Bir Kahraman Doğuyor

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük · 8. Sınıf · 4 kazanım · 97 soru

Önce şunu tazele

Bunları biliyor olman gerekiyor

Bu üniteye girmeden önce birkaç kavramın yerli yerinde olması gerekiyor. Hepsini daha önceki sınıflarda gördün, sadece tazeleyelim.

Osmanlı Devleti, farklı din ve milletlerden toplulukları aynı çatı altında toplayan çok uluslu bir devletti. Balkanlar'dan Orta Doğu'ya, oradan Kuzey Afrika'ya kadar uzanıyordu. On dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde toprak kaybediyor, ekonomik olarak da zayıflıyordu.

Milliyetçilik, aynı dili konuşan ve aynı kültürü paylaşan insanların kendi devletlerini kurma isteğidir. Çok uluslu bir devlet için bu fikir tehlikelidir; çünkü içindeki her topluluğa "ayrıl, kendi devletini kur" der.

Sömürgecilik, güçlü bir devletin başka bir ülkeyi ham madde ve pazar elde etmek için kendi denetimine almasıdır.

Meşrutiyet, padişahın yanında halkın seçtiği bir meclisin de bulunduğu yönetim biçimidir. Padişah vardır ama yetkileri anayasa ile sınırlanmıştır.

Fikir akımı, bir toplumun karşılaştığı soruna çözüm olarak ortaya atılan düşünce yoludur. Osmanlı'nın son döneminde "bu devlet nasıl kurtulur?" sorusuna dört ayrı cevap verilmiştir; bu ünitede dördünü de öğreneceksin.

Bu beş kavramı hatırlıyorsan hazırsın. Çünkü Mustafa Kemal'in nasıl bir insan olduğunu anlamanın yolu, önce onun içine doğduğu dünyayı anlamaktan geçiyor.

Anlatım

Avrupa'da ne oldu da Osmanlı sarsıldı?

Mustafa Kemal 1881'de doğdu. O doğmadan önce Avrupa'da iki büyük değişim yaşanmıştı ve bu iki değişim, onun içine doğduğu devletin kaderini belirledi.

**Birincisi Fransız İhtilali (1789).** Bu ihtilal Avrupa'ya özgürlük, eşitlik, millî egemenlik ve milliyetçilik fikirlerini yaydı. Millî egemenlik, yönetme yetkisinin padişaha ya da krala değil millete ait olduğu düşüncesidir. Milliyetçilik ise her milletin kendi devletini kurma hakkı olduğunu söyler.

Bu fikirler Fransa için kurtarıcıydı, ama Osmanlı gibi çok uluslu bir devlet için yıkıcı oldu. Osmanlı sınırları içinde Sırplar, Yunanlar, Bulgarlar, Rumenler, Arnavutlar yaşıyordu. Milliyetçilik fikri onlara ulaşınca sırayla ayaklandılar ve bağımsızlık istediler. Devletin toprakları parça parça küçüldü.

**İkincisi Sanayi İnkılabı.** Avrupa'da fabrikalar kurulunca iki şeye ihtiyaç doğdu: fabrikayı besleyecek ucuz ham madde ve üretileni satacak pazar. Avrupa devletleri bu ikisini bulmak için dünyanın dört bir yanında topraklar ele geçirdi; buna sömürgecilik denir.

Osmanlı toprakları hem ham madde bakımından zengindi hem de geniş bir pazardı. Üstelik devlet askerî olarak zayıflamıştı. Bu yüzden Avrupa devletlerinin hedefi hâline geldi.

Avrupa'da ne oldu da Osmanlı sarsıldı?

İTA.8.1.1

Anlatım

Yirminci yüzyılın başında Osmanlı Devleti

Mustafa Kemal'in çocukluk ve gençlik yılları, Osmanlı Devleti'nin en zor dönemine denk geldi. O yıllarda Avrupa devletleri Osmanlı için "hasta adam" tabirini kullanıyor, kendi aralarında toprakları nasıl paylaşacaklarını konuşuyorlardı.

**Siyasi durum.** Devlet peş peşe savaş kaybediyor, kaybettiği her savaştan sonra toprak veriyordu. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Balkanlar'da büyük kayıplar yaşandı. 1908'de Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti, Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek'i kendi topraklarına kattı. 1911'de İtalya Trablusgarp'a saldırdı. 1912-1913 Balkan Savaşları'nda ise devlet Balkanlar'daki topraklarının neredeyse tamamını yitirdi.

**Sosyal ve ekonomik durum.** Sanayileşme gerçekleşmemişti; üretim büyük ölçüde el tezgâhlarına dayanıyordu ve yerli üretici, Avrupa'nın ucuz fabrika malları karşısında ayakta duramıyordu. Dış borçlar o kadar büyümüştü ki alacaklı devletler Duyûn-ı Umûmiye adıyla bir idare kurup Osmanlı'nın bazı gelirlerini doğrudan toplamaya başladı. Kapitülasyonlar yüzünden yabancı tüccarlar ülke içinde ayrıcalıklı durumdaydı.

Bu tablo önemli, çünkü Mustafa Kemal'in kişiliğini şekillendiren şey tam olarak buydu: dağılmakta olan bir devletin içinde büyümek.

Yirminci yüzyılın başında Osmanlı Devleti

İTA.8.1.1

Çözümlü örnek

Fransız İhtilali'nin Osmanlı'ya etkisi

Bir öğrenci şu cümleyi kuruyor:

"Fransız İhtilali, Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecini hızlandırmıştır."

Bu cümlenin gerekçesi nedir? Adım adım açıkla.

  1. Önce Fransız İhtilali'nin yaydığı fikirleri hatırlayalım: özgürlük, eşitlik, millî egemenlik ve milliyetçilik.
  2. Şimdi bu fikirleri Osmanlı'nın yapısıyla yan yana koyalım. Osmanlı çok uluslu bir devletti; sınırları içinde Türklerin yanı sıra Sırp, Yunan, Bulgar, Rumen, Arnavut, Arap gibi pek çok topluluk yaşıyordu.
  3. Milliyetçilik "her millet kendi devletini kurmalıdır" der. Bu fikir tek uluslu bir devlete zarar vermez, çünkü orada zaten tek millet vardır. Ama çok uluslu bir devlete ulaştığında içindeki her topluluğa ayrılma gerekçesi verir.
  4. Nitekim öyle oldu: Osmanlı'daki topluluklar sırayla ayaklandı, bağımsızlık istedi ve devlet Balkanlar'daki topraklarını birer birer kaybetti.
  5. **Gerekçe:** Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik fikri, çok uluslu Osmanlı Devleti'ndeki azınlıkların ayaklanıp bağımsızlık istemesine yol açmış, bu da devletin dağılmasını hızlandırmıştır.
  6. Dikkat et: burada belirleyici olan "çok uluslu olmak"tır. Soruda "Fransız İhtilali Osmanlı'yı neden bu kadar çok etkiledi?" diye sorulursa cevabın anahtarı budur.

İTA.8.1.1

Anlatım

Devleti kurtarma çabaları: Tanzimat ve Meşrutiyet

Osmanlı yöneticileri dağılmayı seyretmedi; devleti kurtarmak için bir dizi yenilik yaptı. Bunların üçünü bilmen yeterli.

**Tanzimat Fermanı (1839).** Bu fermanla devletin bütün uyruklarının can, mal ve namus güvenliğinin devletin güvencesi altında olduğu ilan edildi. Herkesin kanun önünde eşit sayılması fikri ilk kez böyle resmî bir metinde yer aldı. Amaç, farklı topluluklara "burada eşitsiniz, ayrılmanıza gerek yok" demekti. Padişahın kendi yetkisini kanunla sınırladığını kabul ettiği ilk belge sayılır.

**I. Meşrutiyet (1876).** Kanûn-i Esasî adlı ilk anayasa ilan edildi ve Mebusan Meclisi açıldı. Böylece halkın seçtiği temsilciler ilk kez yönetime katıldı. Ancak bu meclis uzun ömürlü olmadı; II. Abdülhamit meclisi kapattı ve uzun bir tek elden yönetim dönemi başladı.

**II. Meşrutiyet (1908).** Meclis yeniden açıldı, anayasa yeniden yürürlüğe girdi. Bu kez siyaset ve basın hayatı canlandı; partiler, dernekler ve gazeteler çoğaldı. Mustafa Kemal genç bir subay olarak tam da bu canlı ortamın içindeydi.

Üçünün de ortak amacı aynıydı: devleti dağılmaktan kurtarmak. Hiçbiri bunu başaramadı, ama halkın yönetime katılması fikrini Osmanlı toplumuna tanıttılar.

Devleti kurtarma çabaları: Tanzimat ve Meşrutiyet

İTA.8.1.1

Anlatım

Dört fikir akımı: devlet nasıl kurtulur?

Osmanlı aydınları ve yöneticileri, devletin dağılmasını durdurmak için farklı çözümler önerdiler. Bu çözümlere fikir akımları denir. LGS'de en çok sorulan konulardan biridir; dördünü de ayırt edebilmen gerekiyor.

**Osmanlıcılık.** Devlet içinde yaşayan herkesi, dini ve milleti ne olursa olsun, eşit haklara sahip "Osmanlı vatandaşı" saymayı önerir. Mantığı şudur: insanlar kendilerini eşit hissederse ayrılmak istemez. Tanzimat ve I. Meşrutiyet dönemlerinde etkiliydi. Ancak Balkan Savaşları'nda, aynı devletin vatandaşı olan toplulukların da ayrılmayı seçmesiyle bu fikrin işe yaramadığı görüldü.

**İslamcılık (Ümmetçilik).** Devletin sınırları içindeki ve dışındaki bütün Müslümanları halifenin çatısı altında birleştirmeyi önerir. Osmanlıcılığın gayrimüslimleri tutamadığı anlaşılınca güçlendi. Ancak Birinci Dünya Savaşı'nda bazı Müslüman toplulukların da Osmanlı'ya karşı hareket etmesiyle bu fikir de beklenen sonucu vermedi.

**Türkçülük.** Türklerin dil, tarih ve kültür bakımından bilinçlenmesini, birlik olmasını önerir. Türk Derneği ve Türk Ocağı gibi kuruluşlarla yayıldı; Ziya Gökalp bu akımın önde gelen düşünürlerindendir. Özellikle Balkan Savaşları'ndan sonra güçlendi, çünkü geriye kalan nüfusun ağırlığı artık Türklerdi.

**Batıcılık.** Geri kalmışlığın çaresinin Batı'nın bilimini, tekniğini ve kurumlarını almak olduğunu savunur. Batıcılar arasında "her şeyiyle Batı gibi olalım" diyenler de, "yalnız bilim ve tekniğini alalım" diyenler de vardı.

Bu dördünü ayırt etmenin en kolay yolu şu soruyu sormaktır: **Bu akım kimi birleştirmeyi öneriyor?**

Dört fikir akımı: devlet nasıl kurtulur?

İTA.8.1.1

Çözümlü örnek

Hangi akım konuşuyor?

Aşağıdaki üç görüşün hangi fikir akımına ait olduğunu bul ve gerekçesini yaz.

I. "Devletin içindeki Rum, Ermeni, Bulgar, Türk herkes aynı haklara sahip olmalı; o zaman kimse ayrılmak istemez."

II. "Kurtuluşumuz, dünyanın neresinde olursa olsun bütün Müslümanların halife etrafında toplanmasındadır."

III. "Bizi geri bırakan şey bilim ve teknikte geride kalmamızdır; Avrupa'nın fen bilgisini almalıyız."

  1. Her görüşe "kimi birleştiriyor, neyi öneriyor?" sorusunu soralım.
  2. **I. görüş:** Rum, Ermeni, Bulgar, Türk hepsini birlikte anıyor ve "aynı haklara sahip olsunlar" diyor. Din ve millet farkı gözetmeden devletteki herkesi kapsıyor. Bu **Osmanlıcılık**tır.
  3. **II. görüş:** Kapsam "bütün Müslümanlar" ve birleştirici unsur "halife". Devletin sınırlarını aşan bir din birliğinden söz ediyor. Bu **İslamcılık**tır.
  4. **III. görüş:** Bir topluluğu birleştirmekten hiç söz etmiyor; bir yöntem öneriyor: bilim ve tekniği Avrupa'dan almak. Bu **Batıcılık**tır.
  5. Burada Türkçülük'e ait bir görüş yok. Türkçülük olsaydı Türk dili, Türk tarihi ya da Türk kültür birliğinden söz etmesi gerekirdi.
  6. **Yöntem:** Bir görüşün hangi akıma ait olduğunu bulmak için önce "kimden söz ediyor?" diye sor. Herkes ise Osmanlıcılık, Müslümanlar ise İslamcılık, Türkler ise Türkçülük. Kimseden söz etmiyor da yöntem öneriyorsa Batıcılık.

İTA.8.1.1

Sık yapılan hata

Fikir akımlarını birbirine karıştırmak

Bu ünitedeki en yaygın hata fikir akımlarını karıştırmak. Üç tipik karışıklığı tek tek ayıralım.

**1. Osmanlıcılık ile İslamcılık karıştırılıyor.** İkisi de birleştirmekten söz eder ama kapsamları farklıdır. Osmanlıcılık **devletin içindeki herkesi** (Müslüman-gayrimüslim ayırmadan) kapsar. İslamcılık ise **bütün Müslümanları** kapsar ve devlet sınırlarını aşar; devletin dışındaki Müslümanları da içine alır.

**2. Türkçülük ile Turancılık aynı sanılıyor.** Türkçülük, Türklerin dil, tarih ve kültür bilinci kazanmasını hedefler. Turancılık ise dünyadaki bütün Türkleri tek bir devlet çatısı altında toplamayı hedefleyen, çok daha geniş ve gerçekleşmesi güç bir düşüncedir. Mustafa Kemal millî bilince önem vermiş, ancak sınırları belli olmayan bu geniş hedefe uzak durmuş, gerçekleşebilir bir vatan sınırı üzerinde durmuştur.

**3. Batıcılık, "Batı'nın her şeyini almak" sanılıyor.** Batıcılar arasında bu görüşte olanlar vardı, ama Batıcılık tek bir kalıp değildir. Mustafa Kemal'in benimsediği çizgi, Batı'nın bilim ve tekniğini alıp millî kimliği ve bağımsızlığı korumaktır. "Batı gibi olmak" ile "Batı'nın bilimini almak" aynı şey değildir.

**Sorularda tuzak nasıl kurulur?** Bir metin verilir, "gayrimüslimler de dâhil herkes" der ve şıklarda İslamcılık cezbedici durur. Ya da metin "din kardeşliği" der, sen Osmanlıcılık işaretlersin. Cümledeki **kapsam sözcüğünü** (herkes / Müslümanlar / Türkler) bulmadan şıklara bakma.

Fikir akımlarını birbirine karıştırmak

İTA.8.1.1

İpucu

Akımları hatırlatan tek soru

Sınavda dört akımı karıştırdığını hissedersen, ezber listeye dönme; şu tek soruyu sor:

**"Bu görüş kimi birleştiriyor?"**

- Devletteki herkesi → Osmanlıcılık
- Müslümanları → İslamcılık
- Türkleri → Türkçülük
- Kimseyi birleştirmiyor, yöntem öneriyor → Batıcılık

Bir de zaman kancası işine yarar: **Osmanlıcılık önce denendi, tutmadı; sonra İslamcılık öne çıktı, o da yetmedi; Balkan Savaşları'ndan sonra Türkçülük güçlendi.** Batıcılık ise bu üçüyle yarışan değil, yanlarında yürüyen bir yöntem tartışmasıdır; her dönemde konuşulmuştur.

Bu sıralama sana yalnızca akımları değil, "hangisi hangi dönemde güçlendi?" sorusunu da kazandırır.

Anlatım

Selanik'te bir çocuk: aile ve ilk yıllar

Mustafa, 1881 yılında Osmanlı Devleti'nin Rumeli topraklarındaki **Selanik** şehrinde dünyaya geldi.

**Babası Ali Rıza Efendi.** Bir süre gümrük memurluğu yaptı, sonra kereste ticaretiyle uğraştı. Oğlunun eğitimi konusunda yeniliğe açık düşünüyordu; Mustafa'nın çağdaş yöntemlerle eğitim veren bir okulda okumasını istedi. Mustafa henüz çocuk yaştayken vefat etti.

**Annesi Zübeyde Hanım.** Geleneklerine ve dinî değerlerine bağlı, kararlı bir kadındı. Oğlunun önce mahalle mektebinde öğrenim görmesini istemişti. Babasının ölümünden sonra ailenin yükünü tek başına taşıdı. Mustafa Kemal'in kararlılığı ve aile bağlılığı, annesiyle olan ilişkisiyle birlikte anılır.

**Kız kardeşi Makbule**, hayatı boyunca ona yakın olmuş kardeşidir.

Bu ailede dikkat çeken şey şudur: baba yeniliği, anne geleneği temsil ediyordu ve ikisi Mustafa'nın eğitimi konusunda farklı düşünüyorlardı. Mustafa Kemal daha çocukken hem geleneği hem yeniliği aynı evde gördü. Bu, ilerideki kişiliğini anlamak için önemli bir ayrıntıdır: o, geleneği reddeden değil, gelenekle yeniliği birlikte düşünmeyi çocukluğunda öğrenen biriydi.

Babasının ölümünden sonra bir süre Selanik dışında, dayısının yanında kırsal bir çevrede yaşadı. Şehir ile kır hayatını birlikte görmesi de onun halkı tanımasına katkı sağladı.

İTA.8.1.2

Anlatım

Selanik nasıl bir şehirdi?

Mustafa Kemal'in nasıl düşündüğünü anlamak için doğduğu şehri tanımak gerekir. Selanik sıradan bir taşra kasabası değildi.

**Liman şehriydi.** Ege'ye açılan işlek bir limanı vardı. Liman demek ticaret, ticaret demek insan ve fikir dolaşımı demektir. Avrupa'dan gelen mallarla birlikte Avrupa'daki düşünceler de bu limandan içeri giriyordu.

**Çok kültürlüydü.** Şehirde Türkler, Rumlar, Yahudiler, Bulgarlar, Arnavutlar bir arada yaşıyordu. Farklı diller, farklı dinler, farklı yaşayış biçimleri aynı sokaklarda görülebiliyordu.

**Canlı bir basın ve kültür hayatı vardı.** Gazeteler çıkıyor, kitaplar okunuyor, tiyatrolar oynanıyordu. Yeni fikirler burada İstanbul'dan bile daha rahat konuşulabiliyordu.

**Balkanlar'ın ortasındaydı.** Yani milliyetçilik akımının Osmanlı'yı en sert vurduğu bölgenin tam merkezindeydi. Selanikli bir çocuk, milliyetçiliğin bir devleti nasıl parçalayabildiğini kitaptan değil sokaktan öğreniyordu.

**Peki bunun Mustafa Kemal'e etkisi ne oldu?**

Farklı kültürleri yakından gördüğü için hoşgörülü ve geniş bakışlı oldu. Avrupa'daki gelişmeleri erken tanıdı, çağdaş düşünceye yabancı kalmadı. Ve en önemlisi: milliyetçiliğin gücünü, onu yaşayarak gördü. İlerideki hayatında millî birliğe bu kadar önem vermesinin kökeni buradadır.

Bir cümlede toplarsak: **Selanik ona dünyayı tanıttı.**

Selanik nasıl bir şehirdi?

İTA.8.1.2

Çözümlü örnek

Şehirden kişiliğe çıkarım yapmak

Aşağıdaki bilgiler verilmiştir:

- Selanik, farklı din ve milletlerden insanların bir arada yaşadığı bir liman şehridir.
- Şehirde gazeteler çıkmakta, Avrupa'daki gelişmeler yakından takip edilmektedir.
- Selanik, milliyetçilik akımının en güçlü hissedildiği Balkan coğrafyasındadır.

Bu bilgilerden yola çıkarak Mustafa Kemal'in kişilik ve fikir gelişimi hakkında hangi çıkarımlar yapılabilir?

  1. Bu tip sorularda yöntem şudur: her bilgiyi tek tek al, "bu bir çocuğa ne kazandırır?" diye sor.
  2. **Birinci bilgi (çok kültürlü liman şehri).** Farklı din ve milletten insanları günlük hayatta gören bir çocuk, farklılığa alışır. Buradan çıkan çıkarım: **hoşgörülü ve farklı görüşleri dinleyebilen bir kişilik.**
  3. **İkinci bilgi (gazeteler, Avrupa'daki gelişmeler).** Yeni fikirlerin serbestçe dolaştığı bir ortamda büyümek, çağdaş düşünceyi tanımayı kolaylaştırır. Çıkarım: **yeniliğe açık, Avrupa'daki gelişmeleri izleyen bir düşünce yapısı.**
  4. **Üçüncü bilgi (Balkanlar ve milliyetçilik).** Milliyetçiliğin bir devleti nasıl parçaladığını yakından görmek, millî birliğin ne kadar önemli olduğunu öğretir. Çıkarım: **millî bilincin ve birliğin önemini erken kavraması.**
  5. **Toplu cevap:** Selanik'te büyümesi Mustafa Kemal'e hoşgörü, çağdaş düşünceye yakınlık ve güçlü bir millî bilinç kazandırmıştır.
  6. **Uyarı:** Bu soruda "Mustafa Kemal askerî dehasını Selanik'te kazandı" gibi bir çıkarım yapılamaz. Verilen bilgilerde askerlikle ilgili tek bir söz yok. Çıkarım sorularında yalnızca metinde dayanağı olan yargıyı seçeceksin.

İTA.8.1.2

Anlatım

Selanik'teki öğrenim: üç okul, bir isim

Mustafa'nın öğrenim hayatı Selanik'te başladı ve burada üç ayrı basamaktan geçti.

**1. Mahalle Mektebi.** Annesi Zübeyde Hanım'ın isteğiyle başladı. Geleneksel yöntemle eğitim veren bir okuldu. Burada kısa süre kaldı.

**2. Şemsi Efendi Mektebi.** Babası Ali Rıza Efendi'nin isteğiyle geçtiği bu okul, dönemin çağdaş yöntemlerle eğitim veren okullarındandı. Öğretmeni **Şemsi Efendi**, öğrencilerini ezberden çok anlamaya yönlendiren bir eğitimciydi. Mustafa'nın çağdaş eğitimle ilk tanışması buradadır.

**3. Selanik Askerî Rüştiyesi (1893).** Bu okula girmesi kendi kararıdır. Bir süre Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ne devam etmiş, ancak askerlik mesleğine duyduğu ilgi ağır basmıştır. Askerî Rüştiye'ye girmeye kendisi karar vermiş, sınavını kazanmıştır. Bu, onun küçük yaşta bile kendi kararını verebilen bir kişiliğe sahip olduğunu gösterir.

**"Kemal" adı buradadır.** Askerî Rüştiye'deki matematik öğretmeni Mustafa Bey, sınıfta kendisiyle aynı adı taşıyan bu yetenekli öğrenciyi ayırt etmek için ona **"Kemal"** adını verdi. Kemal, olgunluk ve eksiksizlik anlamına gelir. Adı bu tarihten sonra Mustafa Kemal'dir.

Bu üç okulun üçü de **Selanik'tedir**. Bunu şimdiden aklına yaz; birazdan Manastır ve İstanbul gelecek ve LGS bu şehir-okul eşleşmesini sormayı çok sever.

Selanik'teki öğrenim: üç okul, bir isim

İTA.8.1.2

Çözümlü örnek

Bir karardan kişilik özelliği çıkarmak

Mustafa Kemal, Askerî Rüştiye'ye girme kararını kendisi vermiş ve sınavına kendi isteğiyle girmiştir.

Bu bilgi onun hangi kişilik özelliğini gösterir? Ayrıca annesinin ve babasının okul tercihlerinden ne çıkarılabilir?

  1. **Birinci kısım.** Bir çocuğun kendi mesleğini seçmesi, üstelik ailesinin planından farklı bir yol tutması iki şey gösterir:
  2. - **Kendi kararını verebilme (irade sahibi olma):** İstediği şeyi biliyor ve o yönde adım atıyor.
  3. - **Hedefine yönelme ve kararlılık:** Sadece istemekle kalmıyor, sınava girip kazanıyor.
  4. Yani cevap: **kendi kararını verebilen, kararlı ve iradeli bir kişilik.**
  5. **İkinci kısım.** Annesi mahalle mektebini, babası Şemsi Efendi Mektebi'ni istemişti. Bu iki tercih birbirinin yerine geçmez; biri geleneği, diğeri çağdaş eğitimi temsil eder.
  6. Buradan çıkan çıkarım şudur: Mustafa Kemal **hem geleneksel hem çağdaş eğitim ortamını tanıyarak büyümüştür.** İlerideki hayatında yeniliği savunurken toplumu tanıyan bir dil kullanabilmesinin bir kökeni buradadır.
  7. **Not:** Bu soruda "ailesine karşı geldi" gibi bir yargı doğru olmaz. Verilen bilgi bir tercih ve karardır; bir çatışma anlatılmamaktadır. Çıkarım sorularında elindeki bilgiden fazlasını söyleme.

İTA.8.1.2

İpucu

Okulları sırayla tutmanın yolu

Öğrenim hayatı LGS'de neredeyse her yıl bir biçimde karşına çıkar. Okulları tek tek ezberlemek yerine **şehir şehir** grupla; çünkü sorular genellikle şehri değiştirerek tuzak kurar.

**Selanik (çocukluk ve ilk gençlik)**
Mahalle Mektebi → Şemsi Efendi Mektebi → Selanik Askerî Rüştiyesi

**Manastır (ergenlik, fikir hayatının uyanışı)**
Manastır Askerî İdadisi

**İstanbul (gençlik, askerî yetişme)**
Harp Okulu → Harp Akademisi

Sıralamayı hatırlamak için okulların **basamak** olduğunu düşün: rüştiye ortaokul, idadi lise, harp okulu ve akademi ise yükseköğretim basamağıdır. Bir basamağı atlayamayacağına göre sıra kendiliğinden çıkar.

Bir de şehirlerin ona ne kazandırdığını tek kelimeyle eşle:
**Selanik → dünya, Manastır → fikir, İstanbul → siyaset.**

Anlatım

Manastır Askerî İdadisi: fikir hayatının uyanışı

Mustafa Kemal, Askerî Rüştiye'yi bitirdikten sonra 1896'da **Manastır Askerî İdadisi'ne** girdi. Manastır bugünkü Kuzey Makedonya sınırları içindedir; o dönemde Osmanlı'nın Rumeli'deki önemli askerî merkezlerinden biriydi.

Manastır yılları, onun fikir hayatının uyandığı yıllardır. Bunu sağlayan üç ayrı kaynak vardır.

**Arkadaşları.** Sınıf arkadaşı **Ömer Naci**, şiire ve güzel konuşmaya yetenekli biriydi. Onun etkisiyle Mustafa Kemal edebiyata ilgi duydu, hitabetin gücünü fark etti. Bir üst sınıftan **Ali Fethi (Okyar)** ise Fransızcaya ve Fransız düşünürlerine ilgi duyuyordu; onun yönlendirmesiyle Mustafa Kemal Fransızcasını ilerletti ve Avrupa'daki düşünce dünyasını daha yakından tanıdı.

**Öğretmeni.** Tarih öğretmeni **Mehmet Tevfik Bey**, Mustafa Kemal'in tarihe duyduğu ilgiyi uyandıran kişidir. Mustafa Kemal ilerideki yıllarda ondan aldığı tarih bilincinden söz etmiştir. Tarihi bilmek, bir milletin geçmişteki gücünü ve hatalarını görmek demektir; bu bilinç onun ileride millî tarihe verdiği önemin temelidir.

**Okudukları.** Bu yıllarda **Namık Kemal'in** vatan ve hürriyet temalı şiirlerini okudu. Namık Kemal'in "vatan" ve "özgürlük" üzerine yazdıkları, genç bir subay adayında derin iz bıraktı.

**Çevresinde olup bitenler.** Manastır, milliyetçilik akımının en yoğun hissedildiği bölgedeydi. 1897'de çıkan Osmanlı-Yunan Savaşı sırasında gönüllü olarak savaşa katılmak istemiş, ancak yaşı küçük olduğu için kabul edilmemiştir. Bu istek bile onun vatan meselesine ne kadar erken ilgi duyduğunu gösterir.

Bir cümlede: **Manastır ona fikir kazandırdı.**

Manastır Askerî İdadisi: fikir hayatının uyanışı

İTA.8.1.3

Çözümlü örnek

Kim, hangi ilgiyi uyandırdı?

Aşağıdaki üç ifadenin hangi kişiyle ilgili olduğunu bul.

I. "Onun sayesinde şiire ve güzel konuşmaya ilgi duydum."

II. "Onun yönlendirmesiyle Fransızcamı ilerlettim, Avrupa'daki düşünceleri tanıdım."

III. "Tarih dersini ondan sevdim; geçmişi bilmenin bugünü anlamak olduğunu ondan öğrendim."

Bu üç etki Mustafa Kemal'in hangi öğrenim döneminde gerçekleşmiştir?

  1. Her ifadeyi Manastır yıllarında onu etkileyen kişilerle eşleştirelim.
  2. **I. ifade:** Şiir ve hitabet denince akla sınıf arkadaşı **Ömer Naci** gelir. Ömer Naci şiire ve güzel konuşmaya yetenekliydi; Mustafa Kemal'in edebiyata ilgisi bu arkadaşlıkla ilişkilendirilir.
  3. **II. ifade:** Fransızca ve Avrupa düşüncesi denince **Ali Fethi (Okyar)** gelir. Kendisi bir üst sınıftaydı ve Fransız düşünürlerin eserlerine ilgi duyuyordu.
  4. **III. ifade:** Tarih denince tarih öğretmeni **Mehmet Tevfik Bey** gelir. Mustafa Kemal'in tarihe duyduğu ilginin uyanmasında onun payı vardır.
  5. **Dönem:** Üçü de **Manastır Askerî İdadisi** yıllarına aittir.
  6. **Dikkat edilecek nokta:** Bu üç etki İstanbul'a değil Manastır'a aittir. Sorularda "Harp Okulu yıllarında" diye bir şık konur ve seni yanıltmaya çalışır. Manastır'ı "fikir hayatının uyandığı yer" diye tuttuysan bu tuzağa düşmezsin.

İTA.8.1.3

Anlatım

İstanbul yılları: Harp Okulu ve Harp Akademisi

Mustafa Kemal, Manastır Askerî İdadisi'ni bitirdikten sonra 1899'da **İstanbul'daki Harp Okulu'na** girdi. 1902'de teğmen rütbesiyle mezun oldu ve aynı yıl **Harp Akademisi'ne** başladı. 1905'te akademiyi **kurmay yüzbaşı** rütbesiyle bitirdi.

**Askerî yönden ne kazandı?** Harp Okulu ona subaylık mesleğinin temellerini verdi. Harp Akademisi ise kurmaylık eğitimidir: savaşı planlamak, orduyu sevk ve idare etmek, harekât hazırlamak. İleride Çanakkale'de ve Kurtuluş Savaşı'nda göstereceği planlama yeteneğinin mesleki temeli buradadır.

**Fikir yönünden ne kazandı?** İstanbul devletin başkentiydi; bütün siyasi tartışmalar burada dönüyordu. Mustafa Kemal bu yıllarda devlet yönetimindeki aksaklıkları, ordu ile siyaset arasındaki karışıklığı yakından gördü. Arkadaşlarıyla birlikte devletin sorunlarını tartıştı; hatta el yazısıyla çoğaltılan bir gazete çıkararak düşüncelerini yazdılar. Bu yıllarda **Ali Fuat (Cebesoy)** gibi ileride yanında yer alacak arkadaşlıklar kurdu.

**Okudukları.** Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Mehmet Emin Yurdakul gibi yazar ve şairleri; ayrıca Rousseau, Voltaire, Montesquieu gibi Fransız düşünürlerini okudu. Bu düşünürler millî egemenlik, özgürlük ve halkın yönetime katılması gibi fikirleri savunuyordu.

Bir cümlede: **İstanbul ona hem askerlik mesleğini hem de devletin gerçek durumunu öğretti.**

İTA.8.1.3

Çözümlü örnek

İstanbul'un fikir hayatına etkisi

"Mustafa Kemal, İstanbul'daki öğrenim yıllarında arkadaşlarıyla devletin sorunlarını tartışmış, el yazısıyla çoğaltılan bir gazete çıkararak düşüncelerini yazmıştır."

Bu bilgi, Mustafa Kemal'in hangi özelliklerini gösterir? Neden bu faaliyeti Selanik'te değil de İstanbul'da yaptığı düşünülebilir?

  1. **Birinci soru: hangi özellikler?**
  2. - **Ülke sorunlarına ilgi duyması:** Kendi dersleriyle yetinmiyor, devletin durumunu düşünüyor.
  3. - **Fikirlerini paylaşma ve ifade etme isteği:** Düşündüğüyle kalmıyor, yazıyor ve yayıyor.
  4. - **Cesaret ve risk alabilme:** O dönemde yönetimi eleştiren bir yazı yazmak risklidir; buna rağmen yazmıştır.
  5. - **Liderlik eğilimi ve örgütleme:** Tek başına değil, arkadaşlarıyla birlikte, ortak bir iş kurarak yapıyor.
  6. **İkinci soru: neden İstanbul?**
  7. İstanbul devletin başkentiydi. Padişah, hükûmet ve bütün devlet kurumları oradaydı; siyasi tartışmaların merkezi oydu. Yönetimin aksaklıkları en yakından orada görülebilirdi. Ayrıca Harp Okulu ve Harp Akademisi'nde ülkenin dört bir yanından gelmiş, benzer sorunları düşünen genç subay adaylarıyla bir aradaydı.
  8. Yani İstanbul'da olmak, hem **görülecek şeyin** hem de **birlikte düşünülecek arkadaşların** aynı yerde bulunması demekti.
  9. **Toplu cevap:** Bu faaliyet Mustafa Kemal'in ülke sorunlarına duyarlı, fikirlerini ifade etmekten çekinmeyen, cesur ve örgütleyici bir kişiliğe sahip olduğunu gösterir; İstanbul'un başkent olması da bu düşüncelerin orada olgunlaşmasını kolaylaştırmıştır.

İTA.8.1.3

Anlatım

Üç şehir, üç kazanım

MEB kazanımının senden istediği şey okul adlarını ezberlemek değil; **hangi şehirde neyi kazandığını fikir gelişimiyle bağlamak.** Şimdi üç şehri yan yana koyalım.

**Selanik — dünyayı tanıdı.** Çok kültürlü bir liman şehrinde büyüdü. Farklı din ve milletten insanları gördü, Avrupa'dan gelen fikirlerle erken tanıştı. Kazandığı: hoşgörü, çağdaş düşünceye açıklık, farklılıkları anlama.

**Manastır — fikir kazandı.** Arkadaşları ve öğretmenleri sayesinde edebiyata, tarihe ve Fransız düşünürlerine ilgi duydu. Namık Kemal'i okudu. Balkanlar'daki milliyetçilik hareketlerini yakından gördü. Kazandığı: vatan ve millet bilinci, tarih bilinci, okuma alışkanlığı.

**İstanbul — devleti ve siyaseti tanıdı.** Askerliğin en üst eğitimini aldı, aynı zamanda başkentte yönetimin aksaklıklarını yakından gördü. Kazandığı: kurmay yeteneği, ülke sorunlarına karşı sorumluluk duygusu, örgütlenme deneyimi.

Bu üçünü üst üste koyduğunda ortaya bir bütün çıkar: dünyayı tanıyan, fikir sahibi, mesleğinde yetkin bir subay. Kurtuluş Savaşı'nın lideri işte bu üç şehirde yetişti.

Şunu da unutma: **bu şehirlerin hepsinde bir ortak şey vardı** — hepsi Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecini yaşıyordu. Mustafa Kemal'in fikirleri kitaplardan olduğu kadar bu gerçeği görmekten doğdu.

Üç şehir, üç kazanım

İTA.8.1.3

Sık yapılan hata

Şehir ile okulu karıştırmak

LGS'de bu ünitede en sık yapılan hata, okulu doğru bilip **şehri yanlış söylemektir.** Sorular tam olarak bu noktadan tuzak kurar.

**En sık görülen üç karışıklık:**

**1. "Askerî Rüştiye Manastır'dadır" hatası.** Değildir. Askerî Rüştiye **Selanik'tedir.** Manastır'da okuduğu okul **Askerî İdadi'dir.** Rüştiye ile idadi ayrı basamaklardır; rüştiye önce, idadi sonra gelir.

**2. "Harp Okulu'nu Manastır'da okudu" hatası.** Değildir. Harp Okulu da Harp Akademisi de **İstanbul'dadır.** Manastır'da yalnızca idadi vardır.

**3. "Şemsi Efendi Mektebi Manastır'dadır" hatası.** Değildir. Şemsi Efendi Mektebi Selanik'tedir ve çocukluk dönemine aittir; Manastır ergenlik dönemidir.

**Bir de kişi karışıklığı var.** Manastır'da onu etkileyen kişiler Ömer Naci, Ali Fethi ve tarih öğretmeni Mehmet Tevfik Bey'dir. "Kemal" adını veren **matematik öğretmeni Mustafa Bey** ise Manastır'da değil, **Selanik Askerî Rüştiyesi'ndedir.** Sorular bu ikisini sık sık yer değiştirir.

**Kendini nasıl korursun?** Bir soruda şehir adı geçtiğinde önce okul basamağını bul. Rüştiye gördüysen Selanik, idadi gördüysen Manastır, harp gördüysen İstanbul de. Basamak seni şaşırtmaz.

Şehir ile okulu karıştırmak

İTA.8.1.2

Anlatım

İlk görev yerleri ve 31 Mart Olayı

Mustafa Kemal 1905'te Harp Akademisi'ni kurmay yüzbaşı olarak bitirdi ve ilk görev yeri olarak **Şam'daki 5. Ordu'ya** atandı.

**Şam yılları.** Burada bölgeyi ve halkı tanıdı, ordunun eksiklerini yakından gördü. 1906'da Şam'da arkadaşlarıyla birlikte **Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni** kurdu. Cemiyetin amacı, ülkenin içinde bulunduğu durumu düzeltmek ve özgürlükçü bir yönetim istemekti. Mustafa Kemal daha sonra gizlice Selanik'e giderek burada da bir şube açtı. Bu, onun yalnızca askerî değil siyasi bir bilinç de taşıdığını gösterir.

**Selanik'e dönüş.** 1907'de Selanik'teki **3. Ordu'ya** atandı. Böylece yeniden Rumeli'ye, yani devletin en sancılı bölgesine döndü.

**II. Meşrutiyet ve 31 Mart Olayı.** 1908'de II. Meşrutiyet ilan edildi, meclis yeniden açıldı. Ancak yeni yönetime karşı hoşnutsuzluk vardı. **1909'da İstanbul'da 31 Mart Olayı** adıyla bilinen bir ayaklanma çıktı. Bu ayaklanma, meşrutiyet yönetimine karşı yapılmıştı.

Ayaklanmayı bastırmak için Selanik'ten İstanbul'a bir ordu gönderildi. Bu orduya **Hareket Ordusu** adı verildi; bu adı Mustafa Kemal'in koyduğu kabul edilir. Mustafa Kemal bu orduda **kurmay başkanı** olarak görev aldı. Ayaklanma bastırıldı, II. Abdülhamit tahttan indirildi ve yerine V. Mehmet Reşat padişah oldu.

**Buradan çıkan kişilik özelliği:** Mustafa Kemal bu olaydan sonra ordunun siyasetin içine girmemesi, subayların ya askerliği ya siyaseti seçmesi gerektiğini savundu. Bu, onun ordunun tarafsızlığına verdiği önemi gösterir.

İlk görev yerleri ve 31 Mart Olayı

İTA.8.1.4

Çözümlü örnek

31 Mart Olayı ve Hareket Ordusu

31 Mart Olayı hakkında şu bilgiler veriliyor:

- Olay 1909'da İstanbul'da çıkmış, meşrutiyet yönetimine karşı bir ayaklanmadır.
- Ayaklanmayı bastırmak için Selanik'ten Hareket Ordusu gönderilmiştir.
- Mustafa Kemal bu orduda kurmay başkanı olarak görev almıştır.

Bu bilgilerden hareketle iki soruyu cevapla: Mustafa Kemal'in bu olaydaki rolü onun hangi özelliğini gösterir? Olayın sonucu ne olmuştur?

  1. **Birinci soru: hangi özelliği gösterir?**
  2. Kurmay başkanlığı, bir ordunun harekâtını planlayan ve yöneten görevdir. Genç bir subayın böyle bir görevi üstlenmesi iki şeyi gösterir:
  3. - **Askerî yeteneği ve aldığı kurmay eğitimini uygulayabilmesi.** Harp Akademisi'nde öğrendiği planlama becerisini ilk kez gerçek bir harekâtta kullanmıştır.
  4. - **Meşrutiyete, yani halkın yönetime katılmasına verdiği önem.** Ayaklanma meşrutiyet yönetimine karşıydı; Mustafa Kemal meşrutiyeti savunan tarafta yer aldı.
  5. **İkinci soru: sonuç ne oldu?**
  6. Ayaklanma bastırıldı. II. Abdülhamit tahttan indirildi, yerine V. Mehmet Reşat padişah oldu. Meşrutiyet yönetimi sürdü.
  7. **Bir de şu var:** Mustafa Kemal bu olaydan sonra ordunun siyasetin içine karışmasının doğru olmadığını savunmuştur. Yani olayın içinde bulunmuş, ama oradan aldığı ders "asker siyasete girmemeli" olmuştur. Sorularda bu ayrıntı "Mustafa Kemal'in ileri görüşlülüğü" olarak sorulabilir.
  8. **Sık yapılan hata:** 31 Mart Olayı bir savaş değil, **iç ayaklanmadır.** Trablusgarp ya da Balkan Savaşları ile aynı kategoride düşünme.

İTA.8.1.4

Anlatım

Trablusgarp Savaşı: yokluk içinde bir başarı

1911'de İtalya, Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki son toprağı olan **Trablusgarp'a** saldırdı. İtalya sanayileşmesini yeni tamamlamıştı ve sömürge arıyordu; Trablusgarp'ı hem yakın hem de savunmasız gördü.

**Osmanlı neden yardım gönderemedi?** Karadan gitmek için Mısır'dan geçmek gerekiyordu, ancak Mısır fiilen İngiltere'nin denetimindeydi. Denizden gitmek için ise güçlü bir donanma gerekiyordu, Osmanlı donanması bunun için yeterli değildi. Yani Trablusgarp coğrafi olarak yalnız kalmıştı.

**Mustafa Kemal ne yaptı?** Devlet resmî bir ordu gönderemeyince, aralarında Mustafa Kemal'in de bulunduğu bir grup gönüllü subay bölgeye **gizlice, kimliklerini gizleyerek** gitti. Mustafa Kemal Mısır üzerinden Trablusgarp'a ulaştı.

Orada **Derne ve Tobruk** bölgelerinde görev aldı. Elinde düzenli bir ordu yoktu; bölge halkını örgütledi, eğitti ve İtalyanlara karşı direnişi yönetti. Tobruk'ta kazanılan başarı bu direnişin en bilinen sonucudur. Bu görevi sırasında **binbaşı** rütbesine yükseldi.

**Bu neyi gösterir?** Mustafa Kemal'in teşkilatçılığını ve halkı örgütleme yeteneğini. Düzenli ordu yokken yerel halktan bir direniş gücü kurmak, ileride Kurtuluş Savaşı'nda uygulayacağı yöntemin ilk denemesidir.

**Savaş nasıl bitti?** 1912'de Balkan Savaşları başlayınca Osmanlı, iki cephede birden savaşamayacağını görüp İtalya ile **Uşi Antlaşması'nı** imzaladı. Trablusgarp İtalya'ya bırakıldı; böylece Osmanlı Kuzey Afrika'daki son toprağını kaybetti.

Trablusgarp Savaşı: yokluk içinde bir başarı

İTA.8.1.4

Çözümlü örnek

Neden gizlice gitti?

Mustafa Kemal, Trablusgarp'a resmî bir ordu ile değil, gönüllü olarak ve kimliğini gizleyerek gitmiştir.

Bunun sebebi nedir? Bu durum onun hangi kişilik özelliklerini gösterir?

  1. **Sebep: coğrafi ve askerî imkânsızlık.**
  2. Trablusgarp'a karadan ulaşmak için Mısır'dan geçmek gerekiyordu; Mısır ise fiilen İngiltere'nin denetimindeydi ve İngiltere Osmanlı askerinin geçişine izin vermiyordu. Denizden ulaşmak için de güçlü bir donanma gerekiyordu, Osmanlı donanması İtalyan donanmasıyla baş edecek durumda değildi.
  3. Yani devlet Trablusgarp'a **düzenli ordu gönderemiyordu.** Bu yüzden gönüllü subaylar, resmî görevli gibi görünmeden, kimliklerini gizleyerek bölgeye ulaştı.
  4. **Gösterdiği kişilik özellikleri:**
  5. - **Vatanseverlik:** Devlet resmî olarak gönderemezken kendi isteğiyle gitmiştir.
  6. - **Cesaret:** Yolculuk da görev de risklidir; yakalanma ihtimali vardır.
  7. - **Teşkilatçılık:** Elinde düzenli ordu yokken bölge halkını örgütleyip bir direniş gücü kurmuştur.
  8. - **Zor şartlara uyum sağlama:** İmkânsızlıklar karşısında yeni bir yol bulmuştur.
  9. **Bağlantı kur:** Bu yöntem, ileride Kurtuluş Savaşı'nda uygulanacak "halkı örgütleyerek direnmek" fikrinin ilk uygulamasıdır. LGS'de "Trablusgarp'ta kazandığı deneyim ileride nerede işine yaradı?" diye sorulursa cevabın çekirdeği budur.

İTA.8.1.4

Anlatım

Balkan Savaşları, Sofya ve Çanakkale

**Balkan Savaşları (1912-1913).** Balkan devletleri Osmanlı'ya karşı birleşip savaş açtı. Birinci Balkan Savaşı Osmanlı için ağır bir yenilgi oldu; devlet Balkanlar'daki topraklarının neredeyse tamamını, bu arada **Selanik'i** de kaybetti. Yani Mustafa Kemal doğduğu şehri kaybetti.

Ancak savaşı kazanan Balkan devletleri toprak paylaşımında anlaşamayınca kendi aralarında **İkinci Balkan Savaşı** çıktı. Bu karışıklıktan yararlanan Osmanlı, 1913'te **Edirne ve Dimetoka'yı geri aldı.** Mustafa Kemal Balkan Savaşları'nda Bolayır bölgesinde görev yapmış ve Edirne'nin geri alınmasında yer almıştır.

**Bu savaşların onun üzerindeki etkisi ne oldu?** Balkan Savaşları'nda Osmanlı ordusunun bu kadar kolay yenilmesinin sebeplerini yakından gördü: ordunun içindeki siyasi bölünmüşlük, komuta karışıklığı, eğitim ve hazırlık eksikliği. Ordunun siyasetten uzak durması gerektiği yönündeki düşüncesi bu savaşlardan sonra daha da güçlendi. Ayrıca Osmanlıcılık fikrinin artık işe yaramadığını, çünkü aynı devletin uyruklarının bile ayrıldığını gördü.

**Sofya Ataşemiliterliği (1913).** Balkan Savaşları'ndan sonra Bulgaristan'ın başkenti Sofya'ya **ataşemiliter**, yani askerî temsilci olarak atandı. Burada Avrupa'daki siyasi durumu, devletlerin birbirine karşı hesaplarını yakından izledi. Bu görev ona diplomasi deneyimi kazandırdı; ileride hem savaş hem masa yönetecek bir liderin bu deneyime ihtiyacı vardı.

**Çanakkale (1915).** Birinci Dünya Savaşı'nda **Çanakkale Cephesi'nde 19. Tümen komutanı** olarak görev aldı. Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar'daki başarıları onu bütün ülkede tanınır bir komutan yaptı; **"Anafartalar Kahramanı"** olarak anıldı. Kurtuluş Savaşı'nın liderliğine giden yolda halkın ve ordunun ona duyduğu güvenin temeli bu üne dayanır.

Balkan Savaşları, Sofya ve Çanakkale

İTA.8.1.4

Çözümlü örnek

Savaşlar onu nasıl değiştirdi?

Aşağıdaki iki bilgi veriliyor:

- Balkan Savaşları'nda Osmanlı ordusu kısa sürede ağır bir yenilgi almış, Balkanlar'daki toprakların neredeyse tamamı kaybedilmiştir.
- Bu savaşlarda ordu içindeki siyasi bölünmüşlük ve komuta karışıklığı açıkça görülmüştür.

Bu durumun Mustafa Kemal'in düşünceleri üzerindeki etkisi ne olmuştur?

  1. Bu soruda "bir olay, bir kişide hangi düşünceyi güçlendirdi?" diye soruluyor. İki bilgiden iki ayrı sonuç çıkar.
  2. **Birinci bilgiden (ordunun içindeki siyasi bölünmüşlük):**
  3. Mustafa Kemal, ordunun siyasetin içine girmesinin savaş gücünü zayıflattığını yerinde gördü. Bu yüzden **subayların siyasetten uzak durması, ordunun tarafsız kalması gerektiği** yönündeki düşüncesi güçlendi. Aynı düşünceyi 31 Mart Olayı'ndan sonra da savunmuştu; Balkan Savaşları bu görüşünü doğruladı.
  4. **İkinci bilgiden (toprak kaybı ve dağılma):**
  5. Balkan Savaşları'nda kaybedilen topraklardaki toplulukların ayrılmayı seçmesi, **Osmanlıcılık fikrinin artık işe yaramadığını** gösterdi. Bundan sonra millî bilincin ve millî birliğin önemi daha çok konuşulur oldu; Türkçülük akımı da bu dönemde güçlendi.
  6. **Üçüncü ve kişisel bir sonuç:** Mustafa Kemal bu savaşta doğduğu şehri, **Selanik'i** kaybetti. Vatan kavramının onun için ne kadar somut bir şey olduğunu buradan anlayabilirsin.
  7. **Toplu cevap:** Balkan Savaşları, Mustafa Kemal'in hem "ordu siyasetten uzak durmalı" görüşünü hem de millî birliğin gerekliliğine olan inancını güçlendirmiştir.

İTA.8.1.4

Sık yapılan hata

Olayların sırasını karıştırmak

LGS Inkılap sorularının en sevdiği kalıp şudur: **"Aşağıdakilerden hangisi diğerlerinden önce gerçekleşmiştir?"** ya da "olayları kronolojik sıraya koyunuz." Bu ünitede sırası en çok karıştırılan olaylar şunlardır.

**Yanlış: "Trablusgarp Savaşı Balkan Savaşları'ndan sonradır."** Doğrusu tersidir. Önce **Trablusgarp (1911)**, sonra **Balkan Savaşları (1912-1913)**. Üstelik ikisi arasında bir bağ vardır: Balkan Savaşları başladığı için Osmanlı, Trablusgarp'ı bırakıp Uşi Antlaşması'nı imzalamak zorunda kalmıştır. Yani Balkan Savaşları, Trablusgarp'ı **bitiren** sebeptir.

**Yanlış: "31 Mart Olayı II. Meşrutiyet'ten öncedir."** Değildir. Önce **II. Meşrutiyet (1908)** ilan edildi, ayaklanma buna karşı **1909'da** çıktı. Bir yönetime karşı ayaklanma, o yönetim kurulmadan olamaz; mantıkla da kontrol edebilirsin.

**Yanlış: "Çanakkale, Trablusgarp'tan öncedir."** Değildir. Çanakkale **1915'tedir**, yani Birinci Dünya Savaşı içindedir; Trablusgarp ise **1911**'dedir.

**Yanlış: "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti Selanik'te kuruldu."** Cemiyet **Şam'da (1906)** kuruldu; Selanik'te sonradan şubesi açıldı. Kurulduğu yer ile yayıldığı yer aynı şey değildir.

**Kendini nasıl kontrol edersin?** Sıralamayı ezberlemek yerine **nedenselliğe** bak: Meşrutiyet olmadan ona karşı ayaklanma olmaz. Balkan Savaşları çıkmadan Uşi Antlaşması imzalanmaz. Harp Akademisi bitmeden Şam'a atanma olmaz. Sebep her zaman sonuçtan öncedir.

Olayların sırasını karıştırmak

İTA.8.1.4

Çözümlü örnek

Kronolojik sıralama

Aşağıdaki olayları gerçekleşme sırasına göre diz.

I. Çanakkale Cephesi'nde 19. Tümen komutanlığı
II. Şam'da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'nin kurulması
III. Trablusgarp'ta Derne ve Tobruk'taki görev
IV. Hareket Ordusu'nda kurmay başkanlığı
V. Harp Akademisi'nden kurmay yüzbaşı olarak mezuniyet

  1. Her olayın yılını tek tek yazalım.
  2. - **I. Çanakkale, 19. Tümen komutanlığı → 1915**
  3. - **II. Vatan ve Hürriyet Cemiyeti (Şam) → 1906**
  4. - **III. Trablusgarp, Derne ve Tobruk → 1911**
  5. - **IV. Hareket Ordusu kurmay başkanlığı (31 Mart Olayı) → 1909**
  6. - **V. Harp Akademisi'nden mezuniyet → 1905**
  7. Şimdi küçükten büyüğe sıralayalım: 1905, 1906, 1909, 1911, 1915.
  8. **Cevap: V - II - IV - III - I**
  9. **Yılları unutursan mantıkla da çözersin:**
  10. Önce okulunu bitirmesi gerekir (V), çünkü subay olmadan göreve gidemez. Göreve gittiği ilk yer Şam'dır, cemiyeti orada kurar (II). Sonra Selanik'e döner ve 31 Mart Olayı'nda Hareket Ordusu'nda görev alır (IV). Ardından Trablusgarp'a gider (III). En son, Birinci Dünya Savaşı içinde Çanakkale gelir (I).
  11. **Kontrol noktası:** Çanakkale her zaman en sondadır; çünkü bu ünitedeki diğer bütün olaylar Birinci Dünya Savaşı'ndan öncedir.

İTA.8.1.4

Özet

Ünitenin özeti

**Dünya nasıl bir yerdi?**
Fransız İhtilali (1789) milliyetçilik ve millî egemenlik fikirlerini yaydı; bu fikirler çok uluslu Osmanlı'yı parçalanmaya sürükledi. Sanayi İnkılabı ise Avrupa devletlerini ham madde ve pazar aramaya, yani sömürgeciliğe yöneltti. Osmanlı yirminci yüzyıla toprak kaybederek, borç içinde ve sanayileşememiş olarak girdi.

**Devleti kurtarma çabaları:** Tanzimat Fermanı (1839), I. Meşrutiyet (1876) ve II. Meşrutiyet (1908). Hepsinin amacı dağılmayı durdurmaktı.

**Dört fikir akımı:** Osmanlıcılık devletteki herkesi, İslamcılık bütün Müslümanları, Türkçülük Türkleri birleştirmeyi önerir; Batıcılık ise Batı'nın bilim ve tekniğini almayı önerir. Bir görüşün hangi akım olduğunu bulmak için "kimi birleştiriyor?" diye sor.

**Çocukluk ve öğrenim:** 1881'de Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Selanik'te Mahalle Mektebi, Şemsi Efendi Mektebi ve Askerî Rüştiye'ye gitti; "Kemal" adını rüştiyedeki matematik öğretmeni Mustafa Bey verdi. Manastır Askerî İdadisi'nde (1896) Ömer Naci, Ali Fethi ve tarih öğretmeni Mehmet Tevfik Bey'in etkisiyle edebiyata, tarihe ve Fransız düşünürlerine ilgi duydu; Namık Kemal'i okudu. İstanbul'da Harp Okulu'na (1899) ve ardından Harp Akademisi'ne girdi, 1905'te kurmay yüzbaşı oldu.

**Üç şehir, üç kazanım:** Selanik dünyayı, Manastır fikri, İstanbul devleti ve siyaseti tanıttı.

**Askerlik hayatı:** Şam 5. Ordu (1905) → Vatan ve Hürriyet Cemiyeti (Şam, 1906) → Selanik 3. Ordu (1907) → 31 Mart Olayı'nda Hareket Ordusu kurmay başkanlığı (1909) → Trablusgarp'ta Derne ve Tobruk (1911) → Balkan Savaşları ve Edirne'nin geri alınması (1912-1913) → Sofya ataşemiliterliği (1913) → Çanakkale, Anafartalar (1915).

**Kişilik özellikleri:** Kendi kararını verebilme, kararlılık, vatanseverlik, cesaret, teşkilatçılık, ileri görüşlülük ve ordunun siyasetten uzak durması gerektiğine olan inanç.

**Aklında kalsın:** Bu ünitenin sorduğu şey Mustafa Kemal'in hayat hikâyesi değil, o hikâyenin **hangi kişilik özelliğini açıkladığıdır.** Bir olay okuduğunda kendine hep şunu sor: "Bu bana onun nasıl biri olduğu hakkında ne söylüyor?"

Ünitenin özeti