sekizgenacademy.com

Millî Edebiyat Dönemi Türk Hikâyesi — Çalışma Kağıdı

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 08.10.2026     20 soru AYT Türk Dili ve Edebiyatı

Soru Kitapçığı

Millî Edebiyat Dönemi Türk Hikâyesi — Çalışma Kağıdı

Yazdırma penceresinde "Arka plan grafikleri"ni açık tut

20 soru · gerçek sınav kitapçığı düzeninde · cevap anahtarı son sayfada

AYT • Türk Dili ve Edebiyatı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ A
  1. Bu testte 20 soru vardır.
  2. Cevaplarınızı kitapçığın sonundaki cevap anahtarı ile karşılaştırınız.

1. Millî Edebiyat dönemi Türk hikâyesiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi SÖYLENEMEZ?

A) Hikâyelerde konuşma diline yakın, anlaşılır bir söyleyiş benimsenmiştir. B) Hikâyenin konu alanı halkın gündelik hayatına doğru genişlemiştir. C) Kişiler ağırlıklı olarak seçkin çevrelerden seçilmiş, bu çevrenin dışına çıkılmamıştır. D) Millî değerler ile toplumsal eleştiri aynı hikâyede bir arada işlenebilmiştir. E) Ömer Seyfettin, dönemin hikâyeciliğinde belirleyici bir yer tutmuştur.

2. Aşağıdakilerin hangisinde bir yazar ile o yazarın Millî Edebiyat dönemi hikâyeciliğindeki yeri doğru biçimde bir araya getirilmiştir?

A) Ömer Seyfettin – hikâyede durum anlatımının öncüsü sayılması B) Refik Halit Karay – Anadolu hayatını anlatan Memleket Hikâyeleri'nin yazarı olması C) Halide Edip Adıvar – ağır bir dili sürdürerek dönemin dil anlayışına karşı çıkması D) Samipaşazade Sezai – dönemin sade dil anlayışını hikâyeye ilk uygulayan ad olması E) Yakup Kadri Karaosmanoğlu – Memleket Hikâyeleri adlı kitabıyla tanınması

3. Aşağıdaki parça, bir dönemin hikâye anlayışını örneklendirmek üzere düzenlenmiştir:

Harman yeri, kasabaya inen yolun tozuyla birlikte sarıya kesmişti. Musa, döveni üçüncü kez çevirirken öküzlerin boynundaki ipi gevşetti, alnındaki teri koluyla sildi. Karşı harmanda Şerife, savurduğu samanın rüzgârla gidişine bakıp bekliyordu. Kasabadan gelen tüccarın kağnısı yolun başında göründüğünde herkes doğruldu. Şerife, "Fiyat yine düşükse bu buğday burada kalır," dedi, "geçen yıl da öyle demiştiler." Musa cevap vermedi; dövenin taşına oturup yolun başına baktı. Güneş, harmanın üstünde bir gün daha, dün olduğu gibi çekilmeye başlamıştı.

Bu parçanın yansıttığı hikâye anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Konusunu ve kişilerini Anadolu'nun taşra hayatından seçtiği B) Anlatıcının, olayı durdurup okura taşra hayatını açıkladığı C) Kişileri iyi ve kötü olarak keskin çizgilerle birbirinden ayırdığı D) Olayı beklenmedik bir sonla bağlayarak okuru şaşırtmayı amaçladığı E) Seçkin bir çevrenin iç dünyasını ağır bir dille ayrıntılandırdığı

4. Bir yazar, hikâyelerindeki dil tercihini şöyle açıklıyor: "Ben yazdığımın önce anlaşılmasını isterim; güzel bulunması bundan sonra gelir. Bir cümlem, onu okuyanın günlük konuşmasında yeri olmayan bir yapıyla kuruluyorsa, o cümle benim değil, kitapların cümlesidir. Hikâye, kahvede yüksek sesle okunduğunda da anlaşılabilmelidir."

Bu sözler, aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?

A) Hikâyede öğretici bir amaç güdüldüğünün B) Hikâyenin konusunun halkın hayatından seçildiğinin C) Anlatıcının okurla doğrudan konuşmayı benimsediğinin D) Yazı dilinin ölçüsü olarak konuşma dilinin benimsendiğinin E) Hikâyede sanatlı söyleyişten büsbütün vazgeçildiğinin

5. Aşağıdaki parça, bir dönemin hikâye anlayışını örneklendirmek üzere düzenlenmiştir:

Kasabanın en yürekli adamı diye anılan Bekir, her akşam kahvede aynı olayı anlatır, dinleyenler de hep aynı yerde gülerdi. Bir gece köprü tarafından bağırışlar geldi. Kahvedekiler ayağa kalktı; Bekir de kalktı, kapıya kadar yürüdü, sonra kuşağını düzeltmek için durdu. Sular çekildiğinde çocuğu karanlıkta kimin çıkardığı günlerce konuşuldu. Kimse bilmiyordu. Yalnız kahveci, o gece kapının arkasında bulduğu ıslak yeleğin kasabanın en sessiz adamına ait olduğunu söyledi.

Bu parçanın yansıttığı hikâye anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Olay bırakılarak kişinin iç dünyasındaki dalgalanmaların anlatıldığı B) Anlatımın bir olay çevresinde kurulup beklenmedik bir sonla bağlandığı C) Anlatıcının araya girerek okurun ders çıkarmasını sağladığı D) Kişilerin ayrıntılı ruh çözümlemeleriyle tanıtılmaya çalışıldığı E) Dilin sanatlı bir söyleyişle ağırlaştırılıp dar bir okura seslenildiği

6. Millî Edebiyat döneminde hikâye, Ömer Seyfettin'in açtığı yolun dışında da ürünler vermiştir. Romanlarıyla tanınan kimi yazarlar bu dönemde hikâye de yazmış; dönemin dil anlayışını benimsemekle birlikte, savaş yıllarının ve toplumsal değişmenin insan üzerindeki etkisine yönelmişlerdir.

Bu parçada sözü edilen yazarlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Hikâyelerinde Servetifünun'un dil anlayışını sürdürdükleri B) Hikâyenin konusunu tarihî kahramanlık olaylarıyla sınırladıkları C) Dönemin dil anlayışı içinde kalarak hikâyenin konu alanını genişlettikleri D) Hikâyede çarpıcı sonla biten kurguyu ölçü olarak benimsedikleri E) Anlatıcıyı öne çıkararak okura doğrudan seslenmeyi seçtikleri

7. Servetifünun dönemi hikâyesi ile Millî Edebiyat dönemi hikâyesi karşılaştırıldığında aşağıdaki yargılara ulaşılmıştır:

I. Millî Edebiyat hikâyesinde dil, Servetifünun hikâyesine göre konuşma diline daha yakındır.
II. Servetifünun hikâyesinde kişiler dar ve seçkin bir çevreden seçilirken Millî Edebiyat hikâyesinde bu çevre halkın hayatına doğru genişlemiştir.
III. Millî Edebiyat hikâyesinde olay örgüsü bırakılmış, bir andaki duygu durumu esas alınmıştır.
IV. Servetifünun hikâyesinde toplumsal eleştiri, Millî Edebiyat hikâyesine göre daha belirgindir.

Bu yargılardan hangileri doğrudur?

A) I ve II B) I ve IV C) II ve III D) II ve IV E) III ve IV

8. Millî Edebiyat dönemi Türk hikâyesiyle ilgili olarak aşağıdaki yargılar ileri sürülmüştür:

I. Hikâyede Batılı anlatı kuruluşu bırakılarak halk hikâyesi geleneğine dönülmüştür.
II. Dönemin hikâyesinde konular ağırlıklı olarak geçmişteki savaş ve kahramanlık olaylarından seçilmiştir.
III. Hikâyelerde millî değerlerin yüceltilmesiyle toplumsal eleştiri çoğu zaman bir arada bulunur.
IV. Halkın gündelik hayatından alınan konular, dönemin hikâyesinde geniş yer tutar.

Bu yargılardan hangileri doğrudur?

A) I ve II B) I ve III C) I ve IV D) II ve III E) III ve IV

9. Millî Edebiyat döneminde hikâye yazan sanatçılardan bazıları romanlarıyla daha çok tanınır; bu sanatçıların hikâye kitapları çoğu zaman karıştırılır.

Aşağıdaki hikâye kitabı – yazar eşleştirmelerinden hangisi YANLIŞTIR?

A) Yüksek Ökçeler – Ömer Seyfettin B) Harap Mabetler – Halide Edip Adıvar C) Bir Serencam – Yakup Kadri Karaosmanoğlu D) Dağa Çıkan Kurt – Yakup Kadri Karaosmanoğlu E) Gurbet Hikâyeleri – Refik Halit Karay

10. Bir yazarın anlatımı için şöyle deniyor: "Eleştirmek istediği kişiyi hiçbir zaman doğrudan suçlamaz; onu kendi sözleriyle konuşturur, gülünç duruma düşüren de yine kendi söyledikleri olur. Okur güldüğü anda, gülmesinin sebebini de anlamış olur."

Bu parçada sözü edilen yazarın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Eleştirisini anlatıcının doğrudan açıklamalarıyla güçlendirdiği B) Gülmece ögesini eleştiriden ayrı tutarak yalnızca eğlendirmeyi amaçladığı C) Kişileri konuşturmaktan kaçınıp olayı özetleyerek aktardığı D) Eleştirisini, kişiyi kendi sözleriyle gülünç duruma düşürerek dolaylı yaptığı E) Eleştirisini kişilerin iç çözümlemelerine dayandırarak derinleştirdiği

11. Aşağıdaki parçalar, Millî Edebiyat döneminde birlikte görülen iki hikâye anlayışını örneklendirmek üzere yazılmıştır:

I. Mahallenin bekçisi Hüsnü Ağa, her gece önünden geçtiği evlerin sahiplerini tek tek tanırdı. O gece ışığı yanmayan tek ev, yeni taşınan kiracının eviydi. Sabah olunca mahalle, gece yarısı o evden çıkıp kaçmaya çalışan adamın aylardır aranan hırsız olduğunu, onu yakalayıp karakola götürenin de yaşlı bekçi olduğunu öğrendi.

II. Kalem odasının penceresinden avluya bakan Rıza Bey, öğle tatilinde her gün aynı simitçiyi beklerdi. Simitçi bugün gelmedi. Rıza Bey biraz daha bekledi, sonra masasına dönüp dosyalarından birini açtı; okumadı, yalnızca sayfaların kenarını düzeltti.

Bu parçalarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) I'de Çehov tarzı durum hikâyesi, II'de Maupassant tarzı olay hikâyesi örneklenmiş; ikisinde de dil sadedir. B) I'de olay hikâyesi, II'de durum hikâyesi örneklenmiş; II'de dil ağırlaştırılarak seçkin bir okura seslenilmiştir. C) I'de Maupassant tarzı olay hikâyesi, II'de Çehov tarzı durum hikâyesi örneklenmiş; ikisinde de dil sadedir. D) İkisi de olay hikâyesidir; II'de simitçinin gelmemesi düğümü, dosyanın açılması çözümü oluşturur. E) I'de olay hikâyesi örneklenmiş, II'de ise kişinin iç dünyası bilinç akışı tekniğiyle aktarılmıştır.

12. Millî Edebiyat dönemi hikâyesinin gelişimini izlemek için aşağıdaki gelişmeler kronolojik sıraya konmak isteniyor:

• Refik Halit Karay'ın Gurbet Hikâyeleri'ni yayımlaması
• Ömer Seyfettin'in ölümü
• Genç Kalemler dergisinde Yeni Lisan makalesinin yayımlanması
• Refik Halit Karay'ın Memleket Hikâyeleri'ni yayımlaması
• Balkan Savaşları'nın başlaması

Bu gelişmeler eskiden yeniye doğru sıralandığında üçüncü sırada hangisi yer alır?

A) Genç Kalemler dergisinde Yeni Lisan makalesinin yayımlanması B) Balkan Savaşları'nın başlaması C) Ömer Seyfettin'in ölümü D) Refik Halit Karay'ın Gurbet Hikâyeleri'ni yayımlaması E) Refik Halit Karay'ın Memleket Hikâyeleri'ni yayımlaması

13. Aşağıdaki cümleler, Millî Edebiyat döneminde benimsenen dil anlayışını tartışmak üzere yazılmıştır.

Bu cümlelerden hangisi Millî Edebiyat hikâyesinin dil anlayışına UYMAZ?

A) Gurub-ı âfitabın ruhunda uyandırdığı elem-i mübhem, onu derin bir sükût-ı hayale sürüklüyordu. B) Akıncılar sancağı tepeye diktiklerinde bey, atının dizginini çekip "Yiğitlerim, gün bugündür!" diye haykırdı. C) Kasabanın kahvesinde ihtiyarlar, yağmurun bu yıl da geciktiğini konuşuyor, kimse tarlasına ne ekeceğini bilmiyordu. D) Mektepten dönen çocuk, cebindeki bilyeleri sayarken hocanın sopasını çoktan unutmuştu. E) Hükûmet konağının önünde bekleyen köylüler, kâtibin pencereden söyleyeceği tek bir sözü bekliyordu.

14. Aşağıdaki parça, Millî Edebiyat döneminde yaygınlaşan bir hikâye anlayışını örneklendirmek üzere yazılmıştır:

Akıncı beyi Turhan, sınır boyundaki kaleyi üç gündür kuşatmada tutuyordu. Kale komutanı teslim olmak için tek bir şart koydu: Türk beyi kılıcını kale kapısının önüne bırakacaktı. Beyin yanındaki yiğitler bu şartı duyunca kılıçlarına davrandı. Turhan Bey ise gülümsedi, atından indi, kılıcını kapının önüne koydu. Ertesi sabah kapı açıldığında askerler, kılıcın yerinde yalnız boş kınının durduğunu gördü; kılıç, gece surlara tırmanan Turhan Bey'in elinde, komutanın göğsüne dayanmıştı.

I. Anlatı, başlangıç, gelişme ve sonuç bölümleri belirgin bir olay örgüsüne dayanmaktadır.
II. Hikâye, okuru şaşırtan çarpıcı bir sonla bağlanmıştır.
III. Konu tarihten alınmış, millî duygular kahramanlık üzerinden işlenmiştir.
IV. Kişinin iç dünyası, zihninden geçen çağrışımlar sırayla aktarılarak verilmiştir.

Bu parçayla ilgili yukarıdaki yargılardan hangileri doğrudur?

A) I ve II B) I ve IV C) II ve III D) I, II ve III E) II, III ve IV

15. Millî Edebiyat dönemi Türk hikâyesiyle ilgili aşağıdaki yargılar ileri sürülmüştür:

I. Anlatıcı olayın akışını sık sık keserek okura seslenir ve olaydan açıkça ders çıkarır.
II. Anadolu insanı ve taşra hayatı, hikâyenin konu alanına bu dönemde girmeye başlamıştır.
III. Olay hikâyesi ağır basmakla birlikte, Çehov tarzı durum hikâyesinin ilk örnekleri de bu dönemde verilmiştir.
IV. Kişiler çoğunlukla İstanbul'un seçkin çevresinden seçilmiş, halktan tiplere hikâyede yer verilmemiştir.
V. Kişilerin iç dünyası, bilinç akışı tekniğiyle sıçramalı biçimde aktarılmıştır.

Bu yargılardan hangileri doğrudur?

A) I ve II B) II ve III C) II ve IV D) III ve V E) I, III ve IV

16. Taşraya yönelen Millî Edebiyat hikâyecilerinin bakış açısını örneklendirmek üzere aşağıdaki parça yazılmıştır:

Kasabaya yeni gelen kaymakam, ilk iş olarak çarşının ortasına bir saat kulesi yapılmasını emretti. Kule bitti, saat kuruldu; fakat kasabada saatin kaç olduğunu merak eden yoktu. Ezan okununca dükkânlar kapanıyor, güneş batınca kahveler boşalıyordu. Kaymakam her sabah kuleye bakıp cep saatini ayarlıyor, kasaba ise kaymakama bakıp gülümsüyordu.

Bu parçada taşraya bakışla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Taşra, bozulmamış değerlerin yaşadığı bir sığınak olarak yüceltilmiş ve şehre karşı övülmüştür. B) Kasaba halkı, ezen ile ezilen arasındaki sınıfsal çatışmanın içinde bir kitle olarak gösterilmiştir. C) Anlatıcı olayın akışını keserek okura kasaba hayatını açıklamış ve bundan bir ders çıkarmıştır. D) Kişinin iç dünyası, kasabanın sessizliğiyle bütünleşen sanatlı bir dille ayrıntılı biçimde çözümlenmiştir. E) Taşra hayatı, yukarıdan gelen yenilikle yerleşik yaşayışın uyumsuzluğunu sezdiren ironik bir gözle verilmiştir.

17. Ömer Seyfettin'in hikâyeleri konularına göre gruplandırılırken aşağıdaki eşleştirmeler yapılmıştır:

• Kaşağı – çocukluk anısı
• Forsa – çocukluk anısı
• Pembe İncili Kaftan – tarihî konu
• Efruz Bey – Balkan cephesinde kahramanlık
• Falaka – tarihî konu

Bu eşleştirmelerden kaç tanesi doğrudur?

A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5

18. Bir edebiyat tarihçisi şöyle der: "Millî Edebiyat dönemi hikâyesi, kendinden sonraki kuşağa hazır bir konu listesi değil, iki alışkanlık bıraktı: anlaşılır bir dille yazmak ve anlatılacak şeyi kendi ülkesinin insanında aramak. Cumhuriyet'in ilk hikâyecileri işe bu iki alışkanlığın üzerinde başladı."

Bu sözlerde Millî Edebiyat dönemi hikâyesinin hangi yönü vurgulanmaktadır?

A) Hikâyede işlenen konuları sonraki kuşağa olduğu gibi aktarması B) Hikâyeyi bir ders verme aracı olmaktan çıkarmış olması C) Batılı hikâye tekniğini ilk kez uygulamaya koymuş olması D) Hikâyede kahramanlık temasını kalıcı hâle getirmiş olması E) Sonraki kuşağa dil ve konu kaynağı bakımından zemin hazırlaması

19. Tanzimat hikâyesi ile Millî Edebiyat hikâyesi, aralarında Servetifünun'un bulunmasına karşın bazı yönlerden birbirine yaklaşır.

Aşağıdakilerden hangisi bu iki dönemin hikâyesinde ORTAK olarak görülen bir özelliktir?

A) Anlatıcının olayın akışını keserek okura seslenmesi B) Olayın okuru şaşırtan, çarpıcı bir sonla bağlanması C) Anlaşılır bir dille geniş bir okur kitlesine seslenilmesi D) Anadolu insanının ve taşra hayatının konu edinilmesi E) Olayların çözümünde rastlantıya geniş yer verilmesi

20. Millî Edebiyat döneminin hikâyecileri edebiyata farklı çevrelerden gelmiştir. Aşağıda bu dönemde hikâye yazan bazı sanatçılar verilmiştir:

I. Refik Halit Karay
II. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
III. Ömer Seyfettin
IV. Halide Edip Adıvar

Bu sanatçılardan hangileri, edebiyat hayatına Fecriati topluluğunda başlayıp sonra Millî Edebiyat anlayışına yönelenlerdendir?

A) I ve II B) I ve III C) II ve IV D) I, II ve III E) I, III ve IV

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ BİTTİ.

MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ TÜRK HİKÂYESİ — ÇALIŞMA KAĞIDI CEVAP ANAHTARI

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

1-C 2-B 3-A 4-D 5-B 6-C 7-A 8-E 9-D 10-D

11-C 12-E 13-A 14-D 15-B 16-E 17-B 18-E 19-C 20-A

8genyks · YKS Hazırlık · sekizgenacademy.com