Karşılaştırma yapıları (Comparatives & Superlatives), YÖKDİL ve YDS metinlerinde en sık karşımıza çıkan ve en çok tuzak barındıran konulardan biridir. Bu derste sıfat/zarflarda karşılaştırma dereceleri, eşitlik yapıları, düzensiz biçimler, pekiştirme zarfları, ikili ve giderek artan karşılaştırmalar ile sınavlarda öğrencileri en çok yanıltan kalıplar; bol tablo ve özgün örnek cümlelerle işlenmektedir.
1. Temel Karşılaştırma: Comparative (-er / more) + than
İki varlık, kişi ya da durum arasında karşılaştırma yapılırken sıfat ya da zarfın hece sayısına göre -er eki ya da more sözcüğü kullanılır; karşılaştırılan ikinci öge than ile bağlanır.
| Sıfat/Zarf Tipi | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Tek heceli | sıfat + er | tall → taller, fast → faster |
| -y ile biten iki heceli | y → i + er | happy → happier, easy → easier |
| İki heceli ve üzeri (uzun) | more + sıfat | beautiful → more beautiful, carefully → more carefully |
| Bazı iki heceliler (esnek) | her iki biçim de kabul edilir | common → commoner / more common; quiet → quieter / more quiet |
This route is shorter than the one we took last time.
Bu güzergâh geçen sefer kullandığımızdan daha kısadır.
Her second novel was more successful than her first one.
Onun ikinci romanı ilkinden daha başarılıydı.
Yazım Kuralları (Spelling Rules)
- Tek ünlü + tek ünsüzle biten tek heceli sıfatlarda son ünsüz ikizlenir: big → bigger, hot → hotter, thin → thinner.
- Sessiz e ile biten sıfatlara sadece -r eklenir: large → larger, nice → nicer, wise → wiser.
- Ünsüz + y ile biten sıfatlarda y, i'ye döner: easy → easier, busy → busier (ancak shy → shyer gibi istisnalar vardır).
2. Üstünlük Derecesi: Superlative (the -est / the most)
Üç veya daha fazla varlık arasında en üstün olanı belirtmek için kullanılır. Superlative yapılarda İngilizcede neredeyse istisnasız the tanımlığı bulunur.
| Sıfat/Zarf Tipi | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Tek heceli | the + sıfat + est | the tallest, the fastest |
| -y ile biten iki heceli | the + y → i + est | the happiest, the easiest |
| İki heceli ve üzeri (uzun) | the most + sıfat | the most beautiful, the most carefully |
Mount Everest is the highest mountain in the world.
Everest Dağı dünyadaki en yüksek dağdır.
She was the most talented musician of all the candidates.
O, tüm adaylar içinde en yetenekli müzisyendi.
3. Eşitlik Karşılaştırmaları: as ... as
İki varlık arasında eşitlik ya da eşitsizlik bildirmek için kullanılır. Olumlu cümlede sadece as ... as, olumsuz cümlede hem not as ... as hem de not so ... as kullanılabilir; ancak so ... as yalnızca olumsuz cümlelerde geçerlidir.
| Yapı | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| as + sıfat/zarf + as | eşitlik | as tall as, as quickly as |
| not as + sıfat/zarf + as | eşit değil (olumsuz) | not as expensive as |
| not so + sıfat/zarf + as | eşit değil (olumsuz, resmî/yazınsal) | not so expensive as |
| twice / three times + as ... as | sayısal oran | twice as long as, three times as heavy as |
This laptop is as powerful as a desktop computer.
Bu dizüstü bilgisayar bir masaüstü bilgisayar kadar güçlüdür.
The second interview was not so stressful as the first one.
İkinci mülakat ilki kadar stresli değildi.
The new stadium is twice as large as the old one.
Yeni stadyum eskisinin iki katı büyüklüğündedir.
4. less ... than ve Azalan Karşılaştırma
less, sayılamayan isimlerle ya da sıfat/zarfların "daha az" derecesini belirtmek için kullanılır; sayılabilir çoğul isimlerle ise fewer tercih edilir.
This model consumes less energy than the previous version.
Bu model önceki sürümden daha az enerji tüketir.
I have fewer objections than you might expect.
Beklediğinizden daha az itirazım var.
5. Düzensiz Karşılaştırmalar (Irregular Comparatives)
| Sıfat/Zarf | Comparative | Superlative |
|---|---|---|
| good / well | better | the best |
| bad / badly | worse | the worst |
| far | further / farther | the furthest / the farthest |
| little (miktar) | less | the least |
| many / much | more | the most |
| old | older / elder | the oldest / the eldest |
His condition got worse after the operation.
Ameliyattan sonra durumu daha da kötüleşti.
We need to look further into the causes of this problem.
Bu sorunun nedenlerini daha derinlemesine incelememiz gerekiyor.
6. Karşılaştırmayı Pekiştirme (Intensifiers)
Karşılaştırma sıfat/zarflarının önüne gelerek farkın büyüklüğünü belirten zarflar iki gruba ayrılır: büyük farkı pekiştirenler ve küçük farkı pekiştirenler.
| Grup | Zarflar | Örnek |
|---|---|---|
| Büyük fark | much, far, a lot, a great deal, rather | much better, far more expensive, a lot easier |
| Küçük fark | a bit, a little, slightly, marginally | a bit cheaper, slightly better, marginally higher |
The new engine is far more efficient than the old one.
Yeni motor eskisinden çok daha verimlidir.
Today's results were only slightly better than yesterday's.
Bugünkü sonuçlar dünkünden yalnızca biraz daha iyiydi.
3.1 İkili Karşılaştırma the + comparative, the + comparative
Bir durumdaki artış ya da azalışın diğerini nasıl etkilediğini belirtmek için kullanılan koşula benzer bir yapıdır: the + comparative + cümle, the + comparative + cümle.
The more you practise, the better you become at speaking English.
Ne kadar çok pratik yaparsan İngilizce konuşmakta o kadar iyileşirsin.
The harder we work now, the sooner we will finish this project.
Şimdi ne kadar sıkı çalışırsak bu projeyi o kadar erken bitiririz.
The higher the altitude, the lower the temperature.
Rakım ne kadar yüksekse sıcaklık o kadar düşüktür.
7. Giderek Artan/Azalan Karşılaştırma (Progressive Comparison)
Bir niteliğin zamanla sürekli arttığını ya da azaldığını belirtmek için kullanılır.
| Sıfat Tipi | Yapı | Örnek |
|---|---|---|
| Kısa sıfat | comparative + and + comparative | bigger and bigger, colder and colder |
| Uzun sıfat | more and more + sıfat | more and more complicated, more and more expensive |
As the deadline approached, the workload became heavier and heavier.
Son teslim tarihi yaklaştıkça iş yükü giderek ağırlaştı.
Finding a parking space downtown is getting more and more difficult.
Şehir merkezinde park yeri bulmak giderek zorlaşıyor.
8. no + comparative ve İlgili Kalıplar
no longer ve not ... any longer/anymore, bir durumun artık geçerli olmadığını belirtir; no + comparative + than kalıpları ise iki şeyin farksız olduğunu vurgular.
| Kalıp | Kullanım | Örnek |
|---|---|---|
| no longer + V | fiilden önce, olumlu cümle yapısında | He no longer works here. |
| not ... any longer / anymore | cümle sonunda, olumsuz cümle yapısında | He doesn't work here anymore. |
| no better than | hiç farksız, aynı derecede kötü | His excuse was no better than a lie. |
| no sooner ... than | bir olay olur olmaz diğeri gerçekleşir | No sooner had she arrived than it started to rain. |
He used to call every day, but he no longer does.
Eskiden her gün ararlardı ama artık aramıyor.
Despite his promises, his behaviour was no better than before.
Vaatlerine rağmen davranışı öncekinden hiç farklı değildi.
9. Üstünlük Derecesi + Present Perfect
Bir deneyimin şimdiye kadarki en üstün örneği olduğunu vurgulamak için superlative yapı, ever ile birlikte present perfect zamanla kullanılır: the + superlative + (that) + özne + have/has ever + V3.
This is the most fascinating novel I have ever read.
Bu, şimdiye kadar okuduğum en büyüleyici roman.
It was the worst storm the region had ever experienced.
Bu, bölgenin şimdiye kadar yaşadığı en kötü fırtınaydı.