendisine dokunmalı.** Metin okul bahçesinde çöp sorununu anlatıyorsa, çözüm çöple ilgili olmalı; "okul saatleri değişsin" bir çözüm değildir.
**2. Uygulanabilir olmalı.** "Herkes duyarlı olsun" bir dilektir, çözüm değildir. Çözüm bir **eylem** söyler: ne yapılacak, kim yapacak.
**3. Metinle çelişmemeli.** Metin bir yolu zaten denemiş ve olmadığını söylemişse, o yolu tekrar önermek çözüm sayılmaz.
Çözüm rutini: önce sorunu **tek cümlede** yaz ("Sorun şudur: …"). Sonra her seçeneği o cümlenin karşısına koy ve sor: "Bu, benim yazdığım sorunu ortadan kaldırır mı?" Sorunu net yazmadan seçeneklere bakarsan hepsi iyi niyetli göründüğü için hepsi doğru gelir.
T.8.3.22
Sorunu belirleyip uygun çözümü seçme
Aşağıdaki parçada anlatılan soruna en uygun çözüm hangisidir?
> Okulumuzun kütüphanesi öğle arasında dolup taşıyor, ama kitap ödünç alan neredeyse yok. Çünkü ödünç alma işlemini yalnızca kütüphane sorumlusu yapabiliyor ve o öğretmen öğle arasında derste oluyor. Kitabı beğenen öğrenci raftan alıyor, biraz karıştırıyor, sonra yerine bırakıp çıkıyor. Aynı kitap ertesi gün yine aynı öğrencinin elinde, yine yarım kalıyor.
A) Kütüphaneye daha fazla kitap alınmalıdır.
B) Öğrencilere kitap okumanın önemi anlatılmalıdır.
C) Öğle arasında ödünç verme işini yürütecek bir görevli ya da nöbetçi öğrenci bulunmalıdır.
D) Kütüphane öğle arasında kapalı tutulmalıdır.
- Önce sorunu tek cümlede yazayım: **Öğrenciler öğle arasında kütüphanededir ama o saatte ödünç verecek kimse olmadığı için kitap alamıyorlar.**
- Şimdi seçenekleri bu cümlenin karşısına koyuyorum.
- A) Kitap sayısı artsa ne değişir? Öğrenci yine ödünç alamaz, çünkü sorun kitapta değil **işlemde.** Sorunun kendisine dokunmuyor. **Elenir.**
- B) Metinde öğrenciler zaten kütüphaneye geliyor, kitabı eline alıyor, karıştırıyor. Yani isteksizlik yok; **imkânsızlık** var. Üstelik "önemi anlatılmalı" bir eylem değil, bir dilektir. **Elenir.**
- C) Sorun "o saatte yetkili yok" ise, çözüm o saatte yetkili bulundurmaktır. Doğrudan sorunun kaynağına dokunuyor, uygulanabilir ve metinle çelişmiyor. **Uygun.**
- D) Kütüphaneyi kapatmak, öğrencilerin kitaba ulaştığı **tek saati** de ortadan kaldırır. Sorunu çözmüyor, büyütüyor. Bu tür seçenekler sorunu "yok ederek" çözüyormuş gibi görünür; oysa amacı da yok etmiş olur. **Elenir.**
- **Cevap: C.**
T.8.3.22
Geçiş ve bağlantı ifadeleri: cümleler arasındaki köprüler
Bir paragrafta cümleler yan yana dizilmez; birbirine **bağlanır.** Bu bağı kuran sözlere **geçiş ve bağlantı ifadeleri** denir.
Bu sözlerin anlamı yoktur demek yanlış olur; tam tersine, bunlar sana **bir sonraki cümlenin ne yapacağını önceden haber verir.** "Oysaki" gördüğünde bilirsin ki karşıt bir düşünce geliyor. "Başka bir deyişle" gördüğünde bilirsin ki aynı şey ikinci kez, daha açık söylenecek.
İşte bu yüzden bu sözler paragraf sorularının anahtarıdır: metni okumadan bile paragrafın nereye gittiğini gösterirler.
Müfredatın özellikle üzerinde durduğu ifadeler ve işleri:
- **oysaki** → karşıtlık kurar, bir önceki düşüncenin tersini söyler
- **başka bir deyişle** → az önce söyleneni farklı sözcüklerle açıklar
- **özellikle** → genel bir durumun içinden bir bölümü öne çıkarır
- **kısaca** → söylenenleri toparlar, sona doğru gelir
- **böylece** → bir sonuca bağlar
- **ilk olarak** → sıralamayı başlatır
- **son olarak** → sıralamayı bitirir
Bunların yanında sık kullanılan başkaları da var: **ne var ki** (karşıtlık), **dolayısıyla** (sonuç), **ayrıca** (ekleme), **örneğin** (örneklendirme), **çünkü** (neden).
Boşluk doldurma sorusunun rutini: **boşluğun öncesindeki ve sonrasındaki cümleler arasındaki ilişkiyi adlandır** (karşıtlık mı, sonuç mu, açıklama mı, ekleme mi). İlişkinin adını koyduktan sonra o adı taşıyan ifadeyi seç. Seçenekleri boşluğa tek tek koyup "kulağa hoş geliyor mu" diye bakmak yanıltır; ilişkiyi adlandırmak yanıltmaz.
T.8.3.10
Boşluğa uygun geçiş ifadesini bulma
Aşağıdaki parçada numaralanmış yerlere sırasıyla hangi ifadeler getirilmelidir?
> Ekran başında geçirilen sürenin uykuyu bozduğu çok söylendi. Çoğumuz bunu duyunca telefonu yatağa götürmemeye çalıştık. **(I)** sorun yalnızca telefonun yanımızda olması değil; ekranın yaydığı ışığın beyni gündüz sanmasıdır. Beyin gündüz olduğunu düşününce uyku hormonunu salgılamayı geciktirir. **(II)** yatağa erken girsek bile uykuya geç dalarız. **(III)** yapılması gereken, telefonu odadan çıkarmaktan çok, uykudan bir saat önce parlak ekranlardan uzaklaşmaktır.
A) Oysaki – Böylece – Kısaca
B) Çünkü – Ayrıca – Örneğin
C) Böylece – Oysaki – İlk olarak
D) Örneğin – Kısaca – Ne var ki
- Her boşlukta önce **ilişkinin adını** koyacağım, sonra ifadeyi arayacağım.
- **(I):** Öncesinde "telefonu yatağa götürmemeye çalıştık" deniyor; sonrasında "sorun yalnızca telefonun yanımızda olması **değil**" deniyor. Yani yazar, az önce söylenen yaygın düşüncenin **tersini** söylüyor. İlişki: **karşıtlık.** Karşıtlık kuran ifade: **oysaki.**
- **(II):** Öncesinde "beyin uyku hormonunu geciktirir" deniyor; sonrasında "erken girsek bile geç dalarız" deniyor. İkincisi birincisinin **sonucudur.** İlişki: **sonuç.** Sonuç kuran ifade: **böylece.**
- **(III):** Bu, parçanın son cümlesi ve bütün söylenenlerden bir öneri çıkarıyor. İlişki: **toparlama.** Toparlayan ifade: **kısaca.**
- Sıra: **oysaki – böylece – kısaca** → **A.**
- Diğerlerinin neden olmadığını da görelim, çünkü eleme yapmayı öğrenmen gerekiyor:
- B) "Çünkü" neden bildirir; oysa (I)'de neden değil karşıtlık var. Zaten ilk ifade tutmayınca seçeneğin tamamı düşer.
- C) "Böylece" (I)'e konursa yazar önceki cümlenin sonucunu söylüyor olurdu; ama tam tersini söylüyor. **Olmaz.**
- D) "Örneğin" bir örnek getirir; (I)'den sonra gelen cümle örnek değil, karşıt bir açıklamadır. **Olmaz.**
- Bir tavsiye: bu tip sorularda **tek bir boşluğu** kesin çözersen çoğu zaman üç seçenek birden düşer. Hangi boşluktan emin olduğunu bulup oradan başla; hepsini sırayla çözmek zorunda değilsin.
T.8.3.10
Yazarken geçiş ve bağlantı ifadelerini kullanmak
Şimdiye kadar bu ifadeleri **okurken** kullandık. Bir de **yazarken** kullanman gerekiyor; müfredat bunu ayrıca istiyor ve yazma çalışmalarında bunun üzerinden değerlendiriliyorsun.
Bağlantı ifadesi kullanmayan bir yazı, cümleleri alt alta dizilmiş bir listeye benzer. Oku, farkı gör:
**Bağlantısız:**
> Okul bahçesinde ağaç az. Gölge yok. Öğrenciler teneffüste güneşte kalıyor. Bahçeye ağaç dikilmeli. Ağaçlar gölge yapar. Bahçe daha serin olur.
**Bağlantılı:**
> Okul bahçemizde ağaç sayısı çok az; **dolayısıyla** teneffüslerde gölgelenecek bir yer bulunmuyor. **Özellikle** ilkbahar aylarında öğrenciler güneşin altında kalıyor. **İlk olarak** bahçenin güneş alan kenarına birkaç sıra ağaç dikilebilir. **Böylece** bahçe hem gölgelenir hem serinler. **Kısaca** birkaç fidan, teneffüsün tamamını değiştirebilir.
İkincisinde bilgi aynı; değişen tek şey cümleler arasındaki bağın **görünür** kılınması. Okuyucu artık nereye gittiğini biliyor.
Yazarken uyman gereken üç kural:
**1. İfadeyi anlamına uygun kullan.** Sonuç bildirmediğin yere "böylece" koyma. Yanlış yerde kullanılan bağlaç, hiç kullanmamaktan kötüdür.
**2. Aşırıya kaçma.** Her cümleye bir geçiş ifadesi koyarsan yazı yapay olur. Bağ zaten açıksa ifadeye gerek yoktur.
**3. Sıralama ifadelerini eşleştir.** "İlk olarak" dediysen bir yerde "son olarak" da demelisin. Başlattığın sırayı bitir.
T.8.4.15
Yazılan paragrafta bağlantı ifadesini düzeltme
Bir öğrenci aşağıdaki paragrafı yazmış, ancak bağlantı ifadelerinden **biri** anlamına uygun kullanılmamıştır. Hangisidir ve yerine ne gelmelidir?
> Sınıfımızda kitap kulübü kurmayı çok istiyoruz. **(I) İlk olarak** herkesin evinden birer kitap getirmesini planladık. **(II) Böylece** kısa sürede küçük bir raf oluşturduk. **(III) Başka bir deyişle** kitapların çoğu aynı türden çıktı; on beş kitabın on ikisi maceraydı. **(IV) Son olarak** öğretmenimizden farklı türlerde kitap önermesini isteyeceğiz.
- Her ifadenin kurduğu ilişkiyi, öncesi ve sonrasına bakarak sınayacağım.
- **(I) İlk olarak:** Bir plan sıralaması başlıyor, ilk adım söyleniyor. Sonrasında II ve IV ile sıra devam ediyor. **Doğru kullanılmış.**
- **(II) Böylece:** Öncesi "herkes kitap getirsin diye planladık", sonrası "küçük bir raf oluştu". İkincisi birincisinin sonucu. **Doğru kullanılmış.**
- **(III) Başka bir deyişle:** Bu ifade, az önce söyleneni **başka sözcüklerle tekrar** anlatmak için kullanılır. Peki burada öyle mi olmuş? Öncesi "küçük bir raf oluştu", sonrası "kitapların çoğu aynı türden çıktı". İkinci cümle birincisini açıklamıyor; tam tersine, sevinçle söylenen bir şeyin ardından bir **aksaklık** getiriyor. Beklenmeyen, olumsuz bir durum söyleniyor. İlişki **karşıtlık.** Doğru ifade: **ne var ki** ya da **oysaki.**
- **(IV) Son olarak:** I ile başlayan sıralamayı bitiriyor, üstelik çözüm adımını söylüyor. **Doğru kullanılmış.**
- **Cevap: III numaralı ifade yanlış kullanılmıştır; yerine "ne var ki" (ya da "oysaki") getirilmelidir.**
- Buradan çıkaracağın kural: bir bağlantı ifadesinin doğru olup olmadığını, **kendisine değil, öncesi ile sonrası arasındaki ilişkiye** bakarak anlarsın.
T.8.4.15
Görsel ve başlıktan metnin konusunu tahmin etmek
İyi bir okur, metne körü körüne dalmaz. Önce **başlığa** ve varsa **görsele** bakar, metnin neyi anlatacağını kestirir, sonra okumaya başlar. Buna **ön tahmin** denir ve iki işe yarar: okurken ne aradığını bilirsin, okuma hızın artar.
Bu bir falcılık değil, **kanıta dayalı** bir tahmindir. Ölçü şudur: tahminin, başlıkta ya da görselde **gördüğün bir şeye** dayanmalı.
Başlıktan tahmin ederken:
- Başlıktaki **ad** konuyu, **niteleme** ise yazarın bakışını verir. "Unutulan Bir Meslek: Sepetçilik" başlığında konu sepetçilik, bakış ise yitip gitmesine duyulan üzüntüdür.
- Başlıkta **soru** varsa metin bir cevap arayacaktır: "Kuşlar Yönünü Nasıl Bulur?"
- Başlıkta **karşıtlık** varsa metin iki şeyi karşılaştıracaktır: "Kâğıt Kitap mı, Ekran mı?"
Görselden tahmin ederken görselin **neyi gösterdiğine** değil, **neden seçildiğine** bak. Bir metnin yanına konmuş kurumuş bir toprak fotoğrafı, metnin toprağı değil kuraklığı anlatacağını söyler.
Son uyarı: tahmin bir **başlangıçtır**, cevap değil. Metni okuduğunda tahminin tutmuyorsa tahminine değil, metne uyacaksın.
T.8.3.12
Başlıktan metnin konusunu kestirme
Bir yazının başlığı **"Şehrin İçindeki Sessiz Yolcular: Sokak Kedileri"**, yanındaki görselde ise apartman merdiveninde uyuyan bir kedi bulunuyor.
Bu yazıda aşağıdakilerden hangisinin anlatılması **beklenmez?**
A) Kedilerin şehir hayatına nasıl uyum sağladığı
B) İnsanların sokak kedileriyle kurduğu ilişki
C) Kedilerin şehirde karşılaştığı zorluklar
D) Kedilerin evcilleştirilme tarihi
- Önce başlığı parçalayalım, her parçadan ne öğreniyoruz?
- "**Sokak kedileri**" → konu belli: sokakta yaşayan kediler.
- "**Şehrin içindeki**" → mekân belli: şehir. Demek ki metin kırsalı, doğayı değil şehri anlatacak.
- "**Sessiz yolcular**" → bir niteleme, hatta bir benzetme. Kedileri şehirde dolaşan, kimseye görünmeden yaşayan varlıklar olarak tanıtıyor. Yazarın bakışında bir sıcaklık, bir merak var.
- Görsel: apartman merdiveninde uyuyan kedi. Yani kedinin **insan yaşam alanının içindeki** varlığı vurgulanıyor.
- Şimdi seçenekler:
- A) Şehre uyum — başlıktaki "şehrin içindeki" ifadesi tam olarak bunu vaat ediyor. **Beklenir.**
- B) İnsanlarla ilişki — görsel apartman merdivenini gösteriyor, yani kedi insanın yaşadığı yerde. **Beklenir.**
- C) Şehirdeki zorluklar — sokakta yaşayan bir canlıyı anlatan yazı, karşılaştığı güçlüklere değinir; "sessiz" nitelemesi de sessizce katlanmayı çağrıştırır. **Beklenir.**
- D) Evcilleştirilme tarihi — bu, binlerce yıl öncesine giden **tarihsel** bir konudur. Başlıkta ne tarih ne geçmiş var; başlık bugünü ve şehri işaret ediyor. **Beklenmez.**
- **Cevap: D.**
T.8.3.12
Anlam bütünlüğü: akışı bozan cümleyi bulma
Bir paragrafta bütün cümleler **aynı düşünceye** hizmet eder. Bu düşünceye hizmet etmeyen, paragrafın gidişini kesen cümleye **anlam bütünlüğünü bozan cümle** denir.
Soru şöyle sorulur: "Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?"
Bozan cümlenin üç tipi vardır; hangisini aradığını bilmek işini kolaylaştırır:
**1. Konu değiştiren cümle.** Paragraf bir şeyi anlatırken cümle bambaşka bir şeye geçer. En kolay bulunanıdır.
**2. Bakış açısını değiştiren cümle.** Paragraf bir şeyin **faydalarını** sayarken araya bir **zararı** girer; ya da yazar bir şeyi överken araya bir eleştiri girer. Konu aynıdır ama **yön** değişmiştir. En sık sorulan tip budur.
**3. Bağı kopan cümle.** Cümle konuyla ilgilidir, yönü de aynıdır; ama önündeki ve ardındaki cümleyle **hiçbir bağı yoktur.** Çıkarılınca paragraf daha akıcı olur.
Çözüm rutini — **iki adım:**
**1. adım:** Bozan cümleyi zihnen **çıkar** ve paragrafı öyle oku. Paragraf düzelip akıcı hâle geliyorsa doğru cümleyi bulmuşsundur. Bozan cümle çıkarıldığında paragraf **hiç eksilmez**, aksine toparlanır.
**2. adım:** Kalan cümleler arasında **zincir** kuruluyor mu bak. Bir cümlenin sonu, bir sonrakinin başına bağlanıyor olmalı.
Unutma: bozan cümle **dil bilgisi bakımından kusursuz** ve **kendi başına doğru** bir cümledir. Yanlış olduğu için değil, oraya ait olmadığı için çıkarılır.
Düşüncenin akışını bozan cümleyi bulma
Aşağıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
> **(I)** Deniz kabuklarının üzerindeki çizgiler, o canlının yaşam öyküsünü yazar. **(II)** Her çizgi, kabuğun bir dönem boyunca ne kadar büyüdüğünü gösterir. **(III)** Bol besin bulunan yıllarda çizgiler arası açılır, kıtlık yıllarında daralır. **(IV)** Deniz kabukları toplanıp süs eşyası yapımında da kullanılmaktadır. **(V)** Bu yüzden bilim insanları eski kabuklara bakarak yüzlerce yıl önceki deniz koşullarını okuyabiliyor.
- Önce paragrafın ne anlattığını tek cümlede söyleyeyim: **kabuk üzerindeki çizgiler, geçmiş deniz koşulları hakkında bilgi verir.**
- Cümleleri zincir hâlinde takip edelim:
- I: Çizgiler yaşam öyküsü yazar → iddia ortaya atılıyor.
- II: Her çizgi büyümeyi gösterir → iddia açıklanıyor.
- III: Bol besinde açılır, kıtlıkta daralır → açıklama ayrıntılanıyor, çizgiler artık **bilgi taşıyor.**
- IV: Kabuklar süs eşyası yapımında kullanılıyor → ??
- V: Bu yüzden bilim insanları eski koşulları okuyabiliyor → III'ten çıkan sonuç.
- IV'ü inceleyelim. Konu yine kabuk mu? Evet, **kabuktan söz ediyor.** İşte tuzak burada: cümle konuyla ilgili görünüyor. Ama paragrafın anlattığı şey kabuğun **kendisi** değil, kabuğun **taşıdığı bilgi.** IV ise kabuğun **kullanım alanından** söz ediyor; süs eşyasının, çizgilerin bilgi taşımasıyla hiçbir ilgisi yok.
- Şimdi sınamayı yapalım: IV'ü çıkarıp okuyalım.
- > Deniz kabuklarının üzerindeki çizgiler, o canlının yaşam öyküsünü yazar. Her çizgi, kabuğun bir dönem boyunca ne kadar büyüdüğünü gösterir. Bol besin bulunan yıllarda çizgiler arası açılır, kıtlık yıllarında daralır. Bu yüzden bilim insanları eski kabuklara bakarak yüzlerce yıl önceki deniz koşullarını okuyabiliyor.
- Paragraf eksilmedi, **toparlandı.** Üstelik V'teki "bu yüzden" artık doğrudan III'e bağlanıyor; IV varken bu bağ kopuyordu.
- **Cevap: IV.**
Bozan cümle "konuyla ilgisiz" değildir
Akışı bozan cümle sorusunda öğrencilerin çoğu şunu yapar: cümlelere göz gezdirir, **konuyla alakasız** bir cümle arar, bulamayınca paniğe kapılır ve rastgele işaretler.
Oysa soru hazırlayan kişi işini iyi yapıyorsa, bozan cümle **konuyla ilgilidir.** Aynı sözcükleri bile kullanır. Deniz kabuğu anlatan bir paragrafta bozan cümle yine deniz kabuğundan söz eder.
Bozulan şey **konu** değil, **akıştır.** Yani cümlenin paragrafın **düşünce zincirindeki yeri** yoktur.
Dikkat etmen gereken üç işaret:
**1. Yön değişikliği.** Paragraf faydaları sayıyorsa araya giren zarar cümlesi bozar. Paragraf bir şeyi savunuyorsa araya giren eleştiri bozar. "Ama", "ancak" olmadan yön değişmişse şüphelen.
**2. Zaman kayması.** Paragraf bugünü anlatırken birden geçmişe atlayan ya da tersi.
**3. Kopan bağ.** Bir sonraki cümledeki "bu", "bunlar", "bu yüzden" sözcüğü kime bağlanıyor? Araya giren cümle bu bağı koparıyorsa, koparan cümle bozandır.
**Kesin sınama:** Şüphelendiğin cümleyi çıkar, paragrafı baştan sona oku.
- Paragraf **daha akıcı** oldu → doğru cümleyi buldun.
- Paragrafta bir **eksik** hissediliyor → yanlış cümleyi çıkardın, o cümle paragrafa gerekliymiş.
Bir uyarı daha: bozan cümle genelde paragrafın **ortalarındadır.** İlk cümle konuyu açtığı, son cümle bağladığı için nadiren bozan olur. Elemeye ortadan başla — ama bunu bir kural değil, bir öncelik sırası olarak kullan.
Paragraf tamamlama: boşluğa gelecek cümle
Bu soru tipinde paragrafın bir cümlesi çıkarılmış, yerine boşluk konmuştur. Sen boşluğa gelecek cümleyi bulacaksın.
Boşluğun **yeri**, ne arayacağını belirler:
**Boşluk başta ise:** Giriş cümlesi aranıyordur. Konuyu tanıtan, bağımsız, bir sonraki cümleye zemin hazırlayan cümle olmalı. Sonraki cümlede "bu", "o", "böyle" gibi bir söz varsa, boşluğa gelecek cümle **o sözün karşılığını** içermelidir.
**Boşluk ortada ise:** Öncesi ile sonrası arasında **köprü** aranıyordur. Bu en zor tiptir çünkü iki tarafa birden uyması gerekir. Öncesinin devamı, sonrasının da hazırlığı olacak.
**Boşluk sonda ise:** Sonuç cümlesi aranıyordur. Paragrafta anlatılanlardan **çıkan yargıyı** söylemeli; yeni bir konu açmamalı.
**Çözüm rutini — üç adım:**
**1.** Boşluğun **önündeki** ve **arkasındaki** cümleyi dikkatle oku. Cevabın bütün ipuçları bu iki cümledir; paragrafın geri kalanı çoğu zaman gerekmez bile.
**2.** Bağlayıcı sözcük avla. Boşluktan sonraki cümle "Bu yüzden…" diye başlıyorsa, boşluğa bir **neden** gelecek demektir. "Oysa…" diye başlıyorsa boşluğa gelen cümlenin **tersi** söylenecek demektir. Bu sözcükler cevabı neredeyse ele verir.
**3.** Seçtiğin cümleyi boşluğa **koyup baştan oku.** Tökezlemeden okunuyorsa doğrudur.
En sık yapılan hata: konuyla ilgili, kulağa hoş gelen ama **öncesi-sonrasıyla bağ kurmayan** bir seçeneği işaretlemek. Bu soruda güzel cümle değil, **uyan** cümle aranır.
Boşluğa uygun cümleyi getirme
Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere hangi cümle getirilmelidir?
> Bir yemeğin tarifini okumakla o yemeği yapmayı öğrenmiş olmazsın. Tarifte "orta ateşte pişirin" yazar; ama ateşin ne zaman ortadan yükseldiğini ancak tencerenin başında durup görürsen anlarsın. **( .... )** İşte bu yüzden usta aşçılar çırağa önce tarifi değil, ocağın başında beklemeyi öğretir.
A) Yemek tarifleri günümüzde internette kolayca bulunabiliyor.
B) Yazılı bilgi işin çerçevesini verir, deneyimse çerçevenin içini doldurur.
C) Her ülkenin kendine özgü bir mutfak kültürü vardır.
D) Aşçılık, sabır isteyen ve yıllar süren bir meslektir.
- Boşluk **ortada**, yani köprü cümlesi arıyoruz. İki tarafına bakalım.
- **Öncesi:** Tarifi okumak yetmez; bazı şeyler ancak başında durunca öğrenilir. Yani yazılı bilgi ile yaşayarak öğrenme karşılaştırılıyor.
- **Sonrası:** "**İşte bu yüzden** usta aşçılar çırağa önce tarifi değil, ocağın başında beklemeyi öğretir."
- "Bu yüzden" bir **sonuç** bağlacıdır. Demek ki boşluğa gelen cümle, bu sonucun **gerekçesi** olacak. Gerekçe şu olmalı: yazılı bilgi tek başına yetmez, deneyim gerekir.
- Seçenekleri sınayalım:
- A) Tariflerin internette bulunması — konuyla uzaktan ilgili ama öncesindeki karşılaştırmayı sürdürmüyor, sonrasındaki "bu yüzden"e de gerekçe olmuyor. Boşluğa konsa paragraf tökezler. **Elenir.**
- B) "Yazılı bilgi işin çerçevesini verir, deneyimse çerçevenin içini doldurur." Öncesindeki tarif–tencere karşılaştırmasını **toparlıyor**; sonrasındaki "bu yüzden ocağın başında beklemeyi öğretir" cümlesine de **doğrudan gerekçe** oluyor. İki tarafa da uyuyor. **Uygun.**
- C) Mutfak kültürü paragrafta hiç yok; konuyu bambaşka bir yere çekiyor. **Elenir.**
- D) Aşçılığın sabır istediği doğru bir cümle ve kulağa hoş geliyor. Ama paragrafın derdi mesleğin zorluğu değil, **öğrenmenin biçimi.** "Bu yüzden" bağlacına gerekçe de olmuyor: mesleğin uzun sürmesi, çırağa neden önce beklemenin öğretildiğini açıklamaz. **Elenir.**
- **Cevap: B.**
- Son adımı da yapalım: B'yi yerine koyup baştan okuduğumuzda paragraf pürüzsüz akıyor. Bu sınamayı her seferinde yap; iki saniye sürer, yanlış işaretlemeyi önler.
Paragrafı ikiye bölme
Bazen bir metin **iki ayrı düşünce** içerir ve sana "bu parça ikiye bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?" diye sorulur.
Hatırla: **bir paragrafta bir ana düşünce vardır.** Öyleyse bir metin ikiye bölünecekse, orada iki ana düşünce vardır ve bölme noktası, **birinci düşüncenin bitip ikincisinin başladığı** yerdir.
Bölme noktası şu işaretlerden biriyle kendini belli eder:
- **Konu değişimi:** Metin bir şeyi anlatmayı bitirir, başka bir şeye geçer.
- **Yön değişimi:** Metin faydaları sayıp zararlara geçer; geçmişi anlatıp bugüne döner; sorunu anlatıp çözüme geçer.
- **Bağımsız bir cümle:** İkinci paragrafın ilk cümlesi de tıpkı giriş cümlesi gibi **bağımsızdır**; "bu", "bunun için", "ayrıca", "böylece" ile başlamaz.
**Çözüm rutini:**
**1.** Metnin **kaç konudan** söz ettiğini bul; ikisinin adını kendine söyle.
**2.** Birinci konunun **son** cümlesini bul. Bölme çizgisi onun hemen ardındadır.
**3.** Aday cümlenin başında bir bağlayıcı var mı bak. Varsa o cümle ikinci paragrafı başlatamaz; bölme noktası daha ileridedir.
Bir uyarı: bölme noktasında konu tamamen değişmez. İki paragraf da aynı **genel** konuyu işler; değişen, o konunun **ele alınan yanıdır.**
İkiye bölünecek parçada bölme noktasını bulma
Aşağıdaki parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
> **(I)** Eskiden bir mektubun karşı şehre ulaşması günler alırdı. **(II)** İnsan yazdığı satırların arkasında durmak zorundaydı, çünkü geri alma imkânı yoktu. **(III)** Bu yüzden mektuplar uzun uzun düşünülerek, bazen birkaç kez yeniden yazılarak gönderilirdi. **(IV)** Bugün ise bir mesaj saniyeler içinde karşı tarafa varıyor. **(V)** Hızlı yazıyor, hızlı gönderiyor, çoğu zaman ne yazdığımızı bir daha okumuyoruz. **(VI)** Böylece iletişim hızlandı ama sözün ağırlığı azaldı.
- Önce metnin kaç konudan söz ettiğini bulalım.
- I, II, III → **eskiden mektup**: yavaş ulaşırdı, geri alınamazdı, bu yüzden düşünülerek yazılırdı. Üçü de aynı düşüncenin parçası; hatta III "bu yüzden" ile II'ye bağlanıyor.
- IV, V, VI → **bugün mesaj**: hızlı gidiyor, düşünmeden yazıyoruz, söz hafifliyor. Bunlar da kendi aralarında bağlı; VI "böylece" ile V'e bağlanıyor.
- Demek ki iki bölüm var ve sınır III ile IV arasında.
- Şimdi IV'ü bağımsızlık bakımından sınayalım: "**Bugün ise** bir mesaj saniyeler içinde karşı tarafa varıyor." "İse" bir karşılaştırma bildiriyor, ama cümle önceki cümleye **bağımlı değil**; kendi başına yeni bir durum tanıtıyor ve arkasından gelen V ile VI'yı taşıyor. Yeni paragrafı başlatabilir.
- Diğer adayları da eleyelim:
- III "Bu yüzden" ile başlıyor → II'ye bağlı, paragraf başlatamaz.
- V kendi başına asılı kalır; IV'te söylenen hızın sonucu, IV olmadan anlamsız.
- VI "Böylece" ile başlıyor → V'e bağlı, paragraf başlatamaz. Üstelik VI, ikinci paragrafın **sonuç** cümlesidir.
- **Cevap: IV.**
Parçanın öncesinde ve sonrasında ne olabilir?
Bu soru tipi, verilen paragrafın **kendisini** değil, **kesildiği yerleri** sorar: "Bu parçanın başında / sonunda ne söylenmiş olabilir?"
Mantığı basittir: paragraf bir metinden kesilip alınmıştır; kesildiği yerlerde **izler** kalmıştır. O izleri okuyacaksın.
**Öncesini bulmak için ilk cümleye bak.** İlk cümle:
- "**Bu** durum…", "**Bunun** için…", "**Böyle** zamanlarda…" gibi bir işaret sözcüğüyle başlıyorsa → o sözcüğün gösterdiği şey **önceki paragrafta** anlatılmıştır.
- "**Ayrıca**, **üstelik**, **bir de**" ile başlıyorsa → önce başka maddeler sıralanmıştır.
- "**Oysa**, **buna karşın**" ile başlıyorsa → önce **karşıt** görüş anlatılmıştır.
- "**İkinci olarak**" diyorsa → önce birincisi söylenmiştir.
**Sonrasını bulmak için son cümleye bak.** Son cümle:
- Bir **soru** soruyorsa → sonrasında cevabı gelecektir.
- "**İlk olarak**" deyip bir madde saymışsa → sonrasında ikinci madde gelecektir.
- Bir kavramı **yeni tanıtmışsa** → sonrasında o kavram açılacaktır.
- Bir yargıyı bağlamışsa ("kısacası", "demek ki") → metin bitmiş olabilir; bu durumda soru "sonrası" değil "öncesi" sorulur.
**Rutin:** Cevap, paragrafın ilk (veya son) cümlesinin **bir sözcüğünde** saklıdır. O sözcüğü bul, altını çiz, seçeneklerde onun karşılığını ara. Paragrafın tamamını yeniden okumana gerek yok.
Parçanın öncesinde söylenmiş olabilecek düşünce
Aşağıdaki parçanın **öncesinde** ne söylenmiş olabilir?
> İkinci olarak, öğrencinin çalışma masası penceresi arkada kalacak biçimde yerleştirilmelidir. Işık omuz hizasından gelirse defterin üzerinde gölge oluşmaz. Masanın üzerinde ders dışı hiçbir eşya bulunmamalı; göz her dolaştığında bir oyuncağa takılan öğrenci sayfaya dönmekte zorlanır. Kısacası çalışma masası, dikkati dağıtan değil toplayan bir yer olmalıdır.
A) Öğrencilerin ders çalışırken yaşadığı dikkat sorunları
B) Verimli çalışma için gereken ilk koşul
C) Çalışma masasının nasıl temizleneceği
D) Öğrencilerin uyku düzeninin çalışmaya etkisi
- İlk cümleye bakıyorum ve iz arıyorum: "**İkinci olarak**, öğrencinin çalışma masası…"
- İşte kanıt. "İkinci olarak" diyen biri, daha önce mutlaka bir **birincisini** söylemiştir. Demek ki bu parçadan önce, aynı sıralamanın **ilk maddesi** anlatılmıştır.
- Peki neyin ilk maddesi? Parçanın son cümlesi konuyu veriyor: "Kısacası çalışma masası, dikkati dağıtan değil toplayan bir yer olmalıdır." Yani sıralanan şey **verimli çalışmanın koşullarıdır.**
- Seçenekler:
- A) Dikkat sorunları — parçada dikkatten söz ediliyor, bu yüzden tanıdık geliyor. Ama "ikinci olarak" bir **madde sıralaması** gerektirir; sorunların anlatımı bir madde değildir. Üstelik seçenek "ikinci" ifadesini karşılamıyor. **Elenir.**
- B) "Verimli çalışma için gereken **ilk** koşul" — "ikinci olarak" ifadesinin tam karşılığı. Öncesinde birinci koşul anlatılmış olmalı. **Uygun.**
- C) Masanın temizliği — parçada masanın üzerinde eşya bulunmaması söyleniyor, ama bu **düzen** meselesidir, temizlik değil. Ayrıca "ikinci olarak"ı karşılamıyor. **Elenir.**
- D) Uyku düzeni — parçada hiç geçmiyor ve sıralamayla bağı yok. **Elenir.**
- **Cevap: B.**
- Gördüğün gibi bu soruyu **tek bir sözcük** çözdü: "ikinci olarak". Paragrafın tamamını anlamak bile gerekmedi. Bu soru tipinde gözünü doğrudan ilk ve son cümleye götür.
Sınavda paragrafı okuma sırası
Paragraf sorularında zaman en büyük düşmandır. Aşağıdaki sıra sana zaman kazandırır:
**1. Önce soru kökünü oku, sonra parçayı.** Ne aradığını bilmeden okumak, karanlıkta eşya aramaya benzer. Soru kökünü okuduğunda gözün doğru yere gider.
**2. Soru kökündeki olumsuzluğu işaretle.** "değinilmemiştir", "çıkarılamaz", "söylenemez" gördüğün an kalemle işaretle.
**3. Parçayı bir kez, durmadan oku.** Anlamadığın bir sözcükte takılıp kalma; sözcüğün anlamını çoğu zaman cümlenin geri kalanı verir.
**4. Seçeneklere bakmadan kendi cevabını kur.** Bir cümleyle kendine söyle. Sonra seçeneklerden buna en yakın olanı bul. Bu tek alışkanlık, çeldiricilerin çoğunu etkisiz hâle getirir.
**5. Eleme yaparken her eleme için parçadan bir kanıt göster.** "Bana öyle geldi" bir kanıt değildir.
**6. İşaretlemeden önce soru kökünü bir kez daha oku.**
Bir de şu: bir soruda iki seçenek arasında sıkıştıysan, ikisini yan yana koy ve **farkın nerede olduğunu** bul. Fark genelde bir sözcüktedir: "bazı" mı "bütün" mü, "etkiler" mi "belirler" mi, "olabilir" mi "olur" mu. O sözcüğün parçada karşılığı var mı, ona bak.
Bütün konunun özeti
Paragrafta anlam konusunda öğrendiklerini tek yerde toplayalım.
**Yapı:** Her paragrafta giriş (düşünceyi ortaya koyar), gelişme (açar, örneklendirir) ve sonuç (bağlar) bölümleri vardır. Giriş cümlesi bağımsızdır; "bu, bunun için, ayrıca, oysa" ile başlamaz.
**Konu ile ana fikir:** Konu "neden söz ediliyor" sorusunun cevabıdır, söz öbeğidir. Ana fikir "ne demek isteniyor" sorusunun cevabıdır, cümledir. İkisi de paragrafın **tamamını** kapsamalıdır.
**Ana duygu:** Şiir ve öyküleyici metinlerde aranan, metne egemen olan duygudur; tek sözcükle söylenir ve metnin sözcük seçiminden çıkarılır.
**Yardımcı fikirler:** Ana fikri taşıyan örnekler, nedenler, karşılaştırmalardır. "Değinilmemiştir" sorularında seçenekten metne gidilir.
**Başlık:** Konunun kısaltılmış hâlidir. Ne dar ne geniş olmalı; parçanın her cümlesini kapsamalı ama parçada olmayanı taşımamalıdır.
**Özet:** Ana fikir ve temel yardımcı fikirlerden kurulur; örnekler, ayrıntılar ve senin yorumun özete girmez. Metnin tonu korunur.
**Anlam bütünlüğü:** Akışı bozan cümle çoğu zaman konuyla **ilgilidir**, ama yönü ya da bağı farklıdır. Kesin sınama: cümleyi çıkar, paragraf toparlanıyorsa doğru cümleyi buldun.
**Tamamlama:** Boşluğun önündeki ve arkasındaki cümle cevabı verir; bağlayıcı sözcükleri avla.
**Öncesi-sonrası:** İlk cümledeki "bu, ayrıca, ikinci olarak, oysa" öncesini; son cümledeki soru ya da sıralama sonrasını ele verir.
**İkiye bölme:** İki ana düşüncenin sınırı aranır; ikinci paragrafın ilk cümlesi bağımsızdır.
**Geçiş ve bağlantı ifadeleri:** Oysaki (karşıtlık), başka bir deyişle (açıklama), özellikle (belirginleştirme), böylece ve dolayısıyla (sonuç), ilk olarak ve son olarak (sıralama), kısaca (toparlama). Bunları hem okurken çözersin hem yazarken kullanırsın.
**Ve her şeyin üstünde duran tek kural:** Cevap parçadadır. Parçada olmayan bir bilgi, doğru olsa bile cevap değildir; parçada olan bir bilgi, tek bir cümleyi anlatıyorsa ana fikir değildir.