Görsel, Tablo, Grafik ve İşlevsel Metinler

Türkçe · 8. Sınıf · 10 kazanım · 205 soru

Önce şunu tazele

Bunları biliyor olman gerekiyor

Bu konuda okuyacağın şey düz bir metin olmayacak: grafik, tablo, karikatür, kullanım kılavuzu, haber, internet sayfası. Yani "yazı" dışındaki bilgi taşıyıcıları. Başlamadan önce şu beş kavramın yerli yerinde olması lazım.

**Eksen.** Bir grafikte iki çizgi vardır: yatay olana yatay eksen (x), dikey olana dikey eksen (y) denir. Genellikle yatay eksende neyin sayıldığı (yıllar, sınıflar, aylar), dikey eksende ise kaç tane olduğu yazar.

**Birim.** Bir sayının neyi saydığıdır: kişi mi, kilogram mı, TL mi, yüzde mi? Birimi okumadan sayıyı yorumlayamazsın. "12" tek başına hiçbir şey söylemez; "12 bin kişi" bir şey söyler.

**Yüzde.** Yüzde, yüz parçadan kaçının o gruba düştüğüdür. Sayı değildir, orandır. Bu ayrımı bu konuda çok kullanacağız.

**Ana fikir.** Bir metnin, görselin ya da haberin okuyucuya vermek istediği asıl mesaj. Metinde çoğu zaman doğrudan yazmaz; sen çıkarırsın.

**Künye.** Bir bilginin kime ait olduğunu, ne zaman ve nerede yayımlandığını gösteren bilgidir: yazarın adı, kurumun adı, tarih, yayın yeri. Kaynak güvenilirliğini tartışırken hep künyeye bakacağız.

Bu beşini biliyorsan hazırsın. Bu konunun tamamı tek bir alışkanlığa dayanıyor: **acele etme, önce görselin kendisini oku.**

Anlatım

Grafiği okumanın doğru sırası

Çoğu öğrenci grafiği görünce doğrudan sütunlara bakar ve "en uzunu hangisi?" diye sorar. Bu, soruyu yanlış yerden yakalamaktır. Grafiğin bir okuma sırası vardır; bu sıraya uyarsan soruların yarısını daha okumadan çözersin.

**1. Başlık.** Grafik neyi anlatıyor? Başlığı okumadan sayılar anlamsızdır.

**2. Eksenler.** Yatay eksende ne sıralanmış? Dikey eksende ne ölçülmüş?

**3. Birim.** Değerler kişi mi, adet mi, yüzde mi, TL mi?

**4. Sonra sayılar.** En yüksek, en düşük, artış var mı, azalış var mı.

Aşağıdaki grafik kurgusal bir okulun örnek verisidir. Başlığı okumadan sütunlara bakarsan, "6" sayısının ne olduğunu bilemezsin: altı kitap mı, altı öğrenci mi, altı saat mi?

Başlığı okuduğunda öğreniyorsun ki bu, bir sınıfın aylara göre kütüphaneden aldığı kitap sayısı. Artık "Mart ayında 14 kitap alınmış" diyebilirsin. Başlıksız hâlde bu cümleyi kuramazdın.

Unutma: grafik, sayıları **resme çeviren** bir anlatım biçimidir. Aynı bilgi düz yazıyla da anlatılabilirdi ama grafikte karşılaştırma tek bakışta görünür. Grafiğin işi zaten budur: karşılaştırmayı kolaylaştırmak.

Grafiği okumanın doğru sırası

T.8.3.32

Anlatım

Sütun grafiği mi, çizgi grafiği mi?

İki grafik türünü sık görürsün ve ikisi farklı soru sorar.

**Sütun grafiği** ayrı ayrı şeyleri **karşılaştırmak** içindir. Sınıfları, şehirleri, türleri, seçenekleri yan yana koyar. Sütunlar arasında boşluk vardır çünkü aralarında geçiş yoktur: 8-A ile 8-B arasında bir ara sınıf yoktur.

**Çizgi grafiği** bir şeyin **zaman içindeki değişimini** gösterir. Noktalar çizgiyle birleştirilir çünkü aradaki geçiş vardır: 2020 ile 2021 arasında zaman akmıştır.

Bu ayrımın soruda karşılığı şudur:

- Sütun grafiğinde sana genellikle **en çok / en az / kaç fark var** diye sorulur.
- Çizgi grafiğinde ise **artış-azalış, en hızlı yükseliş, eğilim (yönelim)** sorulur.

Aşağıdaki çizgi grafiği kurgusal bir kasabanın yıllara göre kayıtlı bisiklet sayısını gösteriyor (örnek veri). Çizgiye baktığında tek tek sayıları ezberlemene gerek yok; **sürekli yükseliyor** demen yeter. Buna eğilim denir.

Bir çizgi grafiğinde şu üç şeyi görmeyi öğren: çizgi yukarı mı gidiyor (artış), aşağı mı (azalış), yatay mı gidiyor (değişmemiş). Bir de çizginin **en dik** olduğu aralık: orası değişimin en hızlı olduğu yerdir.

Sütun grafiği mi, çizgi grafiği mi?

T.8.3.32

Çözümlü örnek

Sütun grafiğinden yargı çıkarma

Aşağıdaki grafik, kurgusal bir okulda beş kulübe kayıtlı öğrenci sayısını gösteriyor (örnek veri).

Bu grafiğe göre aşağıdakilerden hangisi **kesinlikle** söylenebilir?

A) Satranç Kulübü'ne en çok öğrenci kaydolmuştur.
B) Müzik Kulübü'ne kaydolan öğrenci sayısı, Resim Kulübü'nün iki katıdır.
C) Tiyatro Kulübü öğrencilere en az ilgi çekici gelmiştir.
D) Bilim Kulübü ile Resim Kulübü'ne kaydolan öğrenci sayısı toplamı 50'dir.

Sütun grafiğinden yargı çıkarma

  1. Seçenekleri sayılarla tek tek deneyelim. Grafikteki değerler: Satranç 24, Müzik 36, Resim 18, Tiyatro 12, Bilim 30.
  2. A) En çok kayıt Müzik Kulübü'nde (36). Satranç 24 ile ikinci bile değil. **Yanlış.**
  3. B) Müzik 36, Resim 18. 18 × 2 = 36. Doğru mu? Evet, tam iki katı. **Bu seçenek grafikten okunabiliyor.**
  4. C) Tiyatro'nun sayısı en düşük (12), bu doğru. Ama seçenek "en az ilgi çekici gelmiştir" diyor. Bu bir **sebep** yorumudur. Belki tiyatro kulübünün kontenjanı 12 kişiydi, belki toplantı saati başka bir kulüple çakışıyordu. Grafik sana kaç kişi kaydolduğunu söyler, **neden** kaydolduğunu söylemez. **Yanlış.**
  5. D) Bilim 30 + Resim 18 = 48. 50 değil. **Yanlış.**
  6. **Cevap: B seçeneği.**
  7. Burada dikkat etmen gereken şey C seçeneğidir. Sayı doğru ama yorum grafikten çıkmıyor. LGS'nin en sevdiği tuzak budur: doğru görünen ama grafiğin söylemediği bir cümle.

T.8.3.32

Sık yapılan hata

Grafik "ne kadar"ı gösterir, "neden"i göstermez

Bu konudaki bir numaralı tuzak budur ve LGS'de neredeyse her yıl karşına çıkar.

Bir grafik sana **ölçülmüş bir sayıyı** gösterir. Bu sayının **sebebini** göstermez. Sebep, grafiğin dışındaki bir bilgidir.

Örnek: Bir grafikte kurgusal bir kasabada yıllara göre bisiklet sayısının arttığını görüyorsun.

Grafikten çıkan yargılar:
- Bisiklet sayısı her yıl artmıştır.
- En büyük artış 2022'den 2023'e geçerken olmuştur.
- 2024'teki sayı, 2019'un iki katından fazladır.

Grafikten **ÇIKMAYAN** yargılar:
- "Kasabada bisiklet yolları yapıldığı için sayı artmıştır." → Sebep. Grafikte bisiklet yolu diye bir veri yok.
- "Halk daha sağlıklı yaşamayı tercih etmeye başlamıştır." → Yorum. Grafik tercih ölçmüyor, sayı ölçüyor.
- "Önümüzdeki yıl sayı 400'ü geçecektir." → Gelecek tahmini. Grafik olmuş olanı gösterir, olacak olanı değil.
- "Kasabadaki araba sayısı azalmıştır." → Grafikte araba yok. Olmayan veriden yargı çıkmaz.

Kendine şu soruyu sormayı alışkanlık hâline getir: **"Bu cümleyi grafiğin üstünde parmağımla gösterebiliyor muyum?"** Gösteremiyorsan o cümle grafikten çıkmıyordur.

Özellikle şu kelimeler seçenekte geçiyorsa alarma geç: *çünkü, bu nedenle, sayesinde, amacıyla, tercih etmiştir, beğenmiştir, önümüzdeki yıl.* Bunların hiçbiri grafiğin dilinde yoktur.

T.8.3.32

Çözümlü örnek

Çizgi grafiğinden çıkarılamayacak yargı

Aşağıdaki çizgi grafiği, kurgusal bir okulun kütüphanesinden bir öğretim yılı boyunca ödünç alınan kitap sayısını gösteriyor (örnek veri).

Bu grafikten aşağıdakilerden hangisi **çıkarılamaz**?

A) En çok kitap ödünç alınan ay Aralık'tır.
B) Ekim'den Kasım'a geçerken ödünç alınan kitap sayısı artmıştır.
C) Ocak ayındaki düşüşün sebebi yarıyıl tatilidir.
D) Şubat ayında ödünç alınan kitap sayısı, Eylül ayındakinden fazladır.

Çizgi grafiğinden çıkarılamayacak yargı

  1. Grafikteki değerler: Eylül 40, Ekim 65, Kasım 80, Aralık 95, Ocak 30, Şubat 70.
  2. A) En yüksek nokta Aralık (95). Grafikte parmağımla gösterebiliyorum. **Çıkarılır.**
  3. B) Ekim 65 → Kasım 80. Artmış. **Çıkarılır.**
  4. C) Ocak'ta düşüş var, bu doğru. Ama seçenek düşüşün **sebebini** söylüyor: yarıyıl tatili. Grafikte tatil diye bir veri yok. Grafik yalnızca sayıyı gösterir, o sayının neden öyle olduğunu göstermez. Doğru bir tahmin olabilir, hatta muhtemelen doğrudur — ama **grafikten çıkmaz**. **Çıkarılamaz.**
  5. D) Şubat 70, Eylül 40. 70 > 40. **Çıkarılır.**
  6. **Cevap: C seçeneği.**
  7. Burada kritik nokta şu: C seçeneği yanlış bir cümle değil. Gerçek hayatta doğru bile olabilir. Ama soru "hangisi doğrudur" diye sormuyor, "hangisi bu grafikten **çıkarılamaz**" diye soruyor. Grafik sorusunda ölçüt senin genel bilgin değil, **grafiğin üzerindeki veridir.**

T.8.3.32

İpucu

Grafik sorusunda önce soruyu değil, grafiği oku

Çoğu öğrenci grafik sorusunda önce seçenekleri okur, sonra grafiğe döner. Bu, aynı grafiği dört kez okumak demektir ve zaman kaybettirir.

Doğru sıra şudur:

**1.** Başlığı ve eksenleri oku, birimi belirle.

**2.** Grafiğin sana anlattığı tek cümleyi kendi kelimelerinle kur: "Bu grafik, kitap sayısının Aralık'a kadar arttığını, Ocak'ta düştüğünü gösteriyor."

**3.** Şimdi soru kökünü oku. Soru **olumlu** mu ("hangisi söylenebilir") yoksa **olumsuz** mu ("hangisi çıkarılamaz")? Bunu işaretle.

**4.** Seçenekleri tek tek grafiğe götür. Her seçenek için tek bir soru sor: *Bunu grafikte gösterebiliyor muyum?*

Bir de küçük bir el alışkanlığı edin: grafiği okurken **en yüksek** noktanın üstüne bir çentik, **en düşük** noktanın üstüne bir çentik at. Soruların büyük kısmı bu iki noktaya dokunur ve sen zaten işaretlemiş olursun.

Son uyarı: grafikte yazan sayıları kendi kafandaki bilgiyle düzeltmeye kalkma. Veri kurgusal olabilir, gerçek hayatta başka olabilir. Soru o grafiği sorar.

Anlatım

Tablo ve çizelge okuma

Tablo, grafiğin yazıya en yakın hâlidir. Grafik gibi tek bakışta karşılaştırma vermez ama **kesin sayıyı** verir. Bir grafikte "yaklaşık 70" dersin; tabloda "tam 68" yazar.

Tabloyu okurken şu üç adımı izle:

**1. Satır başlıklarını oku.** Solda ne sıralanmış? (kişiler, günler, ürünler…)

**2. Sütun başlıklarını oku.** Üstte ne ölçülmüş? (sayı, süre, puan, yüzde…)

**3. Kesişime bak.** Bir satırla bir sütunun kesiştiği kutu, o ikisinin birleşimidir.

Çizelge de tablonun bir türüdür; genellikle bir işin **zamana göre planını** gösterir: ders programı, nöbet çizelgesi, otobüs saatleri, yemek listesi. Çizelgede sorulan şey çoğu zaman "hangisi hangisiyle çakışıyor" ya da "kim ne zaman boşta" olur.

Aşağıda kurgusal bir okul kulübünün haftalık çalışma çizelgesi var (örnek veri). Buna bakarak "Hangi gün prova yapılmıyor?" gibi bir soruyu doğrudan cevaplayabilirsin. Çünkü tablo tam olarak bunun için vardır: birden çok bilgiyi aynı anda karşılaştırmak.

Dikkat: tabloda **boş bırakılan kutular da bilgidir.** Çizgi işareti ya da boş kutu, orada bir şey olmadığını söyler; onu görmezden gelme.

Tablo ve çizelge okuma

T.8.3.32

Çözümlü örnek

Tablodan bilgi çıkarma

Aşağıdaki tablo, kurgusal bir okulda düzenlenen bir bilgi yarışmasında dört takımın üç turdaki puanlarını gösteriyor (örnek veri).

Bu tabloya göre aşağıdakilerden hangisi **yanlıştır**?

A) Toplam puanı en yüksek takım Kartallar'dır.
B) Yıldızlar her turda bir önceki tura göre daha çok puan almıştır.
C) İkinci turda en düşük puanı Şimşekler almıştır.
D) Kartallar üçüncü turda, birinci turdakinin iki katı puan almıştır.

Tablodan bilgi çıkarma

  1. Önce toplamları çıkaralım.
  2. - Kartallar: 20 + 35 + 40 = 95
  3. - Yıldızlar: 15 + 25 + 25 = 65
  4. - Şimşekler: 30 + 10 + 25 = 65
  5. - Fırtına: 25 + 30 + 20 = 75
  6. A) En yüksek toplam 95 ile Kartallar. **Doğru.**
  7. B) Yıldızlar satırını parmağınla takip et: 15 → 25 → 25. İkinci turda artmış ama üçüncü turda **aynı kalmış**. Seçenek "her turda bir önceki tura göre daha çok" diyor. Eşit kalmak "daha çok" değildir. **Yanlış olan seçenek bu.**
  8. C) İkinci tur sütunu: 35, 25, 10, 30. En düşüğü 10 ve o Şimşekler'in satırında. **Doğru.**
  9. D) Kartallar birinci turda 20, üçüncü turda 40. 20 × 2 = 40. **Doğru.**
  10. **Cevap: B seçeneği.**
  11. Çıkarılacak iki ders var. Birincisi: tablo sorusunda değeri **satırı parmağınla takip ederek** oku; bir sütun kayması bütün çözümü bozar. İkincisi: "artmıştır" ile "aynı kalmıştır" farklı şeylerdir. Seçenekte "her", "sürekli", "düzenli olarak" gibi kelimeler varsa, tek bir istisna o seçeneği yanlış yapar.

T.8.3.32

Sık yapılan hata

Yüzde ile sayıyı karıştırma

Bu tuzak, grafik sorularının en sinsi olanıdır çünkü hesap doğrudur, yorum yanlıştır.

**Yüzde bir orandır, sayı değildir.** Bir şeyin yüzdesi artarken sayısı azalmış olabilir; yüzdesi azalırken sayısı artmış olabilir. Bu şaşırtıcı gelir ama basit bir sebebi vardır: yüzde hesaplanırken **toplam da değişir.**

Aşağıdaki kurgusal örneğe bak (örnek veri). Bir okulda iki kez "en sevdiğin ders" anketi yapılıyor.

Tabloda gördüğün gibi müzik dersini seçenlerin **yüzdesi** 20'den 25'e çıkmış. Yüzde artmış. Ama **kişi sayısı** 80'den 50'ye düşmüş. Çünkü ankete katılan toplam öğrenci sayısı 400'den 200'e inmiş.

Yani "Müziği seven öğrenci sayısı artmıştır" cümlesi **yanlıştır**, oysa yalnızca yüzdeye bakan biri bunu rahatlıkla söyler.

Kuralı şöyle aklında tut:

- Grafikte **yüzde** yazıyorsa, toplamı bilmeden kişi sayısı hakkında konuşamazsın.
- Grafikte **sayı** yazıyorsa, toplamı bilmeden yüzde hakkında konuşamazsın.
- Toplam da veriliyorsa ikisi arasında rahatça geçiş yapabilirsin.

Soruda "oran", "yüzde", "pay" kelimelerini gördüğünde dikey eksene bir daha bak: orada yüzde işareti var mı? Bu tek işaret, seçeneklerin yarısını eleyebilir.

Yüzde ile sayıyı karıştırma

T.8.3.32

Sık yapılan hata

Sıfırdan başlamayan eksen farkı abartır

Bir grafiğin dikey ekseni normalde **sıfırdan** başlar. Sıfırdan başlamayan bir eksen, küçük farkları kocaman gösterir. Bu, teknik olarak yalan söylemeden yanıltmanın en kolay yoludur.

Aşağıdaki grafiğe bak (örnek veri). Üç şubenin deneme sınavı ortalamaları 68, 70 ve 72. Aradaki fark yalnızca 4 puan. Ama eksen 65'ten başladığı için 8-C'nin sütunu 8-A'nınkinin neredeyse iki katı görünüyor.

Grafiğe şöyle bir bakan biri "8-C, 8-A'nın iki katı başarılı" der. Oysa sayılar ortada: 72 ile 68. Aradaki fark yüzde altı bile değil.

Bu yüzden bir grafikte **önce dikey eksenin nereden başladığına** bak. Sıfırdan başlamıyorsa sütunların boyuna değil, üzerlerinde yazan sayıya güven.

Aynı numaranın başka biçimleri de var:

- **Kesik eksen.** Eksenin ortasına konan dalgalı bir çizgi, arada bir parçanın atlandığını söyler; sütun boyları yine yanıltır.
- **Farklı genişlikte sütunlar.** Geniş çizilen sütun, aynı yükseklikte olsa bile daha büyük görünür.
- **Aralıkları eşit olmayan yatay eksen.** Yıllar 2018, 2019, 2024 diye sıralanmışsa aradaki boşluk gerçeği yansıtmaz.

Özetle: grafik bir resimdir, resim abartabilir. **Sayı yalan söylemez, çizim söyleyebilir.**

Sıfırdan başlamayan eksen farkı abartır

T.8.3.32

Anlatım

Kendi yazında ne zaman tablo, ne zaman grafik kullanırsın?

Şimdiye kadar başkasının hazırladığı görselleri okuduk. Sıra sende: bir yazı yazarken anlatımını desteklemek için görsel kullanmak da bir beceridir ve LGS'de bu da sorulur.

Temel kural şu: **görsel, yazının yerine geçmez; yazının anlaşılmasını kolaylaştırır.** Yazıda söylediğin şeyi tekrar etmek için görsel koymazsın; okurun gözünde canlanmayan bir şeyi göstermek için koyarsın.

Hangi durumda hangisi:

**Tablo** — kesin sayılara ihtiyaç varsa, çok sayıda özelliği yan yana karşılaştırıyorsan, ya da bir plan/çizelge veriyorsan. Örneğin üç telefon modelinin fiyatını, ağırlığını ve pil süresini karşılaştıran bir yazıda tablo kullanırsın.

**Sütun grafiği** — birbirinden ayrı şeylerin miktarını karşılaştırıyorsan. "Hangi kulüp daha çok üye topladı?" sorusuna sütun grafiği cevap verir.

**Çizgi grafiği** — bir şeyin zaman içindeki değişimini gösteriyorsan. "Son beş yılda okulumuzun mezun sayısı nasıl değişti?"

**Daire grafiği** — bir bütünün parçalara nasıl bölündüğünü gösteriyorsan. "Harçlığımın ne kadarını neye harcıyorum?"

**Şema veya kroki** — bir işin aşamalarını ya da bir yerin düzenini anlatıyorsan.

Her görselin bir **başlığı** ve gerekiyorsa bir **kaynak bilgisi** olmalıdır. Görseli metnin içinde bir cümleyle karşılamak da gerekir: "Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi…" Böylece okur, görselin neden orada olduğunu anlar.

Kendi yazında ne zaman tablo, ne zaman grafik kullanırsın?

T.8.4.5

Çözümlü örnek

Yazına hangi görseli koyarsın?

Ayşe, okul dergisi için bir yazı hazırlıyor. Yazısında şunu anlatmak istiyor:

*"Okulumuzun kütüphanesinden ödünç alınan kitap sayısı son beş yılda düzenli olarak arttı. Bu artışın en hızlı olduğu yıl da açıkça görülüyor."*

Ayşe'nin bu cümleyi desteklemek için kullanması gereken görsel aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kütüphanedeki kitapların türlerini gösteren daire grafiği
B) Yıllara göre ödünç alınan kitap sayısını gösteren çizgi grafiği
C) Kütüphanenin oturma planını gösteren kroki
D) Kütüphane görevlilerinin adlarını içeren tablo

Yazına hangi görseli koyarsın?

  1. Önce Ayşe'nin ne anlatmak istediğini tek cümleyle çıkaralım: **zaman içinde değişim** ve **artışın en hızlı olduğu aralık.**
  2. A) Daire grafiği bir bütünün parçalara bölünüşünü gösterir. Kitap türlerinin dağılımını verir ama zaman içindeki değişimi vermez. Ayşe'nin cümlesiyle ilgisiz. **Yanlış.**
  3. B) Çizgi grafiği tam olarak zaman içindeki değişimi gösterir. Üstelik çizginin en dik olduğu aralık, "artışın en hızlı olduğu yıl" sorusunu doğrudan cevaplar. **Doğru.**
  4. C) Kroki bir yerin düzenini gösterir. Oturma planının kitap sayısıyla ilgisi yok. **Yanlış.**
  5. D) Görevli adları bir bilgi verir ama Ayşe'nin cümlesini desteklemez. **Yanlış.**
  6. **Cevap: B seçeneği.**
  7. Bu soru tipinde izlenecek yol hep aynı: **önce yazının cümlesini oku, ne tür bir bilgi verdiğini belirle, sonra o bilgiye uygun görseli seç.** Görsel güzel olduğu için değil, cümleyi desteklediği için seçilir.

T.8.4.5

Anlatım

Karikatür ve çizgi roman okuma

Karikatür, bir düşünceyi çizgiyle anlatan görsel bir metindir. İçinde yazı olabilir de olmayabilir de; asıl mesajı çizgi taşır.

Karikatürün üç özelliği vardır:

**1. Abartı.** Karikatürcü bir şeyi büyütür, uzatır, şişirir. Abartılan şey rastgele seçilmez; eleştirilen şeydir. Kocaman çizilmiş bir cep telefonu, telefonun hayattaki yerinin büyüklüğünü anlatır.

**2. Karşıtlık.** Karikatürde çoğu zaman iki şey yan yana konur ve aralarındaki uyumsuzluk mesajı doğurur: bomboş bir kütüphane ile tıklım tıklım bir alışveriş merkezi, aynı karede.

**3. Sessizlik.** Karikatür açıklama yapmaz, gösterir. Yorumu okura bırakır. Bu yüzden "karikatürde şu yazıyor" diyemezsin; "karikatür şunu düşündürüyor" dersin.

Çizgi roman ise kareler hâlinde bir **olay** anlatır. Onda da şunlara dikkat edersin: karelerin sırası (zaman akışı), konuşma balonları (kim ne diyor), düşünce balonları (kim ne düşünüyor, karşısındaki bunu duymuyor), hareket çizgileri ve karakterlerin yüz ifadeleri.

Her iki türde de sana genellikle şu sorulur: **Bu görselden çıkarılabilecek ana düşünce nedir?** Yani "ne çizilmiş" değil, "ne demek isteniyor".

Bir karikatürü yorumlarken kendine sırayla şunları sor: Karede kimler var? Ne yapıyorlar? Neyin **fazlası** ya da **eksiği** çizilmiş? Bu fazlalık ya da eksiklik gerçek hayatta neye benziyor? İşte cevabın orada.

T.8.3.27

Çözümlü örnek

Karikatürün eleştirdiği düşünceyi bulma

Aşağıda bir karikatürün sözle anlatımı verilmiştir.

*Karikatürde iki kare var. Birinci karede bir çocuk, sırtında dağ gibi büyük bir çanta taşıyor; çantanın ağırlığından iki büklüm yürüyor. Çantanın üstünde "kurs", "etüt", "deneme", "ödev" yazan kitaplar üst üste dizilmiş. İkinci karede aynı çocuk, boş bir parkta salıncağa bakıyor; salıncağın üzerinde ince bir örümcek ağı var.*

Bu karikatürde asıl eleştirilen durum aşağıdakilerden hangisidir?

A) Okul çantalarının çok ağır olması
B) Parkların bakımsız bırakılması
C) Çocukların ders yükü yüzünden oyun zamanı kalmaması
D) Örümceklerin parklarda çoğalması

  1. Önce **çizileni** yazalım: ağır çanta, üst üste kitaplar, boş park, ağ bağlamış salıncak.
  2. Sonra **abartıya** bakalım: çanta dağ gibi çizilmiş. Karikatürcü çantanın gerçek ağırlığını değil, **yükün büyüklüğünü** anlatmak için abartmış. Çantanın üzerindeki yazılar da bunu doğruluyor: kurs, etüt, deneme, ödev. Yani yük ders yüküdür.
  3. Sonra **karşıtlığa** bakalım: birinci karede aşırı dolu bir çanta, ikinci karede bomboş bir park. İki kare yan yana konduğunda ortaya çıkan anlam şu: bir taraf dolarken diğer taraf boşalıyor.
  4. Salıncaktaki örümcek ağı da bir zaman işareti: uzun süredir kimse oynamamış.
  5. Şimdi seçenekler:
  6. A) Çanta ağırlığı **çizilen** şeydir, eleştirilen şey değildir. Çanta burada bir semboldür; karikatür çanta üreticilerini eleştirmiyor. **Yanlış.**
  7. B) Park bakımsız değil, **kullanılmıyor**. Salıncak kırık değil, üzerinde ağ var. Bakımsızlıkla kullanılmamak farklı şeylerdir. **Yanlış.**
  8. C) Ağır ders yükü ile boş park karesi birleştiğinde çıkan anlam tam olarak budur. **Doğru.**
  9. D) Örümcek ağı bir zaman işaretidir, konunun kendisi değildir. Görselin ayrıntısını ana fikir sanmak klasik bir hatadır. **Yanlış.**
  10. **Cevap: C seçeneği.**

T.8.3.27

Sık yapılan hata

Karikatürde çizileni değil, eleştirileni bul

Karikatür sorularında en çok yapılan hata şudur: öğrenci karede **ne gördüğünü** anlatan seçeneği işaretler. Oysa karikatür gördüğünü değil, düşündürdüğünü sorar.

Karikatürde çizilen şey çoğu zaman bir **semboldür**. Sembol, kendisi değil başka bir şeyin yerine geçen işarettir.

Birkaç örnek üzerinden gör:

- Karede kocaman bir televizyon ve önünde küçücük bir insan çizilmişse, karikatür televizyon büyüklüğünü eleştirmez; **ekranın insan üzerindeki etkisini** eleştirir.
- Karede musluktan damlayan su ve altında çatlamış bir toprak varsa, karikatür damlayan musluğu tamir etmemeyi değil, **su israfını** eleştirir.
- Karede bir kitabın üstünde toz varsa, karikatür temizlik yapılmadığını değil, **okunmamayı** eleştirir.

Kendine sorman gereken zincir şu:

**1.** Karede ne var? (çizilen)
**2.** Neyin fazlası, neyin eksiği abartılmış?
**3.** Bu abartı gerçek hayatta hangi davranışa benziyor? (eleştirilen)

Üçüncü basamağa varmadan seçenek işaretleme.

İkinci bir uyarı: karikatürdeki küçük bir ayrıntıyı ana fikir sanma. Salıncaktaki örümcek ağı, masadaki toz, duvardaki çatlak — bunlar ana fikri **destekleyen işaretlerdir**, ana fikrin kendisi değildir. Ana fikir her zaman bütün kareyi kapsar, tek bir köşesini değil.

T.8.3.27

Anlatım

Metinde vurgulama biçimleri

Bir metinde bazı sözcüklerin **koyu**, bazılarının *italik*, bazılarının altı çizili ya da renkli olduğunu görürsün. Bunlar süs değildir. Her biri okura bir işaret verir: "buraya dikkat et".

Yazar sesini yükseltemez, el kol hareketi yapamaz. Onun sesi biçimdir. Vurgulama biçimlerinin işlevleri şöyledir:

**Koyu (kalın) yazma** — En güçlü vurgudur. Anahtar kavramı, tanımı ya da uyarıyı gösterir. Bir kullanım kılavuzunda koyu yazılan şey genellikle atlamaman gereken bir adımdır.

**Altını çizme** — Dikkat çeker; çoğu zaman terimi ya da önemli bir cümleyi işaretler. Ders kitaplarında ve el yazısı notlarda sık kullanılır.

**İtalik (eğik) yazma** — Genellikle yabancı sözcükleri, eser adlarını, alıntıları ya da yazarın hafifçe ayırdığı bir ifadeyi gösterir. Koyudan daha yumuşak bir vurgudur.

**Renklendirme** — Ayrım yapar. Uyarılar kırmızı, ipuçları yeşil olabilir. Bir tabloda renklendirilen satır "bu satır diğerlerinden farklı" demektir.

**Büyük punto / farklı yazı tipi** — Başlığı gövdeden ayırır, önem sırasını gösterir. Başlık daima gövdeden büyüktür; alt başlık başlıktan küçüktür. Bu boyut farkı metnin planını gözle görülür kılar.

**Numaralı liste ve madde işareti** — Numaralı liste **sıra** bildirir (önce bu, sonra şu); madde işareti sırasız bir **liste** bildirir.

Sorularda genellikle şu sorulur: "Metinde koyu yazılan sözcüklerin işlevi nedir?" Cevabı verirken "dikkat çekmek için" demek yetmez; **neye** dikkat çekildiğini söylemen gerekir.

Metinde vurgulama biçimleri

T.8.3.28

Çözümlü örnek

Vurgulamanın işlevini açıklama

Aşağıda bir okul laboratuvarı yönergesinden alınmış kurgusal bir bölüm var.

*"Deneye başlamadan önce **koruyucu gözlük** takınız. Isıtma işlemi sırasında deney tüpünün ağzını **kesinlikle** kendinize ya da arkadaşınıza doğru tutmayınız. Kullanılan kimyasalların adları etiket üzerinde* italik *yazılmıştır. Deney bitiminde masayı temizleyiniz."*

Bu metindeki vurgulamalarla ilgili aşağıdakilerden hangisi **yanlıştır**?

A) "koruyucu gözlük" koyu yazılarak zorunlu bir güvenlik gerecine dikkat çekilmiştir.
B) "kesinlikle" koyu yazılarak yasağın kesinliği güçlendirilmiştir.
C) Kimyasal adlarının italik yazılması, o adların özel bir yazım biçimiyle ayrıldığını gösterir.
D) Koyu yazılan sözcükler, metnin en son okunması gereken bölümlerini gösterir.

Vurgulamanın işlevini açıklama

  1. Vurguları tek tek ele alalım.
  2. **"koruyucu gözlük"** koyu. Bu bir nesne adı ve bir güvenlik gereci. Koyu yazılması "bunu atlama" demek. A doğru.
  3. **"kesinlikle"** koyu. Bu bir zarf ve bir yasağı sertleştiriyor: "tutmayınız" zaten yasak, "kesinlikle" onu daha da bağlayıcı yapıyor. Koyu yazılması bu sertliği görünür kılıyor. B doğru.
  4. **italik yazılan kimyasal adları.** İtalik, yabancı sözcükleri ve özel adları gövdeden ayırmak için kullanılır. C doğru.
  5. D seçeneğine bak: "en son okunması gereken bölümler". Vurgulamanın okuma **sırasıyla** hiçbir ilgisi yoktur. Vurgu önemi gösterir, sırayı değil. Sırayı gösteren şey numaralı listedir. **Yanlış olan seçenek budur.**
  6. **Cevap: D seçeneği.**
  7. Küçük bir not: bu tip sorularda seçenekler genelde üç doğru bir yanlış biçiminde kurulur ve yanlış olan, vurguya **olmadık bir görev** yükler: "okuma sırasını belirtir", "yazarın kızgın olduğunu gösterir", "metnin uzunluğunu bildirir" gibi. Böyle bir seçenek gördüğünde şüphelen.

T.8.3.28

Anlatım

Medya metinlerini çözümleme: amaç ve hedef kitle

Medya metni, kitle iletişim araçlarıyla çok sayıda kişiye ulaşan metindir: haber, köşe yazısı, reklam, afiş, belgesel, sosyal medya paylaşımı, tanıtım broşürü, kamu spotu.

Her medya metninin bir **amacı** vardır. Amacı bulmak, o metni doğru okumanın anahtarıdır. Başlıca amaçlar şunlardır:

**Bilgilendirme** — Olanı aktarır. Dili yalındır, sayı ve tarih verir, yorum katmamaya çalışır. Haber metinleri bu amaca hizmet eder.

**İkna etme / yönlendirme** — Seni bir davranışa çağırır. Emir kipi, çağrı cümleleri, abartılı sıfatlar kullanır: "Kaçırmayın!", "Şimdi katılın!", "En iyisi budur." Reklamlar ve kampanya afişleri bu gruptadır.

**Olay yorumlama** — Olanı aktarmakla kalmaz, üzerine görüş bildirir. "Bence", "kanımca", "görülüyor ki" gibi ifadeler ve kişisel değerlendirmeler taşır. Köşe yazısı bunun tipik örneğidir.

**Kültür aktarma** — Bir toplumun geleneğini, sanatını, geçmişini yeni kuşağa taşır. Belgeseller, kültür programları, yöresel tanıtımlar.

**Eğlendirme** — Hoşça vakit geçirtmeyi amaçlar. Mizah köşeleri, eğlence programları.

Bir metnin **hedef kitlesi**, o metnin kime seslendiğidir. Hedef kitleyi dilinden anlarsın: kısa cümleler, oyunlu bir anlatım ve renkli görseller çocuğa; teknik terimler ve kaynak gösterimi uzmana; "velilerimizin dikkatine" ifadesi yetişkine seslenir.

Bir de şuna dikkat et: **aynı olay farklı amaçlarla anlatılabilir.** Bir deprem tatbikatı haberde bilgilendirme, afişte yönlendirme, belgeselde kültür aktarma amacıyla yer alabilir.

Medya metinlerini çözümleme: amaç ve hedef kitle

T.8.3.29

Çözümlü örnek

Medya metninin amacını belirleme

Aşağıda kurgusal bir okul panosunda asılı olan iki metin var.

**1. metin:** *"Okulumuzun kitap bağış kampanyası 4 Mart'ta başladı ve 18 Mart'ta sona erdi. Kampanya süresince 12 sınıftan toplam 640 kitap toplandı. Kitaplar okul kütüphanesine ve iki kırsal okula gönderildi."*

**2. metin:** *"Bir kitap ver, bir dünya aç! Rafında bekleyen o kitabı bugün getir, bir arkadaşının hayatını değiştir. Kaçırma, kampanyanın son günü cuma!"*

Bu iki metinle ilgili aşağıdakilerden hangisi **doğrudur**?

A) İkisi de bilgilendirme amacıyla yazılmıştır.
B) 1. metin bilgilendirme, 2. metin ikna etme amacı taşır.
C) 1. metin ikna etme, 2. metin kültür aktarma amacı taşır.
D) İkisi de olay yorumlama amacıyla yazılmıştır.

  1. Amacı konudan değil **dilden** çıkaracağız. İkisinin de konusu aynı: kitap bağışı. Ama dilleri farklı.
  2. **1. metin:** "4 Mart'ta başladı", "18 Mart'ta sona erdi", "12 sınıftan 640 kitap". Tarih var, sayı var, yer var. Hiçbir yerde okuru bir şeye çağırmıyor; olmuş bir işi aktarıyor. Yorum da yok: "çok güzeldi", "muhteşem bir kampanyaydı" gibi bir cümle geçmiyor. Bu **bilgilendirmedir.**
  3. **2. metin:** "ver", "getir", "kaçırma" — üç tane emir kipi. "Bir dünya aç", "hayatını değiştir" — abartılı, duygu uyandıran ifadeler. Ünlem işaretleri. Son gün hatırlatması, seni harekete geçirmek için konmuş. Bu **ikna etme / yönlendirmedir.**
  4. Şimdi seçenekler:
  5. A) 2. metin bilgilendirme değil, çağrı yapıyor. **Yanlış.**
  6. B) 1. metin bilgilendirme, 2. metin ikna. **Doğru.**
  7. C) Tam tersi söylenmiş; ayrıca 2. metinde kültür aktarımı yok. **Yanlış.**
  8. D) İkisinde de kişisel görüş bildiren bir ifade yok. **Yanlış.**
  9. **Cevap: B seçeneği.**
  10. Pratik ölçüt: metinde **emir kipi** ve **ünlem** varsa ikna, **sayı ve tarih** varsa bilgilendirme, **"bence"** varsa yorumlama düşün.

T.8.3.29

Anlatım

Bilgi kaynaklarını etkili kullanmak

Bir araştırma ödevi verildiğinde ilk iş kaynak seçmektir. "İnternete bakarım" bir kaynak seçimi değildir; internet bir kaynak değil, kaynakların bulunduğu yerdir.

Bilgi kaynaklarını ikiye ayırabilirsin:

**Basılı kaynaklar:** ansiklopedi, sözlük, ders kitabı, bilimsel dergi, atlas, gazete arşivi, kurum yayınları.

**Dijital kaynaklar:** kurum siteleri, çevrim içi ansiklopediler, dijital kütüphaneler, veri tabanları, resmî istatistik sayfaları.

Önemli olan, **hangi soruya hangi kaynağın cevap verdiğini** bilmektir. Kaynak, aradığın bilginin türüne göre seçilir:

- Bir sözcüğün anlamını mı arıyorsun? **Sözlük.**
- Bir kavramın genel tanımını mı? **Ansiklopedi.**
- Bir yerin konumunu, sınırlarını mı? **Atlas / harita.**
- Güncel bir olayı mı? **Gazete, haber ajansı.**
- Bir sayısal veriyi mı (nüfus, üretim miktarı)? **Kurumun resmî yayını.**
- Bir yazarın hayatını mı? **Biyografi kitabı, üniversite sayfası.**

İkinci bir alışkanlık: **tek kaynakla yetinme.** Aynı bilgiyi en az iki bağımsız kaynakta gördüysen elin güçlenir. İki kaynak birbirini tutmuyorsa üçüncüye bakarsın.

Üçüncüsü: **not alırken kaynağı da yaz.** Yazarın adı, eserin adı, yayın yılı, sayfa numarası ya da sayfanın adresi. Kaynağını yazmadığın bir bilgi, sonra kullanamayacağın bir bilgidir. Ödevinin sonuna kaynakça koymak, hem dürüstlüktür hem de senin işini kolaylaştırır.

Bilgi kaynaklarını etkili kullanmak

T.8.3.30

Çözümlü örnek

Doğru kaynağı seçme

Kerem, "Ülkemizde son on yılda ağaçlandırılan alan miktarı" konulu bir performans ödevi hazırlıyor. Ödevinde kesin sayılara ve yıllara göre karşılaştırmaya ihtiyacı var.

Kerem'in bu bilgi için başvurması gereken **en uygun** kaynak aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ormanları anlatan bir romanın ilgili bölümü
B) Ormancılıkla ilgili resmî kurumun yayımladığı istatistik raporu
C) Bir kullanıcının doğa gezisi anılarını paylaştığı kişisel blog
D) Ağaç türlerinin özelliklerini anlatan bir ansiklopedi maddesi

  1. Önce Kerem'in **ne aradığını** belirleyelim: yıllara göre değişen **sayısal veri.** Kaynak seçimi buna göre yapılacak.
  2. A) Roman kurgusal bir metindir. İçinde ormanlar geçebilir ama sayısal veri kaynağı değildir. Edebî bir metinden istatistik alınmaz. **Yanlış.**
  3. B) Resmî kurumun yayımladığı istatistik raporu tam olarak bu iş içindir: veriyi ölçen kurumun kendisi yayımlar, yıllara göre karşılaştırma verir, tarihi ve yöntemi bellidir. **Doğru.**
  4. C) Kişisel blog, yazarının kendi gözlemini ve görüşünü içerir. Denetlenmiş bir veri sunmaz. Gezi anısı güzel bir okuma olabilir ama ödevin ihtiyacı olan sayıyı vermez. **Yanlış.**
  5. D) Ansiklopedi maddesi ağaç **türlerini** anlatır. Kerem'in aradığı tür bilgisi değil, alan miktarı. Kaynak güvenilir olabilir ama **aradığı soruya cevap vermiyor.** **Yanlış.**
  6. **Cevap: B seçeneği.**
  7. Buradaki asıl ders D seçeneğinde: bir kaynağın **güvenilir** olması yetmez, aynı zamanda **konuya uygun** olması gerekir. Güvenilir ama alakasız bir kaynak, ödevine hiçbir şey katmaz.

T.8.3.30

Anlatım

Bir kaynağın güvenilirliğini sorgulama

Karşına çıkan her bilgi doğru değildir. Bir bilgiyi kullanmadan önce kaynağını sorgulamak, bu konunun belki de en hayatî parçasıdır.

Bir kaynağa şu beş soruyu sor:

**1. Kim yazmış?** Yazarın adı var mı? O konuda uzman mı? Adı hiç yazmayan bir metinde kimseye sorumluluk düşmez.

**2. Kim yayımlamış?** Bir üniversite mi, bir bakanlık mı, bir dernek mi, yoksa adı belirsiz bir site mi? Ülkemizde resmî kurumların adresleri genellikle **gov.tr**, üniversitelerinki **edu.tr** uzantısıyla biter. Bilimsel çalışmalarda ağırlıklı olarak bu tür kaynaklar kullanılır.

**3. Ne zaman yayımlanmış?** Tarih yoksa bilginin ne kadar eski olduğunu bilemezsin.

**4. Kaynağını gösteriyor mu?** "Araştırmalara göre" diyor ama hangi araştırma olduğunu söylemiyorsa, o cümle havada kalır.

**5. Dili nasıl?** Ölçülü mü, yoksa büyük harfli, ünlemli, "herkesi şaşırtan gerçek!" tarzında mı? Abartılı dil çoğu zaman zayıf bilginin üstünü örtmek için kullanılır.

**Blog ve kişisel internet sayfaları** özel bir dikkat ister. Blog, herkesin kolayca açıp yazabildiği bir sayfadır; yazılanlar kimse tarafından denetlenmez. Bir bloğun içeriği çok değerli de olabilir, tamamen yanlış da. Bu yüzden bloğu tek başına kaynak gösteremezsin; oradaki bilgiyi güvenilir bir kaynakta doğrulaman gerekir.

Aynı şey sosyal medya paylaşımları için de geçerlidir: paylaşım sayısının yüksek olması bilgiyi doğru yapmaz. Çok paylaşılan bir yanlış, yine yanlıştır.

Bir kaynağın güvenilirliğini sorgulama

T.8.3.31

Çözümlü örnek

En güvenilir kaynağı seçme

Zeynep, sınıfta "kuş göç yolları" konusunda sunum yapacak. Aşağıdaki dört kaynağa ulaşmış (hepsi kurgusaldır).

**I.** Bir üniversitenin biyoloji bölümünün edu.tr uzantılı sayfasında, araştırmacı adı ve yayın yılı belirtilerek yayımlanmış gözlem raporu

**II.** Adı yazmayan bir sitede, tarihi belirtilmemiş, "Bilim insanlarını şoke eden kuş gerçeği!" başlıklı yazı

**III.** Bir kuş gözlemcisinin kişisel blogunda paylaştığı, kendi çektiği fotoğraflardan oluşan gezi notu

**IV.** Bir kullanıcının sosyal medyada paylaştığı, altında binlerce beğeni olan görsel

Zeynep'in sunumunda **temel kaynak** olarak kullanması gereken hangisidir ve neden?

  1. Dördünü de beş soru süzgecinden geçirelim.
  2. **I.** Yazarı belli mi? Evet, araştırmacı adı var. Yayımlayan kim? Bir üniversite bölümü. Tarih var mı? Var. Dili ölçülü mü? Rapor dili. **Beş sorunun beşi de olumlu.** En güçlü kaynak bu.
  3. **II.** Yazar yok, tarih yok, kaynak gösterimi yok. Üstelik başlıkta "şoke eden", "gerçek!" gibi abartılı bir dil var — bu dil bilgilendirmeye değil, tıklatmaya çalışır. **Kullanılmamalı.**
  4. **III.** Blog. Yazarı belli (kuş gözlemcisi) ve kendi fotoğrafları var; bu onu tamamen değersiz yapmaz. Ama blog denetlenmemiş bir sayfadır ve içeriği kişisel gözlemdir. Zeynep bunu **destekleyici** olarak, örneğin bir fotoğraf göstermek için kullanabilir; ama göç yollarının bilimsel bilgisini buradan almamalı. **Tek başına temel kaynak olamaz.**
  5. **IV.** Yazarı, tarihi, dayanağı belirsiz; beğeni sayısı yalnızca kaç kişinin gördüğünü söyler, bilginin doğruluğunu değil. **Kullanılmamalı.**
  6. **Cevap: I numaralı kaynak.** Çünkü yazarı, yayımlayanı ve tarihi bellidir; bir üniversite bölümünce yayımlanmıştır ve dili ölçülüdür.
  7. Ek not: III'ü tümüyle çöpe atmadık. Kaynakları "güvenilir / güvenilmez" diye ikiye ayırmak yerine, **hangi işte kullanılabileceğine** karar vermek daha doğrudur. Bir blog fotoğrafı iyi bir örnek olabilir; bir blog cümlesi bilimsel dayanak olamaz.

T.8.3.31

Sık yapılan hata

Doğru ama eski bilgi de güvenilir değildir

Güvenilirlik denince akla hep "doğru mu, yanlış mı" gelir. Oysa üçüncü bir ihtimal vardır: **bilgi doğrudur ama artık geçerli değildir.**

Güncelliğini yitiren bilgi türleri şunlardır: nüfus sayıları, fiyatlar, teknoloji bilgileri, ülke ve şehir adları, kurum adları, yasal kurallar, spor rekorları, sınav sistemleri.

Düşün: Bir kaynak "okulumuzda 340 öğrenci öğrenim görmektedir" diyor ve altında sekiz yıl önceki bir tarih var. Cümle o gün doğruydu. Bugün doğru mu? Bilmiyorsun. Bilmediğin bir şeyi ödevinde kullanamazsın.

Bu yüzden bir kaynağa baktığında **yayın tarihini** ara. Tarih yoksa bu başlı başına bir eksikliktir; "ne zaman yazıldığı belli değil" demek, "ne kadar eski olduğu belli değil" demektir.

Tersi de bir tuzaktır: **her eski kaynak kötü değildir.** Bazı bilgiler eskimez. Bir şairin doğum yılı, bir savaşın tarihi, bir romanın konusu, bir dil kuralının açıklaması yıllar geçse de değişmez. Otuz yıl önce basılmış iyi bir sözlük hâlâ iyi bir sözlüktür.

Ayrım şudur:

- **Değişen bilgi** (sayı, fiyat, kural, teknoloji) → güncel kaynak şart.
- **Değişmeyen bilgi** (tarih, tanım, eser içeriği) → eski kaynak da olur.

Soruda "bu kaynağın en önemli eksikliği nedir" diye sorulduğunda, seçeneklerden biri tarihe dokunuyorsa dikkatle oku. Sınavda çok görülen bir kalıp şudur: kaynak saygın bir kurumundur, yazarı bellidir, dili ölçülüdür — tek sorunu on yıl öncesine ait olması ve verdiği bilginin sayısal olmasıdır.

T.8.3.31

Anlatım

Kitap ile filmi karşılaştırmak

Bir romanın filmi ya da dizisi çekildiğinde ortaya iki ayrı eser çıkar. İkisi aynı olayı anlatır ama aynı şey değildir. Bu ikisini karşılaştırırken dört başlığa bakılır: **kahraman, mekân, zaman, olay.**

**Kahraman.** Yazılı metinde kahramanın iç dünyasını doğrudan okursun: ne düşündüğünü, neden korktuğunu yazar sana anlatır. Filmde bunu göremezsin; oyuncunun yüz ifadesinden, sesinden, müzikten çıkarırsın. Ayrıca filmde bazı kahramanlar birleştirilir ya da hiç yer almaz; süre kısıtlıdır.

**Mekân.** Kitapta mekânı sen hayal edersin, herkesin zihnindeki ev başkadır. Filmde mekân sabittir; yönetmen bir ev seçmiştir ve artık o evi görürsün. Bu yüzden "kitabı okurken hayal ettiğim gibi değilmiş" cümlesi çok sık kurulur.

**Zaman.** Romanda zaman esnetilebilir: bir cümlede on yıl geçer, bir bölümde tek bir gece anlatılır. Filmde zaman geçişleri görüntüyle verilir: kararan ekran, değişen mevsim, yaşlanan yüz. Ayrıca film çoğu zaman romanın zaman aralığını kısaltır.

**Olay.** En çok fark buradadır. Filmde bazı olaylar çıkarılır, bazıları kısaltılır, bazen romanda olmayan bir olay eklenir, hatta son değiştirilir. Sebebi genellikle süredir: iki saate sığdırma zorunluluğu.

Bu karşılaştırmayı yaparken "kitap daha iyidir" ya da "film daha iyidir" demek bir cevap değildir. Sorulan şey **hangi yönden farklılaştıklarıdır.** Değerlendirme yapacaksan gerekçesini söyle: "Filmde kahramanın iç konuşmaları verilmediği için kararının sebebi anlaşılmıyor" gibi.

Kitap ile filmi karşılaştırmak

T.8.3.33

Çözümlü örnek

Kitap ve filmi karşılaştırma sorusu

Aşağıda kurgusal bir romanın ve o romandan uyarlanan filmin aynı sahnesi anlatılmıştır.

**Romandan:** *"Selim kapının önünde uzun süre bekledi. İçeri girse mi, dönse mi bilemiyordu. Babasının yıllar önce söylediği o cümle hâlâ kulağındaydı ve her adımını ağırlaştırıyordu. Sonunda kapıya vurdu; elleri titriyordu. Kapıyı açan, hiç tanımadığı yaşlı bir kadındı."*

**Filmden:** *Selim kapının önünde durur. Kamera uzun süre yüzüne bakar; arkada alçak bir müzik vardır. Selim kapıya vurur. Kapı açılır, karşısında yaşlı bir kadın vardır. Sahne boyunca hiç konuşma geçmez.*

Bu iki sunum için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Filmde olay tamamen değiştirilmiştir.
B) Romanda kahramanın iç dünyası doğrudan verilirken, filmde bu görüntü ve müzikle sezdirilmiştir.
C) Filmde mekân romandakinden farklıdır.
D) Romanda zaman belirsizken filmde zaman açıkça belirtilmiştir.

  1. Dört başlığı tek tek karşılaştıralım.
  2. **Olay:** İkisinde de aynı: Selim bekler, kapıya vurur, yaşlı bir kadın açar. Değişen bir olay yok. A **yanlış.**
  3. **Mekân:** İkisinde de bir kapının önü. Farklı bir mekân verilmemiş. C **yanlış.**
  4. **Zaman:** Ne romanda ne filmde "saat kaç, hangi mevsim" gibi bir bilgi var. Zaman ikisinde de belirsiz. D **yanlış.**
  5. **Kahraman:** İşte fark burada. Romanda Selim'in kafasının içini okuyoruz: "içeri girse mi, dönse mi bilemiyordu", "babasının cümlesi kulağındaydı", "elleri titriyordu". Yazar tereddüdü doğrudan anlatıyor.
  6. Filmde ise tek bir iç cümle yok, hatta hiç konuşma yok. Bunun yerine kamera yüzünde uzun süre duruyor ve alçak bir müzik çalıyor. Yani aynı tereddüt **gösteriliyor**, anlatılmıyor. B **doğru.**
  7. **Cevap: B seçeneği.**
  8. Bu soru tipinde şu yolu izle: dört başlığı (kahraman, mekân, zaman, olay) kenara yaz, iki metni de bu başlıklara göre işaretle. Farkın hangi başlıkta olduğunu bulduğunda cevap kendiliğinden gelir.

T.8.3.33

Anlatım

İş ve işlem basamakları: kullanım kılavuzları

İşlevsel metinler, bir işi **yaptırmak** için yazılan metinlerdir: kullanım kılavuzu, yemek tarifi, ilaç prospektüsü, montaj yönergesi, sınav yönergesi, oyun kuralları, güvenlik talimatı.

Bu metinlerin ortak özelliği şudur: **sıra önemlidir.** Bir hikâyeyi ortasından okumaya başlarsan kafan karışır ama bir şey bozulmaz. Bir montaj yönergesinde adım atlarsan iş gerçekten bozulur.

İşlevsel metinlerin dili de kendine özgüdür:

- **Emir kipi** kullanılır: "takınız", "bekleyiniz", "çıkarınız".
- **Numaralandırma** vardır: 1, 2, 3… Bu numaralar süs değil, sıradır.
- **Sıra bildiren ifadeler** vardır: önce, sonra, ardından, son olarak, …-madan önce, …-dıktan sonra.
- **Koşul ifadeleri** vardır: "eğer ışık yanmıyorsa", "…durumunda".
- **Uyarılar** ayrı yazılır ve genellikle koyu ya da renklidir.

Böyle bir metni okurken şunları yap:

**1.** Önce baştan sona bir kez oku, ne yapacağını bütün olarak gör.
**2.** Adımları numaralarıyla takip et.
**3.** "…madan önce" ve "…dıktan sonra" kalıplarının altını çiz; bunlar sırayı değiştiren ifadelerdir.
**4.** Uyarıları ayrıca işaretle.

Sorularda genellikle şu üçünden biri sorulur: adımların **doğru sırası** hangisidir; bir adım **atlanırsa ne olur**; metne göre **hangisi yapılmamalıdır**.

İş ve işlem basamakları: kullanım kılavuzları

T.8.3.35

Çözümlü örnek

Adım atlanırsa ne olur?

Aşağıda kurgusal bir su arıtma sürahisinin kullanım kılavuzundan bir bölüm var.

*"**1.** Yeni filtreyi ambalajından çıkarın. **2.** Filtreyi soğuk suyun altında on beş saniye durulayın. **3.** Durulanmış filtreyi hazneye yerleştirin ve saat yönünde çevirerek kilitleyin. **4.** Hazneyi soğuk suyla doldurun; ilk iki dolumu içmeden dökün. **5.** Sürahiyi buzdolabında saklayın.*

*Uyarı: Filtre durulanmadan takılırsa suda siyah zerrecikler görülebilir. Bu durumda filtre çıkarılıp yeniden durulanmalıdır."*

Bu kılavuza göre aşağıdakilerden hangisi **söylenemez**?

A) Filtre hazneye takılmadan önce durulanmalıdır.
B) İlk iki dolum su içilmemelidir.
C) Suda siyah zerrecik görülmesinin nedeni 2. adımın atlanmış olmasıdır.
D) Sürahi buzdolabında saklanmazsa filtre bozulur.

  1. Adımları ve uyarıyı ayrı ayrı ele alalım.
  2. A) 2. adım durulama, 3. adım hazneye yerleştirme. Sıra bu; yani durulama takmadan önce. Metinde açıkça var. **Söylenebilir.**
  3. B) 4. adımda "ilk iki dolumu içmeden dökün" yazıyor. **Söylenebilir.**
  4. C) Uyarı bölümü zaten bunu söylüyor: "Filtre durulanmadan takılırsa suda siyah zerrecikler görülebilir." Durulama 2. adım olduğuna göre, atlanan adım 2. adımdır. **Söylenebilir.**
  5. D) Metinde 5. adım "buzdolabında saklayın" diyor. Ama **saklanmazsa ne olacağı** hiçbir yerde yazmıyor. "Filtre bozulur" bilgisi metinde yok; bu bizim eklediğimiz bir sonuç. Kılavuz bir işi söyler, o iş yapılmazsa ne olacağını söylemek zorunda değildir. **Söylenemez.**
  6. **Cevap: D seçeneği.**
  7. Dikkat: burada da grafik konusundaki kuralın aynısı işliyor. Metinde yazmayan bir sonucu kendin ekleyemezsin. "Mantıklı görünüyor" yeterli değil; **metinde geçiyor mu**, ölçüt bu.

T.8.3.35

İpucu

Yönerge okurken sırayı bozan ifadeleri yakala

Kullanım kılavuzu ve yönerge sorularında en çok puan kaybettiren şey, adımların sırasını yanlış kurmaktır. Sıra çoğu zaman numaralarla verilir ama bazen numara yoktur; metnin içine gizlenmiştir.

Şu kalıpların altını çizmeyi alışkanlık hâline getir:

- **"…madan önce"** → Bu ifade, arkasından gelen işi **öne** alır. "Fişi takmadan önce ampulü yerleştirin" cümlesinde önce gelen iş **ampulü yerleştirmek**tir, cümlede sonra yazsa bile.
- **"…dıktan sonra"** → Arkasından geleni **sonraya** atar.
- **"aynı anda", "birlikte"** → İki iş aynı basamaktadır.
- **"eğer / …durumunda"** → Koşul. Bu adım her zaman değil, yalnızca o durum olursa yapılır.
- **"kesinlikle, asla, hiçbir zaman"** → Yasak. Bunlar tavsiye değildir.

En sinsi olanı birincisidir. "…madan önce" kalıbı cümlenin sırasını tersine çevirir ve aceleyle okuyan öğrenci cümledeki yazılış sırasını iş sırası sanır.

Küçük bir yöntem: yönergeyi okurken kenara numaralı bir liste çıkar. Metinde "A'yı yapmadan önce B'yi yap" yazıyorsa listene önce B'yi, sonra A'yı yaz. Böylece cümle sırası ile iş sırası birbirine karışmaz.

Son olarak koşullu adımları listeye ana adım gibi yazma; yanlarına "(yalnızca … ise)" notunu düş.

Anlatım

Dinlediğin ya da izlediğin medya metnini değerlendirme

Okuduğun bir metni istediğin kadar geri dönüp okuyabilirsin. Dinlediğin ya da izlediğin bir metinde bu şansın yoktur: akıp gider. Bu yüzden dinlerken **değerlendirmeyi aynı anda** yapman gerekir.

Bir haber bülteni, sunum, tanıtım filmi ya da kamu spotu izlerken kafanda şu üç soru açık dursun:

**1. Amacı ne?** Bana bir şey öğretiyor mu, bir şey yaptırmaya mı çalışıyor, yoksa eğlendiriyor mu? Sunucu "şu an arayın", "hemen katılın" diyorsa amaç yönlendirmedir.

**2. Kaynağı ne?** Bu bilgi nereden geliyor? Konuşan kişi kim, hangi kurumdan? "Uzmanlar diyor ki" cümlesi bir kaynak değildir; hangi uzman, hangi kurum, hangi çalışma?

**3. Kanıtı var mı?** Söylenen sayının, oranın, iddianın dayanağı gösteriliyor mu? Ekranda bir grafik çıkıyorsa altında kaynağı yazıyor mu?

Bir de dinlerken **ayırt etmen** gereken iki cümle türü var:

- **Nesnel cümle:** Doğruluğu ölçülebilir. "Kampanyaya 12 okul katıldı."
- **Öznel cümle:** Kişinin görüşüdür, ölçülemez. "Bu, yılın en anlamlı kampanyasıydı."

İkisi çoğu zaman peş peşe söylenir ve öznel olan, nesnel olanın gücüyle doğru sanılır. Bunları ayırmayı öğrendiğinde, bir haberin sana ne söylediği ile ne düşündürmeye çalıştığını da ayırmış olursun.

Son olarak: bir sunumu değerlendirirken yalnızca içeriğe değil, **sunuma** da bak. Görseller konuyla ilgili mi, grafikler okunaklı mı, konuşmacı süreyi doğru kullanmış mı, dinleyicinin seviyesine uygun bir dil seçmiş mi?

Dinlediğin ya da izlediğin medya metnini değerlendirme

T.8.1.11

Çözümlü örnek

Dinlenen haberin amacını ve kaynağını sorgulama

Aşağıda kurgusal bir okul radyosunda okunan duyuru metni verilmiştir.

*"Sevgili arkadaşlar! Geçen yıl düzenlediğimiz bisikletle okula gelme haftasına 84 öğrenci katıldı. Bu yıl hedefimiz çok daha yüksek. Araştırmalara göre bisikletle okula gelmek insanı gün boyu daha dinç tutuyor. Şüphesiz bu, okulumuzun bugüne kadar başlattığı en güzel etkinlik. Sen de yarın bisikletinle gel, aramıza katıl!"*

Bu metinle ilgili aşağıdakilerden hangisi **yanlıştır**?

A) Metnin amacı yalnızca bilgilendirmedir.
B) Metinde nesnel bir bilgi de yer almaktadır.
C) "Araştırmalara göre" ifadesi kaynak belirtmediği için sorgulanmalıdır.
D) Metinde öznel bir değerlendirme cümlesi vardır.

  1. Metni cümle cümle ayıralım.
  2. "Geçen yıl … 84 öğrenci katıldı." → Sayı verilmiş, ölçülebilir. **Nesnel bilgi.** Demek ki B doğru.
  3. "Araştırmalara göre bisikletle okula gelmek insanı gün boyu daha dinç tutuyor." → Bir iddia var ama hangi araştırma, kim yapmış, ne zaman yapılmış belli değil. Kaynağı gösterilmeyen bir iddia sorgulanmalıdır. C doğru.
  4. "Şüphesiz bu, okulumuzun bugüne kadar başlattığı en güzel etkinlik." → "En güzel" ölçülemez, kişinin görüşüdür. **Öznel değerlendirme.** D doğru.
  5. "Sen de yarın bisikletinle gel, aramıza katıl!" → Emir kipi, doğrudan çağrı. Bu bir **yönlendirmedir.**
  6. Şimdi A'ya bakalım: "amacı yalnızca bilgilendirmedir" diyor. Metinde bilgilendirme var (84 öğrenci), doğru. Ama metnin **bitişi bir çağrıdır** ve arada bir de övgü cümlesi vardır. Yani amaç sadece bilgilendirmek değil; okuru bir davranışa yöneltmektir. "Yalnızca" sözcüğü bu seçeneği yanlış yapıyor.
  7. **Cevap: A seçeneği.**
  8. Dikkat et: A seçeneği bütünüyle uydurma değil, **eksik**. Sınavda en tehlikeli seçenek, yarısı doğru olandır. "Yalnızca", "sadece", "tek amacı" gibi sözcükler gördüğünde metinde başka bir amaç var mı diye mutlaka kontrol et.

T.8.1.11

Çözümlü örnek

Daire grafiğini yorumlama

Aşağıdaki daire grafiği, kurgusal bir sınıfta 30 öğrenciye "okul sonrası en çok hangi etkinliğe zaman ayırıyorsun?" diye sorulduğunda alınan cevapları gösteriyor (örnek veri). Her öğrenci tek bir cevap vermiştir.

Bu grafiğe göre aşağıdakilerden hangisi **söylenebilir**?

A) Sınıfın yarısından fazlası spor yapmaktadır.
B) Kitap okuyanların sayısı müzikle ilgilenenlerden azdır.
C) Spora zaman ayıran öğrenci sayısı, müzikle ilgilenenlerin iki katıdır.
D) Öğrenciler spor yapmayı, kitap okumaktan daha faydalı bulmaktadır.

Daire grafiğini yorumlama

  1. Grafikteki değerler: Spor 12, Kitap 9, Müzik 6, Oyun 3. Toplamları 30, yani sınıfın tamamı cevap vermiş.
  2. A) Sınıfın yarısı 15 kişidir. Spor yapan 12 kişi ve 12 < 15. Spor dilimi en büyük dilim olsa bile yarıyı geçmiyor. Bir dilimin "yarıdan fazla" olması için dairenin yarısından, yani 180 dereceden fazlasını kaplaması gerekir; spor dilimi 144 derece. **Söylenemez.**
  3. B) Kitap 9, Müzik 6. 9 > 6, yani kitap okuyanlar daha **fazla**. Seçenek yönü ters kurmuş. **Söylenemez.**
  4. C) Spor 12, Müzik 6. 6 × 2 = 12. Tam iki katı. Grafikten hesaplanabiliyor. **Söylenebilir.**
  5. D) "Daha faydalı bulmaktadır" bir sebep ve düşünce yorumudur. Grafik kaç kişinin hangi etkinliğe zaman ayırdığını sayar; **niçin** ayırdığını, ne düşündüğünü ölçmez. **Söylenemez.**
  6. **Cevap: C seçeneği.**
  7. Bu tek soruda daire grafiğinin üç klasik tuzağı bir arada: en büyük dilimi "yarıdan fazla" sanmak (A), az-çok yönünü ters kurmak (B) ve grafiğe sebep yüklemek (D). Daire grafiğinde her dilimin sayısı ve derecesi yazılıdır; gözle tahmin etmek yerine **oku ve hesapla.**

T.8.3.32

İpucu

Görsel sorularında işe yarayan tek cümle

Bu konudaki bütün soru tiplerini tek bir cümlede toplayabilirsin:

**"Bunu görselin üzerinde gösterebiliyor muyum?"**

Gösterebiliyorsan seçenek doğrudur. Gösteremiyorsan, ne kadar mantıklı görünürse görünsün, o seçenek metinden çıkmıyordur.

Bu cümle hepsinde işe yarar:

- **Grafik:** Sayıyı eksende gösterebiliyor muyum? "Çünkü" içeren bir cümleyi gösteremem — grafik sebep yazmaz.
- **Tablo:** Hücreyi parmağımla bulabiliyor muyum?
- **Karikatür:** Karede bunu görüyor muyum, yoksa bu benim yorumum mu? (Ana fikir yorumdur ama abartıya dayanmalı.)
- **Kılavuz:** Bu adım metinde yazıyor mu, ben mi ekledim?
- **Kaynak:** Yazarı, tarihi, kurumu görebiliyor muyum?

İkinci bir alışkanlık: **soru kökündeki olumsuzluğu daire içine al.** "Çıkarılamaz", "söylenemez", "yanlıştır", "değildir". Bu konudaki soruların çoğu olumsuz köklüdür ve doğru cevabı bilip yanlış kutucuğu işaretlemek en can sıkıcı puan kaybıdır.

Üçüncüsü: **kesinlik bildiren sözcüklere dikkat.** "Yalnızca", "her zaman", "hiçbir", "kesinlikle", "tamamen". Bir seçenekte bunlardan biri varsa, tek bir istisna o seçeneği yanlış yapar. Metinde ya da grafikte tek bir karşı örnek ara; genellikle bulursun.

Özet

Toparlayalım

Bu konuda öğrendiklerini kısa kısa gözden geçir.

**Grafik ve tablo okuma.** Önce başlık, sonra eksenler, sonra birim, en son sayılar. Sütun grafiği karşılaştırır, çizgi grafiği zaman içindeki değişimi gösterir, daire grafiği bütünün parçalara bölünüşünü verir, tablo kesin sayıyı verir.

**Grafiğin sınırı.** Grafik "ne kadar"ı gösterir, "neden"i göstermez. Sebep, gelecek tahmini ve grafikte olmayan bir veriyle ilgili yargılar çıkarılamaz.

**Yüzde ile sayı ayrı şeylerdir.** Yüzdesi artan bir kalemin sayısı azalmış olabilir; toplam değiştiyse bu çok olağandır.

**Eksen sıfırdan başlamıyorsa** küçük farklar büyük görünür. Sütunun boyuna değil, üzerindeki sayıya güven.

**Karikatür.** Çizileni değil, eleştirileni bul. Abartılan şey, eleştirilen şeydir; ayrıntı ana fikir değildir.

**Vurgulama.** Koyu yazma anahtar kavramı ve uyarıyı, italik yabancı sözcüğü ve eser adını, altını çizme terimi, renk ayrımı, punto önem sırasını gösterir.

**Medya metinleri.** Amacı konudan değil dilden çıkar: emir kipi ve ünlem varsa ikna, sayı ve tarih varsa bilgilendirme, "bence" varsa yorumlama.

**Kaynaklar.** Kim yazmış, kim yayımlamış, ne zaman, dayanağı var mı, dili ölçülü mü. Blog ve kişisel sayfalar denetlenmemiştir; doğru ama eski bilgi de güvenilir olmayabilir.

**Kitap ve film.** Kahraman, mekân, zaman, olay başlıklarından karşılaştır.

**Kullanım kılavuzları.** Sıra bağlayıcıdır. "…madan önce" ve "…dıktan sonra" kalıpları sırayı değiştirir; metinde yazmayan sonucu kendin ekleme.

**Kendi yazın.** Görseli süs olsun diye değil, cümleni desteklesin diye koy; her görsele başlık ve kaynak yaz.

Hepsinin altındaki tek ölçüt şuydu: **bunu görselin üzerinde gösterebiliyor muyum?**

Toparlayalım