YÖKDİL ve YDS sınavlarında "kelime türetme" soruları, parantez içinde verilen bir kökten (fiil/isim/sıfat) cümledeki boşluğa uyacak DOĞRU TÜRÜ üretmenizi ister. Bunun için iki şeyi aynı anda çözmeniz gerekir: (1) boşluğun GRAMER olarak hangi türü (isim mi, sıfat mı, fiil mi, zarf mı) istediğini belirlemek; (2) o türü üretecek doğru ÖNEK/SONEK'i seçmek. Bu derste her iki beceriyi de sistemli tablolarla ve bol örnekle çalışacağız.
1. Önekler (Prefixes)
Önekler kelimenin TÜRÜNÜ genellikle değiştirmez, ANLAMINI değiştirir (çoğunlukla olumsuzluk veya zıt anlam katar). Bu yüzden önek sorularında asıl mesele doğru öneki seçmektir.
1.1. Olumsuzluk Önekleri
un- in-/im-/il-/ir- dis- non- hepsi "değil, -sız" anlamı katar ama hangisinin kullanılacağı kökün kendisine bağlıdır; bu yüzden sınavlarda en çok karıştırılan konudur.
| Önek | Kullanım Kuralı | Örnekler |
|---|---|---|
| un- | En yaygın olumsuzluk öneki; çoğu sıfat ve sıfat işlevli fiil ekiyle (-ed/-ing) kullanılır | happy→unhappy, able→unable, expected→unexpected, fair→unfair |
| im- | Kök m, p, b ile başlıyorsa | possible→impossible, mature→immature, balance→imbalance, patient→impatient, moral→immoral |
| il- | Kök l ile başlıyorsa | legal→illegal, literate→illiterate, logical→illogical, legible→illegible |
| ir- | Kök r ile başlıyorsa | regular→irregular, responsible→irresponsible, relevant→irrelevant, rational→irrational |
| in- | Diğer tüm ünsüzlerle (yukarıdakiler dışında) | correct→incorrect, convenient→inconvenient, capable→incapable, direct→indirect, complete→incomplete |
| dis- | Çoğunlukla fiillerde ve bazı soyut isim/sıfatlarda | agree→disagree, honest→dishonest, advantage→disadvantage, continue→discontinue, satisfied→dissatisfied |
| non- | Daha nötr, teknik veya kategorik olumsuzluk (kişisel yargı içermez) | sense→nonsense, fiction→nonfiction, existent→nonexistent, verbal→nonverbal, smoker→non-smoker |
His decision to abandon the injured climber was widely condemned as immoral.
Yaralı dağcıyı terk etme kararı, yaygın biçimde ahlaka aykırı olarak kınandı. (moral→immoral)
His handwriting was so illegible that the pharmacist misread the prescription entirely.
El yazısı o kadar okunaksızdı ki eczacı reçeteyi tamamen yanlış okudu. (legible→illegible)
The witness gave such an irrational account of events that the jury doubted his credibility.
Tanık olaylara dair o kadar mantıksız bir anlatım verdi ki jüri güvenilirliğinden şüphe etti. (rational→irrational)
1.2. Anlam Değiştiren Önekler
Bu önekler olumsuzluk değil, farklı bir anlam boyutu (zaman, miktar, birliktelik) katar.
| Önek | Anlamı | Örnekler |
|---|---|---|
| mis- | yanlış | understand→misunderstand, lead→mislead, behave→misbehave, interpret→misinterpret |
| over- | aşırı, fazla | estimate→overestimate, confident→overconfident, react→overreact, crowd→overcrowded |
| under- | yetersiz, az | estimate→underestimate, pay→underpaid, develop→underdeveloped, nourish→undernourished |
| re- | yeniden | consider→reconsider, build→rebuild, write→rewrite, appear→reappear |
| pre- | önceden | view→preview, historic→prehistoric, caution→precaution, determine→predetermined |
| post- | sonradan | war→postwar, graduate→postgraduate, pone→postpone |
| co- | birlikte | operate→cooperate, exist→coexist, author→co-author, found→co-founder |
| inter- | arasında | national→international, act→interact, connect→interconnect, change→interchange |
Many scientists once believed the two species could not coexist in the same habitat.
Pek çok bilim insanı bir zamanlar bu iki türün aynı habitatta bir arada var olamayacağına inanıyordu. (exist→coexist)
The lawyer accused the witness of deliberately trying to misinterpret the facts.
Avukat, tanığı olguları kasıtlı olarak yanlış yorumlamaya çalışmakla suçladı. (interpret→misinterpret)
The beaches become overcrowded during the summer holidays, especially in July.
Sahiller yaz tatillerinde, özellikle Temmuz'da, aşırı kalabalıklaşır. (crowd→overcrowded)
2. Sonekler (Suffixes)
Sonekler önekten farklı olarak kelimenin TÜRÜNÜ değiştirir: fiil→isim, sıfat→isim, isim→sıfat, fiil→sıfat, sıfat→zarf gibi. Sınavda boşluğun türünü (isim/sıfat/fiil/zarf) belirledikten sonra doğru soneki eklemeniz gerekir.
2.1. İsim Yapan Sonekler
| Sonek | Genel Kaynak | Örnekler |
|---|---|---|
| -tion / -sion | fiil→isim (eylem/durum) | decide→decision, inform→information, discuss→discussion, educate→education, express→expression |
| -ment | fiil→isim | develop→development, agree→agreement, govern→government, achieve→achievement, argue→argument |
| -ness | sıfat→isim (durum) | happy→happiness, kind→kindness, weak→weakness, dark→darkness |
| -ity | sıfat→isim (genelde -able/-al/-ive tabanlı) | able→ability, popular→popularity, active→activity, curious→curiosity, real→reality |
| -ance / -ence | fiil/sıfat→isim | perform→performance, differ→difference, appear→appearance, exist→existence, important→importance |
| -er / -or | fiil→isim (yapan kişi/özne) | teach→teacher, act→actor, direct→director, invent→inventor, employ→employer |
| -ist | isim→isim (meslek/inanç sahibi kişi) | art→artist, science→scientist, tour→tourist, real→realist |
| -ship | isim→isim (durum/ilişki) | friend→friendship, leader→leadership, relation→relationship, member→membership |
| -hood | isim→isim (dönem/durum) | child→childhood, neighbor→neighborhood, adult→adulthood, brother→brotherhood |
Full membership of the club costs two hundred dollars a year, including access to all facilities.
Kulübe tam üyelik, tüm tesislere erişim dahil, yılda iki yüz dolara mal oluyor. (member→membership)
Cultural differences can sometimes lead to serious misunderstandings between colleagues.
Kültürel farklılıklar bazen meslektaşlar arasında ciddi yanlış anlaşılmalara yol açabilir. (differ→difference)
2.2. Sıfat Yapan Sonekler
| Sonek | Anlamı / Kaynağı | Örnekler |
|---|---|---|
| -ful | isim→sıfat ("dolu, sahip") | care→careful, hope→hopeful, use→useful, power→powerful |
| -less | isim→sıfat ("-sız") | care→careless, hope→hopeless, use→useless, harm→harmless |
| -ous | isim→sıfat | danger→dangerous, fame→famous, ambition→ambitious, mystery→mysterious |
| -al | isim→sıfat | nature→natural, culture→cultural, industry→industrial, education→educational |
| -ive | fiil/isim→sıfat | create→creative, act→active, attract→attractive, effect→effective |
| -able / -ible | fiil→sıfat ("-ebilir, mümkün") | accept→acceptable, believe→believable, access→accessible, respond→responsible |
| -ic | isim→sıfat | economy→economic, history→historic, science→scientific, symbol→symbolic |
| -y | isim→sıfat | rain→rainy, cloud→cloudy, health→healthy, wealth→wealthy |
The minister's speech focused mainly on economic reforms rather than social policy.
Bakanın konuşması, sosyal politikadan çok ekonomik reformlara odaklandı. (economy→economic)
2.3. Fiil Yapan Sonekler
| Sonek | Anlamı | Örnekler |
|---|---|---|
| -ise / -ize | "yapmak, hale getirmek" | modern→modernize, popular→popularize, real→realize, special→specialize |
| -en | "hale getirmek" (kısa sıfatlarda) | strong→strengthen, wide→widen, short→shorten, dark→darken |
| -ify | "hale getirmek" | simple→simplify, class→classify, pure→purify, beauty→beautify |
| -ate | "hale getirmek, üretmek" | active→activate, origin→originate, valid→validate, captive→captivate |
Scientists are still trying to determine how the universe originated.
Bilim insanları evrenin nasıl ortaya çıktığını hâlâ belirlemeye çalışıyor. (origin→originate)
They plan to widen the road next year to reduce traffic jams.
Trafik sıkışıklığını azaltmak için önümüzdeki yıl yolu genişletmeyi planlıyorlar. (wide→widen)
2.4. Zarf Yapan Sonek
-ly neredeyse tüm sıfatları zarfa çevirir ve genellikle bir FİİLİ niteler (nasıl yapıldığını anlatır).
Please read the instructions carefully before you begin.
Başlamadan önce lütfen talimatları dikkatlice okuyun. (care→careful→carefully)
3. İsim ↔ Sıfat ↔ Fiil ↔ Zarf Dönüşüm Tablosu
Aynı kelime ailesinin dört türünü bir arada görmek, sınavda hangi kutuyu dolduracağınızı hızlıca fark etmenizi sağlar.
| İsim | Sıfat | Fiil | Zarf |
|---|---|---|---|
| strength | strong | strengthen | strongly |
| width | wide | widen | widely |
| ability | able | enable | ably |
| creation / creativity | creative | create | creatively |
| decision | decisive | decide | decisively |
| danger | dangerous | endanger | dangerously |
| simplicity | simple | simplify | simply |
| permanence | permanent | — | permanently |
The committee agreed to make the position permanent after a six-month trial period.
Komite, altı aylık deneme süresinin ardından pozisyonu kalıcı hâle getirmeyi kabul etti. (permanence→permanent, zarf değil sıfat!)
4. Boşluğun Türünü Belirleme Stratejisi
- Boşluktan hemen önce a / an / the / his / her / much / great gibi bir belirteç varsa → İSİM aranır.
- Boşluk be, become, seem, look, prove, remain fiillerinden sonra geliyorsa → SIFAT aranır (özne tümleci).
- Boşluktan önce to varsa ve mastar kuruyorsa (to + fiil) → FİİL aranır.
- Boşluk bir fiili "nasıl?" sorusuna cevap verecek şekilde nitliyorsa → ZARF (-ly) aranır.
- Cümlenin öznesi boşluksa ve tekil/çoğul fiil uyumu varsa → İSİM aranır, sayıya (tekil/çoğul) dikkat edin.
5. Sınav Tuzakları Özeti
His childish manner of dealing with conflict frustrated his older colleagues.
Çatışmayla başa çıkmadaki çocukça tavrı, daha kıdemli meslektaşlarını hayal kırıklığına uğrattı. (child→childish, olumsuz bağlam)