sekizgenacademy.com

Sözel Bölüm Denemesi — Gerçek (50 Soru)

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 15.09.2026     50 soru 75 dakika

Çalışma Kağıdı

Sözel Bölüm Denemesi — Gerçek (50 Soru)

Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç

50 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada

Sözel Anlam · Paragraf

1. Kıyıdan uzak küçük bir adadaki deniz feneri, bir asırdır aynı ailenin bakımı altındadır. Fenerci, her akşam ışığı yakmadan önce camları tek tek kontrol eder çünkü en ufak bir leke, ışığın denizdeki gemilere ulaşan gücünü belirgin biçimde azaltır. Eskiden fenerin kaynağı yağ lambasıyken bugün güneş paneliyle çalışan bir sistem kullanılmaktadır. Buna rağmen fenerci, teknolojinin değiştirdiği tek şeyin enerji kaynağı olduğunu, sorumluluğun hiç değişmediğini söyler. Fenerciye göre «bir fener, yalnızca yandığı için değil güvenildiği için ışıktır». Ona göre bu güven, yıllar süren düzenli bakımla kazanılır. Fenerci, çocukluğundan beri babasından öğrendiği bir alışkanlıkla, her fırtınadan sonra fenerin çevresini dolaşıp hasar olup olmadığını denetler. Bölgede modern radar sistemleri yaygınlaşsa da kaptanların çoğu, gece yaklaşırken hâlâ fenerin ışığını görmeden rahatlamaz. Fenerci, bu durumu teknolojiye güvensizlikten çok alışkanlığın gücüne bağlar. Yıllar içinde adaya turist ilgisi de artmış, fener artık hem bir çalışma yeri hem de küçük bir müzeye dönüşmüştür. Fenerci, ziyaretçilere fenerin tarihini anlatırken en çok, ışığın hiç sönmediği geceleri anlatmaktan keyif alır. Ona göre bir fenercinin en büyük başarısı, kimsenin fark etmediği sıradan bir gecedir. Çünkü sıradan bir gece, hiçbir geminin tehlikeye girmediği anlamına gelir.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Fener artık yalnızca bir müze olarak kullanılmaktadır B) Fenerci, mesleğini ailesinden bağımsız olarak seçmiştir C) Fenerin bakımı, yalnızca fırtınalı günlerde yapılmaktadır D) Radar sistemleri, fenere olan ihtiyacı tamamen ortadan kaldırmıştır E) Fenerin çalışma prensibi değişse de fenercinin taşıdığı sorumluluk aynı kalmıştır

Sözel Anlam · Paragraf

2. Şehir müzesinin bodrum katındaki restorasyon atölyesi, yıllar içinde hasar görmüş tabloları ve heykelleri özgün hâline yaklaştırmaya çalışır. Atölyenin başındaki restoratöre göre bir eseri onarmak, onu yeniden boyamak değil, kaybolan izleri saygıyla tamamlamaktır. Restoratör, hangi rengin özgün olduğuna karar veremediği noktalarda boyamayı tamamlamak yerine o bölgeyi bilinçli olarak yarım bırakır. Ona göre «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir». Bu ilke gereği restorasyon atölyesinde hiçbir onarım, orijinal malzemenin üzerini tamamen örtecek şekilde yapılmaz. Restoratör, çıraklarına ilk öğrettiği kuralın "emin değilsen dokunma" olduğunu söyler. Bazı eserlerin onarımı, tek bir santimetrekarelik alan için haftalarca sürebilir. Atölyede kullanılan malzemelerin çoğu, eserin yapıldığı döneme uygun olacak şekilde özel olarak hazırlanır.

Müze yönetimi, son yıllarda restorasyon sürecini ziyaretçilerden gizlemek yerine camlı bir bölmeyle sergilemeye başlamıştır. Bu değişiklik ilk başta restoratörü rahatsız etmiş, çünkü çalışırken izlenmek ona yabancı gelmiştir. Zamanla restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi işine bakış açısını da zenginleştirdiğini fark etmiştir. Müzeye gelen çocuklar, restorasyonu izleyerek eserlerin "hazır" değil "hâlâ yaşayan" nesneler olduğunu öğrenmeye başlamıştır. Müze yönetimi, bu uygulamanın ziyaretçi sayısını da belirgin biçimde artırdığını belirtmiştir. Restoratöre göre asıl kazanç ziyaretçi sayısı değil, insanların bir eserin arkasındaki emeği fark etmesidir. Müze, önümüzdeki yıl restorasyon sürecini konu alan küçük bir belgesel hazırlamayı planlamaktadır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Restorasyon sürecinin halka açılması, ziyaretçi sayısını artırmıştır B) Müze, restorasyon atölyesini gelecekte tamamen ziyarete kapatmayı planlamaktadır C) Restoratör, başlangıçta çalışırken izlenmekten rahatsızlık duymuştur D) Restoratöre göre bir eseri onarmanın asıl amacı, onu yeniden boyamak değildir E) Restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi bakış açısını zenginleştirdiğini fark etmiştir

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

3. Yazar, roman boyunca kahramanın iç dünyasını «perdeyi azar azar aralayarak» okura sezdirir; hiçbir şeyi açıkça söylemez, her bölümde küçük bir ipucu bırakır.

Bu cümlede «perdeyi azar azar aralamak» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Okuru şaşırtan beklenmedik dönüşler yapmak B) Kahramanla ilgili gizemi sonuna kadar korumak C) Olayları zaman sırasına göre düzenli biçimde anlatmak D) Anlatımı ayrıntılı betimlemelerle zenginleştirmek E) Bir şeyi tümüyle açıklamadan, parça parça sezdirmek

Sözel Anlam · Paragraf

4. Bazı eğitimciler, ödevlerin öğrencilerin ders dışında da konuya yoğunlaşmasını sağladığını, bu nedenle öğrenmeyi pekiştirdiğini savunur. Buna karşılık başka bir kesim, aşırı ödev yükünün öğrencilerde derse karşı isteksizlik yarattığını ve serbest zamanlarını kısıtladığını öne sürer. İki görüş de kendi içinde haklı gerekçelere dayansa da konu hâlâ eğitimciler arasında tartışılmaya devam etmektedir.

Bu parçanın anlatımında ağırlıklı olarak hangi anlatım biçiminden yararlanılmıştır?

A) Tartışma B) Öyküleme C) Betimleme D) Kişileştirme E) Benzetme

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

5. Şirket, üretim maliyetlerini düşürmek için eski makineleri yenileriyle değiştirdi. Yeni makineler daha az enerji tükettiği için işletme giderleri ----; buna bağlı olarak şirketin yıl sonu kârı da ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) azalmıştır - artmıştır B) azalmıştır - azalmıştır C) artmıştır - artmıştır D) artmıştır - azalmıştır E) değişmemiştir - artmıştır

Sözel Anlam · Paragraf

6. Kıyı kasabasındaki küçük tersanede tekneler, hâlâ elle işlenen ahşap kalıplarla inşa edilir. Usta tekne yapımcısına göre bir teknenin gövdesi, tahtanın doğal eğrisine karşı değil onunla birlikte şekillendirilmelidir. Bu yüzden her tahta, kesilmeden önce günlerce suda bekletilerek esnekliği test edilir. Ustaya göre «bir tahtayı zorlarsan teknen değil, ustan yenilir». Bu ilke gereği tersanede hiçbir parça, doğal eğrisinin tersine bükülerek kullanılmaz. Yapım süreci, tek bir tekne için bazen altı ayı bulabilir. Ustanın çırakları, önce çekiç kullanmayı değil, tahtanın sesini dinlemeyi öğrenir. Tersanede üretilen tekneler, bölgedeki balıkçılar arasında dayanıklılığıyla tanınır.

Komşu kasabada açılan yeni bir tesis ise tekneleri bilgisayar kontrollü makinelerle, çok daha kısa sürede üretmektedir. Bu tesiste bir teknenin gövdesi, ustanın atölyesindekinin onda biri kadar bir sürede tamamlanabilmektedir. Usta, bu hızın kendisini rahatsız etmediğini, yalnızca farklı bir ihtiyaca hizmet ettiğini söyler. Ona göre makineyle üretilen tekneler de güvenlidir, ancak her teknenin kendine özgü bir "karakteri" olmaz. Yeni tesisin sahibi ise geleneksel yöntemin artık günümüz talebini karşılayamayacağını savunmaktadır. Buna karşın iki taraf da, iyi bir teknenin ölçütünün üretim hızı değil suyla kurduğu denge olduğu konusunda hemfikirdir. Bölgedeki balıkçıların bir kısmı hâlâ geleneksel tersaneyi tercih ederken bir kısmı yeni tesisin sunduğu düşük fiyatı önemsemektedir.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Bir teknenin gövdesi, yeni tesiste çok daha kısa sürede tamamlanabilmektedir B) Bölgedeki balıkçıların tamamı aynı tercihi paylaşmamaktadır C) Tahtanın doğal eğrisine uygun çalışmak, geleneksel yöntemin temel ilkelerinden biridir D) Usta ve yeni tesisin sahibi, iyi bir teknenin ölçütü konusunda ortak bir görüşe sahiptir E) Yeni tesiste üretilen tekneler, geleneksel tersanedeki teknelerden daha uzun ömürlüdür

Sözel Anlam · Paragraf

7. Sesli komutla çalışan cihazlar evlere girdiğinden beri insanların konuşma biçiminde küçük ama dikkat çekici değişimler gözleniyor. Cihazın anlaması için kısa, düz ve emir kipinde cümleler kuran kullanıcılar, aynı kalıpları zamanla birbirlerine karşı da kullanmaya başlıyor. Özellikle çocuklar, isteklerini yumuşatan nezaket sözcüklerini cihazla konuşurken gereksiz bulduklarından bu sözcükleri gündelik dilden de düşürebiliyor. Bazı üreticiler bunu fark edip cihazların yalnızca nazik ifadelere yanıt verdiği bir ayar ekledi. Ancak dilin bu denli sığ komutlara alışmasının uzun vadeli etkisi henüz ölçülmüş değil.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Çocukların nezaket sözcüklerini kullanmayı bırakabildiğine B) Bazı üreticilerin soruna yönelik bir ayar eklediğine C) Uzun vadeli etkinin henüz ölçülmediğine D) Nezaket ayarının çocukların dil alışkanlıklarını düzelttiğine E) Cihazlara yönelik konuşma kalıplarının insan ilişkilerine taşındığına

Sözel Anlam · Paragraf

8. (I) Ardından çerçevelere ince bir balmumu tabakası yerleştirdi. (II) Birkaç hafta içinde arılar yeni kovanı hızla doldurmaya başladı. (III) Bir arıcı, yeni sezon için boş bir kovan hazırlamaya karar verdi. (IV) Kovanı bahçenin güneş alan ama rüzgârdan korunan bir köşesine yerleştirdi. (V) Önce kovanın içini temizleyip güneşte kuruttu.
Bu cümleler anlamlı bir paragraf oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

9. Şehir müzesinin bodrum katındaki restorasyon atölyesi, yıllar içinde hasar görmüş tabloları ve heykelleri özgün hâline yaklaştırmaya çalışır. Atölyenin başındaki restoratöre göre bir eseri onarmak, onu yeniden boyamak değil, kaybolan izleri saygıyla tamamlamaktır. Restoratör, hangi rengin özgün olduğuna karar veremediği noktalarda boyamayı tamamlamak yerine o bölgeyi bilinçli olarak yarım bırakır. Ona göre «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir». Bu ilke gereği restorasyon atölyesinde hiçbir onarım, orijinal malzemenin üzerini tamamen örtecek şekilde yapılmaz. Restoratör, çıraklarına ilk öğrettiği kuralın "emin değilsen dokunma" olduğunu söyler. Bazı eserlerin onarımı, tek bir santimetrekarelik alan için haftalarca sürebilir. Atölyede kullanılan malzemelerin çoğu, eserin yapıldığı döneme uygun olacak şekilde özel olarak hazırlanır.

Müze yönetimi, son yıllarda restorasyon sürecini ziyaretçilerden gizlemek yerine camlı bir bölmeyle sergilemeye başlamıştır. Bu değişiklik ilk başta restoratörü rahatsız etmiş, çünkü çalışırken izlenmek ona yabancı gelmiştir. Zamanla restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi işine bakış açısını da zenginleştirdiğini fark etmiştir. Müzeye gelen çocuklar, restorasyonu izleyerek eserlerin "hazır" değil "hâlâ yaşayan" nesneler olduğunu öğrenmeye başlamıştır. Müze yönetimi, bu uygulamanın ziyaretçi sayısını da belirgin biçimde artırdığını belirtmiştir. Restoratöre göre asıl kazanç ziyaretçi sayısı değil, insanların bir eserin arkasındaki emeği fark etmesidir. Müze, önümüzdeki yıl restorasyon sürecini konu alan küçük bir belgesel hazırlamayı planlamaktadır.

Bu parçada altı çizili «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bir eserin değeri, yalnızca sergilendiği müzeye bağlıdır B) Restorasyon, eserin fiziksel bütünlüğünü hiçbir zaman tam olarak sağlayamaz C) Restoratörler, eserlerin orijinal rengini her zaman kesin olarak bilir D) Bir eserin izlerini yok sayarak onarmak, o esere ait tarihsel bilgiyi de yok etmek anlamına gelir E) Eserler, restore edilmeden önce zaten değerlerini kaybetmiş sayılır

Sözel Anlam · Paragraf

10. Her yıl düzenlenen el sanatları şenliği, başlangıçta ustaların birbirini gördüğü, çırakların iş bulduğu bir buluşma yeriydi. Şimdi ise standların çoğunda seri üretim ürünler, ustanın adı yerine bir logo var. Ziyaretçi sayısı her yıl artıyor; ama artık kimse bir ustanın elinin nasıl çalıştığını izlemiyor, herkes fotoğraf çekip geçiyor. Şenliğin adı aynı kaldı, içi boşaldı. Bir zanaatı kutlamak, onu satmakla aynı şey değil.

Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Ziyaretçi sayısının her yıl azalmasından B) Ustaların şenliğe katılmayı reddetmesinden C) Çırakların ustalardan yeterince öğrenememesinden D) Şenliğin düzenlendiği yerin sık sık değiştirilmesinden E) Şenliğin zanaatı öne çıkarma amacından uzaklaşıp ticarileşmesinden

Sözel Anlam · Paragraf

11. Göller kışın yüzeyden donar; bu, suyun sıra dışı bir özelliğinden kaynaklanır. Çoğu madde soğudukça yoğunlaşırken su, dört derecenin altına inince tersine genleşmeye başlar. Böylece en soğuk su yüzeye çıkar, donar ve altındaki suyu dış soğuktan yalıtan bir kapak oluşturur. Bu kapak olmasaydı göller dipten yüzeye kadar donar ve içindeki canlıların çoğu kışı atlatamazdı. Küçük bir fiziksel ayrıntı, koca bir ekosistemin varlığını belirliyor.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Suyun belli bir sıcaklığın altında genleştiğine B) Suyun bu özelliğinin göl canlıları için önemli olduğuna C) Göllerin her kış tamamen donduğuna D) Buz tabakasının altındaki suyu yalıttığına E) Çoğu maddenin soğudukça yoğunlaştığına

Sözel Anlam · Paragraf

12. Aynı türden kuşların farklı vadilerde farklı ötüşleri olduğu uzun süredir biliniyor. Bu farklılık, yavru kuşların ötüşü doğuştan bilmemesinden, çevresindeki yetişkinlerden dinleyerek öğrenmesinden kaynaklanıyor. Bir vadideki küçük bir söyleyiş değişikliği, kuşaklar boyunca aktarıldıkça o vadiye özgü bir ağıza dönüşüyor. Araştırmacılar, bu ağızların zamanla türlerin ayrışmasına katkı sunup sunmadığını henüz kesin olarak bilmiyor. Ancak kimi bölgelerde dişilerin kendi vadisinin ötüşünü tercih ettiği gözlemleniyor.

Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı vardır?

A) Dişi kuşlar yabancı ötüşleri neden reddetmektedir? B) Ağız farkları türlerin ayrışmasına ne ölçüde katkı sunmaktadır? C) Hangi kuş türlerinde ötüş farkı en belirgindir? D) Vadiler arasındaki ötüş farkı nasıl ortaya çıkmaktadır? E) Kuşlar ötüşü kaç haftada öğrenmektedir?

Sözel Anlam · Paragraf

13. Her sonbaharda binlerce kilometre öteye göç eden turna sürüleri, rotalarını doğuştan değil, deneyimli bireylerden öğrenerek belirler. Sürüde en önde uçan kuşlar genellikle en yaşlı ve en tecrübeli bireylerdendir. Araştırmacılara göre «bir turna sürüsü, kanatlarıyla değil hafızasıyla yol alır». Genç kuşlar ilk göçlerinde yalnızca izler, rotayı ezberlemeye çalışmaz. Ancak birkaç göç mevsimi geçtikten sonra aynı genç kuşlar, rotanın büyük bölümünü kendi başlarına hatırlayabilir hâle gelir. Bilim insanları, sürüden ayrılıp insan eliyle yetiştirilen turnaların rotayı hiç öğrenemediğini gözlemlemiştir. Bu durum, rotanın genetik değil sosyal bir bilgi olduğunu göstermektedir. Sürüdeki en yaşlı birey öldüğünde, rotanın bir kısmı bazen sürüyle birlikte kaybolabilmektedir. Bu yüzden bazı araştırma grupları, yaşlı turnaların rotalarını insan yapımı uçan araçlarla gençlere öğretmeyi denemiştir. Bu yöntem, özellikle rotasını tamamen kaybetmiş küçük sürülerde başarılı sonuçlar vermiştir. Araştırmacılar, bu yöntemin doğal öğrenmenin yerini almadığını, yalnızca acil durumlarda kullanıldığını vurgular. Turnaların rotayı öğrenme süreci, insan dilinin kuşaktan kuşağa aktarılmasına sıkça benzetilir. Araştırmacılara göre bu benzerlik, göçün yalnızca fiziksel değil aynı zamanda kültürel bir olgu olduğunu düşündürmektedir.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A) Turna sürülerindeki rota bilgisinin aktarımı, insan dilinin kuşaklar arası aktarımına benzetilebilir B) Sürüdeki her birey, aynı oranda rota bilgisine sahiptir C) Turnaların göç rotası, kalıtım yoluyla nesilden nesile geçmektedir D) Yapay öğretim yöntemleri, doğal öğrenmenin yerini tamamen almıştır E) Genç turnalar, rotayı ilk göçte tam olarak öğrenmiş sayılır

Sözel Anlam · Paragraf

14. Şehir müzesinin bodrum katındaki restorasyon atölyesi, yıllar içinde hasar görmüş tabloları ve heykelleri özgün hâline yaklaştırmaya çalışır. Atölyenin başındaki restoratöre göre bir eseri onarmak, onu yeniden boyamak değil, kaybolan izleri saygıyla tamamlamaktır. Restoratör, hangi rengin özgün olduğuna karar veremediği noktalarda boyamayı tamamlamak yerine o bölgeyi bilinçli olarak yarım bırakır. Ona göre «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir». Bu ilke gereği restorasyon atölyesinde hiçbir onarım, orijinal malzemenin üzerini tamamen örtecek şekilde yapılmaz. Restoratör, çıraklarına ilk öğrettiği kuralın "emin değilsen dokunma" olduğunu söyler. Bazı eserlerin onarımı, tek bir santimetrekarelik alan için haftalarca sürebilir. Atölyede kullanılan malzemelerin çoğu, eserin yapıldığı döneme uygun olacak şekilde özel olarak hazırlanır.

Müze yönetimi, son yıllarda restorasyon sürecini ziyaretçilerden gizlemek yerine camlı bir bölmeyle sergilemeye başlamıştır. Bu değişiklik ilk başta restoratörü rahatsız etmiş, çünkü çalışırken izlenmek ona yabancı gelmiştir. Zamanla restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi işine bakış açısını da zenginleştirdiğini fark etmiştir. Müzeye gelen çocuklar, restorasyonu izleyerek eserlerin "hazır" değil "hâlâ yaşayan" nesneler olduğunu öğrenmeye başlamıştır. Müze yönetimi, bu uygulamanın ziyaretçi sayısını da belirgin biçimde artırdığını belirtmiştir. Restoratöre göre asıl kazanç ziyaretçi sayısı değil, insanların bir eserin arkasındaki emeği fark etmesidir. Müze, önümüzdeki yıl restorasyon sürecini konu alan küçük bir belgesel hazırlamayı planlamaktadır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Çocukların restorasyonu izleyerek eserlere bakışının değiştiği B) Müzenin restorasyon atölyesinin hangi yılda kurulduğu C) Restorasyon sürecinin ziyaretçilere açık hâle getirildiği D) Bazı onarımların haftalarca sürebildiği E) Restoratörün çıraklarına öğrettiği temel kuralın ne olduğu

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

15. I. sabırla
II. okurların sorularını
III. yanıtladı
IV. Yazar
V. yeni romanını tanıtmak için katıldığı söyleşide
Yukarıdaki sözcük grupları anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında baştan dördüncü olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

16. "Yönetici, ekibindeki herkesin fikrini önemseyen kapsayıcı bir tutum sergiliyordu." cümlesindeki altı çizili sözcüğün (kapsayıcı) zıt anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?

A) esnek B) dışlayıcı C) hoşgörülü D) katılımcı E) birleştirici

Sözel Anlam · Paragraf

17. Bir şeyi çabuk öğrenenler, çoğu zaman onu çabuk da unutur. Yavaş öğrenen kişi ise her adımda takılır, nedenini sorar, takıldığı yeri kendi cümleleriyle yeniden kurar. Bu takılmalar, bilgiyi zihinde daha çok noktaya bağlar; unutmaya karşı direnç de buradan gelir. Hızlı öğrenmek bir yetenek olabilir; ama kalıcı öğrenmek çoğu kez bir tökezleme biçimidir. Sınıfın en yavaşı, yıllar sonra bir konuyu hâlâ anlatabilen tek kişi olabilir.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Öğretmenlerin yavaş öğrencilere daha çok zaman ayırdığı B) Yeteneğin öğrenmede belirleyici olmadığı C) Yavaş öğrenenlerin sınıfta daha çok soru sorduğu D) Öğrenme sürecindeki zorlanmanın bilginin kalıcılığını artırdığı E) Hızlı öğrenen öğrencilerin daha çok çalışması gerektiği

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

18. Editör, taslak metindeki gereksiz ayrıntıları çıkarmasını önerdi. Yazar bu öneriyi uyguladıktan sonra metnin akıcılığı ----; okurlardan gelen geri bildirimler de bu doğrultuda ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) azaldı - kötüleşti B) değişmedi - iyileşti C) arttı - kötüleşti D) arttı - iyileşti E) azaldı - iyileşti

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

19. Finalde kaybetmesine karşın genç sporcu «düşüşün toprağından yeni bir yol çıkarmayı» bildi ve bir sonraki sezona çok daha güçlü döndü.

Bu cümlede «düşüşün toprağından yeni bir yol çıkarmak» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yenilginin sorumluluğunu başkalarına yüklemek B) Başarısızlıktan ders çıkarıp onu ilerleme fırsatına dönüştürmek C) Yenilgiyi kaçınılmaz bir sonuç olarak kabullenmek D) Antrenman programını baştan sona değiştirmek E) Kaybedilen yarışı bir an önce unutmaya çalışmak

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

20. Uzun süredir kapısı açılmayan mahalle kütüphanesini devralan genç kütüphaneci, «tozlu rafların uykusunu bölmek» için ilk iş olarak çocukları içeri çağırdı.

Bu cümlede «tozlu rafların uykusunu bölmek» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kütüphaneye yeni yayınlar kazandırmak B) Geçmişten kalan izleri tümüyle ortadan kaldırmak C) Eski kitapları temizleyip yeniden düzenlemek D) Uzun süredir kullanılmayan bir yeri yeniden işler hâle getirmek E) Çalışma ortamındaki sessizliği bozmak

Sözel Anlam · Paragraf

21. Kıyı kasabasındaki küçük tersanede tekneler, hâlâ elle işlenen ahşap kalıplarla inşa edilir. Usta tekne yapımcısına göre bir teknenin gövdesi, tahtanın doğal eğrisine karşı değil onunla birlikte şekillendirilmelidir. Bu yüzden her tahta, kesilmeden önce günlerce suda bekletilerek esnekliği test edilir. Ustaya göre «bir tahtayı zorlarsan teknen değil, ustan yenilir». Bu ilke gereği tersanede hiçbir parça, doğal eğrisinin tersine bükülerek kullanılmaz. Yapım süreci, tek bir tekne için bazen altı ayı bulabilir. Ustanın çırakları, önce çekiç kullanmayı değil, tahtanın sesini dinlemeyi öğrenir. Tersanede üretilen tekneler, bölgedeki balıkçılar arasında dayanıklılığıyla tanınır.

Komşu kasabada açılan yeni bir tesis ise tekneleri bilgisayar kontrollü makinelerle, çok daha kısa sürede üretmektedir. Bu tesiste bir teknenin gövdesi, ustanın atölyesindekinin onda biri kadar bir sürede tamamlanabilmektedir. Usta, bu hızın kendisini rahatsız etmediğini, yalnızca farklı bir ihtiyaca hizmet ettiğini söyler. Ona göre makineyle üretilen tekneler de güvenlidir, ancak her teknenin kendine özgü bir "karakteri" olmaz. Yeni tesisin sahibi ise geleneksel yöntemin artık günümüz talebini karşılayamayacağını savunmaktadır. Buna karşın iki taraf da, iyi bir teknenin ölçütünün üretim hızı değil suyla kurduğu denge olduğu konusunda hemfikirdir. Bölgedeki balıkçıların bir kısmı hâlâ geleneksel tersaneyi tercih ederken bir kısmı yeni tesisin sunduğu düşük fiyatı önemsemektedir.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Geleneksel tersanede bir teknenin yapımı aylarca sürebilmektedir B) Tahtalar, kesilmeden önce belirli bir süre suda bekletilmektedir C) Usta, yeni tesisin üretim hızından rahatsızlık duyduğunu belirtmiştir D) Yeni tesiste üretilen teknelerin de güvenli olduğu kabul edilmektedir E) Bölgedeki balıkçıların tercihleri, tersaneler arasında farklılık göstermektedir

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

22. Bir sağlık kuruluşunun raporuna göre, düzenli saatte yatıp kalkan kişilerin çoğu gün içinde kendini daha dinç hissettiğini belirtmiştir. Rapor, bu kişilerin yatma saatlerinin hafta içi ve hafta sonu birbirine çok yakın olduğunu da ortaya koymuştur.
Bu parçadan kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Rapor, tüm yaş gruplarında aynı sonucu tespit etmiştir. B) Dinç hissetmenin tek nedeni düzenli uyku saatidir. C) Rapora göre, düzenli saatte yatıp kalkan kişilerin hafta içi ve hafta sonu yatma saatleri birbirine yakındır. D) Düzensiz uyuyan herkes kendini yorgun hisseder. E) Hafta sonu geç yatan kişiler asla dinç uyanamaz.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?

A) Hem kitap okudu hem de müzik dinledi. B) Ya erken çıkarız ya da trafiğe takılırız. C) Yolun buzlanmış olması nedeniyle araçlar yavaş ilerliyordu. D) Toplantı bitince herkes odasına döndü. E) Kitabı bitirdikten sonra filmini izledi.

Sözel Anlam · Paragraf

24. Bir müzik öğretmeni, öğrencilerine yanlış notaları saklamamayı öğretir. Çalarken hata yapan öğrenci genellikle durup baştan alır; oysa dinleyici, sürekliliğin bozulmasını yanlış notadan daha çok fark eder. Öğretmen bu yüzden hatanın üstünden akıp geçmeyi, parçayı bitirmeyi ister. Hatanın üzerinde durmak, eve dönüp çalışmaya aittir; sahne, bütünü taşımanın yeridir. Bu ayrım öğrencilerin çoğuna ancak birkaç konserden sonra yerleşir.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Hatayı düzeltmenin yerinin çalışma zamanı olduğuna B) Dinleyicinin kesintiyi yanlış notadan daha çok fark ettiğine C) Öğretmenin öğrencilere hata yapmamayı en önemli kural olarak koyduğuna D) Hata yapan öğrencilerin genellikle baştan almaya eğilimli olduğuna E) Bu anlayışın öğrencilere zamanla yerleştiğine

Sözel Anlam · Paragraf

25. Kent yönetimleri her yıl yeni bir slogan seçiyor: yeşil kent, akıllı kent, yaşanabilir kent. Sloganlar değişiyor, kaldırımlar değişmiyor. Bir tekerlekli sandalyenin geçemediği kaldırım, kentin en pahalı tanıtım filminde bile görünmüyor. Kent, afişlerde vaat ettiği şeyi sokakta yapmadıkça bu sözcükler yalnızca boya olarak kalıyor. Sorun, hedefin yanlış olması değil; hedefe hiç yürünmemesi.

Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Kentteki yeşil alanların yapılaşma nedeniyle azalmasından B) Kentin olanaklarının halka yeterince tanıtılmamasından C) Kent sloganlarının her yıl gereksiz yere değiştirilmesinden D) Tanıtım filmlerine kaldırımlardan çok para harcanmasından E) Kent yönetimlerinin söylemle uygulama arasındaki uçurumu kapatmamasından

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

26. Aşağıdaki cümlelerin hangisi doğrudan anlatımla kurulmuştur?

A) Kaptan, gemisinin fırtınadan zarar görmeden limana ulaştığını söyledi. B) Mühendis, projenin zamanında bitirileceğini belirtti. C) Annem, "Bu hafta sonu köye gideceğiz." dedi. D) Doktor, hastanın kısa sürede iyileşeceğini ifade etti. E) Müdür, toplantının ertelendiğini açıkladı.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

27. Mühendis, köprünün taşıyıcı kirişlerini daha hafif bir alaşımla değiştirdi. Bu değişiklik sayesinde köprünün toplam ağırlığı ----; buna bağlı olarak taşıyabileceği yük kapasitesi de ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) değişmedi - arttı B) azaldı - arttı C) arttı - arttı D) azaldı - azaldı E) arttı - azaldı

Sözel Anlam · Paragraf

28. Şehrin gürültüsünden uzak bir tepede her ay bir araya gelen amatör gökyüzü gözlemcileri, teleskoplarını kurup gece boyunca nöbetleşe gözlem yapar. Grubun en deneyimli üyesi, yeni katılanlara önce yıldızları değil, gökyüzünün genel hareketini tanımayı öğretir. Ona göre «gökyüzü, sabırla okunması gereken yavaş bir kitaptır». Bu yüzden ilk gecelerde teleskop kullanımı yerine çıplak gözle gözlem yapılması istenir. Grup üyeleri, bulut örtüsü yüzünden çoğu ay en az bir gözlem gecesini iptal etmek zorunda kalır. Buna rağmen grup, on yılı aşkın süredir düzenli toplanmayı sürdürmüştür. Deneyimli üye, acele eden yeni üyelerin genellikle ilk aylarda hayal kırıklığına uğradığını söyler. Çünkü gökyüzündeki bir değişimi fark edebilmek, aynı bölgeyi defalarca gözlemlemeyi gerektirir. Grup, gözlemlerini ortak bir deftere kaydederek yıllar içinde küçük bir veri arşivi oluşturmuştur. Bu arşiv, zaman zaman üniversitedeki araştırmacılarla da paylaşılmaktadır. Deneyimli üyeye göre asıl öğrenilmesi gereken şey, gökyüzünü değil sabrı gözlemlemektir. Yeni üyelerden bazıları, birkaç ay sonra teleskopu bir kenara bırakıp yalnızca gözlemlemeyi tercih etmeye başlamıştır. Grup, her yılın sonunda bir araya gelip o yıl gözlemlenen en dikkat çekici olayı oylamayla seçer.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Yeni üyelerin bazen ilk aylarda hayal kırıklığı yaşadığı B) Grubun yıl sonunda dikkat çekici olayı oylamayla seçtiği C) Grubun kaç kişiden oluştuğu D) Grubun on yılı aşkın süredir toplandığı E) Grubun gözlemlerini bir deftere kaydettiği

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

29. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde beklenmeyen bir durum (karşıtlık) anlamı vardır?

A) Hava çok soğuktu, bu yüzden mont giydi. B) Bütün gece çalışmasına rağmen sınavdan düşük not aldı. C) Erken yatarsa sabah zinde uyanır. D) Sınıfı geçmek için gece gündüz çalıştı. E) Kapıyı açtı ve içeri girdi.

Sözel Anlam · Paragraf

30. Kentin kıyı şeridindeki eski depo binaları uzun süre boş kaldıktan sonra atölyelere dönüştürüldü. Dönüşüm sırasında yapıların dış cephesine dokunulmadı; yalnızca içerideki çelik iskelet güçlendirildi ve çatıya ışık alan pencereler açıldı. Bugün burada cam üfleyicilerden dokumacılara kadar onlarca üretici çalışıyor. Hafta sonları kapılar ziyaretçilere açılıyor; üreticiler, işlerini nasıl yaptıklarını meraklılara anlatıyor. Belediye, kira bedellerini piyasanın altında tutarak genç üreticilerin buraya yerleşmesini kolaylaştırdı. Böylece bir zamanlar kentin sırtını döndüğü kıyı, yeniden yaşayan bir üretim alanı hâline geldi.

Bu parçada sözü edilen depo binalarıyla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Kira bedellerinin genç üreticiler lehine düzenlendiğine B) Ziyaretçilerin belirli günlerde içeri alındığına C) Çatılarına ışık alan pencereler açıldığına D) Dış görünüşlerinin dönüşüm sırasında korunduğuna E) Dönüşüm çalışmalarının ne kadar sürede tamamlandığına

Sözel Anlam · Paragraf

31. Bir gezgin, ziyaret ettiği her şehirde önce müzeleri ya da ünlü meydanları değil, yerel pazarları gezmeyi tercih ederdi. Ona göre bir şehrin ruhunu en iyi anlatan yer, turistik noktalardan çok, halkın günlük hayatını sürdürdüğü sokaklardı. Pazarcıların birbiriyle şakalaşması, satılan ürünlerin çeşitliliği, hatta pazarın kokusu bile o şehre dair çok şey söylüyordu. Bu yüzden seyahat notlarının çoğunu, ünlü anıtlar yerine küçük pazar tezgâhlarında geçirdiği anlar oluşturuyordu.

Bu parçada sözü edilen gezginle ilgili asıl anlatılmak istenen nedir?

A) Şehirleri tanımak için turistik mekânları tercih ettiği B) Seyahatlerinde yerel yaşamı gözlemlemeyi önemsediği C) Pazarcılarla arkadaşlık kurmaya çalıştığı D) Seyahat notlarını hiç tutmadığı E) Ünlü meydanları görmekten kaçındığı

Sözel Anlam · Paragraf

32. (I) Son olarak nalı ata özenle çakarak işini tamamladı. (II) Örsün üzerinde çubuğu dövüp at ayağı biçimine soktu. (III) Nalı soğuk suya daldırarak sertleştirdi. (IV) Köy demircisi, atların ayaklarına uygun nal hazırlamak için ocağı yaktı. (V) Demir çubuğu kor hâline gelene dek ısıttı.
Bu cümleler anlamlı bir paragraf oluşturacak biçimde sıralandığında baştan dördüncü cümle hangisi olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

33. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişisel görüş / öznel bir yargı vardır?

A) Fabrika, günde ortalama iki bin adet parça üretmektedir. B) Toplantı saat 14.00'te başladı ve bir saat sürdü. C) Yeni açılan kütüphanenin toplam kapasitesi üç yüz kişiliktir. D) Bu binanın mimarisi kesinlikle şehirdeki en etkileyici yapıdır. E) Rapor, geçen yılki verilerle karşılaştırmalı olarak hazırlandı.

Sözel Anlam · Paragraf

34. Karadeniz'in dağlık kesimlerinde yaşayan köylüler, yaz aylarında hayvanlarını yüksek yaylalara çıkarır. Bu göç sırasında sadece hayvanlar değil, aileler de birkaç aylığına yaylalardaki basit evlere yerleşir. Yayla hayatı, şehir yaşamının aksine güne şafak vaktinde başlar; hayvanların sağılması, peynir ve tereyağı yapımı gibi işler sabahın ilk saatlerinde tamamlanır. Akşamları ise komşu aileler bir araya gelip günün yorgunluğunu sohbetle atar. Bu gelenek, kuşaktan kuşağa aktarılarak bölge kültürünün önemli bir parçası hâline gelmiştir.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yayla göçünün Karadeniz kültüründe köklü bir gelenek olarak sürdürüldüğü B) Yayla evlerinin basit ve sade yapılar olduğu C) Şehir yaşamının yayla yaşamından daha yorucu olduğu D) Hayvanların yalnızca yaz aylarında sağıldığı E) Komşuluk ilişkilerinin sadece yaylada güçlü olduğu

Sözel Anlam · Paragraf

35. (I) Bir çömlekçi, yeni bir vazo yapmadan önce çamuru hazırlar. (II) Çamurun içindeki hava kabarcıklarını çıkarmak için onu uzun süre yoğurur. (III) Şekillendirme bitince vazoyu gölgede yavaşça kurutur. (IV) Ardından çamuru çark üzerine yerleştirip şekil vermeye başlar. (V) Son olarak vazoyu fırında pişirerek dayanıklı hâle getirir.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?

A) I ve II B) II ve III C) III ve IV D) I ve IV E) II ve V

Sözel Anlam · Paragraf

36. Bir şehir plancısı, yeni bisiklet yollarını tasarlarken önce yolun düz uzunluğunu değil, kavşakların davranışını incelemeyi önerir. Ona göre bir bisiklet yolunun başarısı, düz uzunluğunda değil kesişim noktalarındaki güvenliğindedir. Uzun ama kesişimlerde zayıf bırakılan bir yol, kısa sürede terk edilir. Plancıya göre «bir yolun güvenilirliği, en zayıf kavşağı kadardır». Bu nedenle tasarımına önce en tehlikeli kavşaktan başlar, düz bölümleri en sona bırakır. Yıllar içinde bu yaklaşım, şehirdeki bisiklet kullanım oranını belirgin biçimde artırmıştır.

Bu parçada altı çizili «bir yolun güvenilirliği, en zayıf kavşağı kadardır» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bir yolun genel güvenliği, en sorunlu kesişim noktasındaki eksiklikle sınırlı kalır B) Bütün kavşaklar aynı derecede güvenlidir C) Kavşak sayısı arttıkça yol daha güvenli hâle gelir D) Bisikletliler yalnızca düz yollarda güvenlik sorunu yaşar E) Bir yolun uzunluğu, güvenlik düzeyini doğrudan belirler

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

37. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde amaç-sonuç ilişkisi söz konusudur?

A) Sınavı kazanmak için her gün düzenli çalıştı. B) Yağmur yağınca sokaklar sular altında kaldı. C) Hem yorgundu hem de uykusuzdu. D) Eve varır varmaz uyudu. E) Param yetmediği için o kitabı alamadım.

Sözel Anlam · Paragraf

38. Bir dili öğrenirken sesli okumanın küçümsenen bir yararı vardır. Sessiz okumada göz, tanıdık gelen sözcüklerin üzerinden hızla atlar; sesli okumada ise her heceyi tek tek telaffuz etmek gerektiğinden dikkat, sözcüğün yapısına yönelir. Böylece öğrenci, yazımını bildiğini sandığı ama aslında hiç doğru söylemediği sözcükleri fark eder. Ayrıca kendi sesini duymak, cümle vurgusunun nerede olması gerektiğini sezmeyi kolaylaştırır. Bu yöntem, ilerlemiş öğrencilerde bile telaffuz hatalarını kısa sürede azaltır.

Bu parçada sesli okumayla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Cümle vurgusunu sezmeyi kolaylaştırdığına B) İleri düzey öğrencilere de yarar sağladığına C) Günde ne kadar süreyle yapılması gerektiğine D) Yanlış telaffuz edilen sözcükleri fark ettirdiğine E) Dikkati sözcüğün yapısına yönelttiğine

Sözel Anlam · Paragraf

39. Kasabanın saat kulesi, iki yüz yıl önce bir tüccarın bağışıyla dikildi. Kule saati, uzun süre kasabadaki tek saat olduğundan pazar, okul ve tarla işleri onun vuruşlarına göre düzenlendi. Cep saatleri yaygınlaşınca kulenin vuruşları kimseye yeni bir bilgi vermez oldu; ama kimse onun susmasını da istemedi. Bugün kule, saati göstermekten çok, kasabanın ortak zamanının bir anısı olarak bakımı yapılan bir yapı. Bir işlevin sona ermesi, o işlevi taşıyan şeyin anlamını her zaman bitirmiyor.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Kasabalıların kuleye bir anı değeri yüklediğine B) Kulenin bugün de kasabanın en yüksek yapısı olduğuna C) Kulenin bir kişinin bağışıyla yapıldığına D) Kule saatinin bilgi verme işlevini yitirdiğine E) Kulenin bir zamanlar kasabanın gündelik düzenini belirlediğine

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

40. O yıl yağışların bol olması sayesinde toprağın nem oranı ----; buna paralel olarak buğday verimi de geçen yıla göre ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) azaldı - arttı B) azaldı - azaldı C) arttı - azaldı D) arttı - arttı E) değişmedi - arttı

Sözel Anlam · Paragraf

41. Kentin eski mahalleleri, yeni yapılan konut alanlarının yanında düzensiz görünür; sokaklar dar, evler birbirine yaslanmış, kapılar doğrudan yola açılır. Oysa bu düzensizlik, yüzyılların içinde damla damla biçimlenmiş bir uzlaşmadır: Her ev, komşusunun ışığını kesmeyecek kadar geri çekilmiş, her sokak, iki yüklü eşeğin geçebileceği kadar genişletilmiştir. Yeni mahallelerde ise her şey bir masada, bir günde karara bağlanır. Eski mahalle «bin elin sessiz oyuyla yazılmış bir metindir»; yeni mahalle tek kalemden çıkmış bir taslak.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Eski evlerin makine kullanılmadan ustaların elleriyle yapılması B) Mahalle halkının yıllar boyunca birbirinden habersiz yaşamış olması C) Eski mahallelerde kararların halkın oyuna sunularak alınması D) Mahallenin geçmişinin yazılı belgeler aracılığıyla korunmuş olması E) Mahalle biçiminin kuşaklar boyunca pek çok kişinin küçük tercihleriyle oluşması

Sözel Anlam · Paragraf

42. Vadinin girişindeki eski değirmen, artık yalnızca turistlerin uğrak yeri olsa da değirmenci torunu onu hâlâ çalışır durumda tutar. Ona göre «bir değirmenin gücü hızda değil sabırda saklıdır». Coşkun bir sel, taşı bir anda hızla döndürse de kısa sürede tükenip değirmeni durdurur. Oysa ince ve sürekli bir akış, saatlerce kesintisiz un öğütebilir. Torun, bu gözlemi yıllar içinde ziyaretçilere anlatarak küçük bir atölye dersine dönüştürmüştür. Değirmenin dişlileri artık müzelik olsa da mekanizmanın kendisi hâlâ gerçek buğdayı öğütebilecek durumdadır.

Bu parçada altı çizili «bir değirmenin gücü hızda değil sabırda saklıdır» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bir değirmenin gücü, yalnızca suyun miktarıyla ölçülür B) Sürekli ve ölçülü bir çaba, ani ve güçlü bir etkiden daha kalıcı sonuç verir C) Değirmenciliğin öğrenilmesi uzun yıllar gerektirir D) Eski yapılar yeni yapılardan her zaman daha dayanıklıdır E) Değirmenler günümüzde işlevini tamamen yitirmiştir

Sözel Mantık · Sözel Mantık

43. Ayhan, Buse, Cenk, Didem, Erman ve Feza adlı altı kişi, aralarında eşit uzaklık bulunan yuvarlak bir masanın etrafında oturmaktadır. Şu bilgiler verilmiştir:
1) Buse, Ayhan'ın hemen sağında oturmaktadır.
2) Erman, Buse'nin hemen sağında oturmaktadır.
3) Feza, Ayhan'ın tam karşısında oturmaktadır.
4) Didem, Feza'nın hemen sağında oturmaktadır.
Buna göre Cenk'in tam karşısında kim oturmaktadır?

A) Buse B) Erman C) Feza D) Didem E) Ayhan

Sözel Mantık · Sözel Mantık

44. Bir işyerinde Pazartesi'den Cuma'ya kadar beş günlük nöbeti Aslı ile Burak adlı iki çalışan paylaşmaktadır; her gün nöbeti bu ikisinden yalnızca biri tutar ve her nöbet sabah ya da akşam vardiyasında tutulur.
- Bu beş günde Aslı 3 gün, Burak 2 gün nöbet tutmuştur.
- Aynı kişi art arda üç gün nöbet tutmamıştır.
- Pazartesi nöbetini Burak tutmamıştır.
- Aslı hiçbir gün akşam vardiyasında nöbet tutmamıştır.
- Çarşamba günkü vardiya akşamdır.
Çizelgenin (hangi gün kimin, hangi vardiyada nöbet tuttuğunun) tam olarak belirlenebilmesi için, aşağıdakilerden hangisinin bilinmesi yeterlidir?

A) Pazartesi vardiyasının sabah olduğu B) Perşembe nöbetini Burak'ın tuttuğu C) Salı nöbetini Burak'ın tuttuğu D) Perşembe vardiyasının akşam olduğu E) Cuma nöbetini Burak'ın tuttuğu

Sözel Mantık · Sözel Mantık

45. Ayşe, Burak, Cem, Deniz ve Elif adlı beş kişi bir sergiyi birbiri ardınca, aynı anda olmamak üzere ziyaret etmiştir.
- Ayşe, Burak'tan önce gelmiştir.
- Cem, Ayşe'den hemen sonra gelmiştir.
- Deniz ilk sırada değildir.
- Elif, Burak'tan sonra gelmiştir.
- Deniz son sırada değildir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kesinlikle olamaz?

A) Cem ikinci sırada gelmiştir. B) Elif son sırada gelmiştir. C) Burak ilk sırada gelmiştir. D) Deniz üçüncü sırada gelmiştir. E) Deniz, Burak'tan önce gelmiştir.

Sözel Mantık · Sözel Mantık

46. Bir kütüphane rafında roman, tarih kitabı, ansiklopedi, sözlük ve atlas adlı beş kitap 1'den (en üst) 5'e (en alt) kadar numaralanmış beş ayrı rafa, her rafa bir kitap gelecek şekilde yerleştirilmiştir.
- Roman, tarih kitabının üstündedir.
- Ansiklopedi, romanın hemen altındadır.
- Sözlük en üstte değildir.
- Atlas, tarih kitabının altındadır.
- Sözlük en altta değildir.
Tarih kitabının 4. rafta olduğu bilindiğine göre, aşağıdakilerden hangisi kesin olarak doğrudur?

A) Roman 2. rafta yer alır. B) Atlas 4. rafta yer alır. C) Sözlük 4. rafta yer alır. D) Tarih 3. rafta yer alır. E) Sözlük 3. rafta yer alır.

Sözel Mantık · Sözel Mantık

47. Aylin, Barış ve Ceren bir elektronik mağazasından birer ürün (telefon, tablet, saat) satın almıştır; her biri farklı bir ürün almıştır. Her ürünün rengi siyah ya da beyazdır; ödemesi ise peşin ya da taksitle yapılmıştır.
- Telefon alan kişi siyah ürün almamıştır.
- Ceren tablet almamıştır.
- Barış'ın ödemesi peşindir.
- Saat alan kişinin ödemesi taksitledir.
- Aylin'in ürünü siyahtır.
- Ceren'in ödemesi Barış'ınkiyle aynı değildir.
Üç kişinin ürün, renk ve ödeme bilgilerinin tam olarak belirlenebilmesi için, aşağıdakilerden hangisinin bilinmesi yeterlidir?

A) Ceren'in ürünü beyazdır. B) Aylin peşin ödemiştir. C) Barış telefon almıştır. D) Barış'ın ürünü siyahtır. E) Aylin saat almıştır.

Sözel Mantık · Sözel Mantık

48. Bir işyerinde Pazartesi'den Cuma'ya kadar beş günlük nöbeti Aslı ile Burak adlı iki çalışan paylaşmaktadır; her gün nöbeti bu ikisinden yalnızca biri tutar ve her nöbet sabah ya da akşam vardiyasında tutulur.
- Bu beş günde Aslı 3 gün, Burak 2 gün nöbet tutmuştur.
- Aynı kişi art arda üç gün nöbet tutmamıştır.
- Pazartesi nöbetini Burak tutmamıştır.
- Aslı hiçbir gün akşam vardiyasında nöbet tutmamıştır.
- Çarşamba günkü vardiya akşamdır.
Buna göre,
I. Çarşamba nöbetini Burak tutar.
II. Perşembe nöbetini Burak tutar.
III. Cuma vardiyası akşamdır.
ifadelerinden hangileri kesin olarak bilinebilir?

A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III

Sözel Mantık · Sözel Mantık

49. Aylin, Barış ve Ceren bir elektronik mağazasından birer ürün (telefon, tablet, saat) satın almıştır; her biri farklı bir ürün almıştır. Her ürünün rengi siyah ya da beyazdır; ödemesi ise peşin ya da taksitle yapılmıştır.
- Telefon alan kişi siyah ürün almamıştır.
- Ceren tablet almamıştır.
- Barış'ın ödemesi peşindir.
- Saat alan kişinin ödemesi taksitledir.
- Aylin'in ürünü siyahtır.
- Ceren'in ödemesi Barış'ınkiyle aynı değildir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kesinlikle olamaz?

A) Aylin taksitle ödemiştir. B) Barış tablet almıştır. C) Ceren'in ödemesi peşindir. D) Barış'ın ürünü beyazdır. E) Ceren saat almıştır.

Sözel Mantık · Sözel Mantık

50. Aylin, Berk, Ceyda ve Dinç adlı dört kişinin meslekleri (öğretmen, mühendis, doktor, avukat) ve evcil hayvanları (kedi, köpek, kuş, balık) birbirinden farklıdır. Şu bilgiler verilmiştir:
1) Öğretmen olan kişinin evcil hayvanı kuştur.
2) Aylin doktordur.
3) Doktor olan kişinin evcil hayvanı köpektir.
4) Mühendis olan kişinin evcil hayvanı balıktır.
5) Ceyda mühendis değildir.
6) Dinç'in mesleği avukattır.
Buna göre Dinç'in evcil hayvanı nedir?

A) Kuş B) Belirlenemez C) Balık D) Kedi E) Köpek

Cevap Anahtarı

1-E 2-B 3-E 4-A 5-A 6-E 7-D 8-A 9-D 10-E 11-C 12-D 13-A 14-B 15-A 16-B 17-D 18-D 19-B 20-D 21-C 22-C 23-C 24-C 25-E 26-C 27-B 28-C 29-B 30-E 31-B 32-C 33-D 34-A 35-C 36-A 37-A 38-C 39-B 40-D 41-E 42-B 43-B 44-D 45-C 46-E 47-D 48-A 49-C 50-D

8genales · ALES Hazırlık · sekizgenacademy.com