Fiilimsiler
Bunları biliyor olman gerekiyor
Fiilimsilere girmeden önce dört kavramın yerli yerinde olması lazım. Hepsini daha önce gördün, sadece tazeleyelim.
Fiil (eylem): iş, oluş ya da hareket bildiren sözcüktür. "koş-", "gel-", "oku-", "düşün-" gibi. Bir fiil tek başına cümle kuramaz; kip ve kişi eki alınca çekimli fiil olur ve yüklem görevini üstlenir: "koştu", "geliyorum", "okuyacaksın".
İsim: varlıkları, kavramları, işleri karşılayan sözcüktür. Cümlede özne, nesne, tümleç olabilir.
Sıfat: bir ismi niteleyen ya da belirten sözcüktür; "nasıl bir?", "hangi?" sorularına cevap verir ve her zaman bir ismin önünde durur: "kırmızı kalem", "şu ev".
Zarf: yüklemin anlamını etkileyen sözcüktür; yükleme sorulan "nasıl?", "ne zaman?", "ne kadar?", "niçin?" sorularına cevap verir: "hızlı yürüdü", "dün geldi".
Yüklem: cümlede yargıyı taşıyan, "bir şey oldu / bir şey böyledir" diyen öğedir. Bir cümlede yargı sayısı kadar yüklem vardır.
Bu dördünü hatırlıyorsan hazırsın. Çünkü fiilimsi tam olarak bunların arasında duran melez bir yapı: kökü fiildir ama cümlede isim, sıfat ya da zarf gibi davranır.
Fiilimsi nedir?
Fiilimsi, bir fiilden türeyen ama cümlede fiil gibi değil; isim, sıfat ya da zarf gibi görev yapan sözcüktür.
Şu cümleye bak: "Koşarak gelen çocuk kapıyı çaldı."
Burada üç sözcüğün de kökü fiildir: "koş-", "gel-", "çal-". Ama üçü aynı işi yapmıyor. Yargıyı taşıyan, cümleyi bitiren tek sözcük "çaldı" — yüklem odur. "Koşarak" ise yüklemi etkiliyor: nasıl çaldı? Koşarak gelerek. Yani zarf gibi davranıyor. "Gelen" de "çocuk" ismini niteliyor: hangi çocuk? Gelen çocuk. Yani sıfat gibi davranıyor.
İşte "koşarak" ve "gelen" fiilimsidir. Fiilden doğdular ama cümledeki işleri fiilin işi değil.
Bunu şöyle akılda tut: fiilimsi, fiilliğinden vazgeçmiş bir fiildir. Ekleri ezberlemene gerek yok; sözcüğün cümlede ne iş yaptığına bakarsan zaten tanırsın.
T.8.3.9
Fiilimsi yüklem olamaz, yan cümlecik kurar
Fiilimsinin en ayırt edici özelliği şu: yüklem olamaz. Yargı bildirmez, cümleyi bitirmez.
Çünkü fiilimsi kip ve kişi eki almaz. "Gelen" sözcüğü sana ne zaman geldiğini, kimin geldiğini söylemez; ortada tamamlanmış bir haber yoktur. Oysa "geldi" dersen zaman (geçmiş) ve kişi (o) bellidir, ortada bir yargı vardır. Bu yüzden "geldi" yüklem olur, "gelen" olamaz.
Fiilimsi bunun yerine yan cümlecik kurar. Yan cümlecik, kendi başına cümle olamayan ama temel cümlenin bir parçası olarak görev yapan söz öbeğidir.
"Ödevini bitiren öğrenciler dışarı çıkabilir." cümlesinde "Ödevini bitiren" bir yan cümleciktir; temel cümlenin yüklemi "çıkabilir"dir. "Ödevini bitiren" tek başına söylenirse cümle olmaz, havada kalır — işte bu yüzden yan cümleciktir.
Bu bilgiyi elinde tut: bir cümlede kaç fiilimsi varsa o kadar yan cümlecik vardır.
T.8.3.9
Cümledeki fiilimsileri bulma
Aşağıdaki cümlede kaç fiilimsi vardır, bunlar hangileridir?
"Yüzmeyi çok seven kardeşim, havuza atlayınca çığlık attı."
- Cümledeki bütün sözcüklere tek tek bakalım ve kökü fiil olanları ayıralım.
- "Yüzmeyi" → kökü "yüz-" fiili. Yüklemi mi bildiriyor? Hayır. Neyi seviyor? Yüzmeyi. Yani bir işin adı olmuş, isim gibi davranıyor → fiilimsi (isim-fiil).
- "seven" → kökü "sev-" fiili. "kardeşim" ismini niteliyor: nasıl bir kardeşim? Yüzmeyi çok seven kardeşim → sıfat gibi davranıyor → fiilimsi (sıfat-fiil).
- "atlayınca" → kökü "atla-" fiili. Ne zaman çığlık attı? Havuza atlayınca → yüklemi etkiliyor, zarf gibi davranıyor → fiilimsi (zarf-fiil).
- "attı" → kökü "at-" fiili ama kip (görülen geçmiş zaman) ve kişi (o) eki almış. Yargıyı taşıyor, cümleyi bitiriyor → bu YÜKLEMdir, fiilimsi değildir.
- Sonuç: cümlede 3 fiilimsi vardır — "yüzmeyi", "seven", "atlayınca". Üçü de üç ayrı türdendir. Cümlenin tek yüklemi "attı"dır.
T.8.3.9
İsim-fiil: fiili isim gibi kullanmak
İsim-fiil (ad-fiil, mastar), bir işin, oluşun ADI olan fiilimsidir. Fiili alır ve onu bir isme dönüştürür.
"Kitap okumak insanı geliştirir." cümlesinde "okumak" bir eylem yapmıyor; bir eylemin adını söylüyor. Ne insanı geliştirir? Kitap okumak. Yani bu öbek cümlenin öznesi olmuş — özne olabilmek isim işidir.
İsim-fiili tanımanın en pratik yolu: sözcüğe "ne?", "neyi?", "neye?" gibi isim sorularını sorabiliyor musun? Sorabiliyorsan isim-fiildir.
- "Yüzmeyi severim." → Neyi severim? Yüzmeyi.
- "Gülüşü çok tatlıydı." → Ne tatlıydı? Gülüşü.
- "Onun geç kalması herkesi üzdü." → Ne üzdü? Geç kalması.
Tanıtıcı olarak söyleyeyim: isim-fiiller genellikle "-mak/-mek", "-ma/-me", "-ış/-iş" ekleriyle kurulur. Ama bunları ezberleyip listeye bakma; işlevden git. Sözcük cümlede bir ismin durduğu yerde duruyorsa isim-fiildir.
T.8.3.9
İsim-fiili bulma
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde isim-fiil vardır?
A) Yolda yürüyen adam bize el salladı.
B) Sabahları erken kalkmak bana zor geliyor.
C) Kapıyı açınca içeri serin bir hava doldu.
D) Öğretmen gülümseyerek sınıfa girdi.
- Seçeneklerdeki fiilimsileri tek tek bulup türlerine bakalım.
- A) "yürüyen" → "adam" ismini niteliyor. Nasıl bir adam? Yolda yürüyen adam. Sıfat gibi davranıyor → sıfat-fiil.
- B) "kalkmak" → Ne bana zor geliyor? Sabahları erken kalkmak. Bir işin adı ve cümlenin öznesi olmuş; isim gibi davranıyor → isim-fiil. Aradığımız bu.
- C) "açınca" → Ne zaman doldu? Kapıyı açınca. Yüklemi etkiliyor, zarf gibi davranıyor → zarf-fiil.
- D) "gülümseyerek" → Nasıl girdi? Gülümseyerek. Yine yüklemi etkiliyor → zarf-fiil.
- Cevap: B seçeneği.
- Dikkat: dördünde de fiilimsi var. Soru "fiilimsi var mı" diye sormuyor, "hangi türden" diye soruyor. LGS'de soruyu yanlış okumak, konuyu bilmemekten daha çok puan kaybettirir.
T.8.3.9
Sıfat-fiil: fiili sıfat gibi kullanmak
Sıfat-fiil (ortaç), bir ismi niteleyen fiilimsidir. Tıpkı "kırmızı kalem"deki "kırmızı" gibi, bir ismin önünde durup onu tanımlar.
"Camı kıran çocuk özür diledi." cümlesinde "kıran" sözcüğü "çocuk" ismini niteliyor. Hangi çocuk? Camı kıran çocuk. Yani "kıran" bir sıfatın işini yapıyor.
Sıfat-fiili tanımanın en pratik yolu: sözcüğün hemen arkasında nitelediği bir isim var mı diye bak. Varsa ve o isme "nasıl bir?", "hangi?" diye sorabiliyorsan sıfat-fiildir.
- "Okunacak kitaplar rafta duruyor." → Hangi kitaplar? Okunacak kitaplar.
- "Dün gördüğüm film çok etkileyiciydi." → Hangi film? Dün gördüğüm film.
- "Solmuş çiçekleri attık." → Nasıl çiçekler? Solmuş çiçekler.
Tanıtıcı olarak: sıfat-fiiller çoğunlukla "-an/-en", "-dık/-dik", "-acak/-ecek", "-mış/-miş", "-ası/-esi", "-maz/-mez", "-ar/-er" ekleriyle kurulur. Ama yine ezbere değil, işleve bak: nitelenen bir isim var mı?
Bir ayrıntı: sıfat-fiil bazen nitelediği ismi düşürür ve kendisi isim gibi kullanılır — "Gelenler salona geçsin." Burada "gelen kişiler" demek istiyoruz, isim düşmüş. Buna adlaşmış sıfat-fiil denir; türü hâlâ sıfat-fiildir.
T.8.3.9
Sıfat-fiili bulma
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat-fiil YOKTUR?
A) Bahçede oynayan çocuklar eve çağrıldı.
B) Alınacak malzemeleri bir kâğıda yazdım.
C) Ders çalışmak için kütüphaneye gitti.
D) Tanımadığım biri bana seslendi.
- Her seçenekte niteleyen bir sözcük var mı diye bakalım.
- A) "oynayan çocuklar" → Hangi çocuklar? Bahçede oynayan çocuklar. "çocuklar" ismini niteliyor → sıfat-fiil VAR.
- B) "alınacak malzemeler" → Hangi malzemeler? Alınacak malzemeler → sıfat-fiil VAR.
- C) "çalışmak" → arkasında nitelediği bir isim yok. Ne için gitti? Ders çalışmak için. Bu bir işin adı ve "için" edatıyla birlikte kullanılmış → isim-fiil. Yani sıfat-fiil YOK.
- D) "tanımadığım biri" → Hangi biri? Tanımadığım biri → sıfat-fiil VAR.
- Cevap: C seçeneği.
- Özetle bu soru tipinde tek tek her fiilimsinin arkasına bakıp "nitelediği bir isim var mı?" diye sormak yeter.
T.8.3.9
Zarf-fiil: fiili zarf gibi kullanmak
Zarf-fiil (ulaç, bağ-fiil), yüklemin anlamını etkileyen fiilimsidir. Yükleme "nasıl?", "ne zaman?", "niçin?" diye sorduğunda cevabı veriyorsa zarf-fiildir.
"Eve girince ayakkabılarını çıkardı." cümlesinde "girince" sözcüğü, çıkarma işinin ne zaman olduğunu söylüyor. Ne zaman çıkardı? Eve girince. Yani bir zarfın işini yapıyor.
Zarf-fiili tanımanın en pratik yolu: sözcük ne bir ismin yerinde duruyor ne de bir ismi niteliyor; doğrudan yükleme bağlanıyor.
- "Gülümseyerek sınıfa girdi." → Nasıl girdi? Gülümseyerek.
- "Kitabı okuyup arkadaşına verdi." → Kitabı okuyup, sonra verdi; iki eylemi birbirine bağlıyor.
- "Sen gelmeden başlamayalım." → Ne zaman başlamayalım? Sen gelmeden önce başlamayalım.
Tanıtıcı olarak: zarf-fiiller çoğunlukla "-ıp/-ip", "-arak/-erek", "-ınca/-ince", "-ken", "-alı/-eli", "-madan/-meden", "-dıkça/-dikçe", "-r ...-maz" gibi eklerle kurulur. Yine ezber değil işlev: yüklemi etkiliyorsa zarf-fiildir.
Zarf-fiiller birbirine bağladıkları için cümleye "ve, sonra, -dığı zaman" gibi anlamlar katar. "Kitabı okuyup verdi" ile "Kitabı okudu ve verdi" aynı şeyi anlatır — ama ilkinde tek yüklem, tek cümle vardır.
T.8.3.9
Zarf-fiili bulma
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zarf-fiil vardır?
A) Yazdığı mektubu postaya verdi.
B) Konuşmak istemediğini yüzünden anladım.
C) Otobüsten inerken cüzdanını düşürmüş.
D) Bulaşıkları yıkamak bana düştü.
- Her seçenekteki fiilimsiyi bulup yükleme bağlanıp bağlanmadığına bakalım.
- A) "yazdığı" → "mektup" ismini niteliyor. Hangi mektup? Yazdığı mektup → sıfat-fiil.
- B) "konuşmak" → Neyi anladım? Konuşmak istemediğini. Bir işin adı → isim-fiil.
- C) "inerken" → Ne zaman düşürmüş? Otobüsten inerken. Bir ismi nitelemiyor, ismin yerinde de durmuyor; doğrudan yükleme bağlanıp onun zamanını bildiriyor → zarf-fiil. Aradığımız bu.
- D) "yıkamak" → Ne bana düştü? Bulaşıkları yıkamak. Cümlenin öznesi olmuş → isim-fiil.
- Cevap: C seçeneği.
- Küçük bir not: C'de "inerken" fiilimsi, "düşürmüş" ise yüklemdir. "düşürmüş" kip (duyulan geçmiş zaman) ve kişi eki aldığı için fiilimsi olamaz.
T.8.3.9
Üç türü yan yana koyalım
Şimdi üç türü aynı fiil kökü üzerinden karşılaştıralım ki fark net görünsün. "kalk-" fiilini alalım:
"Erken kalkmak zordur." → "kalkmak" bir işin adı; cümlenin öznesi. İsim gibi davranıyor → isim-fiil.
"Erken kalkan öğrenci derse yetişti." → "kalkan", "öğrenci" ismini niteliyor. Sıfat gibi davranıyor → sıfat-fiil.
"Erken kalkınca kahvaltıya vakit buldu." → "kalkınca", buldu yüklemine ne zaman sorusunun cevabını veriyor. Zarf gibi davranıyor → zarf-fiil.
Üçünde de aynı fiil kökü var; değişen tek şey, sözcüğün cümledeki işi. Fiilimsi konusunu çözmenin sırrı burada: eke değil, göreve bak.
T.8.3.9
Türü bulmak için üç soru
Bir fiilimsinin türünü bulurken sırayla şu üç soruyu sor. İlk hangisine "evet" dersen tür odur.
1. Bu sözcük bir ismin durabileceği yerde mi duruyor? Yani ona "ne?", "neyi?", "neye?" diye sorabiliyor muyum? → isim-fiil
2. Hemen arkasında nitelediği bir isim var mı? "Nasıl bir?", "hangi?" diye sorabiliyor muyum? → sıfat-fiil
3. Doğrudan yükleme bağlanıp "nasıl?", "ne zaman?", "niçin?" sorularından birinin cevabını mı veriyor? → zarf-fiil
Bu sıralamayı bozma. Özellikle 2. adımı atlarsan adlaşmış sıfat-fiilleri ("gelenler", "bilenler") isim-fiil sanabilirsin.
Kalıcı isimler: "dolma" her zaman fiilimsi değildir
Bu, LGS'nin bu konudaki en sevdiği tuzak. Bazı sözcükler fiilimsi ekiyle kurulmuştur ama zamanla bir varlığın kalıcı adı olmuştur. Artık bir işi değil, bir nesneyi karşılarlar. Böyle sözcükler fiilimsi SAYILMAZ; onlara kalıcı isim denir.
Karşılaştır:
"Annem akşama dolma sardı." → Burada "dolma" bir yemeğin adıdır. Bir şeyin dolması işinden söz etmiyoruz. Fiilimsi DEĞİL.
"Lastiğin dolması on dakika sürdü." → Burada gerçekten bir dolma işi var, o işin adı söyleniyor. Fiilimsi (isim-fiil).
Ayırt etmenin yolu şu: sözcüğü duyunca aklına bir NESNE mi geliyor, yoksa bir İŞ mi? Nesne geliyorsa kalıcı isimdir. "Dondurma yedim" dediğinde bir yiyecek düşünürsün, dondurma işini değil.
Bir başka test: sözcüğün başına "bir" getirip "bir dolma", "bir dondurma", "bir çakmak" diyebiliyorsan büyük ihtimalle kalıcı isimdir; çünkü sayılabilir bir nesneye dönüşmüştür.
T.8.3.9
Kalıcı isim mi, fiilimsi mi?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük fiilimsi DEĞİLDİR?
A) Suyun kaynaması birkaç dakika sürdü. (kaynaması)
B) Öğle yemeğinde kavurma yedik. (kavurma)
C) Onun gülüşü hepimizi neşelendirdi. (gülüşü)
D) Bu kitabı okuma isteğim hiç bitmiyor. (okuma)
- Her sözcük için "bir iş mi anlatıyor, bir nesne mi" diye soralım.
- A) "kaynaması" → suyun kaynama işi. Gerçek bir eylem anlatılıyor → isim-fiil, fiilimsidir.
- B) "kavurma" → burada bir yemeğin adı. Bir şeyi kavurma işinden söz edilmiyor; tabaktaki yemek kastediliyor. "Bir kavurma" diyebiliyoruz, sayılabilir bir nesne olmuş → kalıcı isim, fiilimsi DEĞİL. Aradığımız bu.
- C) "gülüşü" → gülme işinin adı; "gül-" fiilinden türemiş ve hâlâ o işi anlatıyor → isim-fiil, fiilimsidir.
- D) "okuma" → "okuma isteğim" derken okuma işini kastediyoruz, bir nesneyi değil → isim-fiil, fiilimsidir.
- Cevap: B seçeneği.
- Sakın "kavurma da -ma eki almış, o hâlde fiilimsidir" deme. Ek aynı olabilir; belirleyici olan sözcüğün cümlede iş mi nesne mi anlattığıdır.
T.8.3.9
"-ma / -me" hem olumsuzluk eki hem isim-fiil ekidir
Türkçede "-ma/-me" iki ayrı iş yapar ve yazılışları birbirinin aynıdır. Bunu ayırt edemezsen sorularda takılırsın.
Birincisi olumsuzluk ekidir; fiilin anlamını olumsuz yapar ve fiil çekimli kalır:
"Yarın buraya gelme!" → Bu bir emirdir, yargı bildirir, cümlenin yüklemidir. Fiilimsi DEĞİLDİR.
İkincisi isim-fiil ekidir; fiili bir işin adına çevirir:
"Onun gelmesi hepimizi sevindirdi." → "gelmesi" bir işin adı, cümlenin öznesi. Fiilimsidir.
Ayırma yolu: sözcük bir emir veriyor ya da yargı bildiriyorsa olumsuzluk ekidir; bir işin adı olup cümlede isim gibi duruyorsa isim-fiildir.
İşin en ilginç yanı: bu iki ek aynı sözcükte üst üste gelebilir. "Ödevini yapmaman beni üzdü." cümlesindeki "yapmaman" sözcüğünü aç: yap + ma (olumsuzluk) + ma (isim-fiil) + n (senin). Yani hem olumsuz hem isim-fiil. Cümlenin yüklemi ise "üzdü"dür.
Aynı durum "-madan/-meden" için de geçerlidir ama orada karışıklık yok: "Sen gelmeden başlamayalım." cümlesindeki "gelmeden" bir zarf-fiildir, olumsuzluk eki değildir.
T.8.3.9
Olumsuzluk eki mi, isim-fiil eki mi?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "-ma/-me" eki isim-fiil eki olarak kullanılmıştır?
A) Bu konuyu bir daha bana sorma.
B) Camı açma, içerisi soğuyor.
C) Onun bu soruyu bilmemesi çok şaşırtıcıydı.
D) Sakın geç kalma, tören tam saatinde başlıyor.
- Her seçenekte sözcüğün yargı mı bildirdiğine yoksa bir işin adı mı olduğuna bakalım.
- A) "sorma" → bir emir; "sorma!" diyor. Cümlenin yüklemi. Buradaki "-ma" olumsuzluk ekidir.
- B) "açma" → yine emir kipinde olumsuz bir fiil, cümlenin yüklemi. Olumsuzluk eki.
- C) "bilmemesi" → Ne şaşırtıcıydı? Onun bu soruyu bilmemesi. Bir işin adı olmuş, cümlenin öznesi. Sözcüğün içinde iki tane "-me" var: bil + me (olumsuzluk) + me (isim-fiil) + si. Yani ikinci "-me" isim-fiil ekidir. Aradığımız bu.
- D) "kalma" → "sakın kalma" bir uyarı, emir kipinde olumsuz yüklem. Olumsuzluk eki.
- Cevap: C seçeneği.
- Pratik kontrol: sözcüğü cümleden çıkarıp "ne?" sorusunun cevabı olarak kullanabiliyorsan isim-fiildir. "Ne şaşırtıcıydı?" → "bilmemesi". A, B, D'de böyle bir kullanım yok; oralarda sözcük cümlenin yüklemidir ve yüklem asla fiilimsi olamaz.
T.8.3.9
Sözcüğün sonuna değil, köküne bak
Fiilimsi eklerini ezberleyenlerin düştüğü klasik hata: sözcüğün sonundaki harflere bakıp "bu ek var, demek ki fiilimsi" demek. Oysa fiilimsinin ilk şartı KÖKÜNÜN FİİL olmasıdır.
"-an/-en" ile biten ama fiilimsi olmayan bir sürü sözcük var: orman, zaman, aslan, düzen, vatan, kervan, kalan (matematikteki)... Bunların kökü fiil değildir; "orma-", "zama-", "asla-" diye bir fiil yoktur. Öyleyse bunlarda sıfat-fiil aramak boşunadır.
Test çok basit: sözcüğü sondan soyup geriye kalan parçayı "-mek/-mak" ile söylemeyi dene. "gelen" → gel + mek → var, öyleyse fiil kökü. "orman" → orma + mak → yok, öyleyse fiil kökü değil.
Aynı tuzak isim çekim ekleriyle de kurulur. "Okuldan çıktık.", "Eve gittik.", "Yolda kaldık." cümlelerindeki "-dan", "-e", "-da" ekleri ismin hâl ekleridir; sözcüğün fiille bir ilgisi yoktur. Bunlar fiilimsi eki değildir, çünkü eklendikleri sözcüklerin kökü isimdir.
Özetle sıra şu: önce köke bak (fiil mi?), sonra göreve bak (isim/sıfat/zarf gibi mi davranıyor?). İkisi de tutuyorsa fiilimsidir.
T.8.3.9
Bir cümlede birden çok fiilimsi olabilir
Bir cümlede kaç tane fiilimsi bulunabileceğinin sınırı yoktur. Her fiilimsi kendi yan cümleciğini kurar; bu yüzden şu eşitlik her zaman geçerlidir:
fiilimsi sayısı = yan cümlecik sayısı
"Sabah erken kalkıp yürüyüşe çıkmak isteyenler listeye yazılsın." cümlesine bak. Burada üç fiilimsi var:
"kalkıp" → zarf-fiil, "çıkmak" eylemine bağlanıyor.
"çıkmak" → isim-fiil, bir işin adı.
"isteyenler" → sıfat-fiil (adlaşmış), "isteyen kişiler" demek.
Cümlenin tek yüklemi "yazılsın"dır. Yani üç yan cümlecik, bir temel cümle.
LGS'de sık sorulan biçim şudur: "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla fiilimsi vardır?" Böyle bir soruda yapman gereken, her seçenekteki sözcükleri tek tek elden geçirip fiil kökü taşıyanları ayıklamak, sonra bunlardan yüklem olanı çıkarmaktır. Geriye kalanlar fiilimsidir.
T.8.3.9
Birden fazla fiilimsi içeren cümleyi bulma
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla fiilimsi vardır?
A) Yağmur yağınca sokaklar bir anda boşaldı.
B) Sınıfa giren öğretmen, tahtaya yazılanları silerek derse başladı.
C) Bu konuyu anlamak için biraz daha çalışmalısın.
D) Dün akşam okuduğum kitabı çok beğendim.
- Her seçenekte fiil kökü taşıyan sözcükleri bulup yüklemi çıkaralım.
- A) "yağınca" (zarf-fiil) + yüklem "boşaldı". Fiilimsi sayısı: 1.
- B) "giren" (sıfat-fiil, "öğretmen"i niteliyor), "yazılanları" (sıfat-fiil, adlaşmış; "yazılan şeyleri" demek), "silerek" (zarf-fiil, nasıl başladı?). Yüklem "başladı". Fiilimsi sayısı: 3. Aradığımız bu.
- C) "anlamak" (isim-fiil, "için" edatıyla). Yüklem "çalışmalısın". Fiilimsi sayısı: 1.
- D) "okuduğum" (sıfat-fiil, "kitap"ı niteliyor). Yüklem "beğendim". Fiilimsi sayısı: 1.
- Cevap: B seçeneği.
- B'de 3 fiilimsi olduğu için 3 yan cümlecik vardır; cümlenin tek yüklemi "başladı"dır.
T.8.3.9
Fiilimsi mi, çekimli fiil mi? Tek soruyla ayır
Bir sözcüğün fiilimsi mi yoksa çekimli fiil (yani yüklem) mi olduğundan emin değilsen tek bir soru sor:
"Bu sözcük bana zamanı ve kişiyi söylüyor mu?"
Söylüyorsa çekimli fiildir, fiilimsi olamaz. Söylemiyorsa fiilimsidir.
"gelmiş" → Ne zaman? Geçmişte. Kim? O. Yargı tamam → çekimli fiil.
"gelmiş yolcular" → Burada "gelmiş" bir zaman bildirmiyor, "yolcular"ı niteliyor → sıfat-fiil.
İkinci bir kontrol: sözcüğün geçtiği yerde cümleyi noktalayıp bitirebiliyor musun? "Yolcular gelmiş." olur, cümle biter. Ama "Gelmiş yolcular." derken cümle bitmez, bir şeyin devamını beklersin. Bitmeyen yerdeki sözcük fiilimsidir.
Üçüncü kontrol, en kestirme olanı: bir cümlede yargı sayısı kadar yüklem vardır ve yüklem genellikle cümlenin sonundadır. Sondaki sözcüğü yüklem diye ayır, kalan fiil köklü sözcükleri fiilimsi olarak işaretle.
Aynı ek hem yüklem hem fiilimsi yapabilir
Bazı ekler hem çekimli fiil hem fiilimsi kurar. Ekin kendisine bakarak karar verirsen yarısında yanılırsın. En sık karışan üçü şunlar:
"-mış/-miş": "Yemek pişmiş." → duyulan geçmiş zaman, yüklem. "Pişmiş yemekleri kaldırdık." → "yemekler"i niteliyor, sıfat-fiil.
"-ar/-er": "Bu dere yazın akar." → geniş zaman, yüklem. "Akar suya çöp atma." → "su"yu niteliyor, sıfat-fiil.
"-acak/-ecek": "Yarın hava soğuyacak." → gelecek zaman, yüklem. "Soğuyacak yemekleri buzdolabına koy." → "yemekler"i niteliyor, sıfat-fiil.
Gördüğün gibi ek aynı; değişen tek şey sözcüğün cümledeki yeri ve işi. Arkasında nitelediği bir isim varsa fiilimsidir; cümleyi bitirip yargı bildiriyorsa yüklemdir.
Buna bağlı ikinci bir hata: fiilimsiyi cümlenin yüklemi sanmak. "Camı kıran çocuk özür diledi." cümlesinde yüklem "kıran" değil "diledi"dir. Öğeleri bulurken bu karışıklık zincirleme yanlışa yol açar, dikkatli ol.
T.8.3.9
Fiilimsiler cümlenin öğesi olur
Fiilimsi yüklem olamaz demiştik. Peki ne olur? Cümlenin diğer öğelerinden biri olur — hem de tek başına değil, kurduğu yan cümlecikle birlikte.
"Onun geç kalması hepimizi üzdü." cümlesinde "Onun geç kalması" öbeği cümlenin öznesidir. Ne üzdü? Onun geç kalması. Bir isim-fiil öbeği, tam bir öznenin işini yapıyor.
Başka örnekler:
"Erken kalkmayı sevmem." → Neyi sevmem? Erken kalkmayı. Bu öbek belirtili nesnedir.
"Sınavı kazandığına çok sevindim." → Neye sevindim? Sınavı kazandığına. Bu öbek dolaylı tümleçtir.
"Yağmur yağınca maç ertelendi." → Ne zaman ertelendi? Yağmur yağınca. Bu öbek zarf tümlecidir.
Bunu bilmek neden önemli? Çünkü LGS'de öğeler ile fiilimsiler çoğu zaman aynı soruda buluşur. Fiilimsiyi bulup yan cümleciğin sınırlarını çizersen, öğe sorusunu da doğru çözersin. Bir yan cümlecik ikiye bölünmez; hep bir bütün olarak tek bir öğedir.
T.8.3.9
Fiilimsinin cümledeki görevi
"Bahçede oynayan çocukları izlemek beni dinlendiriyor."
Bu cümledeki fiilimsileri bulup türlerini söyle. Ayrıca cümlenin öznesinin hangi öbek olduğunu belirle.
- Önce fiil kökü taşıyan sözcükleri ayıralım: "oynayan", "izlemek", "dinlendiriyor".
- "dinlendiriyor" → kip (şimdiki zaman) ve kişi (o) eki almış, yargıyı taşıyor, cümleyi bitiriyor → YÜKLEM. Fiilimsi değil.
- "oynayan" → arkasındaki "çocuklar" ismini niteliyor. Hangi çocuklar? Bahçede oynayan çocuklar → sıfat-fiil.
- "izlemek" → bir işin adı. Arkasında nitelediği isim yok, doğrudan yükleme de bağlanmıyor; ismin durabileceği yerde duruyor → isim-fiil.
- Şimdi özneyi bulalım. Yükleme "ne dinlendiriyor?" diye soralım: "Bahçede oynayan çocukları izlemek." Demek ki özne bu öbeğin tamamıdır — sadece "izlemek" değil.
- Sonuç: 2 fiilimsi vardır ("oynayan" sıfat-fiil, "izlemek" isim-fiil), 2 yan cümlecik vardır ve cümlenin öznesi "Bahçede oynayan çocukları izlemek" öbeğidir.
T.8.3.9
LGS'de bu konu nasıl sorulur?
Fiilimsi sorularının neredeyse tamamı şu dört kalıptan biriyle gelir. Hangi kalıpla karşılaştığını daha soruyu okurken anlarsan zaman kazanırsın.
1. "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde fiilimsi vardır / yoktur?" → Her seçenekte fiil köklü sözcükleri bul, yüklemi çıkar, geriye bir şey kalıyor mu diye bak.
2. "Aşağıdakilerin hangisinde farklı türde fiilimsi kullanılmıştır?" → Üç seçenekte aynı tür, birinde farklı tür vardır. Türleri hızlıca yaz, benzemeyeni işaretle.
3. "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla fiilimsi vardır?" → Sayarak git; yüklemi saymayı unutma, yüklem fiilimsi değildir.
4. Bir metin verilir, "numaralanmış sözcüklerden hangisi fiilimsi değildir?" diye sorulur. → Burada genellikle kalıcı isim ya da çekimli fiil tuzağı vardır.
Çalışırken şunu yap: okuduğun her paragrafta rastgele bir cümle seç, fiilimsilerini bul ve türlerini söyle. Bu konuyu soru çözerek değil, cümleye bakma alışkanlığı kazanarak öğrenirsin.
Farklı türde fiilimsiyi bulma
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılan fiilimsi, diğerlerinden farklı türdedir?
A) Kapıyı çalan kişi kim olabilir?
B) Yolda bulduğu cüzdanı polise teslim etti.
C) Havanın kararmasına daha çok var.
D) Boyanacak duvarları önce temizlediler.
- Her seçenekteki fiilimsiyi bulup türünü belirleyelim.
- A) "çalan" → "kişi" ismini niteliyor. Hangi kişi? Kapıyı çalan kişi → sıfat-fiil.
- B) "bulduğu" → "cüzdan" ismini niteliyor. Hangi cüzdan? Yolda bulduğu cüzdan → sıfat-fiil.
- C) "kararmasına" → arkasında nitelediği bir isim yok. Neye daha çok var? Havanın kararmasına. Bir işin adı ve ismin yerinde duruyor → isim-fiil.
- D) "boyanacak" → "duvarlar" ismini niteliyor. Hangi duvarlar? Boyanacak duvarlar → sıfat-fiil.
- A, B ve D sıfat-fiil; yalnızca C isim-fiildir.
- Cevap: C seçeneği.
- Dikkat edilecek nokta: D'deki "-acak" eki gelecek zaman eki gibi görünüyor ama burada yüklem değil, "duvarlar"ı niteleyen bir sıfat-fiil. Cümlenin yüklemi "temizlediler"dir.
T.8.3.9
Aklında kalsın
Fiilimsi, fiilden türeyen ama cümlede isim, sıfat ya da zarf gibi görev yapan sözcüktür. Kip ve kişi eki almaz, yargı bildirmez, yüklem OLAMAZ.
Üç türü vardır ve türü ekten değil işlevden bulursun:
- isim-fiil (ad-fiil): ismin durduğu yerde durur; "ne? neyi?" sorularına cevap verir. Örnek: "Erken kalkmak zordur."
- sıfat-fiil (ortaç): arkasındaki ismi niteler; "nasıl bir? hangi?" sorularına cevap verir. Örnek: "Erken kalkan öğrenci"
- zarf-fiil (ulaç): yüklemi etkiler; "nasıl? ne zaman? niçin?" sorularına cevap verir. Örnek: "Erken kalkınca gördü."
Her fiilimsi bir yan cümlecik kurar; bu yüzden fiilimsi sayısı = yan cümlecik sayısıdır. Cümlenin yüklemi ise yan cümleciklerin dışında, tek başınadır.
İki büyük tuzağı unutma. Birincisi kalıcı isimler: "dolma, dondurma, kavurma, çakmak, yakacak" bir nesnenin adı olduğunda fiilimsi sayılmaz. İkincisi "-ma/-me": bu ek hem olumsuzluk hem isim-fiil eki olabilir; emir/yargı bildiriyorsa olumsuzluk, işin adıysa isim-fiildir.
Aynı ek ("-mış", "-ar", "-acak") hem yüklem hem sıfat-fiil kurabilir; karar verirken sözcüğün cümledeki yerine bak. Ve her zaman önce köke bak: kökü fiil değilse (orman, zaman, aslan) o sözcük fiilimsi olamaz.