sekizgenacademy.com

Edebiyata Giriş — Çalışma Kağıdı

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 07.10.2026     20 soru AYT Türk Dili ve Edebiyatı

Soru Kitapçığı

Edebiyata Giriş — Çalışma Kağıdı

Yazdırma penceresinde "Arka plan grafikleri"ni açık tut

20 soru · gerçek sınav kitapçığı düzeninde · cevap anahtarı son sayfada

AYT • Türk Dili ve Edebiyatı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ A
  1. Bu testte 20 soru vardır.
  2. Cevaplarınızı kitapçığın sonundaki cevap anahtarı ile karşılaştırınız.

1. Edebiyatın güzel sanatlar içindeki yerini belirleyen temel ölçüt, kullandığı malzemedir.

Buna göre edebiyatı resim, heykel ve müzikten ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

A) Duygu ve düşünceleri estetik bir biçimde okura iletmeyi amaçlaması B) Ortaya koyduğu ürünlerde özgünlüğün aranması C) Malzemesinin, kendisi de anlam taşıyan bir dizge olan dil olması D) İnsanın iç dünyasını dışa vurmasına imkân tanıması E) Ortaya çıktığı dönemin toplumsal koşullarından etkilenerek biçimlenmesi

2. Güzel sanatlar; kullandıkları malzemeye ve algılanma biçimlerine göre işitsel (fonetik), görsel (plastik) ve dramatik (ritmik) sanatlar biçiminde sınıflandırılır.

Bu sınıflandırmaya göre aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

A) Heykel — işitsel sanatlar B) Edebiyat — görsel sanatlar C) Tiyatro — dramatik sanatlar D) Mimarlık — dramatik sanatlar E) Müzik — görsel sanatlar

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dil, ağırlıklı olarak kanalı kontrol işleviyle kullanılmıştır?

A) Bu sözcüğün kökeni Farsçadır, dilimize sonradan girmiştir. B) Anlatabiliyor muyum, buraya kadar beni takip edebildiniz mi? C) Ödevini bitirdikten sonra masanı toplamayı sakın unutma. D) Rüzgâr, denizin yüzünde ince bir ürperti bırakıp geçiyordu. E) Toplantı, salonun ikinci katındaki küçük odada yapılacaktır.

4. (I) Ah, şu dağların ardında batan güneşi bir görseniz!
(II) Bu bölgede sonbaharda güneş, ortalama 18.30'da batar.
(III) "Gurup" sözcüğü, güneşin batışı anlamına gelir.
(IV) Fotoğraf çekmek isteyenler tepeye en geç bir saat önce çıksın.
(V) Alo, beni duyabiliyor musunuz, rüzgârdan sesiniz kesiliyor.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde dil, alıcıyı harekete geçirme işleviyle kullanılmıştır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

5. HÜSNÜ — (Kapıya doğru bir adım atar, sonra durur.) Anahtarı masaya bırakıyorum, sen bilirsin.
NAZLI — (Perdeyi aralar, sokağa bakar.) Bırak dedimse gitmen gerektiğini söylemedim ki.
HÜSNÜ — Bu evde söylenmeyenler, söylenenlerden çok.

Bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Anlatmaya bağlı bir metinden alınmıştır; olaylar bir anlatıcı aracılığıyla aktarılmaktadır. B) Öğretici bir metinden alınmıştır; okuru bilgilendirme amacı öndedir. C) Coşku ve heyecana bağlı bir metindir; bir olay örgüsü içermemektedir. D) Göstermeye bağlı bir metinden alınmıştır; olay sahnede canlandırılmak üzere kurgulanmıştır. E) Anlatıcı, kahramanların iç dünyasını doğrudan okura aktarmaktadır.

6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dil, ağırlıklı olarak dil ötesi (üst dil) işleviyle kullanılmıştır?

A) Ege kıyılarında zeytin ağacı, iç kesimlere göre daha yaygın yetiştirilir. B) Bir sözcüğün cümledeki görevine dil bilgisinde "öge" adı verilir. C) Yağmur bastırmadan çamaşırları balkondan içeri alın lütfen. D) Şu bahçenin kokusu insanın içini nasıl da açıyor böyle! E) Beni duyabiliyor musun, hat arada bir kesiliyor sanki.

7. Edebî eserler, ele aldıkları konu gereği başka bilim dallarının verilerinden yararlanır.

Buna göre,

I. Bir romanda kahramanın çocukluk yıllarında yaşadığı korkuların ileriki davranışlarındaki izlerinin çözümlenmesi
II. Bir tiyatro oyununda köyden kente göçün aile yapısında yarattığı çözülmenin işlenmesi
III. Bir destanda bir boyun yurt değiştirme sürecinin olay örgüsüne kaynaklık etmesi

durumlarında edebiyatın ilişkilendiği bilim dalları sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?

A) Psikoloji – Sosyoloji – Tarih B) Sosyoloji – Psikoloji – Tarih C) Psikoloji – Tarih – Sosyoloji D) Felsefe – Sosyoloji – Tarih E) Sosyoloji – Felsefe – Psikoloji

8. I. Deniz, sabahın ilk ışığında uykusunu alamamış bir çocuk gibi kıpır kıpırdı; her dalga kıyıya çarparken kuma bir sır fısıldıyordu.

II. Deniz suyunun tuzluluk oranı; buharlaşma miktarına, yağış rejimine ve akarsuların taşıdığı tatlı su hacmine bağlı olarak değişir.

Bu iki metnin karşılaştırılmasıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) İkinci metin, söyleyişindeki özen nedeniyle edebî metin sayılmalıdır. B) İlk metinde dil göndergesel, ikincisinde şiirsel işleviyle kullanılmıştır. C) Her iki metin de okurda estetik bir yaşantı uyandırmayı amaçlamaktadır. D) İlk metin nesnel, ikinci metin öznel bir bakışla oluşturulmuştur. E) İlk metin kurmaca bir gerçekliğe, ikincisi nesnel bilgiye dayanmaktadır.

9. Aşağıdaki metin parçalarının hangisinde dil, ağırlıklı olarak şiirsel (sanatsal) işleviyle kullanılmıştır?

A) Akşam, kentin üstüne eski bir şal gibi çöktü, sokaklar sustu. B) Nisan, haziran, eylül, kasım; otuz gün sürer bu dört ay, unutma. C) Bu türküde geçen "yâr" sözcüğü, "sevgili" anlamında kullanılmıştır. D) Yarın sabah dokuzda kütüphanenin önünde buluşalım, geç kalmayın. E) Kentin nüfusu son on yılda yüzde on iki oranında artmıştır.

10. Tramvayın son durağında inen Kâmil Efendi, karneyle aldığı ekmeği gazete kâğıdına sarıp koltuğunun altına sıkıştırdı. Kahvenin camına yapıştırılmış ilanda karartma saatleri yazıyordu; radyoda cepheden gelen haberler okunurken kimse tavla zarlarını atmaya cesaret edemiyordu.

Bir romandan alınan bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Gerçek bir döneme ait ayrıntılar içerdiği için kurmaca niteliğini yitirmiş, öğretici bir metne dönüşmüştür. B) Yazar, döneme ait ayrıntıları tarih kitaplarındaki gibi aktardığından metin, tarihî bir kaynağın yerini tutar. C) Kurmaca olsa da dönemin toplumsal yaşamına ilişkin ipuçları taşıdığından tarih ve sosyoloji için dolaylı bir kaynaktır. D) Kişiye ad verilmesi, anlatılanların gerçekte yaşandığını ve anlatıcının yazarın kendisi olduğunu gösterir. E) Dönemin koşullarını yansıtması, metnin bugünün okuruna seslenemeyeceğini ortaya koyar.

11. I. Yangın merdiveninin kapısı, acil durumlarda içeriden kolayca açılabilecek biçimde tasarlanmalıdır.
II. Her sabah aynı kapıyı çalıyor yalnızlık
Ben açmadıkça büyüyor eşikteki gölge

Bu iki metindeki "kapı" sözcüğünün kullanımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) İlkinde sözcük tek ve belirli bir göndergeye bağlıyken ikincisinde bağlamın kazandırdığı yan anlamlarla farklı yorumlara açılmıştır. B) İkisinde de sözcük aynı nesneyi karşıladığından metinler arasındaki fark, yalnızca ikincisinin dizelere bölünmesinden doğmaktadır. C) İkincisinde sözcük mecaz bir değer kazandığından metin, okurun kişisel yorumuna kapalı tek bir anlama yönelmiştir. D) İlkinde bir yapının ayrıntılı biçimde tarif edilmesi, dilin bu metinde şiirsel işlevle kullanıldığını göstermektedir. E) İkincisinde kişileştirilen öge "kapı" olduğundan sözcük, gerçek anlamıyla olan bütün bağını yitirmiştir.

12. Kentin eski çarşısından geçerken ne zaman bir bakırcı dükkânının önünde dursam, çekiç seslerinin içimde yıllanmış bir sabırla yankılandığını duyarım. Bana kalırsa zanaat, insanın zamanla barışmasının en sessiz yoludur; aceleye getirilmiş bir kap, ustanın elinde bekletilmiş olanın parıltısını taşımaz. Bunu bir kural olarak söylemiyorum; yıllardır o sokaktan geçen birinin kanısını paylaşıyorum.

Bu parçanın metin türü bakımından değerlendirilmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Öznel bir bakış ve yoğun bir duygu taşıdığından coşku ve heyecana bağlı edebî metinler grubunda yer alır. B) Benzetme ve kişileştirmeler içerdiğinden dilin şiirsel işlevi ağır basar ve metin kurmaca bir nitelik kazanır. C) Bir anlatıcı ile belirli bir mekân bulunduğundan anlatmaya bağlı edebî metinlerden hikâyeye yakındır. D) Kesin bir yargı ileri sürmekten kaçındığı için bilgi verme amacı taşımaz, öğretici metin sayılamaz. E) Öznel ve imgeli bir anlatımı olsa da kurmaca değil, yazarın kendi kanısına dayandığından öğretici metindir.

13. Edebî metinlerde yer alan kişi, mekân ve olaylar gerçek hayattan izler taşısa da gerçeğin kendisi değildir; yazar, gerçeği kendi tasarımı doğrultusunda yeniden kurar.

Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisi bu anlayışla BAĞDAŞMAZ?

A) Yazar yaşadığı dönemin gerçekliğinden beslenir, ancak onu olduğu gibi aktarmak zorunda değildir. B) Kurmaca kişiler, gerçek insanlardan alınan özelliklerin yazarca birleştirilmesiyle oluşturulabilir. C) Bir romandaki mekân, gerçek bir kentin adını taşısa bile metin içinde yeniden anlamlandırılır. D) Metnin inandırıcılığı, dış dünyaya uygunluğundan çok kendi iç tutarlılığıyla ölçülür. E) Bir olayın edebî değeri, gerçekte yaşandığının belgelerle kanıtlanmasına bağlıdır.

14. Dokuz yaşındaydım ve dedemin kasabadaki saatçi dükkânında, duvardaki onlarca saatin aynı anda tıkırdamasını dinleyerek büyüdüm. O yaz, dedemin hiç kurmadığı tek bir saatin neden hep üçü on geçeyi gösterdiğini merak edip durdum; sonunda öğrendiğimde keşke hiç sormasaydım, dedim.

Bir öyküden alınan bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Anlatıcı birinci kişi ağzından konuştuğu için metin, yazarın yaşamından bir kesiti belgeleyen bir anıdır. B) Anlatıcı olayların içinde yer aldığından bu parçada her şeyi bilen (ilahi) bakış açısı kullanılmıştır. C) Olaylar geçmiş zaman kipiyle aktarıldığı için anlatıcı, olayları dışarıdan izleyen bir gözlemcidir. D) Saatlerin tıkırtısı gibi duyusal ayrıntılar, parçanın coşku ve heyecana bağlı bir metin olduğunu gösterir. E) Olayları "ben" diliyle aktaran anlatıcı, yazarın kurmaca dünyada oluşturduğu bir kişidir; yazarla özdeş değildir.

15. I. Destan
II. Meddah
III. Mesnevi
IV. Koşma
V. Orta oyunu

Bu türlerin anlatmaya bağlı, göstermeye bağlı ve coşku-heyecana bağlı metinler arasındaki dağılımı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

A) Anlatmaya bağlı: I, III – Göstermeye bağlı: II, V – Coşku-heyecana bağlı: IV B) Anlatmaya bağlı: I, II, III – Göstermeye bağlı: V – Coşku-heyecana bağlı: IV C) Anlatmaya bağlı: III – Göstermeye bağlı: II, V – Coşku-heyecana bağlı: I, IV D) Anlatmaya bağlı: I – Göstermeye bağlı: II, V – Coşku-heyecana bağlı: III, IV E) Anlatmaya bağlı: II – Göstermeye bağlı: V – Coşku-heyecana bağlı: I, III, IV

16. I. Bir çömlekçinin, pazarda en çok satılan su testisini aynı ölçü ve biçimde yüzlerce kez üretmesi
II. Bir şairin, çocukluğunun geçtiği mahalleyi kimsenin kurmadığı benzetmelerle bir şiire dönüştürmesi
III. Bir bestecinin, bir halk ezgisinden yola çıkarak kendi yorumunu taşıyan yeni bir eser ortaya koyması
IV. Bir terzinin, müşterisinin ölçülerine göre ısmarlanan modeli kusursuz biçimde dikmesi

Sanat eserini zanaat ürününden ayıran özgünlük ve estetik amaç ölçütleri dikkate alındığında, numaralanmış etkinliklerden hangileri sanat etkinliği olarak değerlendirilebilir?

A) Yalnız II B) II ve III C) I ve IV D) I, II ve III E) II, III ve IV

17. "Saat dokuzu geçti." cümlesi iki farklı durumda söylenmiştir:

I. durum: Gece geç saatte hâlâ oyun oynayan çocuğuna bakan bir anne bu cümleyi söyler; çocuk hemen oyuncaklarını toplamaya başlar.
II. durum: Bir kazayla ilgili ifade veren bir tanık, olayın gerçekleştiği anı belirtmek için bu cümleyi kurar.

Bu iki durum dikkate alındığında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) Emir kipi taşımayan bir cümle, alıcıyı harekete geçirme işlevini üstlenemez. B) Her iki durumda da cümle bir bilgi aktardığından dil göndergesel işlevle kullanılmıştır. C) Birinci durumda dil, annenin kaygısını yansıttığı için heyecana bağlı işlevle kullanılmıştır. D) Bir cümlenin işlevi, biçiminden çok bağlam içindeki iletişim amacına göre belirlenir. E) İkinci durumda cümle bir olayı belgelediğinden dil, üst dil işleviyle kullanılmıştır.

18. (I) Ankara, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olmuştur. (II) Ah, bu kentin akşamları ne kadar hüzünlü! (III) Göç eden bir kuş sessizliğiydi kentin üstündeki gökyüzü. (IV) Kızılırmak, Türkiye sınırları içinde doğup yine bu sınırlar içinde denize dökülen en uzun akarsudur. (V) Çıkarken kapıyı kilitlemeyi unutma. (VI) Su, deniz seviyesinde 100 °C'de kaynar. (VII) "Başkent" sözcüğü, iki sözcüğün birleşmesiyle oluşmuş bir birleşik isimdir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden kaç tanesinde dil, ağırlıklı olarak göndergesel (bilgilendirme) işleviyle kullanılmıştır?

A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5

19. (I) Eyvah, trenin kalkmasına iki dakika kalmış! (II) Gar binasının saati her sabah kentin meydan saatiyle eşitlenir. (III) Ne güzel bir sabah, içim içime sığmıyor! (IV) Lütfen biletlerinizi kontrol görevlisine gösteriniz. (V) "Peron" sözcüğü, sözlükte "istasyonlarda yolcuların trene bindiği yer" diye tanımlanır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangi ikisinde dil aynı işlevle kullanılmıştır?

A) I ve II B) I ve III C) I ve IV D) II ve V E) III ve IV

20. Bir edebî eser, belli bir toplumun dilini, geleneklerini ve yaşayışını yansıtarak millî; insanın her çağda ve her toplumda paylaştığı duygu ve sorunları işleyerek evrensel bir nitelik kazanır.

Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisi bu görüşle BAĞDAŞMAZ?

A) Bir köyün düğün geleneklerini anlatan bir roman, ayrılık acısını işlediği ölçüde başka dillerin okuruna da seslenebilir. B) Evrensellik, eserin yerel özelliklerden arınmasını değil, yerel olanın içinden insanı yakalamasını gerektirir. C) Aynı eser, kullandığı dil ve yansıttığı yaşayışla millî, işlediği temayla evrensel olabilir. D) Bir eserin millî ögeler taşıması, onun evrensel bir değer kazanmasının önünde bir engel oluşturur. E) Ölüm, aşk, özlem gibi temalar farklı kültürlerde farklı biçimlerde işlense de insanlığın ortak temalarıdır.

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ BİTTİ.

EDEBİYATA GİRİŞ — ÇALIŞMA KAĞIDI CEVAP ANAHTARI

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI

1-C 2-C 3-B 4-D 5-D 6-B 7-A 8-E 9-A 10-C

11-A 12-E 13-E 14-E 15-A 16-B 17-D 18-C 19-B 20-D

8genyks · YKS Hazırlık · sekizgenacademy.com