sekizgenacademy.com

Anadolu'nun Mutasavvıfları - Yönetici Sınıf - Sosyal ve Kültürel Faaliyetler — Çalışma Kağıdı

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 15.09.2026     10 soru TYT Sosyal Bilimler

Çalışma Kağıdı

Anadolu'nun Mutasavvıfları - Yönetici Sınıf - Sosyal ve Kültürel Faaliyetler — Çalışma Kağıdı

Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç

10 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada

1. Anadolu Selçukluları ve beylikler döneminde kurulan zaviyeler, yol güzergâhları üzerinde yer alan ve gelip geçen yolcuları ücretsiz olarak ağırlayan yapılardı. Bu yapılarda aynı zamanda dinî-ahlaki sohbetler yapılır, bazı zaviyelerde çevre halkına yönelik eğitim faaliyetleri de yürütülürdü.

Bu bilgilere dayanarak zaviyelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Zaviyeler yalnızca büyük şehir merkezlerinde kurulmuştur. B) Zaviyelerde konaklayan yolculardan belirli bir ücret talep edilmiştir. C) Zaviyelerin eğitim faaliyetleri, yalnızca zaviyede görevli kişilerle sınırlı kalmıştır. D) Zaviyeler, konaklama ve eğitim gibi birden fazla işlevi bir arada yürüten yapılar olmuştur. E) Zaviyelerin konaklama işlevi, ancak dinî-ahlaki sohbetler sona erdikten sonra başlamıştır.

2. Yunus Emre, XIII-XIV. yüzyıllarda Anadolu'da yaşamış, dönemin edebiyatında daha çok Arapça ve Farsça kullanılmasına karşın şiirlerini sade bir Türkçe ile yazmıştır. Şiirlerinde sevgi, hoşgörü ve insan sevgisi gibi konuları işlemiş, bu şiirler kolayca ezberlenip halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.

Bu bilgilere dayanarak Yunus Emre'nin faaliyetleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Sade bir dil kullanarak düşüncelerinin geniş halk kitlelerince benimsenmesini kolaylaştırmıştır. B) Şiirlerinde yalnızca dönemin yöneticilerini konu edinmiştir. C) Eserlerini, dönemin edebiyat geleneğine uyarak Arapça kaleme almıştır. D) Şiirlerinin halk arasında yayılmasında sözlü aktarımın hiçbir etkisi olmamıştır. E) Kaleme aldığı eserlerin sayısı, dönemin diğer şairlerinden daha fazladır.

3. XIII. yüzyılda Anadolu'da yaşayan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Farsça kaleme aldığı Mesnevi adlı eserinde ahlaki öğütler ve hikâyeler aracılığıyla insanları hoşgörü, sabır ve birlik gibi değerlere yöneltmiştir. Onun çevresinde oluşan sohbet meclislerine Türk, Rum ve Ermeni gibi farklı topluluklardan kişiler de katılmıştır.

Bu bilgilere dayanarak Mevlânâ'nın faaliyetleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Sohbet meclislerine farklı topluluklardan katılım olmasını, kendi görüşlerini yaymak amacıyla teşvik etmiştir. B) Mesnevi'yi Türkçe kaleme alarak eserini geniş halk kitlelerine ulaştırmayı amaçlamıştır. C) Farklı topluluklardan kişilerin bir araya geldiği ortamlar oluşturarak toplumsal birlik anlayışına katkı sağlamıştır. D) Sohbet meclislerine yalnızca kendi öğrencilerinin katılmasına imkân tanımıştır. E) Verdiği ahlaki öğütleri, yalnızca belirli bir meslek grubuna yönelik olarak dile getirmiştir.

4. Anadolu Selçukluları ve beylikler döneminde kurulan medreselerde din, hukuk ve akli ilimler okutulmuş; buradan mezun olan öğrenciler kadılık, müderrislik gibi görevlere atanabilmiştir. Medreselerin yapımı ve öğretim giderleri, kurucusu tarafından bağışlanan vakıf gelirleriyle karşılanmıştır.

Bu bilgilere dayanarak medreselerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Medreseler, yönetici ve hukuk görevlilerinin yetişmesinde eğitim kurumu olarak rol oynamıştır. B) Medreselerin giderleri, doğrudan hazineden karşılanan düzenli bir bütçeyle yürütülmüştür. C) Medreselerden mezun olanlar yalnızca askerî görevlere atanmıştır. D) Medreselerde yalnızca dinî ilimler okutulmuş, hukuk eğitimi verilmemiştir. E) Vakıf gelirleriyle finansman sağlanması, medreselerin kuruluşundan çok sonra ortaya çıkan bir uygulama olmuştur.

5. Türkiye Selçukluları ve Anadolu beyliklerinde kadılar, şehir ve kasabalarda hukuki uyuşmazlıkları İslam hukukuna göre çözüme bağlayan görevlilerdi. Kadılar ayrıca evlenme, miras ve alım-satım gibi günlük hayata ilişkin işlemleri kayıt altına alır, bu sayede devletin halkla ilişkisinde önemli bir bağlantı noktası oluştururdu.

Bu bilgilere dayanarak kadılık görevi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Kadılar yalnızca askerî davalarla ilgilenmiştir. B) Kadılık görevi, devletin halkla bağlantısını değil, yalnızca merkezi yönetimin iç işleyişini ilgilendirmiştir. C) Kadılar, hukuki uyuşmazlıkların çözümünün yanı sıra günlük yaşama ilişkin işlemlerin kayıt altına alınmasında da görev üstlenmiştir. D) Evlenme ve miras gibi işlemler, kadı onayı olmadan da geçerli sayılmıştır. E) Kadıların günlük işlemleri kayıt altına alma görevi, hukuki uyuşmazlıkların çözümünden bağımsız ayrı bir makam tarafından yürütülmüştür.

6. Ahi Evran öncülüğünde kurulan Ahilik teşkilatında esnaf ve zanaatkârlar loncalar hâlinde örgütlenmiş; ustalık-kalfalık-çıraklık basamaklarıyla mesleki eğitim verilmiş, üretilen malların fiyat ve kalitesi teşkilat tarafından denetlenmiş, üyeler arasında yardımlaşma sandıkları oluşturulmuş ve toplantılarda ahlaki davranış kuralları da öğretilmiştir.

Buna göre,

I. Ahilik, meslek edindirmenin yanı sıra ahlaki değerlerin aktarılmasında da rol oynamıştır.
II. Teşkilat, üye esnafın ürettiği malların fiyat ve kalitesini denetleme yetkisine sahip olmuştur.
III. Ahilik teşkilatına üyelik, yalnızca belirli bir aileye mensup zanaatkârlarla sınırlı tutulmuştur.
IV. Yardımlaşma sandıkları, teşkilatın kuruluşundan uzun süre sonra oluşturulmuştur.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

A) I ve III B) I ve II C) II ve IV D) III ve IV E) II ve III

7. Anadolu Selçuklu ve beylik yönetiminde hükümdara bağlı olarak çalışan vezir, devlet işlerinin yürütülmesinden sorumlu en yetkili görevliydi. Vezir, divan adı verilen kurulda diğer görevlilerle birlikte toplanır; burada vergi, adalet ve dış ilişkilerle ilgili konular görüşülüp karara bağlanırdı. Divanın kararları hükümdarın onayından sonra uygulamaya konurdu.

Buna göre,

I. Vezir, devlet işlerinin yürütülmesinde hükümdardan bağımsız, denetimsiz bir yetkiye sahip olmuştur.
II. Divanda vergi, adalet ve dış ilişkiler gibi farklı konular bir arada ele alınmıştır.
III. Divan kararlarının uygulanabilmesi hükümdarın onayına bağlı tutulmuştur.
IV. Vezirlik görevi, yalnızca dış ilişkilerle sınırlı bir yetki alanına sahip olmuştur.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

A) I ve II B) II ve III C) I ve IV D) III ve IV E) I ve III

8. Hacı Bektaş-ı Veli, XIII. yüzyılda Anadolu'ya gelerek Sulucakarahöyük çevresinde yerleşmiş; burada kurduğu dergâhta çevre köylerden gelen Türkmen topluluklarını bir araya getirmiş, onlara toplumsal dayanışma ve birlikte yaşama konusunda öğütler vermiştir. Dergâh aynı zamanda yolcuların konakladığı bir mekân olarak da kullanılmıştır.

Bu bilgilere dayanarak Hacı Bektaş-ı Veli'nin dergâhıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Dergâh yalnızca ibadet amacıyla kullanılan kapalı bir mekân olmuştur. B) Çevre köylerden gelen topluluklar, dergâhta yalnızca ticari faaliyetlerde bulunmuştur. C) Dergâhın konaklama işlevi, toplumsal dayanışma faaliyetlerinin sona ermesinden sonra başlamıştır. D) Sulucakarahöyük çevresindeki topluluklar, dergâh kurulmadan önce de aynı ölçüde bir araya gelmekteydi. E) Dergâh, hem toplumsal dayanışmayı güçlendiren hem de yolculara konaklama imkânı sunan bir işlev üstlenmiştir.

9. Türkiye Selçukluları ve Anadolu beyliklerinde hükümdar çocukları küçük yaşta bir sancağa vali olarak gönderilir, yanlarına devlet tecrübesi olan bir atabey görevlendirilirdi. Atabey, şehzadeye yönetim, askerlik ve devlet işleriyle ilgili konularda rehberlik eder; bazı güçlü atabeyler, hükümdarın ölümünden sonra kendi hâkimiyetlerini de ilan edebilmiştir.

Bu bilgilere dayanarak atabeylik kurumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Atabeyler yalnızca askerî konularda görev yapmış, yönetim işlerine karışmamıştır. B) Şehzadeler, sancağa vali olarak gönderilmeden önce atabey tarafından yetiştirilmiştir. C) Atabeylik görevi, hükümdarın ölümünden sonra otomatik olarak sona ermiştir. D) Atabeyler, devlet tecrübesi olmayan kişiler arasından seçilmiştir. E) Yönetim tecrübesi aktarma amacıyla kurulan bu görev, bazı durumlarda bağımsız bir güç odağına dönüşebilmiştir.

10. XIII-XIV. yüzyıllarda Anadolu'da Mevlânâ, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve Ahi Evran gibi isimler farklı çevrelerde faaliyet göstermiştir. Bu isimlerden kimi eserleriyle, kimi kurduğu dergâh ya da teşkilatla; göçle gelen Türkmen toplulukları, yerleşik halk ve şehirli zanaatkârlar gibi birbirinden farklı kesimlerle ilişki kurmuş; ortak biçimde hoşgörü, dayanışma ve ahlaki değerleri öne çıkaran bir söylem benimsemiştir.

Bu bilgilere dayanarak söz konusu isimlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Aynı yöntemleri kullanarak yalnızca tek bir toplumsal kesime ulaşmışlardır. B) Faaliyet gösterdikleri çevreler ve yöntemler birbirinin aynısı olmuştur. C) Toplumsal etkileri, yalnızca kendi yaşadıkları döneme özgü kalmış, sonraki dönemlere aktarılmamıştır. D) Farklı toplumsal kesimlerle kurdukları bağlar üzerinden Anadolu'nun toplumsal ve kültürel hayatına katkı sağlamışlardır. E) Göçle gelen Türkmen topluluklarıyla ilişki kuran isimler, yerleşik halk ve zanaatkârlarla herhangi bir bağ kurmamıştır.

Cevap Anahtarı

1-D 2-A 3-C 4-A 5-C 6-B 7-B 8-E 9-E 10-D

8genyks · YKS Hazırlık · sekizgenacademy.com