Servetifünun Dönemi Türk Romanı — Çalışma Kağıdı
Ad Soyad: ______________________ Tarih: 07.10.2026 20 soru AYT Türk Dili ve Edebiyatı
Soru Kitapçığı
Servetifünun Dönemi Türk Romanı — Çalışma Kağıdı
Yazdırma penceresinde "Arka plan grafikleri"ni açık tut
20 soru · gerçek sınav kitapçığı düzeninde · cevap anahtarı son sayfada
- Bu testte 20 soru vardır.
- Cevaplarınızı kitapçığın sonundaki cevap anahtarı ile karşılaştırınız.
1. Servetifünun döneminde yazılan, olay örgüsünü geri plana atarak kişilerin iç dünyasındaki dalgalanmaları izlemesiyle edebiyatımızda ilk psikolojik roman sayılan yapıt ve yazarı aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
2. Bir öğrenci, Servetifünun dönemi Türk romanıyla ilgili olarak defterine aşağıdaki yargıları not etmiştir:
I. Kişilerin iç dünyasındaki dalgalanmalar ayrıntılı biçimde çözümlenir.
II. Olaylar çoğunlukla İstanbul'un seçkin çevrelerinde geçer.
III. Anlatıcı, olayın akışını keserek okura doğru davranışı gösterir.
IV. Yapıtların konusu Anadolu'nun köy yaşayışından seçilir.
Bu yargılardan hangileri doğrudur?
3. Bir edebiyat tarihçisi, iki kuşağın romanını şöyle karşılaştırıyor:
İlk romancılarımız, kişilerini bize tanıtırken yanlarında dururdu; bir davranışı anlatır, hemen ardından o davranış hakkında ne düşünmemiz gerektiğini söylerlerdi. Kendilerinden sonra gelen kuşak ise sahneyi kurup geri çekildi; okur, kişinin nasıl biri olduğuna kendi bakarak karar verdi. İki kuşağın konuları çoğu zaman birbirine yakındı; değişen, anlatanın yeri oldu.
Bu parçaya göre, Tanzimat romanı ile Servetifünun romanı arasındaki en belirgin fark aşağıdakilerden hangisidir?
4. Aşağıdaki parça, bir dönemin roman anlayışını örneklendirmek üzere düzenlenmiştir:
Ragıp Bey kapının önünde durdu, sokağa baktı: on beş seneden beri her akşam aynı saatte aynı taşlara basarak geçtiği, çocukların bağırışını, bahçe kapılarının gıcırtısını, akşamüstü suyun çekilişini ezberlediği sokaktı bu; fakat şimdi ona, yıllardır tanıdığı bir yüzün bir sabah uyanıldığında büsbütün başkasına ait çıkması gibi yabancı geliyordu. Sabahleyin, incir ağacının gölgesindeki küçük evin, yani kendisine söz verilmiş olan, bahçesini yıllarca kendi eliyle belleyip suladığı o evin bir başkasına satıldığını öğrenmişti. Yolda karşılaştığı bakkalın selamını aldı; aldıktan sonra da bu selamın esasen kendisine değil, bu sokakta hâlâ bir yeri bulunduğunu sanan eski bir adama verilmiş olduğunu düşündü. Eve girince sofraya oturmadı; pencerenin önündeki iskemleye ilişip bahçe duvarının ötesinden gelen seslere kulak verdi ve bu seslerin, yıllardır içinde bulunduğu hâlde bugün ilk defa uzaktan işitilen bir kalabalığa ait olduğunu, kendisinin ise artık ne o kalabalıktan ne de o duvarın içinden sayıldığını duydu.
Bu parçada öne çıkan izlek aşağıdakilerden hangisidir?
5. Aşağıdaki parça, bir dönemin roman anlayışını örneklendirmek üzere düzenlenmiştir:
Yağmurun akşamdan beri dinmeyen sesi, odadaki eşyayı olduğundan daha eski, daha yorgun gösteriyor; camlara inen damlalar lambanın ışığında ince ince titreyen bir ağ gibi kayıyor, sonra pervazın kenarında birikerek birer birer düşüyordu. Şaziye, dizlerinin üstündeki işlemeyi bir aralık bıraktı; iğnenin kumaşta açtığı deliklerin ne kadar düzenli, ne kadar sabırlı bir sıra tutturduğuna bakarken, kendi günlerinin de böyle, birbirinin peşi sıra, hiçbirinde ötekinden ayrı bir renk bulunmaksızın geçip gittiğini, bu yeknesaklığı kimseye anlatmaya kalkışamayacağını düşündü. Sokaktan geçen arabanın tekerlek sesi evvelâ uzaktan, sonra pencerenin tam altından, sonra yine uzaklardan duyuldu; ses çekildikçe odanın sessizliği, üzerine bir ağırlık daha bırakılmış gibi arttı. Lambanın fitili inmiş olmalıydı; ışık, duvar kâğıdındaki solgun çiçekleri büsbütün silikleştirmiş, tavana doğru yükseldikçe genişleyen belirsiz bir gölge bırakmıştı ve Şaziye, bu gölgeye baktıkça, senelerden beri aynı saatte aynı yerde tekrarlanan hâl-i intizarın artık kendisinden bile habersiz sürüp gittiğini duyar gibi oluyordu.
Bu parçanın yansıttığı roman anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
6. Servetifünun romancısının çalışma biçimi bir yazıda şöyle anlatılıyor:
Anlatacağı sokağı önceden günlerce dolaşır; bir odanın eşyasını, bir yüzdeki değişmeyi olduğu gibi kaydeder. Kişilerini, olmalarını istediği gibi değil, olabilecekleri gibi kurar; kimseyi ne ödüllendirir ne cezalandırır. Yazdığı sayfada kendi sesini duyurmaz; okura yalnızca gördüğünü bırakır.
Bu parçada anlatılan tutum, Servetifünun romanında etkisi görülen hangi anlayışla açıklanabilir?
7. Bir araştırmacı şöyle yazıyor:
Bu dönemin romancısı, cümlesini şairin dizesini kurduğu özenle kurar. Arapça ve Farsça tamlamalardan, günlük konuşmada karşılığı olmayan sözcüklerden kaçınmaz; uzun ve devrik cümleleriyle okurdan sabır ister. Onun için güzel söylemek, anlaşılmak kadar önemlidir. Roman ile şiir, aynı yıllarda aynı sofrada yetişmiş iki kardeş gibidir.
Bu parçada Servetifünun romanıyla ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
8. Türk romanının Tanzimat'tan Millî Edebiyat'a uzanan gelişimini izlemek isteyen bir öğrenci, aşağıdaki romanları ilk yayımlanış tarihlerine göre sıralayacaktır:
• Aşk-ı Memnu
• Sergüzeşt
• Ateşten Gömlek
• İntibah
• Mai ve Siyah
Bu romanlar eskiden yeniye doğru sıralandığında dördüncü sırada hangisi yer alır?
9. Servetifünun döneminin iki romanı Aşk-ı Memnu ve Eylül ile ilgili olarak şu yargılar ileri sürülmüştür:
I. Aşk-ı Memnu'da bir konakta yaşanan yasak aşkın, aile üzerindeki yıkıcı sonuçları işlenir.
II. Eylül, olay örgüsünün ince tutulup ruh çözümlemesine dayanmasıyla edebiyatımızın ilk psikolojik romanı sayılır.
III. Aşk-ı Memnu, ruh çözümlemelerindeki başarısı nedeniyle edebiyatımızın ilk psikolojik romanı kabul edilir.
IV. İki romanda da olaylar İstanbul'un varlıklı çevrelerinde geçer.
Bu yargılardan hangileri doğrudur?
10. Servetifünun topluluğunda yer alan bir yazarla ilgili şu bilgiler veriliyor:
• Romanlarında hayal ile gerçek arasında bocalayan, kuşağının kaygılarını taşıyan genç kişileri işlemiştir.
• Fransızcadan çevirdiği bir makale, Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasına ve topluluğun dağılmasına yol açmıştır.
• Sonraki yıllarda kalemini daha çok gazetecilik ve siyasi yazılarda kullanmıştır.
Bu bilgiler aşağıdaki yazarlardan hangisine aittir?
11. Aşağıdakilerden hangisi Servetifünun romanında karşılaşılan kişi kurgusuna UYMAZ?
12. Aşağıdaki parça, bir dönemin roman anlayışını örneklendirmek üzere yazılmıştır:
Köşkün penceresinden görünen Boğaz, akşamın bulanık ışığında ağır ağır kararıyordu. Şevket, masasındaki yarım kalmış sayfalara bir daha bakmadı; kalemi bırakmış, gözlerini suyun öte yakasında sönmeye yüz tutan ışıklara dikmişti. Bu şehrin her sokağı ona artık bir duvar gibi geliyordu. Bir an, adını bile bilmediği uzak bir adayı, o adada beyaz bir evi, kimsenin kapısını çalmadığı sessiz bir odayı düşündü; orada yazacağı şeylerin, burada yazamadıklarının hepsinden güzel olacağına inandı. Sonra bu düşüncenin kendisinin de bir kaçamak olduğunu anladı ve içinde, adını koyamadığı bir yorgunluk büyüdü.
Bu parçanın ait olduğu dönem ve bu dönemi gösteren kanıt aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
13. Aynı yıllarda roman yazan Halit Ziya Uşaklıgil ile Hüseyin Rahmi Gürpınar karşılaştırılarak şu yargılar ileri sürülmüştür:
I. İkisi de Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplanan topluluğun üyesidir.
II. Halit Ziya İstanbul'un seçkin konak çevresini, Hüseyin Rahmi ise İstanbul'un mahalle hayatını anlatmıştır.
III. Hüseyin Rahmi, zaman zaman anlatıyı kesip okura seslenmesiyle Ahmet Mithat Efendi'nin izinden gitmiştir.
IV. İkisi de romanlarının konusunu İstanbul dışına, Anadolu'ya taşımıştır.
Bu yargılardan hangileri doğrudur?
14. Servetifünun romanının bazı özellikleri, dönemin sıkı sansür ve baskı ortamıyla ilişkilendirilerek açıklanır.
Aşağıdaki özelliklerden hangisi bu ortamla AÇIKLANAMAZ?
15. Bir eleştirmen, Mai ve Siyah için şöyle diyor:
"Bu romanın kahramanı, yazarının içinde bulunduğu edebiyat topluluğundan biri gibidir: aynı sanat kavgalarına girer, aynı büyük eseri yazma düşünü kurar, aynı yenilgiyi yaşar. Roman bu yüzden yalnız bir kişinin değil, bir kuşağın hikâyesidir."
Eleştirmenin bu yargısını en iyi destekleyen özellik aşağıdakilerden hangisidir?
16. Bir eleştirmen, Servetifünun romanı için şunları söylüyor:
Bu romanlarda ne ararsanız bulursunuz: kurulmuş bir yapı, sağlam bir teknik, insanın içindeki en küçük kımıldanışı bile kaçırmayan bir göz. Yalnız bir şey eksiktir: pencereyi açtığınızda görünen ülke. Kişileri de sıkıntıları da hep aynı birkaç sokağın, aynı birkaç salonun insanlarına aittir. Böylece tekniği en ileri romanımız, aynı zamanda dünyası en küçük romanımız olmuştur.
Bu parçada Servetifünun romanına yöneltilen eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
17. Servetifünun dönemi romanını konu alan bir çalışma kâğıdında aşağıdaki yapıt – yazar eşleştirmeleri yapılmıştır:
• Mai ve Siyah – Halit Ziya Uşaklıgil
• Eylül – Mehmet Rauf
• Hayat-ı Muhayyel – Mehmet Rauf
• Nesl-i Ahir – Hüseyin Cahit Yalçın
• Şıpsevdi – Hüseyin Cahit Yalçın
• Aşk-ı Memnu – Halit Ziya Uşaklıgil
• Zehra – Halit Ziya Uşaklıgil
Bu eşleştirmelerden kaç tanesi doğrudur?
18. Bir romanda kişinin zihninden geçenler, anlatıcı tarafından üçüncü kişi ağzıyla ve bir sıra gözetilerek çözümlenmekte; kişi hiç konuşmadığı hâlde kararsızlığının hangi düşünceden hangisine geçtiği adım adım gösterilmektedir. Servetifünun romancılarının, özellikle de ruh hâlini eksen alan yapıtların sıkça başvurduğu bu anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?
19. Bir edebiyat tarihçisi, Servetifünun yıllarında yazan bir romancıyı şöyle değerlendiriyor:
O, dergi çevresinde toplanan yazarlarla aynı yıllarda yazdı; ama onların seçtiği yolu seçmedi. Romanını, okuma yazmayı yeni öğrenmiş birinin bile izleyebileceği bir dille kurdu; konusunu konağın salonundan değil, mahallenin sokağından aldı. Çevresindekiler güzel söylemeyi başlı başına amaç sayarken o, kalabalığa seslenmeyi sürdürdü.
Bu parçada sözü edilen romancı ile onun dönem romancılarından ayrıldığı nokta aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
20. Aşağıdaki parça, bir akımın roman kişisini açıklama biçimini örneklendirmek üzere yazılmıştır:
Nesrin'in bu huzursuzluğu ne o yazın sıcağından ne de evdeki sıkıntıdan doğmuştu. Annesinin gençliğinde yaşadığı o savruk hayat, onun kanında da sessizce dolaşıyordu; çocukken bile aynalara uzun uzun bakışında, kendisine söylenen her övgüye fazlaca açık oluşunda bu kalıtımın izleri vardı. Üstelik büyüdüğü konakta kimse ona bir sınır çizmemiş, her isteği ertesi gün unutulacak bir oyuncak gibi verilmişti. Kalıtımla çevre birleşince, sonu çoktan yazılmış bir yazgı gibi, düşüşü yalnızca bir zaman meselesi olmuştu.
Bu parçada kişinin davranışlarını açıklama biçimi, aşağıdaki akımlardan hangisinin belirleyici ilkesine dayanmaktadır?
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ BİTTİ.
SERVETİFÜNUN DÖNEMİ TÜRK ROMANI — ÇALIŞMA KAĞIDI CEVAP ANAHTARI
1-D 2-A 3-B 4-A 5-C 6-C 7-D 8-A 9-C 10-E
11-E 12-D 13-B 14-D 15-A 16-E 17-C 18-B 19-E 20-B
8genyks · YKS Hazırlık · sekizgenacademy.com