Chores / Ev İşleri

İngilizce · 8. Sınıf · 8 kazanım · 28 soru

Önce şunu tazele

Başlamadan önce şunlar elinde olsun

Bu ünite ev işleri ve sorumluluklar üzerine: kimin ne yapması gerektiği, neyi sevip sevmediğin. LGS'de bu temadan gelen sorular çoğunlukla **görev tablosu** biçiminde geliyor — kimin hangi işi yaptığını gösteren bir çizelge ve ona dayanan bir soru.

Girmeden önce iki şey:

**1) İkinci üniteden sevme/sevmeme kalıpları.** *I like...*, *I don't like...* burada yeniden çıkıyor, bu kez *I like it when...* biçiminde.

**2) Sıklık zarfları.** Görev tablolarında *always*, *never*, *every day* sürekli geçiyor.

Bu ünitenin dilbilgisi çekirdeği **zorunluluk** bildiren yapılar: *must*, *have to*, *should*. Türkçede üçü de "-meli/-malı" ile karşılanıyor, ama İngilizcede aralarında fark var ve LGS bu farkı soruyor. Ünitenin en önemli bölümü orası.

Anlatım

Zorunluluk: must, have to, should

Üç yapı da "yapman gerekiyor" der ama **kaynağı** farklıdır. LGS bu farkı doğrudan sorar.

**must** — konuşanın kendi içinden gelen zorunluluk, güçlü:
> I **must** help my parents to set the table.
> We **must** respect the elderly.

**have to / has to** — dışarıdan gelen zorunluluk (kural, düzen):
> My brother **has to** respect my rights.
> Students **have to** wear a uniform. (okulun kuralı)

**should** — tavsiye, öneri; zorunluluk değil:
> You **should** tidy up your room. (iyi olur)

Şiddet sırası: **must / have to** > **should**

Çekim tablosu:

| Özne | have to | must |
|---|---|---|
| I / you / we / they | **have to** | must |
| he / she / it | **has to** | must |

*must* hiç değişmez, ardından her zaman **yalın fiil** gelir: *must **go***, ~~must to go~~, ~~must going~~.

**Olumsuzda anlam ayrılır** — burası kritik:

- *You **mustn't** be late.* = Geç kalman **yasak**.
- *You **don't have to** be late.* = Geç kalman **gerekmiyor** (istersen kalma).

Yani *mustn't* yasak, *don't have to* gereksizlik bildirir. Türkçeye ikisi de "-mene gerek yok" gibi çevrilebildiği için karışıyor.

E8.8.SP1

Çözümlü örnek

Örnek 1 — mustn't mı don't have to mu?

Complete the sentences.

*Ceren: Tomorrow is Sunday, so I - - - - get up early.*
*Her mother: But you - - - - forget to feed the cat. It is hungry every morning.*

A) mustn't / don't have to
B) don't have to / mustn't
C) must / should
D) have to / don't have to

  1. **Doğru cevap: B**
  2. İki cümle, iki farklı anlam:
  3. **Birinci boşluk:** *"Tomorrow is Sunday, so I ___ get up early."* Pazar günü erken kalkmak **gerekmiyor** — ama yasak da değil, isterse kalkabilir. Gereksizlik → **don't have to**.
  4. **İkinci boşluk:** *"But you ___ forget to feed the cat."* Kediyi beslemeyi unutmak **olmaz** — bu bir yasaktır. Yasak → **mustn't**.
  5. - **A** — İkisi ters. *mustn't get up early* "erken kalkmak yasak" olurdu; annesi böyle bir yasak koymuyor.
  6. - **B** — **Doğru.**
  7. - **C** — *must get up early* pazar günü mantıksız.
  8. - **D** — *don't have to forget* "unutman gerekmiyor" olur; anlamsız.
  9. **Yöntem:** Türkçeye çevirirken şu iki soruyu sor: "Yapmasam olur mu?" cevabı **evet** ise *don't have to*. "Yapmam yasak mı?" cevabı **evet** ise *mustn't*.

E8.8.SP1

Anlatım

Sorumluluk bildirmenin kalıpları

Zorunluluğun yanında, bir işin **kime ait olduğunu** söyleyen kalıplar var. Bunlar görev tablosu sorularında doğrudan işe yarar.

> I'm **responsible for** cooking dinner.
> She is **in charge of** taking out the garbage.
> It's my **duty** to walk the dog.
> Taking out the trash is **my job**.

Dikkat: *responsible **for*** ve *in charge **of*** kalıplarından sonra fiil **-ing** alır, çünkü ikisi de edatla biter.

- ✔ *responsible for **cooking***
- ✘ ~~responsible for cook~~

Soru sorma:

> **Do you have to** help your parents in housework?
> **Whose job is it** to feed the cat?
> **Who is responsible for** the dishes?
> **Don't you think it is necessary to** tidy up your room?

Son kalıp bir **olumsuz sorudur** ve aslında öneri bildirir: *"Odanı toplamanın gerekli olduğunu düşünmüyor musun?"* = "Toplasan iyi olur." Cevabı genelde kabul ya da mazerettir.

Bir de zaman kalıbı: *It is time to do the laundry.* (Çamaşır yıkama vakti.) *It is time to* + yalın fiil.

E8.8.SI2

Çözümlü örnek

Örnek 2 — Sorumluluk kalıbı

Complete the sentence.

*In our house, my elder sister is in charge - - - - the dishwasher every evening.*

A) of loading
B) for load
C) to load
D) of load

  1. **Doğru cevap: A**
  2. Kalıp: **be in charge of** + fiil-ing.
  3. İki parça birden doğru olmalı:
  4. 1. **Edat:** *in charge* kalıbı **of** ister (*responsible* ise *for* ister). Bu, B'yi eler.
  5. 2. **Fiil biçimi:** *of* bir edattır; İngilizcede edattan sonra fiil **-ing** alır. Bu, D'yi eler.
  6. - **A (of loading)** — doğru edat + doğru fiil biçimi. **Doğru.**
  7. - **B (for load)** — *in charge for* diye bir kalıp yok; ayrıca yalın fiil.
  8. - **C (to load)** — *in charge to* diye bir kalıp yok.
  9. - **D (of load)** — Edat doğru ama fiil yalın; *of* sonrası *-ing* gerekir.
  10. **Yöntem:** Bu ikiliyi birlikte ezberle: **responsible for** / **in charge of**. Sonra tek kural: her ikisinden sonra da **-ing**. Edattan sonra -ing kuralı bu dersin her ünitesinde işine yarayacak (*How about going*, *for watching*, *of loading*).

E8.8.SI2

Anlatım

Ev işleri sözcükleri

Bu ünitenin sözcük listesi neredeyse tamamen **öbek fiillerden** oluşuyor. Tek tek değil, öbek hâlinde ezberlenmeli:

| Öbek | Anlamı |
|---|---|
| **make the bed** | yatağı toplamak |
| **set the table** | sofrayı kurmak |
| **do the laundry** | çamaşır yıkamak |
| **wash / dry the dishes** | bulaşık yıkamak / kurulamak |
| **load / empty the dishwasher** | bulaşık makinesini doldurmak / boşaltmak |
| **take out the garbage / trash** | çöpü çıkarmak |
| **tidy up** | toplamak, düzenlemek |
| **clean up** | temizlemek |
| **iron** | ütü yapmak |
| **do the chores** | ev işlerini yapmak |

Ev işleri dışındaki sorumluluklar da bu ünitede:

| Öbek | Anlamı |
|---|---|
| **obey the rules** | kurallara uymak |
| **keep / break promises** | söz tutmak / sözünden dönmek |
| **arrive on time** | zamanında gelmek |
| **keep quiet** | sessiz olmak |
| **return books** | kitapları geri vermek |
| **to-do list** | yapılacaklar listesi |

**make** ile **do** ayrımı sorulur: *make the bed* ama *do the dishes*. Kuralı yoktur, öbek olarak ezberlenir. Genel eğilim: *make* bir şey **üretir**, *do* bir iş **yapar** — ama *make the bed* bu eğilime uymaz, o yüzden ezber şart.

E8.8.L1

Çözümlü örnek

Örnek 3 — Doğru öbek

Complete the sentence.

*Every morning I - - - - my bed and then I - - - - the table for breakfast.*

A) do / do
B) make / set
C) make / make
D) set / make

  1. **Doğru cevap: B**
  2. İki öbek, ikisi de sabit:
  3. **Birinci boşluk:** *___ my bed* → doğru öbek **make the bed**. *do the bed* diye bir kullanım yok.
  4. **İkinci boşluk:** *___ the table* → doğru öbek **set the table** (sofrayı kurmak). *make the table* "masa yapmak" (marangozluk) olurdu.
  5. - **A** — İki öbek de yanlış.
  6. - **B** — *make the bed* + *set the table*. **Doğru.**
  7. - **C** — İkinci öbek yanlış.
  8. - **D** — Öbekler yer değiştirmiş: *set the bed* ve *make the table* — ikisi de yok.
  9. **Yöntem:** Ev işleri öbeklerini fiiliyle birlikte ezberle, tek tek sözcük olarak değil. Üç grup yeter: **make** the bed · **set** the table · **do** the dishes/laundry/chores · **take out** the garbage.

E8.8.L1

Anlatım

Sevdiğin ve sevmediğin durumlar

Bu kazanım zorunluluk, sevme ve sevmemeyi sözlü metinlerde anlamakla ilgili. Bu ünitede sevme/sevmeme özel bir kalıpla kuruluyor:

> I **like it when** my parents give me some pocket money.
> I **don't like it when** my mom asks too many questions.

**like it when** kalıbı bir **durumu** sevmektir, bir nesneyi değil. Yapı sabittir: *like it when* + özne + fiil.

- ✔ *I like it when **my father cooks**.*
- ✘ ~~I like when my father cooks~~ (İngilizcede *it* atılmaz.)

Diğer duygu kalıpları:

| Kalıp | Anlamı |
|---|---|
| *I don't mind + -ing* | ...e aldırmam, sorun değil |
| *I hate + -ing* | ...den nefret ederim |
| *I'm fed up with + -ing* | ...den bıktım |
| *It's not fair!* | Bu adil değil! |

*I don't mind* özellikle işine yarar: "sevmiyorum ama şikâyet de etmiyorum" demektir. Görev tablosu sorularında "kim şikâyet etmiyor" diye sorulduğunda cevap budur.

*pocket money* = harçlık. Bu ünitede sık geçer, çünkü ev işleri ile harçlık çoğu metinde birlikte anılır.

E8.8.L2

Çözümlü örnek

Örnek 4 — Kim şikâyetçi değil?

Read what three students say about chores.

**Alp :** I hate washing the dishes. It's so boring!
**Beren :** I don't mind tidying up my room. It only takes ten minutes.
**Cem :** I'm fed up with taking out the garbage every single day.

**Which of the following is CORRECT?**

A) Alp enjoys washing the dishes.
B) Beren doesn't complain about tidying her room.
C) Cem likes taking out the garbage.
D) All of them like doing chores.

  1. **Doğru cevap: B**
  2. Üç cümleyi duygu bakımından etiketle:
  3. - **Alp:** *"I hate washing the dishes"* → **olumsuz**, hoşlanmıyor.
  4. - **Beren:** *"I don't mind tidying up"* → **şikâyetçi değil**. "Sevmiyorum" demiyor, "sorun etmiyorum" diyor.
  5. - **Cem:** *"I'm fed up with..."* → **olumsuz**, bıkmış.
  6. Şıklar:
  7. - **A** — *hate* ile *enjoy* zıt. **Yanlış.**
  8. - **B** — *don't mind* tam olarak "şikâyet etmiyorum" demektir. **Doğru.**
  9. - **C** — *fed up with* bıkmışlıktır, sevmek değil. **Yanlış.**
  10. - **D** — Üçünden ikisi olumsuz. **Yanlış.**
  11. **Yöntem:** *don't mind* bu ünitenin ayırt edici kalıbıdır ve üç düzeyin ortasında durur: *like* (sever) > *don't mind* (aldırmaz) > *hate / be fed up with* (nefret eder). Şıkta *enjoy* ya da *like* varsa *don't mind*'ın karşılığı **olmaz**; doğru karşılık "şikâyet etmez"dir.

E8.8.L2

Anlatım

Görev tablosu okumak

Bu ünitenin okuma kazanımı: sorumluluklarla ilgili kısa metinleri anlamak. LGS'de bu neredeyse her zaman bir **görev çizelgesi** olur.

Tipik kurgu:

> *"Below you see the responsibilities of Andy, Carmen and Leo at home."*
> • Andy takes care of the garden.
> • Carmen is responsible for the kitchen chores.
> • Leo has some outdoor chores.

Ardından bir tablo verilir: isimler ve işler. Soru genelde "hangisi doğrudur" ya da "hangi iş kime aittir" olur.

Bu soruların çözümünde iki adım:

**1) Genel tanımı işe çevir.** *"kitchen chores"* = bulaşık, sofra, yemek. *"outdoor chores"* = çöp çıkarma, bahçe, köpek gezdirme. Metindeki genel ifadeyi tablodaki somut işlerle eşle.

**2) Eleme yap.** Bir iş bir kişiye aitse, öteki kişilere ait olamaz.

En sık gelen soru biçimi: *"Which of the following is NOT correct?"* — yani üç şık tabloya uyar, biri uymaz. Bu tuzağa karşı her şıkkı tabloda tek tek doğrula.

*take care of* = ...ile ilgilenmek, bakmak. Bu öbek de sık geçer: *take care of the garden / the baby / the plants*.

E8.8.R1

Çözümlü örnek

Örnek 5 — Görev tablosu

Read the information.

*Andy takes care of the garden. Carmen is responsible for the kitchen chores. Leo has some outdoor chores.*

| Chore | Person |
|---|---|
| watering the flowers | Andy |
| washing the dishes | Carmen |
| taking out the garbage | Leo |
| setting the table | Carmen |

**Which of the following is NOT correct according to the information?**

A) Andy waters the flowers.
B) Carmen does the chores in the kitchen.
C) Leo sets the table.
D) Leo takes out the garbage.

  1. **Doğru cevap: C**
  2. Şıkları tabloyla tek tek doğrula:
  3. - **A** — Tabloda *watering the flowers → Andy*, ayrıca metinde *"Andy takes care of the garden"*. **Doğru bilgi.**
  4. - **B** — Tabloda *washing the dishes* ve *setting the table* → Carmen; metinde *"responsible for the kitchen chores"*. **Doğru bilgi.**
  5. - **C** — Tabloda *setting the table* → **Carmen**, Leo değil. Ayrıca sofra kurmak bir **mutfak** işidir, Leo'nun işleri ise *outdoor* (dış mekân). İki yönden de yanlış. ✔
  6. - **D** — Tabloda *taking out the garbage* → Leo; çöp çıkarmak bir dış mekân işidir. **Doğru bilgi.**
  7. **Yöntem:** "NOT correct" sorularında şıkları tabloda **doğrulayarak** ilerle ve doğruladıklarının üstünü çiz. Burada ikinci bir kontrol daha var: metindeki genel tanım (*kitchen* / *outdoor*) tablodaki işle uyuşuyor mu? İki kontrol de aynı şıkkı gösteriyorsa cevaptan emin olabilirsin.

E8.8.R1

Anlatım

Konu değişimini takip etmek

Bu kazanım bir konuşmada **konunun değiştiğini fark etmekle** ilgili. Kulağa küçük bir beceri gibi gelir ama LGS'de doğrudan sorulur: uzun bir diyalogda kaç konudan söz edildiği ya da bir cümlenin diyaloga uyup uymadığı.

Konu değişiminin işaretleri:

| İfade | Anlamı |
|---|---|
| **By the way** | Bu arada (yeni konu) |
| **Anyway** | Her neyse (konuyu kapatma) |
| **Speaking of...** | ...demişken |
| **That reminds me** | Bu bana ... hatırlattı |
| **Let's change the subject** | Konuyu değiştirelim |

*By the way* en sık kullanılanıdır ve **yeni bir konu** açar:

> **A:** I've finished my homework.
> **B:** Great. **By the way**, did you take out the garbage?

Burada konu ödevden çöpe geçti.

**Anyway** ise tersini yapar: dağılan konuşmayı **asıl konuya döndürür** ya da bir konuyu kapatır.

> **A:** ...and then the cat jumped on the table. **Anyway**, we should start cleaning.

Bu iki sözcüğü ayırmak, "diyalogda kaç konu var" sorularını çözer.

E8.8.L3

Çözümlü örnek

Örnek 6 — Konu değişimi

Read the dialogue.

**Mother :** Have you finished your homework?
**Selin :** Yes, I have. It took two hours.
**Mother :** Well done. - - - - the dishwasher is full. Could you empty it?
**Selin :** OK, I'll do it now.

**Which of the following best completes the dialogue?**

A) For example,
B) By the way,
C) Because
D) However,

  1. **Doğru cevap: B**
  2. Konuşmanın akışına bak:
  3. - İlk iki replik: **ödev** hakkında.
  4. - Boşluktan sonra: **bulaşık makinesi** hakkında.
  5. Konu ödevden ev işine geçiyor. Bu geçişi yapan ifade **By the way** (bu arada).
  6. - **A (For example)** — Örnek getirir; bulaşık makinesi ödevin örneği değil.
  7. - **B (By the way)** — Yeni konu açar. **Doğru.**
  8. - **C (Because)** — Sebep bildirir; bulaşık makinesinin dolu olması ödevin sebebi değil.
  9. - **D (However)** — Zıtlık kurar; iki cümle arasında zıtlık yok, yalnız konu değişimi var.
  10. **Yöntem:** Boşluğun iki yanındaki cümlelerin **konusunu** tek sözcükle yaz. Aynı konuysa bağlaç (*because*, *so*, *however*) gelir; farklı konuysa **konu değiştirici** (*By the way*, *Anyway*) gelir.

E8.8.L3

Anlatım

Basit işlerde bilgi alışverişi

Bu kazanım günlük, rutin işlerde **doğrudan bilgi alışverişinde** bulunmakla ilgili: bir şey istemek, kabul etmek, reddetmek.

**İstek / rica:**
> **Could you** empty the dishwasher, please?
> **Can you** help me with the laundry?
> **Would you mind** taking out the garbage?

**Kabul:**
> Sure. / Of course. / No problem. / OK, I'll do it now.

**Ret + mazeret:**
> Sorry, I can't. I'm doing my homework.
> I'm afraid I'm busy right now.

**Would you mind** kalıbı özel: sonrasında fiil **-ing** alır ve cevabı ters mantıkla verilir.

> *Would you mind **closing** the window?*
> —**No, not at all.** (= Hayır, sorun değil → kapatırım.)

Yani kabul için "hayır" denir, çünkü soru "senin için sakıncası var mı" demektir. Türkçedeki "rahatsız olur musun" sorusuna "hayır" demeye benzer. LGS bu ters mantığı sorar.

Bir de sıkça geçen kalıp: *It's your turn.* (Sıra sende.) *Whose turn is it?* (Sıra kimde?)

E8.8.SI1

Çözümlü örnek

Örnek 7 — Would you mind

Complete the dialogue.

**Ahmet :** Would you mind helping me with the dishes?
**Zehra :** - - - - I've just finished my homework anyway.

A) Yes, I would.
B) No, not at all.
C) Yes, I'm sorry.
D) No, I don't like it.

  1. **Doğru cevap: B**
  2. *Would you mind...?* sorusu kelimesi kelimesine "...yapmanın senin için sakıncası olur mu?" demektir. Bu yüzden:
  3. - **Kabul** için → **No** (Hayır, sakıncası yok.)
  4. - **Ret** için → **Yes** (Evet, sakıncası var.)
  5. Boşluktan sonraki cümleye bak: *"I've just finished my homework anyway."* Zehra ödevini bitirmiş, yani **müsait**. Kabul edecek.
  6. - **A (Yes, I would)** — "Evet, sakıncası olur" = ret. Sonraki cümleyle çelişir.
  7. - **B (No, not at all)** — "Hiç sorun değil" = kabul. **Doğru.**
  8. - **C (Yes, I'm sorry)** — Ret. Yine çelişki.
  9. - **D (No, I don't like it)** — *No* ile başlıyor ama devamı olumsuz; kendi içinde tutarsız bir cevap.
  10. **Yöntem:** *Would you mind* sorularında cevabı Türkçeye "sakıncası var mı" diye çevir. Yardım edecekse **No**, edemeyecekse **Yes**. Bu ters mantık sınavda yılda birkaç kez karşına çıkıyor.

E8.8.SI1

Anlatım

Duygular ve sorumluluklar üzerine yazmak

Bu ünitenin yazma kazanımı: duyguların ve sorumlulukların üzerine **kısa şiir ya da öykü** yazmak. LGS'de yaratıcı yazma sorulmaz; onun yerine böyle bir metnin **ana duygusunu** ya da **eksik dizesini** bulman istenir.

Bu tür metinlerde iki şey aranır:

**1) Ana duygu.** Metin boyunca tekrar eden duygu sözcükleri: *tired*, *proud*, *happy*, *bored*, *fed up*. Şıklarda bu duygulardan biri sorulur.

**2) Tutarlılık.** Bir dize ya da cümle, metnin geri kalanıyla aynı duyguyu taşımalı.

Örnek bir metin:

> *"Every morning I make my bed,*
> *I set the table, I feed the cat.*
> *Sometimes I'm tired, sometimes I complain,*
> *But when my mother smiles, I do it all again."*

Buradaki duygu karışıktır: yorgunluk **ve** memnuniyet. Son dize *But* ile yönü çeviriyor. Soru "yazar ne hissediyor" diye sorarsa cevap "yorulsa da yapmaktan memnun" olur — yalnız *tired* diyen şık eksiktir.

**Yazma sorularında kural:** metnin **son cümlesi** çoğu zaman asıl duyguyu taşır, özellikle *but* ile başlıyorsa.

E8.8.W1

Çözümlü örnek

Örnek 8 — Metnin duygusu

Read the short text.

*"I have a lot of chores at home. I take out the garbage, I walk the dog, I water the plants. Sometimes I get tired and I want to rest. But when I see our clean, tidy home, I feel proud of myself."*

**How does the writer feel about doing chores?**

A) He always hates them.
B) He finds them tiring but rewarding.
C) He never gets tired.
D) He refuses to do them.

  1. **Doğru cevap: B**
  2. Metnin duygu çizgisini izle:
  3. 1. *"I have a lot of chores"* → çok iş var.
  4. 2. *"Sometimes I get tired and I want to rest."* → **yorucu**.
  5. 3. *"**But** when I see our clean, tidy home, I feel **proud** of myself."* → *But* ile yön değişiyor; sonuçta **gurur** duyuyor.
  6. Yani duygu **ikili**: yorucu ama değer.
  7. - **A** — *always hates* çok kesin; metinde nefret yok, *sometimes* yorgunluk var.
  8. - **B** — *tiring but rewarding* (yorucu ama kazandıran) metnin iki yarısını da karşılıyor. **Doğru.**
  9. - **C** — *"Sometimes I get tired"* diyor; şık tersini söylüyor.
  10. - **D** — Reddetmiyor, yapıyor.
  11. **Yöntem:** Duygu sorularında **but / however** sonrasındaki cümle asıl duyguyu taşır, ama öncesi de yok sayılmaz. Doğru şık genellikle ikisini birden içerir (*tiring **but** rewarding*). Yalnız bir yarıyı söyleyen şıklar (A ve C gibi) eksik kaldığı için yanlıştır.

E8.8.W1

İpucu

LGS'de bu temadan ne çıkar?

Ev işleri teması LGS'de **mart** dönemi sınavlarında sık çıkıyor. Öne çıkan tipler:

**1) Görev tablosu.** Kimin hangi işi yaptığını gösteren çizelge + "hangisi doğru/yanlış". En sık gelen tip.

**2) must / have to / should seçimi.** Doğrudan dilbilgisi sorusu; özellikle *mustn't* ile *don't have to* ayrımı.

**3) Öbek fiil sorusu.** *make the bed*, *set the table*, *do the laundry* gibi sabit öbekler.

**4) Duygu / tutum sorusu.** Bir metinde yazarın ev işlerine bakışı.

Bu temanın avantajı: sözcükler somut ve tanıdık, tablolar okunması kolay. Dezavantajı: öbek fiiller ezber gerektiriyor ve *make/do/set/take out* karışıyor. Bu ünitede en verimli çalışma, on beş kadar öbeği fiiliyle birlikte ezberlemek.

Sık yapılan hata

Tuzak 1: mustn't ile don't have to

Bu ünitenin en önemli tuzağı, çünkü Türkçe çeviri iki yapıyı birbirine karıştırıyor.

| İngilizce | Anlamı | Türkçe |
|---|---|---|
| **You mustn't** be late. | Yasak. | Geç kalmamalısın / geç kalman yasak. |
| **You don't have to** come. | Gerekmiyor. | Gelmek zorunda değilsin. |

*mustn't* = **yapmak yasak**
*don't have to* = **yapmasan da olur**

İkisi neredeyse **zıt** anlamlıdır ama Türkçede ikisi de "-mene gerek yok" gibi çevrilebiliyor.

Örnekle netleşiyor:

> *You **mustn't** touch that. It's dangerous.* (Dokunmak yasak.)
> *You **don't have to** wash the dishes. I've already done them.* (Yıkamana gerek yok, ben yıkadım.)

İkincisinde yıkamak yasak değil — sadece gereksiz.

**Ne yap:** Cümlede bir **tehlike, kural ya da yasak** varsa *mustn't*. Bir **kolaylık, seçenek ya da "zaten yapıldı"** durumu varsa *don't have to*. Cümlenin gerekçesine bak; gerekçe hangi anlamı destekliyorsa o yapıyı seç.

Sık yapılan hata

Tuzak 2: must'tan sonra to koymak

İkinci tuzak biçimsel ve çok sık yakalanılıyor: **must** ve **should**'dan sonra **to** konmaz.

| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| ~~I must **to** help my parents.~~ | I must **help** my parents. |
| ~~You should **to** tidy your room.~~ | You should **tidy** your room. |
| ~~She must **helping**~~ | She must **help** |

Ama **have to** kalıbında *to* zaten vardır ve ondan sonra fiil yalın gelir:

> *I **have to help** my parents.* ✔

Yani:

- **must** + yalın fiil
- **should** + yalın fiil
- **have to** + yalın fiil (*to* kalıbın parçası)

Hata şuradan çıkıyor: Türkçede "yardım **etmek** zorundayım" derken mastar kullanıyoruz, bu da *to help* isteği doğuruyor. *have to* kalıbında bu doğru sonuç veriyor, *must* kalıbında yanlış.

**Ne yap:** *must* ve *should*'u "yalın fiil çeken" fiiller olarak ezberle. Bir şıkta *must to* ya da *should to* görürsen okumaya devam etmeden ele — bu iki dizilim İngilizcede yoktur.

Özet

Bu üniteden aklında kalması gerekenler

**Zorunluluk**
- **must** (içten gelen, güçlü) · **have to / has to** (dıştan, kural) · **should** (tavsiye)
- Üçünden sonra da **yalın fiil**: *must go*, ~~must to go~~
- **mustn't** = yasak · **don't have to** = gerekmiyor (zıt anlamlı!)

**Sorumluluk**
- *be responsible **for** + -ing* · *be in charge **of** + -ing*
- *It's my duty to...* · *It is time to...* · *Whose turn is it?*

**Ev işi öbekleri**
- **make** the bed · **set** the table · **do** the laundry/dishes/chores
- **take out** the garbage · **tidy up** · **clean up** · **load/empty** the dishwasher
- *obey the rules* · *keep/break promises* · *arrive on time* · *keep quiet*

**Duygu kalıpları**
- *I like it **when** ...* (durum sevme, *it* atılmaz)
- *I don't mind + -ing* (aldırmam) · *I'm fed up with + -ing* (bıktım)

**Rica**
- *Would you mind + -ing?* → kabul için **No, not at all** (ters mantık)

**Konu değişimi**
- *By the way* (yeni konu) · *Anyway* (konuyu kapatma)

**İki tuzak**
1. *mustn't* (yasak) ile *don't have to* (gereksiz).
2. *must to* / *should to* — bu dizilimler yok.