Cümlede Anlam

Türkçe · 8. Sınıf · 2 kazanım · 73 soru

Önce şunu tazele

Bunları biliyor olman gerekiyor

Cümlede anlam konusuna girmeden önce üç şeyin kafanda net olması lazım. Hiçbiri yeni değil, sadece hatırlatıyorum.

Cümle: bir yargı bildiren söz dizisidir. "Kapıyı kapat.", "Hava soğudu.", "Bu roman beni çok etkiledi." Hepsi cümledir çünkü hepsinde bir yargı vardır.

Yargı: cümlenin sana söylediği şeydir. "Hava soğudu" cümlesi havanın soğuduğunu söylüyor; işte bu yargıdır.

Bağlantı sözleri: cümlenin parçalarını birbirine bağlayan sözcük ve eklerdir. "için", "-se", "gibi", "ama", "-dığı için" gibi. Bunlar küçük görünür ama cümlenin anlamını doğrudan belirler. Bu konuda en çok işine yarayacak şey bunları fark etmen olacak.

Son olarak şunu bil: bu konu ezber konusu değil. Bir kural listesi ezberleyip soruyu çözemezsin. Yapman gereken şey, cümleyi okuduktan sonra ona doğru soruyu sormak. Hangi soruyu soracağını da bu derste tek tek göstereceğim.

Anlatım

Cümlede anlam ne demek?

Bir cümle sana iki şey verir: sözcüklerin doğrudan söylediği şey ve o sözcüklerin arkasındaki ilişki.

"Otobüsü kaçırdığı için toplantıya geç kaldı." cümlesini oku. Doğrudan söylenen: biri otobüsü kaçırmış, biri geç kalmış. Ama cümle bundan fazlasını söylüyor. Geç kalmasının SEBEBİ otobüsü kaçırması. İşte bu ikinci bilgi cümlenin anlam ilişkisidir ve LGS'de sorulan tam olarak budur.

Bu konuda senden istenen şey şu: bir cümleyi okuyup "burada iki durum arasında nasıl bir bağ kurulmuş?" sorusuna cevap vermek. Bu bağ neden-sonuç olabilir, amaç olabilir, koşul olabilir, karşılaştırma olabilir.

Soruyu çözerken izleyeceğin yol hep aynıdır:

1. Cümleyi iki parçaya ayır: hangi durum, hangi durumla bağlanmış?
2. Aradaki bağlantı sözünü bul: "için", "-se", "gibi", "daha"...
3. Bağlantıya uygun soruyu sor: "neden?", "hangi amaçla?", "hangi şartla?"

Alınan cevap sana ilişkinin adını verir. Şimdi ilişkileri tek tek görelim.

Cümlede anlam ne demek?

T.8.3.25

Anlatım

Neden-sonuç: bir şey olduğu için başka bir şey oldu

Neden-sonuç cümlesinde iki yargı vardır: biri diğerinin sebebidir. Yani önce bir şey olmuştur, o yüzden ikinci şey gerçekleşmiştir.

"Yollar buzlandığı için okullar tatil edildi."

Burada okulların tatil edilmesi sonuç, yolların buzlanması nedendir. İkisi de gerçekten olmuş durumlardır.

Tanıma yöntemi tek bir sorudur: yükleme "neden?" ya da "niçin?" diye sor. Cümlenin içinden bir cevap geliyorsa neden-sonuç ilişkisi vardır.

- Okullar neden tatil edildi? Yollar buzlandığı için. → cevap var, neden-sonuç.

Bu ilişkiyi kuran sözler şunlardır: "için", "-dığı için", "-dığından", "yüzünden", "sayesinde", "nedeniyle", "ile", "den dolayı".

Birkaç örnek daha:

- "Çok çalıştığından sınavı kolayca kazandı." → Neden kazandı? Çok çalıştığından.
- "Sisten dolayı uçuşlar iptal edildi." → Neden iptal edildi? Sisten dolayı.
- "Senin desteğinle bu işi bitirebildim." → Neden bitirebildim? Senin desteğinle.

Dikkat edeceğin nokta: neden-sonuçta İKİ DURUM DA GERÇEKLEŞMİŞTİR. Yollar gerçekten buzlandı, okullar gerçekten tatil edildi. Bunu aklında tut; birazdan amaç-sonuçtan ayırmak için tam olarak bu bilgiyi kullanacağız.

Neden-sonuç: bir şey olduğu için başka bir şey oldu

T.8.3.25

Anlatım

Amaç-sonuç: bir şeyi elde etmek için yapılan iş

Amaç-sonuç cümlesinde bir iş yapılır ve bu işin bir HEDEFİ vardır. Hedef henüz gerçekleşmemiştir; kişi onu istemektedir.

"Sınavı kazanmak için her gün iki saat çalışıyor."

Burada yapılan iş çalışmaktır. Amaç ise sınavı kazanmaktır. Peki sınav kazanılmış mıdır? Hayır. Henüz istenen, hedeflenen bir şeydir. İşte amaç-sonucun kalbi burasıdır.

Tanıma yöntemi: yükleme "hangi amaçla?", "ne amaçla?" diye sor. Cevap geliyorsa amaç-sonuç vardır.

- Hangi amaçla çalışıyor? Sınavı kazanmak için.

Bu ilişkiyi kuran sözler: "için", "üzere", "diye", "amacıyla", "maksadıyla", "-mak/-mek için".

Birkaç örnek daha:

- "Kardeşini sevindirmek için ona kitap aldı." → Hangi amaçla aldı? Kardeşini sevindirmek için.
- "Sabah trafiğe takılmayayım diye erken çıktı." → Hangi amaçla erken çıktı? Trafiğe takılmamak için.
- "Öğretmen sınıfa duyuruyu okumak üzere girdi." → Hangi amaçla girdi? Duyuruyu okumak üzere.

Özetle: neden-sonuçta olmuş bir şey vardır, amaç-sonuçta istenen bir şey vardır. Bu ayrımı bir sonraki tuzak bloğunda ayrıntılı çalışacağız çünkü LGS'de tam olarak burası soruluyor.

Amaç-sonuç: bir şeyi elde etmek için yapılan iş

T.8.3.25

Sık yapılan hata

"İçin" hem neden hem amaç bildirir

Bu, konunun en çok yanlış yapılan yeridir. Çünkü "için" sözcüğü iki ayrı işi birden görür ve yazılışı değişmez.

Karşılaştır:

"Hasta olduğu için okula gelmedi." → Hasta olmak gerçekleşmiş bir durumdur. Gelmemesinin sebebidir. NEDEN.

"Dinlenmek için erken yattı." → Dinlenmek henüz olmamıştır; istenen bir şeydir. Erken yatmanın hedefidir. AMAÇ.

Ayırt etmenin yolu tek bir soru: "için"den önceki kısımda anlatılan şey OLMUŞ BİR ŞEY Mİ, İSTENEN BİR ŞEY Mİ?

- Olmuş bir şeyse → neden-sonuç
- İstenen, hedeflenen bir şeyse → amaç-sonuç

İkinci bir kolaylık daha var: "için"in önündeki sözcüğün ekine bak.

- "-dığı/-diği için" (olduğu için, geldiği için, yağdığı için) → neredeyse her zaman NEDEN.
- "-mak/-mek için" (gelmek için, kazanmak için, görmek için) → neredeyse her zaman AMAÇ.

Ama bu ipucuna körü körüne güvenme; asıl ölçüt hâlâ "olmuş mu, isteniyor mu" sorusudur.

Üçüncü bir kullanım daha var, onu da bil: "için" bazen "hakkında" anlamı taşır. "Bu film için herkes güzel diyor." Burada ne neden ne amaç var; "bu film hakkında" demek istiyoruz.

"İçin" hem neden hem amaç bildirir

T.8.3.25

Çözümlü örnek

Neden mi, amaç mı?

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "için" sözcüğü amaç bildirmektedir?

A) Elektrikler kesildiği için ödevini bitiremedi.
B) Ayşe, annesine sürpriz yapmak için pasta yaptı.
C) Ayakkabısı dar geldiği için topuğu su topladı.
D) Kar yağdığı için servisler geç geldi.

Neden mi, amaç mı?

  1. Her seçenekte "için"den önceki kısma bakıp "bu olmuş bir şey mi, istenen bir şey mi" diye soralım.
  2. A) "Elektrikler kesildiği için" → Elektrikler gerçekten kesildi mi? Evet, kesilmiş. Olmuş bir durum, ödevi bitirememesinin sebebi. NEDEN.
  3. B) "Sürpriz yapmak için" → Sürpriz yapıldı mı? Cümle bunu söylemiyor; pasta yapılırken sürpriz henüz hedeftir. İstenen bir şey. AMAÇ. Aradığımız bu.
  4. C) "Ayakkabısı dar geldiği için" → Ayakkabı gerçekten dar gelmiş. Olmuş bir durum, topuğun su toplamasının sebebi. NEDEN.
  5. D) "Kar yağdığı için" → Kar gerçekten yağmış. Olmuş bir durum. NEDEN.
  6. Cevap: B seçeneği.
  7. Ek bir kontrol yapalım: ek ipucusu da aynı sonucu veriyor. A, C ve D'de "-dığı için" var, B'de "-mak için" var. Ama sen yine de asıl soruyu sormayı alışkanlık hâline getir; "-mak için" bazı cümlelerde neden de bildirebilir.

T.8.3.25

Anlatım

Koşul: bir şey olmadan diğeri olmaz

Koşul (şart) cümlesinde bir yargının gerçekleşmesi başka bir yargıya BAĞLANMIŞTIR. Yani ilki olmazsa ikincisi de olmaz.

"Ödevini bitirirsen dışarı çıkabilirsin."

Dışarı çıkmanın şartı ödevi bitirmektir. Ödev bitmezse çıkış yok. İki yargı arasında bir bağımlılık kurulmuştur.

Tanıma yöntemi: yükleme "hangi şartla?", "ne zaman olursa?" diye sor. Bir cevap geliyorsa koşul vardır.

- Hangi şartla dışarı çıkabilirsin? Ödevini bitirirsen.

Koşul kuran sözler: "-se/-sa" (bitirirsen, gelirse), "-dıkça/-dikçe", "-nca/-ince", "ancak", "yeter ki", "olmadan", "-madıkça", "şartıyla", "takdirde".

Birkaç örnek daha:

- "Hava düzelirse pikniğe gideriz." → Hangi şartla gideriz? Hava düzelirse.
- "Su verilmedikçe bu fidan tutmaz." → Hangi şartla tutmaz? Su verilmedikçe.
- "Bu kapı ancak kartla açılır." → Hangi şartla açılır? Kartla.
- "Sana yardım ederim, yeter ki iste." → Hangi şartla yardım ederim? İstersen.

Koşulu neden-sonuçtan ayırmak kolaydır: neden-sonuçta olay OLMUŞTUR, koşulda olay HENÜZ OLMAMIŞTIR, olması ihtimaline bağlanmıştır. "Yağmur yağdığı için maç ertelendi" (yağmur yağdı) ile "Yağmur yağarsa maç ertelenir" (yağmur henüz yağmadı) arasındaki fark budur.

Koşul: bir şey olmadan diğeri olmaz

T.8.3.25

Çözümlü örnek

Koşul cümlesini bulma

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koşul anlamı vardır?

A) Kitabı okuduğu için filmi daha çok sevdi.
B) Bu bisikleti tamir ettirmeden kullanamazsın.
C) Dedesini görmek için köye gitti.
D) Rüzgâr, dalları savuruyordu.

  1. Her seçeneğe "hangi şartla?" sorusunu soralım.
  2. A) "Kitabı okuduğu için" → Filmi neden daha çok sevdi? Kitabı okuduğu için. Olmuş bir durumun sonucu; bu neden-sonuçtur, koşul değil.
  3. B) "Tamir ettirmeden kullanamazsın" → Hangi şartla kullanabilirsin? Tamir ettirirsen. Yani tamir yoksa kullanım da yok; iki yargı birbirine bağlanmış. KOŞUL vardır. Aradığımız bu.
  4. C) "Dedesini görmek için" → Hangi amaçla gitti? Dedesini görmek için. Amaç-sonuç.
  5. D) "Rüzgâr, dalları savuruyordu." → Ortada tek bir yargı var; bağlanmış ikinci bir durum yok. Sadece bir olayın anlatımı.
  6. Cevap: B seçeneği.
  7. Bir noktaya dikkat: B'de "-se" eki geçmiyor, "-meden" geçiyor. Koşul her zaman "-se" ile kurulmaz. "olmadan", "-madıkça", "ancak", "yeter ki" gibi sözler de koşul kurar. Bu yüzden ek aramak yerine "hangi şartla?" sorusunu sormak daha güvenlidir.

T.8.3.25

Anlatım

Karşılaştırma: iki şeyi bir yönden ölçmek

Karşılaştırma cümlesinde iki varlık, iki durum ya da iki kavram BİR YÖNDEN ölçülür. Ölçüm sonucunda biri üstün çıkabilir, ikisi eşit de olabilir.

"Bu yaz geçen yazdan daha sıcak geçti."

Ölçülen iki şey: bu yaz ve geçen yaz. Ölçülen yön: sıcaklık. Sonuç: bu yaz üstün.

Tanıma yöntemi: cümlede ikinci bir taraf var mı diye bak. "Neye göre?", "kime göre?" sorusunu sorabiliyorsan karşılaştırma vardır.

- Neye göre daha sıcak? Geçen yaza göre.

Karşılaştırma kuran sözler: "daha", "en", "kadar", "göre", "gibi", "-den" (ayrılma hâli), "çok", "az", "üstün", "aynı", "eşit".

Üç ayrı sonuç çıkabilir:

- Üstünlük: "Matematik bana Türkçeden daha kolay geliyor."
- Eşitlik: "Kardeşim de benim kadar hızlı koşuyor."
- En üstünlük: "Sınıfın en düzenli öğrencisi Deniz'dir."

Birkaç örnek daha:

- "Bu roman, öncekine göre çok daha akıcı." → İki roman, akıcılık yönünden.
- "Ahmet, ablası kadar iyi resim yapar." → İki kişi, resim yapma yönünden, eşitlik.
- "Kışın günler yazınkinden kısadır." → İki mevsim, gün uzunluğu yönünden.

Sakın şunu unutma: karşılaştırma olması için ORTADA İKİ TARAF olmalı. "Bu çorba çok tuzlu." cümlesinde tek taraf var, karşılaştırma yok.

Karşılaştırma: iki şeyi bir yönden ölçmek

T.8.3.25

Anlatım

Benzetme: birini diğerine benzetmek

Benzetmede de iki şey yan yana gelir ama iş farklıdır. Burada ölçüm yoktur; ZAYIF olan taraf, GÜÇLÜ olan tarafa benzetilerek anlatılır.

"Çocuğun elleri buz gibiydi."

Benzeyen: çocuğun elleri. Kendisine benzetilen: buz. Ortak yön: soğukluk. Amaç, ellerin ne kadar soğuk olduğunu anlatmak.

Benzetmede dört öğe olabilir: benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı. Ama LGS'de senden bu dördünü ezberlemen istenmez; benzetme var mı yok mu diye sorulur.

Tanıma yöntemi: bir şey, kendisinden bambaşka bir şeyle anlatılmış mı? Anlatılmışsa benzetmedir.

Benzetme kuran sözler: "gibi", "kadar", "sanki", "andırmak", "-cesine", "tıpkı".

Birkaç örnek daha:

- "Sesi kadife gibi yumuşaktı." → Ses, kadifeye benzetilmiş.
- "Sınıf, sınav bitince sanki arı kovanına döndü." → Sınıf, arı kovanına benzetilmiş.
- "Dedemin elleri ağaç kabuğunu andırıyordu." → Eller, ağaç kabuğuna benzetilmiş.

Dikkat: "gibi" ve "kadar" sözcükleri hem karşılaştırmada hem benzetmede geçer. Bu yüzden sözcüğe değil, kurulan ilişkiye bakacaksın. Bir sonraki tuzak bloğu tam olarak bunu anlatıyor.

Benzetme: birini diğerine benzetmek

T.8.3.25

Sık yapılan hata

Karşılaştırma ile benzetmeyi karıştırma

İkisinde de iki taraf vardır; ikisinde de "gibi" ya da "kadar" geçebilir. Bu yüzden çok karışır. Ayrım şurada:

KARŞILAŞTIRMADA iki taraf da AYNI TÜRDENDİR ve ikisi de ölçülür. Sonuçta biri üstün çıkar ya da eşit çıkarlar.

BENZETMEDE taraflar FARKLI TÜRDENDİR. Biri ölçülmez, sadece diğerini anlatmaya yarar.

Karşılaştır:

"Kardeşim benden uzun." → İki kişi, boy yönünden ölçülüyor. İkisi de insan. KARŞILAŞTIRMA.

"Kardeşim selvi gibi uzun." → Kardeşim ile selvi ağacı ölçülmüyor; selvinin uzunluğu, kardeşimi anlatmak için kullanılıyor. BENZETME.

Pratik bir test var: cümledeki ikinci tarafı gerçekten ölçüyor musun, yoksa sadece bir görüntü mü çiziyorsun?

- "Ali, Veli kadar çalışkandır." → İki öğrenci ölçülüyor, ikisi de gerçek kişi → karşılaştırma.
- "Ali, karınca kadar çalışkandır." → Ali ile karınca yarıştırılmıyor; karınca bir görüntü olarak kullanılıyor → benzetme.

Bir cümlede ikisi birden de olabilir: "Ablam, benden daha çok arı gibi çalışır." Burada hem ablamla ben karşılaştırılıyor hem de çalışması arıya benzetiliyor. Soruda "hangisinde SADECE karşılaştırma vardır" gibi bir ifade görürsen bu ayrıntı işine yarayacak.

Karşılaştırma ile benzetmeyi karıştırma

T.8.3.25

Çözümlü örnek

Benzetme mi, karşılaştırma mı?

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde benzetme YAPILMAMIŞTIR?

A) Gökyüzü, akşamüstü kızgın bir demir gibiydi.
B) Bu kış, geçen kıştan daha sert geçti.
C) Küçük kız, sınıfa kelebek gibi süzülerek girdi.
D) Onun kahkahası çağlayanı andırıyordu.

Benzetme mi, karşılaştırma mı?

  1. Her seçenekte iki tarafın aynı türden mi farklı türden mi olduğuna bakalım.
  2. A) Gökyüzü ile kızgın demir. Farklı türden iki şey; gökyüzünün rengini anlatmak için demir kullanılmış. BENZETME var.
  3. B) Bu kış ile geçen kış. İkisi de aynı türden, ikisi de sertlik yönünden ölçülüyor ve biri üstün çıkıyor. Bu KARŞILAŞTIRMADIR, benzetme değil. Aradığımız bu.
  4. C) Küçük kız ile kelebek. Farklı türden; kızın yürüyüşünü anlatmak için kelebek kullanılmış. BENZETME var.
  5. D) Kahkaha ile çağlayan. Farklı türden; sesin gürlüğünü anlatmak için çağlayan kullanılmış. "Andırmak" fiili de benzetme kurar. BENZETME var.
  6. Cevap: B seçeneği.
  7. Bu soruda tuzak şurada: B'de de "daha" gibi bir karşılaştırma sözü var ve iki taraf yan yana duruyor. Ama iki kışı yarıştırıyoruz, birini diğerine benzetmiyoruz. "Bu kış geçen kışa benziyordu" deseydik o zaman iş değişirdi.

T.8.3.25

Anlatım

Örneklendirme ve abartma

Bu iki ilişki kısa ama LGS'de sık sorulur. İkisini de bir arada görelim.

ÖRNEKLENDİRME: Söylenen genel bir yargıyı somutlaştırmak için ona uyan bir örnek verilir.

"Bazı kuşlar çok uzun mesafeler göç eder; söz gelimi leylekler kıtalar aşar."

Önce genel yargı söylendi, sonra ona uyan bir örnek verildi. Örneklendirme kuran sözler: "söz gelimi", "örneğin", "mesela", "gibi", "sözgelişi".

Tanıma yöntemi: cümlede önce genel bir bilgi, ardından o bilgiye uyan tek bir durum verilmiş mi?

ABARTMA (mübalağa): Bir durum, gerçekte olamayacak ölçüde büyütülerek anlatılır. Amaç etkiyi güçlendirmektir.

"Kapıyı öyle bir çarptı ki bütün mahalle ayağa kalktı."

Bütün mahallenin gerçekten ayağa kalkması mümkün değildir. Yazar sesin şiddetini vurgulamak için büyütmüştür.

Tanıma yöntemi: cümlede söylenen şey gerçekte olabilir mi diye sor. Olamıyorsa abartma vardır.

Birkaç örnek daha:

- "Bu haberi duyunca sevinçten havalara uçtum." → Gerçekten uçmak mümkün değil → abartma.
- "Sınavdan sonra o kadar acıkmıştım ki bir fırın ekmek yerdim." → Bir fırın ekmek yenmez → abartma.
- "Kışın bazı hayvanlar uyur; mesela ayılar aylarca uykuya dalar." → genel yargı + örnek → örneklendirme.

Abartmayı benzetmeyle karıştırma: benzetmede başka bir varlık kullanılır, abartmada aynı durum ölçüsüz biçimde büyütülür.

Örneklendirme ve abartma

T.8.3.25

Çözümlü örnek

Abartma içeren cümleyi bulma

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde abartma vardır?

A) Yeni aldığımız halı, odayı bir anda ısıtmış gibi oldu.
B) Otobüs o kadar kalabalıktı ki iğne atsan yere düşmezdi.
C) Sabah kalkınca camları açıp odayı havalandırdım.
D) Bazı çiçekler geceleri açar; örneğin gece sefası.

  1. Her seçenekte söylenenin gerçekte mümkün olup olmadığına bakalım.
  2. A) "Isıtmış gibi oldu" → Bir halının odayı ısı bakımından rahatlatması mümkündür; ayrıca "gibi" ile bir benzetme kurulmuş. Gerçekte olamayacak bir şey söylenmiyor. Abartma değil.
  3. B) "İğne atsan yere düşmezdi" → Atılan bir iğnenin yere hiç düşmemesi gerçekte mümkün değildir. Kalabalığın çokluğunu vurgulamak için ölçüsüz biçimde büyütülmüş. ABARTMA. Aradığımız bu.
  4. C) Sıradan bir günlük olayın anlatımı; ne büyütme ne benzetme var.
  5. D) Önce genel bir yargı (bazı çiçekler geceleri açar), sonra ona uyan bir örnek (gece sefası) verilmiş. Bu ÖRNEKLENDİRMEDİR.
  6. Cevap: B seçeneği.
  7. Abartmayı yakalamanın en kestirme yolu şu: cümleyi gözünde canlandır. Canlandırdığın sahne gerçek hayatta olamıyorsa abartma vardır.

T.8.3.25

Anlatım

Nesnel ve öznel yargı: ölçüt kanıtlanabilirliktir

Bu, LGS'de en çok sorulan başlıktır ve tek bir ölçüte dayanır: KANITLANABİLİRLİK.

NESNEL YARGI: Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmez; ölçülebilir, belgelenebilir, kontrol edilebilir. Kimin söylediği fark etmez.

"Bu roman 1954 yılında yayımlanmıştır." → Kütüphane kaydına bakarsın, doğru mu yanlış mı anlarsın. Herkes aynı sonuca varır. NESNEL.

ÖZNEL YARGI: Söyleyenin kendi duygusunu, beğenisini, yorumunu taşır. Başkası tam tersini söyleyebilir ve ikisi de haklı sayılır.

"Bu roman, yazarın en güzel eseridir." → "En güzel" kimin ölçüsüne göre? Bir başkası "hayır, en sıkıcı eseri" diyebilir. Kanıtlayamazsın. ÖZNEL.

Tanıma yöntemi olarak şu iki soruyu sor:

1. Bunu bir belgeyle, ölçümle ya da gözlemle kanıtlayabilir miyim? Evetse nesneldir.
2. Bunu söyleyen kişi değişince yargı da değişebilir mi? Evetse özneldir.

Öznel yargıyı ele veren sözcükler genellikle beğeni bildirir: güzel, çirkin, sıkıcı, akıcı, harika, berbat, en iyi, sevimli, keyifli, yorucu, muhteşem, bence, sanırım, galiba.

Ama bu sözcükleri liste hâlinde ezberleme; ölçüt her zaman kanıtlanabilirliktir.

Nesnel ve öznel yargı: ölçüt kanıtlanabilirliktir

T.8.3.21

Sık yapılan hata

Sayı geçmesi cümleyi nesnel yapmaz

En sinsi tuzak budur. Öğrenciler cümlede bir rakam, bir tarih ya da bir ölçü görünce hemen "nesnel" diyor. Oysa belirleyici olan sayının varlığı değil, YARGININ kendisidir.

Şu cümleyi incele:

"Kitabın 300 sayfası da çok akıcıydı."

Cümlede bir sayı var: 300. Sayfa sayısı gerçekten kanıtlanabilir. Ama cümlenin bize söylediği asıl yargı bu değil. Cümle "akıcıydı" diyor. Akıcılık kimin ölçüsüne göre? Başka biri "bana çok ağır geldi" diyebilir. Yani cümlenin yargısı ÖZNELDİR. Sayı sadece süs.

Aynı tuzağın başka biçimleri:

- "Üç saatlik yolculuk hiç bitmek bilmedi." → "Üç saat" ölçülebilir ama "bitmek bilmedi" bir duygudur. ÖZNEL.
- "Bu 40 kişilik sınıfın havası çok samimi." → "40 kişi" sayılır, "samimi hava" sayılmaz. ÖZNEL.
- "1980'de yazılan bu şiir hâlâ en dokunaklı şiirimizdir." → Tarih kanıtlanır, "en dokunaklı" kanıtlanmaz. ÖZNEL.

Kural şu: bir cümlede hem kanıtlanabilir hem kanıtlanamaz bilgi varsa, o cümle ÖZNEL sayılır. Çünkü öznel kısım cümlenin tamamına bulaşır.

İşlem sırası: cümlenin YÜKLEMİNE bak, asıl yargı orada saklıdır. "akıcıydı", "bitmek bilmedi", "samimi" — bunlar beğeni bildiriyorsa cümle özneldir, cümlede kaç sayı geçerse geçsin.

Sayı geçmesi cümleyi nesnel yapmaz

T.8.3.21

Çözümlü örnek

Nesnel yargıyı bulma

Aşağıdaki cümlelerin hangisi tamamen nesnel bir yargı bildirir?

A) Bu müzenin girişindeki 12 metrelik heykel insanı büyülüyor.
B) Kütüphanenin ikinci katında 4500 kitap bulunmaktadır.
C) Şehrin en huzurlu parkı, nehir kıyısındaki bu küçük bahçedir.
D) 90 dakikalık maçın hiçbir anı sıkıcı değildi.

  1. Her seçeneğin yüklemine bakıp "bu kanıtlanabilir mi" diye soralım.
  2. A) Yüklem: "büyülüyor". Heykelin uzunluğu (12 metre) ölçülebilir ama insanı büyüleyip büyülemediği kişiye göre değişir. Biri büyülenir, biri hiç ilgilenmez. ÖZNEL.
  3. B) Yüklem: "bulunmaktadır". Kütüphaneye gidip sayarsın; sonuç herkes için aynıdır. Cümlede beğeni bildiren tek bir sözcük bile yok. NESNEL. Aradığımız bu.
  4. C) Yüklem kısmı: "en huzurlu park". Huzur ölçülemez, kişiden kişiye değişir. ÖZNEL.
  5. D) Yüklem: "sıkıcı değildi". Maçın süresi (90 dakika) kanıtlanabilir ama sıkıcı olup olmadığı kanıtlanamaz. ÖZNEL.
  6. Cevap: B seçeneği.
  7. Dikkat et: A, B ve D'nin üçünde de sayı var. Sayı hiçbirini nesnel yapmıyor; B'yi nesnel yapan şey, cümlede beğeni bildiren hiçbir yargının bulunmamasıdır.

T.8.3.21

Anlatım

Duygu belirten ifadeler

Bazı cümleler bir olay anlatmakla kalmaz, konuşanın iç dünyasını da taşır. LGS'de "aşağıdaki cümlelerin hangisinde pişmanlık vardır?" biçiminde sorulur. Sık geçen duyguları tek tek görelim.

ÖZLEM: Geçmişte kalan ya da uzakta olan bir şeyi arama. "Köydeki o yaz sabahlarını hâlâ arıyorum."

PİŞMANLIK: Yapılmış ya da yapılmamış bir işten dolayı üzülme. Genellikle "keşke" ile gelir. "Keşke o gün ona hakkımı helal etseydim."

SİTEM: Birinden gördüğü davranış yüzünden kırılıp bunu ona söyleme. Kızgınlık değil, kırgınlık vardır. "Bunca yıllık dostluğumuza rağmen bir kez bile aramadın."

ENDİŞE (kaygı): Kötü bir şey olacağından korkma. "Bu havada yola çıktı, korkarım geç kalacak."

UMUT: İyi bir şeyin olacağına inanma. "Bu yıl mutlaka kazanacağıma inanıyorum."

ŞAŞKINLIK: Beklenmeyen bir durum karşısında kalma. "O sessiz çocuğun sahneye çıkacağı kimin aklına gelirdi!"

YAKINMA (şikâyet): Bir durumdan rahatsız olup bunu dile getirme. Sitemden farkı, karşıda bir muhatap olmamasıdır. "Bu sokakta gürültüden ders çalışmak imkânsız."

Tanıma yöntemi: cümleyi okuduktan sonra kendine "bunu söyleyen kişi ne hissediyor?" diye sor. Cevap doğrudan duygunun adını verir.

Duygu belirten ifadeler

T.8.3.25

Anlatım

Öneri, varsayım, olasılık, kesinlik

Duygu belirten ifadelerin yanında bir de konuşanın yargısına ne kadar güvendiğini gösteren ifadeler vardır. Bunlar da sık sorulur.

ÖNERİ (tavsiye): Karşıdakine bir yol gösterme. "-meli/-malı", "-sen iyi olur", "bence" gibi sözlerle kurulur.
"Bu konuyu bitirmeden deneme çözmeye başlamamalısın."

VARSAYIM (farz etme): Gerçekte olmayan bir durumu olmuş gibi kabul etme. "tut ki", "diyelim ki", "farz et ki" ile kurulur.
"Diyelim ki otobüsü kaçırdın; o zaman ne yapardın?"

OLASILIK (ihtimal): Bir şeyin olabileceğini ama emin olunmadığını söyleme. "belki", "galiba", "sanırım", "olabilir", "herhâlde" ile kurulur.
"Bu saatte kapıyı çalan, herhâlde komşumuzdur."

KESİNLİK: Yargıda hiç şüphe olmaması. "mutlaka", "elbette", "kesinlikle", "hiç kuşkusuz", "şüphesiz" ile kurulur.
"Bu sınavı kesinlikle kazanacak."

Bu dördü birbirine çok yakın durur ama ayırt etmek kolaydır: konuşan kişi bir yol mu gösteriyor (öneri), bir şeyi farz mı ediyor (varsayım), emin değil mi (olasılık), yoksa hiç şüphesi yok mu (kesinlik)?

Önemli bir uyarı: varsayımı koşulla karıştırma. Koşulda bir sonuç bir şarta bağlanır ("Çalışırsan kazanırsın"). Varsayımda ise olmayan bir durum tartışma için kabul edilir ("Diyelim ki kazandın").

Öneri, varsayım, olasılık, kesinlik

T.8.3.25

Çözümlü örnek

Duyguyu bulma

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sitem vardır?

A) Bu yaz köye gidebilsem çok mutlu olurum.
B) Hasta olduğumu duydun ama bir kez olsun halimi sormadın.
C) Sınav sonucu birazdan açıklanır sanırım.
D) O günü bir daha yaşayabilsem her şeyi düzeltirdim.

  1. Her cümleyi söyleyen kişinin ne hissettiğine bakalım.
  2. A) "Gidebilsem çok mutlu olurum" → Kişi bir isteğini dile getiriyor, karşısında kırıldığı biri yok. Bu bir istek, hatta özleme yakın bir duygudur; sitem değil.
  3. B) "Duydun ama halimi sormadın" → Karşıda bir muhatap var ve kişi ondan beklediği davranışı görmediği için kırılmış, bunu da ona söylüyor. SİTEM. Aradığımız bu.
  4. C) "Açıklanır sanırım" → "Sanırım" sözü kesin olmayan bir yargı bildiriyor. Bu OLASILIKTIR.
  5. D) "Bir daha yaşayabilsem her şeyi düzeltirdim" → Kişi geçmişte yaptığı bir şeyden dolayı üzgün, geri alabilmeyi istiyor. Bu PİŞMANLIKTIR.
  6. Cevap: B seçeneği.
  7. Sitem ile yakınmayı ayırt etmek istersen şuna bak: sitemde cümle bir KİŞİYE yöneliktir ("sormadın", "aramadın", "unuttun"). Yakınmada ise genel bir durumdan şikâyet edilir ("Bu sokakta gürültüden durulmuyor"). B'de doğrudan "sen" var; bu yüzden sitemdir.

T.8.3.25

İpucu

Bağlantı sözü haritası

Cümlede anlam sorularının çoğunu, cümledeki tek bir bağlantı sözünü fark ederek çözersin. Aşağıdaki listeyi ezberlemek yerine, soru çözerken bu sözlerin altını çizme alışkanlığı edin.

- Neden-sonuç: için, -dığı için, -dığından, yüzünden, sayesinde, nedeniyle, -den dolayı, ile
- Amaç-sonuç: için, -mak için, üzere, diye, amacıyla
- Koşul: -se/-sa, -dıkça, -madıkça, ancak, yeter ki, olmadan, şartıyla, takdirde
- Karşılaştırma: daha, en, kadar, göre, -den, aynı, eşit
- Benzetme: gibi, kadar, sanki, andırmak, tıpkı, -cesine
- Örneklendirme: söz gelimi, örneğin, mesela, gibi
- Olasılık: belki, galiba, sanırım, herhâlde, olabilir
- Kesinlik: mutlaka, elbette, kesinlikle, şüphesiz, hiç kuşkusuz
- Varsayım: diyelim ki, tut ki, farz edelim
- Öneri: -meli/-malı, bence, -sen iyi olur
- Pişmanlık: keşke, ah bir, -seydim

Ama dikkat: aynı söz birden çok listede geçiyor. "İçin" hem nedende hem amaçta, "kadar" hem karşılaştırmada hem benzetmede, "gibi" hem benzetmede hem örneklendirmede var.

Bu yüzden altın kural şudur: bağlantı sözü sana ADAYLARI verir, kararı sen sorarak verirsin. Sözü gördükten sonra mutlaka o ilişkinin kontrol sorusunu sor — "neden?", "hangi amaçla?", "hangi şartla?", "neye göre?".

Anlatım

Yazarın bakış açısı

Şimdi ikinci kazanıma geçiyoruz. Buraya kadar tek tek cümlelere baktık; şimdi bir metnin tamamına bakacağız.

Yazarın bakış açısı, yazarın anlattığı konu hakkında ne düşündüğüdür. Yazar bunu çoğu zaman açıkça "ben şöyle düşünüyorum" diye söylemez; seçtiği sözcüklerden anlarsın.

Örnek bir parça:

"Son yıllarda çocuklar sokağa çıkmayı unuttu. Oyun dediğimiz şey, avucun içine sığan bir ekrana hapsoldu. Oysa bir çocuğun dizinin kanaması, ekranda kazanılan hiçbir puanla ölçülemez."

Yazarın bakış açısı nedir? Yazar, çocukların ekran karşısında geçirdiği zamandan rahatsızdır ve sokak oyununu üstün görür. Bunu nereden anladık?

- "unuttu" → bir kayıptan söz ediyor
- "hapsoldu" → olumsuz bir sözcük seçmiş
- "Oysa" → kendi karşı görüşünü getiriyor
- "hiçbir puanla ölçülemez" → tarafını açıkça belli ediyor

Tanıma yöntemi: metindeki DEĞER YÜKLÜ sözcükleri işaretle. "hapsoldu, ne yazık ki, oysa, maalesef, en güzel, boşuna" gibi sözcükler yazarın duruşunu ele verir.

İkinci yöntem: yazar konunun hangi yanını daha çok anlatmış? Uzun uzun anlattığı taraf, genellikle desteklediği taraftır.

Üçüncü yöntem: metnin son cümlesine bak. Yazarlar görüşlerini çoğunlukla sona saklar.

Yazarın bakış açısı

T.8.3.21

Çözümlü örnek

Parçadan yazarın bakış açısını çıkarma

Aşağıdaki parçayı oku ve yazarın kitap okuma alışkanlığı konusundaki bakış açısını belirle.

"Bir kitabı bitirme yarışına girmiş gibiyiz. Kaç kitap okuduğumuzu sayıyor, listeler paylaşıyor, birbirimize rakam yetiştiriyoruz. Oysa iyi bir kitap, insanı sayfaları saymaktan alıkoyar. Ben otuz yıldır aynı romanı yılda bir kez okurum; her seferinde ondan yeni bir cümle çalarım. Sayısı önemli değil, kalanı önemlidir."

  1. Önce yazarın hangi konuyu ele aldığını bulalım: kitap okuma alışkanlığı, özellikle de okunan kitabın SAYISI meselesi.
  2. Şimdi değer yüklü sözcükleri işaretleyelim:
  3. - "yarışına girmiş gibiyiz" → okumanın yarışa dönüşmesini eleştiriyor.
  4. - "birbirimize rakam yetiştiriyoruz" → yine olumsuz bir tablo çiziyor.
  5. - "Oysa" → burada dönüş var; yazar kendi görüşünü getiriyor.
  6. - "her seferinde ondan yeni bir cümle çalarım" → tekrar tekrar okumanın değerini savunuyor.
  7. - "Sayısı önemli değil, kalanı önemlidir." → son cümle, görüşün açık ifadesi.
  8. Bakış açısı: Yazar, kitap okumayı bir sayı yarışına çevirmeyi yanlış buluyor. Ona göre önemli olan kaç kitap okunduğu değil, okunanın insanda ne bıraktığıdır. Bu yüzden az sayıda kitabı derinlemesine okumayı savunuyor.
  9. Bir noktaya dikkat: yazar "kitap okumak kötüdür" demiyor. Eleştirdiği şey okumanın kendisi değil, okumanın rakama indirgenmesidir. LGS'de tam bu noktada tuzak kurulur; seçeneklerde "yazar kitap okumaya karşıdır" gibi bir ifade görürsen sakın işaretleme.

T.8.3.21

Anlatım

Üslup: yazarın kendine özgü anlatım biçimi

Üslup (biçem), yazarın anlatırken kullandığı dil ve tavırdır. İçerik NE anlatıldığıdır; üslup NASIL anlatıldığıdır.

Aynı olayı iki yazar bambaşka biçimde anlatabilir:

1. "Kar yağdı. Yollar kapandı. Belediye ekipleri sabaha kadar çalıştı."
2. "Kar, gece boyunca şehrin üzerine sessizce indi; sabah uyandığımızda sokaklar bembeyaz bir örtüye bürünmüştü."

İkisi de aynı olayı anlatıyor. Ama birincisinin üslubu kısa, yalın, süssüz; ikincisinin üslubu uzun cümleli, betimlemeli, sanatlı.

Üslubu anlatırken kullanabileceğin sözler şunlardır:

- Yalın / sade: süs yok, gündelik sözcükler var.
- Sanatlı / şiirsel: benzetmeler, betimlemeler var.
- Akıcı: cümleler birbirine takılmadan ilerliyor.
- Ağır / ağdalı: uzun cümleler, eski ya da zor sözcükler.
- Samimi / içten: yazar sana konuşur gibi yazıyor.
- Ciddi / resmî: mesafeli, ölçülü bir dil.
- Mizahi: güldürerek anlatıyor.
- Öğretici / açıklayıcı: bilgi verme amaçlı.

Tanıma yöntemi: metne bakıp üç soru sor.

1. Cümleler kısa mı uzun mu?
2. Benzetme, betimleme gibi süsler var mı?
3. Yazar bize "siz/sen" diye mi sesleniyor, yoksa mesafeli mi duruyor?

Üç sorunun cevabı sana üslubu verir.

Üslup: yazarın kendine özgü anlatım biçimi

T.8.3.21

Çözümlü örnek

Parçanın üslubunu belirleme

Aşağıdaki parçanın üslubuyla ilgili söylenebilecek en doğru yargı hangisidir?

"Dedemin bahçesinde bir dut ağacı vardı. Gövdesi öyle kalındı ki üç çocuk kol kola verse ancak sarabilirdi. Yaz sabahları o ağacın altına serilen kilimde uyanır, dallar arasından süzülen ışığın yüzümde dolaştığını hissederdim. O bahçe artık yok; ama dutun gölgesi hâlâ üzerimde."

A) Bilgi vermeyi amaçlayan, öğretici bir dil kullanılmıştır.
B) Ölçülü ve mesafeli, resmî bir anlatım tercih edilmiştir.
C) Anılara dayanan, betimlemeli ve içten bir anlatım vardır.
D) Okuru güldürmeyi amaçlayan mizahi bir dil kullanılmıştır.

  1. Üslup sorularında üç soruyu soralım.
  2. 1. Yazar neyi anlatıyor? Kendi çocukluk anısını: dedesinin bahçesindeki dut ağacını. Yani metin bir ANIYA dayanıyor.
  3. 2. Süs var mı? Fazlasıyla var. "Üç çocuk kol kola verse ancak sarabilirdi" bir abartma; "dallar arasından süzülen ışığın yüzümde dolaştığını" bir betimleme; "dutun gölgesi hâlâ üzerimde" ise mecazlı bir kapanış.
  4. 3. Yazar mesafeli mi? Hayır. "Dedemin", "uyanır", "hissederdim" diyerek kendi hayatından, birinci ağızdan konuşuyor. Bu İÇTEN bir anlatımdır.
  5. Şimdi seçeneklere bakalım.
  6. A) Metin bilgi vermiyor, anı anlatıyor. Öğretici değil.
  7. B) Tam tersi: metin hiç mesafeli değil, çok samimi.
  8. C) Anı + betimleme + içtenlik. Üçü de metinde var. Doğru yargı bu.
  9. D) Metinde güldürme amacı yok; tam tersine hüzünlü bir hava var.
  10. Cevap: C seçeneği.
  11. Üslup sorularında en sık yapılan hata, metnin KONUSUNA bakıp seçenek işaretlemektir. Sana sorulan konu değil, anlatım biçimidir.

T.8.3.21

Sık yapılan hata

Metinde olmayanı çıkarım sanma

Çıkarım yapmak, metnin söylediklerinden mantıklı bir sonuç üretmektir. Ama iki sınırı vardır ve LGS tuzakları tam olarak bu iki sınırda kurulur.

BİRİNCİ SINIR: Metinde hiç değinilmemiş bir bilgi, çıkarım değildir.

"Bu yazar, romanlarında hep küçük kasabaları anlatır. Kahramanları çoğunlukla sıradan insanlardır."

Bu parçadan "yazar kasabada doğmuştur" sonucunu ÇIKARAMAZSIN. Metin bunu söylemiyor; sen kendi tahminini ekliyorsun. Kasabaları anlatan bir yazar şehirde de doğmuş olabilir.

Ama "yazarın romanlarında büyük şehir hayatı ön planda değildir" diyebilirsin. Bu, metnin söylediğinden doğrudan çıkar.

İKİNCİ SINIR: Yazarın kendi görüşü ile metinde AKTARDIĞI başka birinin görüşü aynı şey değildir.

"Kimileri, artık kimsenin şiir okumadığını söylüyor. Bense her kitapçıda şiir rafının önünde duran gençleri görüyorum."

Burada "artık kimse şiir okumuyor" yazarın görüşü DEĞİLDİR; başkalarının görüşüdür ve yazar buna karşı çıkmaktadır. "Bense" sözü tam bu ayrımı yapıyor.

Bu iki sınırı korumak için soru çözerken şu testi uygula: işaretlemek üzere olduğun seçeneğin karşılığını metinde parmağınla gösterebiliyor musun? Gösteremiyorsan o seçenek yanlıştır — ne kadar mantıklı görünürse görünsün.

Metinde olmayanı çıkarım sanma

T.8.3.21

Çözümlü örnek

Karışık anlam ilişkileri

Aşağıdaki cümlelerde hangi anlam ilişkisi vardır? Tek tek belirle.

1. Fidanlar sulanmadıkça bu bahçe yeşermez.
2. Ödünç aldığı kitabı yıpratmamak için kalın bir kâğıda sardı.
3. Bu yılki hasat, geçen yılkinden çok daha bereketliydi.
4. Rüzgâr o kadar sertti ki ağaçlar neredeyse yere değiyordu.

Karışık anlam ilişkileri

  1. Her cümleye kendi kontrol sorusunu soralım.
  2. 1. "Fidanlar sulanmadıkça bu bahçe yeşermez."
  3. Hangi şartla yeşerir? Fidanlar sulanırsa. Bahçenin yeşermesi, sulamaya bağlanmış; sulama olmazsa sonuç da olmaz. → KOŞUL. (Bağlantı sözü: "-madıkça")
  4. 2. "Ödünç aldığı kitabı yıpratmamak için kalın bir kâğıda sardı."
  5. Hangi amaçla sardı? Kitabı yıpratmamak için. Yıpranmama henüz gerçekleşmiş bir durum değil, istenen bir hedeftir. → AMAÇ-SONUÇ. (Bağlantı sözü: "-mak için")
  6. 3. "Bu yılki hasat, geçen yılkinden çok daha bereketliydi."
  7. Neye göre daha bereketli? Geçen yılkine göre. İki hasat, bereket yönünden ölçülmüş ve biri üstün çıkmış. İki taraf da aynı türden. → KARŞILAŞTIRMA. (Bağlantı sözü: "daha, -den")
  8. 4. "Rüzgâr o kadar sertti ki ağaçlar neredeyse yere değiyordu."
  9. Bu gerçekte mümkün mü? Ağaçların gövdesiyle yere değmesi mümkün değildir; rüzgârın sertliğini vurgulamak için ölçüsüz biçimde büyütülmüş. → ABARTMA.
  10. Bir uyarı: 4. cümlede "o kadar" sözü geçiyor ve bu söz karşılaştırmada da kullanılır. Ama burada ikinci bir taraf yok, ölçülen bir şey yok; sadece bir büyütme var. İşte bu yüzden bağlantı sözüne değil, sorduğun soruya güveniyoruz.

T.8.3.25

İpucu

LGS'de bu konu nasıl sorulur?

Cümlede anlam soruları neredeyse tamamen şu beş kalıptan gelir. Kalıbı soruyu okur okumaz tanırsan zaman kazanırsın.

1. "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?" → Her seçeneğe "neden?" diye sor. Cevabı cümlenin içinden gelen seçenek doğrudur.

2. "Aşağıdakilerin hangisi öznel bir yargıdır?" → Yükleme bak, kanıtlanabilir mi diye sor. Sayılara aldanma.

3. "Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ... anlamı yoktur?" → Bu "olmayanı bul" sorusudur. Üç seçenekte ilişki vardır, birinde yoktur. Bulduklarını kâğıda hızlıca yaz, işaretlenmeden kalan seçenek cevaptır.

4. "Bu parçada yazar ... ile ilgili ne düşünmektedir?" → Değer yüklü sözcüklerin altını çiz, son cümleye özellikle bak.

5. "Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?" → Her seçenek için karşılığını metinde parmağınla göster. Gösteremediğin seçenek cevaptır.

Çalışma önerisi: her gün okuduğun bir paragraftan rastgele iki cümle seç ve bu cümlelerin anlam ilişkisini söyle. Bu konuyu soru ezberleyerek değil, cümleye soru sorma alışkanlığı kazanarak öğrenirsin.

Son bir uyarı: bir cümlede birden fazla ilişki bulunabilir. "Trafiğe takılmamak için erken çıktım ama yine de geç kaldım." cümlesinde hem amaç hem karşıtlık vardır. Soruda hangisinin sorulduğunu iyi oku.

Çözümlü örnek

Anlam ilişkisi olmayan cümleyi bulma

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi YOKTUR?

A) Kapı gürültüyle kapandığından bebek uyandı.
B) Yağmurun ardından toprak mis gibi kokuyordu.
C) Bileti ucuz olduğu için sabah seansını seçtik.
D) Trenler karla mücadele yüzünden rötar yaptı.

Anlam ilişkisi olmayan cümleyi bulma

  1. Her seçeneğe "neden?" sorusunu soralım.
  2. A) Bebek neden uyandı? Kapı gürültüyle kapandığından. Ortada gerçekleşmiş bir durum (kapının çarpması) ve onun doğurduğu bir sonuç (uyanma) var. NEDEN-SONUÇ VAR.
  3. B) Toprak neden kokuyordu? Cümle "yağmurun ardından" diyor. Dikkat: "ardından" bir ZAMAN bildirir, sebep bildirmez. Cümle bize yağmurun kokuya sebep olduğunu değil, kokunun yağmurdan SONRA duyulduğunu söylüyor. Yani burada zaman ilişkisi vardır, neden-sonuç değil. Aradığımız bu.
  4. C) Sabah seansını neden seçtik? Bileti ucuz olduğu için. NEDEN-SONUÇ VAR.
  5. D) Trenler neden rötar yaptı? Karla mücadele yüzünden. "Yüzünden" doğrudan sebep bildirir. NEDEN-SONUÇ VAR.
  6. Cevap: B seçeneği.
  7. Bu soru tipinde en sık düşülen hata şudur: iki olay peş peşe anlatılınca ikisi arasında sebep bağı olduğunu sanmak. Oysa "önce oldu, sonra oldu" demek "biri diğerine sebep oldu" demek değildir. Ayırmak için şunu dene: birinci olayı kaldırdığında ikincisi olamaz hâle geliyor mu? Geliyorsa neden-sonuç vardır; gelmiyorsa sadece bir sıralama vardır.

T.8.3.25

Özet

Aklında kalsın

Cümlede anlam konusunda yaptığın iş tek bir şeydir: cümleyi okuduktan sonra ona doğru soruyu sormak. İlişkilerin tamamı ve kontrol soruları şunlar:

- Neden-sonuç → "Neden?" Olmuş bir durum, başka bir durumun sebebidir. (için, -dığından, yüzünden, sayesinde)
- Amaç-sonuç → "Hangi amaçla?" Henüz gerçekleşmemiş bir hedef vardır. (-mak için, üzere, diye)
- Koşul → "Hangi şartla?" Bir yargı, başka bir yargıya bağlanmıştır. (-se, -dikçe, ancak, yeter ki)
- Karşılaştırma → "Neye göre?" Aynı türden iki taraf bir yönden ölçülür. (daha, en, kadar, göre)
- Benzetme → Biri diğerini anlatmak için kullanılır; taraflar farklı türdendir. (gibi, sanki, andırmak)
- Örneklendirme → Genel bir yargı, ona uyan bir örnekle somutlaşır. (söz gelimi, örneğin, mesela)
- Abartma → Söylenen gerçekte mümkün değildir, etki için büyütülmüştür.
- Duygular → "Bunu söyleyen ne hissediyor?" özlem, pişmanlık, sitem, endişe, umut, şaşkınlık, yakınma.
- Olasılık / kesinlik / varsayım / öneri → Konuşanın yargısına ne kadar güvendiğini gösterir.

Öznel-nesnel ayrımının tek ölçütü kanıtlanabilirliktir. Kanıtlanabiliyorsa nesnel, kişiden kişiye değişiyorsa özneldir. Karar verirken cümlenin YÜKLEMİNE bak.

Yazarın bakış açısını değer yüklü sözcüklerden ve son cümleden bulursun. Üslup ise NE anlatıldığı değil, NASIL anlatıldığıdır: yalın mı sanatlı mı, samimi mi mesafeli mi?

Üç büyük tuzağı unutma. Birincisi "için": olmuş bir şeyse neden, istenen bir şeyse amaçtır. İkincisi karşılaştırma ile benzetme: aynı türden iki taraf ölçülüyorsa karşılaştırma, biri diğerini anlatmak için kullanılıyorsa benzetmedir. Üçüncüsü sayılar: bir cümlede rakam geçmesi onu nesnel yapmaz, yüklem beğeni bildiriyorsa cümle özneldir.

Son olarak: çıkarım metnin içinden yapılır. İşaretleyeceğin seçeneğin karşılığını metinde gösteremiyorsan, o seçenek doğru değildir.