Fiil Çatısı
Bunları biliyor olman gerekiyor
Bu konuya girmeden önce cümlenin öğelerinden üçünü hatırlaman yeterli.
Yüklem: cümlede işi, oluşu, durumu bildiren sözdür. Cümleyi her zaman yüklemden başlayarak çözersin.
Özne: yükleme "kim?" ya da "ne?" diye sorunca aldığın cevaptır. "Ali kapıyı açtı." cümlesinde "açan kim?" → Ali.
Nesne: yükleme "neyi / kimi / ne?" diye sorunca aldığın cevaptır. Aynı cümlede "Ali neyi açtı?" → kapıyı.
Bu konuda yeni bir öğe öğrenmeyeceksin. Öğreneceğin şey şu: yüklemin, kendi öznesiyle ve nesnesiyle kurduğu ilişki cümlenin ANLAMINI değiştirir. Aynı olay, bu ilişkiye göre bambaşka biçimlerde anlatılabilir.
İki soru: işi kim yapıyor, iş neye geçiyor?
Şu iki cümleyi karşılaştır:
1. Ali camı kırdı.
2. Cam kırıldı.
İkisi de aynı olayı anlatıyor ama sana verdikleri bilgi aynı değil. Birincisinde kırma işini yapanı biliyorsun: Ali. İkincisinde işi yapanı bilmiyorsun; yalnızca camın kırıldığını, yani camın işten etkilendiğini biliyorsun.
Bu farkı yaratan şey cümlenin uzunluğu ya da zaman eki değil. Farkı yaratan yüklemin kendisidir: "kırdı" ile "kırıldı" arasındaki küçücük ek farkı, cümlenin kimden söz ettiğini değiştirir.
Bu konuda yükleme her seferinde iki soru soracaksın:
Birinci soru: İşi kim yapıyor? Özne işi kendisi mi yapıyor, yoksa işten etkileniyor mu?
İkinci soru: İş bir nesneye geçiyor mu? Yani "neyi, kimi" sorusunun bir cevabı var mı?
Önce bu iki sorunun cevabını hissetmeye çalış; adlarını sonra öğreneceksin. Sınavda seni zorlayan şey terimler değil, anlamdaki bu ince farkı fark edememektir.
T.8.4.20
Birinci soru: işi özne mi yapıyor?
"Ali camı kırdı." cümlesinde özne Ali'dir ve kırma işini gerçekten Ali yapmıştır. Özne, işin yapıcısıdır; cümle bize sorumluyu açıkça gösterir. Böyle cümlelere ETKEN çatılı denir. Sözcüğü şöyle aklında tut: özne etkin, yani iş başında.
Örnekler:
- Çocuklar bahçeyi süpürdü. (süpüren: çocuklar)
- Rüzgâr dalları salladı. (sallayan: rüzgâr)
- Kedi sabaha kadar uyudu. (uyuyan: kedi)
Dikkat: özne insan olmak zorunda değil; "rüzgâr" da işi yapandır. Önemli olan, cümledeki öznenin işi üstlenmesidir.
Türkçedeki cümlelerin çoğu etkendir; yani etken olağan durumdur. Asıl dikkatini çekmesi gereken, bunun dışına çıkan cümlelerdir.
T.8.4.20
İşi yapan ortadan kaybolunca: sözde özne
Şimdi "Camlar silindi." cümlesine bak. Yükleme "kim sildi?" diye sorarsan cevap yok; cümle sana söylemiyor. Peki "ne silindi?" dersen cevap var: camlar.
Ama dikkat et: camlar silme işini yapmıyor, silme işinden ETKİLENİYOR. Cümlenin öznesi gibi duran "camlar", işin yapıcısı değil, işin üzerinde gerçekleştiği varlıktır. Buna SÖZDE ÖZNE denir; sözde, yani görünüşte özne.
Böyle cümlelere EDİLGEN çatılı denir. Edilgen cümlede işi yapan ya bilinmez ya da bilerek söylenmez.
Edilgen cümlenin iki işareti vardır:
1. Yüklemde "-l" ya da "-n" eki bulunur: sil-in-di, yaz-ıl-dı, aç-ıl-dı, kır-ıl-dı, gör-ül-dü.
2. Yükleme "kim?" diye sorduğunda cümleden cevap alamazsın.
İkinci işaret birincisinden daha güvenilirdir; eke değil, anlama bak.
T.8.4.20
Etken mi, edilgen mi?
Aşağıdaki cümlelerde öznenin işi yapıp yapmadığını belirle. Hangileri etken, hangileri edilgendir?
I. Müdür toplantıyı erteledi.
II. Toplantı ertelendi.
III. Bahçedeki ağaçlar budandı.
IV. Komşumuz bahçedeki ağaçları budadı.
- Her cümlede önce yüklemi bul, sonra "bu işi kim yapıyor?" diye sor.
- I. Yüklem: erteledi. Kim erteledi? Müdür. Özne var ve işi kendisi yapıyor → ETKEN.
- II. Yüklem: ertelendi. Kim erteledi? Cümle söylemiyor. Ne ertelendi? Toplantı — ama toplantı erteleme işini yapmıyor, ertelenmeden etkileniyor. Bu bir sözde öznedir → EDİLGEN.
- III. Yüklem: budandı. Kim budadı? Belli değil. Ağaçlar budamıyor, budanıyor → EDİLGEN.
- IV. Yüklem: budadı. Kim budadı? Komşumuz. İşi özne yapıyor → ETKEN.
- Sonuç: I ve IV etken, II ve III edilgendir.
- Dikkat edersen II ile I, III ile IV aynı olayı anlatıyor. Değişen tek şey yüklem ve buna bağlı olarak işi yapanın görünüp görünmemesidir.
T.8.4.20
Asıl mesele: edilgen çatı neden seçilir?
Bir yazar "Ali camı kırdı." diyebilecekken neden "Cam kırıldı." der? Bu, konunun en önemli sorusudur; sınavda da en çok bunun üzerinden soru gelir.
Edilgen çatı, işi yapanı cümlenin dışında bırakır. Yazar bunu birkaç nedenle yapar:
Sorumluyu gizlemek için: "Vazo kırıldı, anne." Kim kırdı? Cümlede yok; çocuk bilerek söylemiyor.
İşi yapan bilinmediği için: "Bu köprü 1890 yılında yapılmış." Yapanın kim olduğu bilinmiyor, zaten önemli de değil.
İşi yapan önemli olmadığı için: "Sınav sonuçları açıklandı." Açıklayan kurum değil, sonuçların açıklanmış olması önemlidir.
Dikkati işin kendisine ya da etkilenen varlığa çekmek için: "Orman yandı." Cümle bizi yangının sonucuna odaklar.
Gördüğün gibi çatı bir dil bilgisi süsü değil; yazarın neyi söyleyip neyi sakladığına dair bir tercihtir. Bir metinde art arda edilgen cümleler görüyorsan, yazarın sorumluyu bilinçli olarak arka planda tuttuğunu düşünebilirsin.
T.8.4.20
Yazar neyi arka planda bırakıyor?
Bir okul gazetesinde şu cümleler yayımlanıyor:
"Kantinin camı kırıldı. Zarar okul bütçesinden karşılandı."
Yazar iki cümleyi de edilgen kurmayı seçmiş. Bu seçim cümlelerin anlamına ne katıyor? Aynı bilgi etken çatıyla verilseydi ne değişirdi?
- Önce yüklemlere bak: "kırıldı" ve "karşılandı". İkisinde de "kim?" sorusunun cevabı cümlede yok.
- Birinci cümlede kıran kişi gizleniyor. Yazar camı kimin kırdığını ya bilmiyor ya da bilerek yazmıyor; belki bir öğrenciyi hedef göstermek istemiyor.
- İkinci cümlede zararı karşılayan (okul yönetimi) söylenmemiş; onun yerine paranın nereden çıktığına dikkat çekilmiş.
- Etken çatıyla kurulsaydı şöyle olurdu: "Bir öğrenci kantinin camını kırdı. Okul yönetimi zararı karşıladı." Bu kez cümle iki tarafı da açıkça gösterir ve suçlayıcı bir ton kazanır.
- Sonuç: Edilgen çatı, olayı bildiren ama kimseyi hedef göstermeyen tarafsız bir anlatım sağlıyor. Yazarın tercihi yalnızca dil bilgisi tercihi değil, anlam tercihidir.
T.8.4.20
Özne işi kendine yapıyorsa: dönüşlü
Bazı cümlelerde özne hem işi yapandır hem de işten etkilenendir. "Çocuk yıkandı." cümlesini düşün: yıkayan da çocuk, yıkanan da çocuk. İş, öznenin üzerine döner. Bu yüzden bu tür cümlelere DÖNÜŞLÜ çatılı denir.
Başka örnekler:
- Kız aynanın önünde süslendi. (kendini süsledi)
- Adam kalın bir montla örtündü. (kendini örttü)
- Küçük çocuk yatağın altına saklandı. (kendini sakladı)
- Taraklı saçlarını taradı, sonra giyindi. (kendi giydi kendine)
Dönüşlü cümleyi tanımanın en kolay yolu: yükleme "kendi kendine" ya da "kendini" sözünü ekleyip cümleyi okumak. "Çocuk kendini yıkadı." anlamı bozulmuyorsa dönüşlüdür.
Dönüşlü fiillerde de yine "-l" ve "-n" ekleri görülür: yıka-n-dı, süslen-di, örtün-dü. Ek aynı olduğu için edilgenle karıştırılır; ayrımı bir sonraki bölümde yapacağız.
T.8.4.20
Aynı ek, iki farklı anlam: -l ve -n
Bu konunun bir numaralı tuzağı budur: "-l" ve "-n" ekleri hem edilgen hem dönüşlü fiil yapar. Yani eke bakarak karar veremezsin; karar ANLAMDA verilir.
Karşılaştır:
"Çocuk yıkandı." → Yıkayan kim? Çocuk. Yıkanan kim? Yine çocuk. İş öznenin kendisine dönüyor → DÖNÜŞLÜ.
"Bulaşıklar yıkandı." → Yıkayan kim? Belli değil. Bulaşıklar yıkama işini yapamaz, sadece etkilenir → EDİLGEN.
Yüklem aynı: "yıkandı". Değişen tek şey öznenin bu işi yapıp yapamayacağıdır.
Ayırt etme yolun şu iki soru:
1. Özne bu işi kendi kendine yapabilir mi? (Çocuk yıkanabilir, bulaşık yıkanamaz.)
2. Cümleye "kendi kendine" eklenince anlam korunuyor mu? ("Çocuk kendi kendine yıkandı" olur; "Bulaşıklar kendi kendine yıkandı" olmaz.)
İki soruya da "evet" diyorsan dönüşlü, "hayır" diyorsan edilgendir. Sınavda bu ayrım neredeyse her yıl karşına çıkar.
T.8.4.20
Dönüşlü mü, edilgen mi?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne işi kendi üzerine yapmaktadır?
I. Kapı sabaha kadar açılmadı.
II. Genç adam aceleyle giyindi.
III. Duvarlar açık maviye boyandı.
IV. Bebek annesinin kucağına sokuldu.
- Her cümlede iki soruyu sırayla uygula: işi yapan var mı, iş kimin üzerinde gerçekleşiyor?
- I. "Kapı açılmadı." Açan kim? Belli değil. Kapı kendi kendini açamaz; açılma işinden etkileniyor → EDİLGEN.
- II. "Genç adam giyindi." Giydiren kim? Adamın kendisi. Giyinen kim? Yine kendisi. "Kendi kendine giyindi" denebiliyor → DÖNÜŞLÜ.
- III. "Duvarlar boyandı." Boyayan kim? Belli değil. Duvarlar kendini boyayamaz → EDİLGEN.
- IV. "Bebek sokuldu." Sokulan kim? Bebek. Sokulma işini bebek kendisi yapıyor, kendi bedenini hareket ettiriyor → DÖNÜŞLÜ.
- Sonuç: II ve IV dönüşlü, I ve III edilgendir. Özne işi kendi üzerine yapıyorsa (II ve IV) dönüşlüdür.
T.8.4.20
İş paylaşılıyorsa: işteş
Bazı cümlelerde iş tek kişilik değildir. "Ali ile Veli bakıştı." cümlesinde bakma işini iki kişi birbirine yapıyor. "Çocuklar koridorda koşuştular." cümlesinde ise koşma işini birçok kişi aynı anda, birlikte yapıyor.
Her iki durumda da iş bir kişiye ait değildir; paylaşılır. Böyle cümlelere İŞTEŞ çatılı denir ve iki ayrı anlam taşır:
Karşılıklı yapma: iki taraf işi birbirine yapar. Bakıştılar, selamlaştılar, öpüştüler, mektuplaştılar, dövüştüler, tartıştılar.
Birlikte yapma: birden çok özne aynı işi aynı anda yapar. Koşuştular, gülüştüler, uçuştular, bağrıştılar, ağlaştılar.
İşteş fiillerin işareti genellikle "-ş" ekidir: bak-ış-tı, gül-üş-tü, kaç-ış-tı.
Anlam katkısı şurada: "Ali ile Veli konuştu" ile "Ali ile Veli tartıştı" arasında bir sahne farkı vardır. İşteş çatı, olayın tek yönlü değil, taraflar arasında gidip gelen bir olay olduğunu duyurur.
T.8.4.20
"Bakıştılar" ile "koşuştular" aynı şey değil
İşteş çatıda en sık yapılan hata, işteşi yalnızca "karşılıklı yapma" sanmaktır. Oysa işteşin iki farklı anlamı var ve sorular çoğu zaman bu ikisini ayırt edebiliyor musun diye bakar.
"Bakıştılar." → Ali Veli'ye, Veli Ali'ye bakıyor. İş taraflar arasında karşılıklı gidip geliyor.
"Koşuştular." → Kimse kimseye koşmuyor; herkes aynı anda koşuyor. İş birlikte yapılıyor, ama karşılıklı değil.
Ayırt etme yolun: cümleye "birbirlerine / birbirleriyle" sözünü ekle. "Birbirlerine baktılar" anlamlıdır → karşılıklı. "Birbirlerine koştular" cümlenin anlamını değiştirir → demek ki koşuşmak birlikte yapmadır.
İkinci bir tuzak daha var: "-ş" eki her zaman işteşlik anlatmaz. "Buzlar çözüştü" gibi bir kullanım yoktur; ama "gülümsedi" fiilinde ne karşılıklılık ne birliktelik vardır, kişi tek başına gülümser. "Anlaştılar" karşılıklıdır ama "yanaştı" (Gemi kıyıya yanaştı.) tek öznelidir ve işteş değildir. Yine karar ölçütün ek değil, anlamdır: iş gerçekten paylaşılıyor mu?
T.8.4.20
Karşılıklı mı, birlikte mi?
Aşağıdaki cümlelerde iş nasıl paylaşılıyor? Karşılıklı yapılanları ve birlikte yapılanları ayır. Hangisinde iş hiç paylaşılmıyor?
I. Kapıda öpüşüp ayrıldılar.
II. Deprem olunca herkes sokağa kaçıştı.
III. Uzun süre telefonda tartıştılar.
IV. Çocuk annesini görünce gülümsedi.
- Her cümleye "birbirine" ve "hep birlikte" sözlerini ayrı ayrı ekleyerek dene.
- I. "Öpüşüp ayrıldılar." Birbirlerini öpüyorlar; iş iki taraf arasında gidip geliyor → KARŞILIKLI işteş.
- II. "Herkes kaçıştı." Kimse kimseye kaçmıyor; herkes aynı anda kaçıyor → BİRLİKTE yapılan işteş.
- III. "Tartıştılar." Tartışma iki tarafın birbirine söz söylemesidir; "birbirleriyle tartıştılar" denebiliyor → KARŞILIKLI işteş.
- IV. "Çocuk gülümsedi." Gülümseme işini tek bir kişi yapıyor; ne karşılıklılık ne birliktelik var. "-ş" harfi görünse de bu fiil işteş değildir; özne işi kendi başına yapıyor → ETKEN.
- Sonuç: I ve III karşılıklı, II birliktedir; IV ise işteş değildir. Bu son seçenek, ek benzerliğine aldanıp aldanmadığını sınayan klasik bir çeldiricidir.
T.8.4.20
İkinci soru: iş bir nesneye geçiyor mu?
Şimdi ikinci soruya geçiyoruz. Bu kez öznenin değil, işin peşindeyiz: yapılan iş bir varlığın üzerine geçiyor mu?
"Ali kapıyı açtı." → Açma işi kapının üzerine geçiyor. "Neyi açtı?" sorusunun cevabı var: kapıyı. İş bir nesneye geçtiği için bu fiile GEÇİŞLİ denir.
"Bebek uyudu." → "Neyi uyudu? Kimi uyudu?" diye soramazsın; soru anlamsız. Uyuma işi kimsenin üzerine geçmez, öznede kalır. Bu fiile GEÇİŞSİZ denir.
Testin çok kısa: yükleme "neyi / kimi / ne?" diye sor. Anlamlı bir cevap alabiliyorsan geçişli, alamıyorsan geçişsizdir.
Geçişli fiiller: yazmak, okumak, kırmak, açmak, sevmek, taşımak, boyamak.
Geçişsiz fiiller: uyumak, gülmek, koşmak, ölmek, gitmek, oturmak, ağlamak.
Anlam katkısı şu: geçişli fiil bir etkiyi başka bir varlığa taşır, dolayısıyla cümlede bir "etkilenen" vardır. Geçişsiz fiil ise yalnızca öznenin durumunu anlatır. "Ağladı" ile "ağlattı" arasındaki fark tam olarak budur.
T.8.4.20
Nesne görünmüyorsa fiil geçişsizdir sanma
Bu, geçişlilik sorularının en sinsi tuzağıdır: cümlede nesne GÖRÜNMESE bile fiil geçişli olabilir.
"Bütün gün okudu." cümlesinde ortada bir nesne yok. Ama yükleme sor: "Neyi okudu?" Cevap verebiliyorsun — kitabı, dersini, romanı. Soru anlamlı olduğuna göre "okumak" geçişli bir fiildir; cümlede nesne yalnızca söylenmemiştir.
Buna karşılık "Bütün gün uyudu." cümlesinde "neyi uyudu?" sorusu anlamsızdır. Nesne yok, çünkü olamaz. İşte bu fiil gerçekten geçişsizdir.
Ayrımı şöyle kur:
Nesne yok ama sorulabiliyor → fiil GEÇİŞLİ, nesne sadece söylenmemiş.
Nesne yok ve sorulamıyor → fiil GEÇİŞSİZ.
Geçişlilik cümlenin değil, FİİLİN özelliğidir. Bu yüzden testi hep yükleme uygularsın, cümlede ne yazdığına değil.
İkinci bir uyarı: "Kuşu gördü." ile "Kuşa baktı." cümlelerini karıştırma. "Kuşa" nesne değil, dolaylı tümleçtir; "neyi baktı?" diye sorulamaz, "neye baktı?" diye sorulur. "Bakmak" fiili geçişsizdir. Yönelme ekli (-e, -a) sözcükleri nesne sanmak çok yaygın bir hatadır.
T.8.4.20
Nesnesi olmayan geçişli cümle
Aşağıdaki cümlelerin hangilerinde yüklem geçişlidir?
I. Akşama kadar bekledi.
II. Sabaha kadar yazdı.
III. Yorgunluktan uyuyakaldı.
IV. Bahçedeki çiçekleri suladı.
- Cümlede nesne olup olmadığına değil, yükleme "neyi / kimi" sorusunun sorulup sorulamadığına bak.
- I. "Bekledi." Neyi bekledi? Otobüsü, haberi... Soru anlamlı, cevap verilebiliyor → GEÇİŞLİ. Cümlede nesne yok, ama fiil geçişli.
- II. "Yazdı." Neyi yazdı? Mektubu, ödevini... Soru anlamlı → GEÇİŞLİ. Burada da nesne söylenmemiş.
- III. "Uyuyakaldı." Neyi uyuyakaldı? Soru anlamsız; uyuma işi hiçbir varlığın üzerine geçmiyor → GEÇİŞSİZ.
- IV. "Suladı." Neyi suladı? Çiçekleri. Nesne cümlede zaten var → GEÇİŞLİ.
- Sonuç: I, II ve IV geçişli; yalnızca III geçişsizdir.
- Bu soru tam olarak şu tuzağı sınıyor: I ve II cümlelerinde nesne görünmüyor diye "geçişsiz" dersen yanılırsın.
T.8.4.20
Geçişsizi geçişli yapmak: oldurgan ve ettirgen
Türkçenin güzel bir özelliği var: bir fiile ek getirerek işi başkasına yaptırabilir ya da başkasının üzerine geçirebilirsin. Kullanılan ekler "-r, -t, -dır" ekleridir.
Birinci durum: geçişsiz bir fiil, ek alınca geçişli olur. Buna OLDURGAN denir.
- Bebek uyudu. (geçişsiz) → Anne bebeği uyuttu. (geçişli)
- Çocuk güldü. → Palyaço çocuğu güldürdü.
- Su kaynadı. → Babam suyu kaynattı.
Dikkat et: "uyudu" işini bebeğin kendisi yapıyordu; "uyuttu" cümlesinde iş artık annenin ve bebeğin üzerine geçiyor.
İkinci durum: zaten geçişli olan bir fiil ek alır, iş bir başkasına yaptırılır. Buna ETTİRGEN denir.
- Mektubu yazdı. (geçişli) → Mektubu kardeşine yazdırdı.
- Duvarı boyadı. → Duvarı ustaya boyattı.
- Saçını kesti. → Saçını berberde kestirdi.
Anlam farkı çok net: "Saçını kesti" cümlesinde işi özne yapar; "Saçını kestirdi" cümlesinde işi bir başkası yapar, özne yalnızca yaptırandır. Bir metinde bu ek, sorumluluğun kimde olduğunu değiştirir.
T.8.4.20
Oldurgan mı, ettirgen mi?
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili gibi düşündüğün yüklemleri incele. Fiilin ek almadan önceki hâli geçişli miydi, geçişsiz mi?
I. Öğretmen çocukları sıraya dizdirdi.
II. Soğuk hava suyu dondurdu.
III. Annem kardeşimi erkenden uyuttu.
IV. Müdür yazıyı sekretere yazdırdı.
- Her fiilin ekten önceki hâlini bul ve ona "neyi / kimi" sorusunu sor.
- I. dizdirdi ← dizmek. "Neyi dizdi?" sorulabilir, yani dizmek zaten GEÇİŞLİYDİ. İş bir başkasına yaptırılmış → ETTİRGEN.
- II. dondurdu ← donmak. "Neyi dondu?" sorulamaz; donmak GEÇİŞSİZDİ. Ek gelince "suyu dondurdu" oldu, yani geçişli hâle geldi → OLDURGAN.
- III. uyuttu ← uyumak. "Neyi uyudu?" sorulamaz; uyumak GEÇİŞSİZDİ. Şimdi "kardeşimi uyuttu" diyebiliyoruz → OLDURGAN.
- IV. yazdırdı ← yazmak. "Neyi yazdı?" sorulabilir; yazmak GEÇİŞLİYDİ. İş sekretere yaptırılmış → ETTİRGEN.
- Sonuç: II ve III oldurgan, I ve IV ettirgendir.
- Kuralı tek cümlede tut: ek gelmeden önce geçişsizse oldurgan, geçişliyse ettirgendir.
T.8.4.20
İki soruyu sırayla sor, kararı hızlı ver
Sınavda cümleyi görünce şu sırayı izle. Her cümle için iki ayrı karar vereceksin; ikisi birbirinden bağımsızdır.
Birinci karar (özne tarafı):
1. Yüklemi bul.
2. "Kim?" diye sor. Cevap yoksa ve öznedeki varlık işi yapamıyorsa → edilgen.
3. Cevap var ve özne işi kendine yapıyorsa → dönüşlü.
4. İş karşılıklı ya da birlikte yapılıyorsa → işteş.
5. Hiçbiri değilse, yani özne işi yapıyorsa → etken.
İkinci karar (nesne tarafı):
1. Yükleme "neyi / kimi?" diye sor.
2. Anlamlı cevap alabiliyorsan → geçişli (nesne cümlede olmasa bile).
3. Soru anlamsızsa → geçişsiz.
4. Fiil "-r, -t, -dır" almışsa, ekten önceki hâline bak: geçişsizse oldurgan, geçişliyse ettirgen.
Soru "anlam bakımından" soruyorsa terimi hiç kullanmadan da cevaplayabilirsin: yeter ki işi kimin yaptığını, işin kime geçtiğini doğru gör.
T.8.4.20
Bir cümlenin iki çatısı birden vardır
Şimdi iki soruyu birleştirelim. Her cümlede yükleme hem "kim?" hem "neyi?" diye sorabildiğin için, her yüklem aynı anda iki çatı özelliği taşır.
"Ustalar duvarı boyadı." cümlesini inceleyelim:
Kim boyadı? Ustalar — özne işi yapıyor → etken.
Neyi boyadı? Duvarı — iş nesneye geçiyor → geçişli.
Yani bu cümlenin yüklemi hem etken hem geçişlidir.
Şimdi aynı olayı edilgen kuralım: "Duvar boyandı."
Kim boyadı? Belli değil → edilgen.
Neyi boyandı? Böyle bir soru sorulamaz; "duvar" artık nesne değil sözde öznedir → geçişsiz.
Burada önemli bir kural ortaya çıkıyor: bir cümle edilgen yapıldığında, etken cümledeki NESNE, edilgen cümlenin SÖZDE ÖZNESİ olur. Nesne yukarı, özne yerine taşınır; gerçek özne ise cümleden çıkar.
Bu yüzden edilgen cümlelerin çoğu geçişsizdir. Sorularda "cümlenin öznesine ve nesnesine göre çatısı nedir?" diye sorulduğunda iki cevabı da vermen beklenir.
T.8.4.20
Cümleyi iki yönden birden çözümle
Aşağıdaki cümleyi hem öznesine hem nesnesine göre çözümle:
"Yeni köprü geçen yıl hizmete açıldı."
Ayrıca aynı olayı işi yapanı gösterecek biçimde yeniden yazsan cümlenin çatısı nasıl değişirdi?
- Önce yüklemi bulalım: açıldı.
- Öznesine göre: "Kim açtı?" Cümlede cevap yok. "Ne açıldı?" → yeni köprü. Ama köprü açma işini yapamaz, açılma işinden etkilenir. Bu bir sözde öznedir → EDİLGEN.
- Nesnesine göre: "Neyi açıldı?" diye sorulamaz. Cümlede nesne yoktur, olamaz da; çünkü nesne olacak sözcük ("köprü") sözde özne konumuna geçmiştir → GEÇİŞSİZ.
- Sonuç: Yüklem edilgen ve geçişsizdir.
- İşi yapanı gösterelim: "Belediye yeni köprüyü geçen yıl hizmete açtı."
- Bu cümlede "kim açtı?" → belediye, yani özne işi yapıyor → ETKEN. "Neyi açtı?" → yeni köprüyü → GEÇİŞLİ.
- Dikkat et: ilk cümlenin sözde öznesi olan "köprü", ikinci cümlede nesne oldu. Çatı değişince öğeler de yer değiştirdi; anlam ise "kimin yaptığı belli" hâline geldi.
T.8.4.20
"... tarafından" görünce gerçek özne var sanma
Bazı edilgen cümlelerde işi yapan aslında söylenir: "Kitap, ünlü bir yazar tarafından çevrildi."
Burada çevirenin kim olduğunu biliyorsun. Peki cümle hâlâ edilgen mi? Evet, edilgendir. Çünkü çatıyı belirleyen şey işi yapanın bilinip bilinmemesi değil, öznenin işi yapıp yapmamasıdır.
Cümlenin öznesi "kitap"tır ve kitap çevirme işini yapmıyor, işten etkileniyor; yani sözde öznedir. "Ünlü bir yazar tarafından" sözü ise özne değildir, cümleye sonradan eklenmiş bir tümleçtir. Yükleme "ne çevrildi?" diye sorarsan cevap "kitap" olur, "yazar" değil.
İkinci sık hata: edilgen cümlede nesne aramak. "Camlar silindi." cümlesinde "camlar" nesne değildir, sözde öznedir. Yükleme "neyi silindi?" diye soramazsın. Nesne, ancak işi yapan bir öznenin bulunduğu etken cümlede yaşar.
Son olarak bir kolaylık: "tarafından" ya da "-ce" ekli bir söz görürsen ("kurulca alınan karar"), bu genellikle o cümlenin edilgen olduğunun işaretidir. İşi yapan geri geldiğinde cümle yine etken olmaz; yalnızca bilgi tamamlanmış olur.
T.8.4.20
Metinde çatı: hangi tür yazıda hangisi kullanılır?
Çatı bilgisi yalnızca cümle çözümlemek için değil, metnin niçin öyle yazıldığını anlamak için de işe yarar. Yazarlar metnin türüne göre bilinçli seçim yapar.
Haber ve resmî yazılarda edilgen çok kullanılır: "Yol çalışması nedeniyle cadde trafiğe kapatıldı." Amaç tarafsız görünmek ve kişiyi değil olayı öne çıkarmaktır.
Bilimsel ve açıklayıcı metinlerde de edilgen tercih edilir: "Deney üç kez tekrarlandı, sonuçlar kaydedildi." Burada önemli olan işlemi kimin yaptığı değil, işlemin yapılmış olmasıdır.
Hikâye edici metinlerde ise etken öne çıkar: "Yaşlı adam kapıyı araladı, içeri baktı." Okurun olayı bir kişinin peşinden izlemesi istenir; bu yüzden işi yapan hep görünür.
Tarif ve yönerge metinlerinde edilgen yaygındır: "Un elenir, yumurtayla karıştırılır." Tarif herkese seslenir; işi yapan kişi belirsiz bırakılır ki metin herkes için geçerli olsun.
Bir paragraf sorusunda "yazarın anlatımı nesnel/öznel midir", "anlatıcı olayın neresindedir" diye sorulduğunda, cümlelerin çatısı sana doğrudan ipucu verir.
T.8.4.20
Paragrafta çatının anlama katkısı
Aşağıdaki iki habere bak:
I. "Dün gece sahil yolundaki ağaçlar kesildi. Kesim için izin alınıp alınmadığı öğrenilemedi."
II. "Dün gece bir müteahhit firma sahil yolundaki ağaçları kesti. Firmanın izin almadığı belirlendi."
İki haber de aynı olayı anlatıyor. Çatı seçimi haberin anlamını nasıl değiştiriyor?
- Önce yüklemlere bakalım.
- I. haberde "kesildi" ve "öğrenilemedi" yüklemleri edilgendir. "Kim kesti?" sorusunun cevabı cümlede yok. Ağaçlar kesme işini yapmıyor, işten etkileniyor; yani sözde özne.
- II. haberde "kesti" ve "belirlendi" var. İlk cümlede "kim kesti?" → bir müteahhit firma; özne işi yapıyor, cümle etken.
- Anlam farkı: I. haber olayı bildiriyor ama sorumluyu göstermiyor; okur "ağaçlar kesilmiş" bilgisiyle kalıyor, kimseyi suçlayamıyor. Anlatım tarafsız, hatta biraz uzak.
- II. haber sorumluyu açıkça gösteriyor. Okur olayın failini biliyor; haber suçlayıcı ve somut bir ton kazanıyor.
- Sonuç: Aynı olay, aynı bilgi miktarına yakın; ama edilgen çatı sorumluyu arka planda bırakırken etken çatı onu sahnenin ortasına koyuyor. Bir sınav sorusunda "hangi haberde sorumlu belirtilmemiştir" ya da "hangisi daha nesnel bir anlatıma sahiptir" diye sorulursa cevabın I. metin olur.
T.8.4.20
Sık çıkan fiiller için hazır cevaplar
Bazı fiiller sorularda tekrar tekrar karşına çıkar. Bunları önceden çözmüş olmak sana zaman kazandırır.
Hem dönüşlü hem edilgen olabilenler: yıkandı, süslendi, örtündü, taşındı, çekildi, toplandı, temizlendi. Bu fiillerde her seferinde özneye bak: özne bu işi kendine yapabilir mi?
Görünüşte işteş ama değil: gülümsedi, yanaştı, ilerledi, sıkıştı. "-ş" harfi bulunması işteşlik anlamına gelmez.
Geçişli görünmeyen ama geçişli olanlar: bekledi, okudu, anladı, unuttu, sevdi. Cümlede nesne olmasa da "neyi?" sorusu anlamlıdır.
Nesne sanılan tümleçler: "kuşa baktı", "eve girdi", "okula gitti". Bunlarda "-e / -a" eki vardır; nesne değil, dolaylı tümleçtir. Yüklemler geçişsizdir.
Son bir hatırlatma: "var, yok, gerek" gibi ad soylu yüklemlerin çatısı aranmaz. Çatı, yalnızca fiil olan yüklemlerde vardır. "Bahçede iki ağaç vardı." cümlesinde çatı sorulmaz.
T.8.4.20
Aklında kalsın
Fiilin çatısı, yüklemin öznesiyle ve nesnesiyle kurduğu ilişkidir. Her cümlede iki soru sorarsın.
Birinci soru — işi kim yapıyor?
Etken: özne işi yapar. (Ali camı kırdı.)
Edilgen: işi yapan belli değildir, özne işten etkilenir; buna sözde özne denir. (Cam kırıldı.)
Dönüşlü: özne işi kendine yapar. (Çocuk yıkandı.)
İşteş: iş karşılıklı ya da birlikte yapılır. (Bakıştılar. / Koşuştular.)
İkinci soru — iş nesneye geçiyor mu?
Geçişli: "neyi / kimi" sorusu anlamlıdır; nesne cümlede görünmese bile fiil geçişli olabilir. (Bütün gün okudu.)
Geçişsiz: soru anlamsızdır. (Bebek uyudu.)
Oldurgan: geçişsiz fiil -r, -t, -dır eki alıp geçişli olur. (uyudu → uyuttu)
Ettirgen: geçişli fiil aynı ekleri alır, iş başkasına yaptırılır. (yazdı → yazdırdı)
En çok karıştırılan üç nokta: "-l" ve "-n" ekleri hem edilgen hem dönüşlü yapar, ayrım anlamdadır; nesne görünmüyor diye fiil geçişsiz sayılmaz; "tarafından" sözü cümleyi etken yapmaz.
Ve en önemlisi: çatı bir terim ezberi değildir. Bir yazar "Cam kırıldı" derken sorumluyu gizler, "Ali camı kırdı" derken gösterir. Metni okurken cümlelerin kimi görünür kıldığına dikkat edersen, yazarın niyetini de okumuş olursun.