sekizgenacademy.com

Sözel Bölüm Denemesi — Gerçek (50 Soru)

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 28.10.2026     50 soru 75 dakika

Çalışma Kağıdı

Sözel Bölüm Denemesi — Gerçek (50 Soru)

Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç

50 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada

Sözel Anlam · Paragraf

1. Dayanıklılık sporlarında vücut, kısa süreli şiddetli çabaya hazırlanmış bir sprinterden çok, uzun bir yolu sabit tempoda kat eden bir yürüyüşçüye benzer. Sprinter, az sayıda kas lifini anlık olarak en üst düzeyde çalıştırırken; dayanıklılık sporcusunun bedeni, enerjiyi saatler boyunca dengeli biçimde paylaştıracak şekilde uyum sağlar. Bu uyum, kalp ve akciğerlerin kapasitesinin artmasından kılcal damar yoğunluğunun yükselmesine kadar pek çok fizyolojik değişikliği birlikte getirir. Dolayısıyla antrenman programları da bu iki beden tipine göre farklılaşır.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Bir olgunun nedenleri kronolojik bir sırayla aktarılmıştır. B) Bir kavramın tarihsel gelişimi aşamalar hâlinde anlatılmıştır. C) Karşıt görüşler sunulup biri çürütülmüştür. D) Dayanıklılık sporcusunun bedensel uyumu, başka bir spor dalının sporcusuyla karşılaştırılarak açıklanmıştır. E) Kişisel bir anıdan yola çıkılarak genel bir yargıya ulaşılmıştır.

Sözel Anlam · Paragraf

2. Kentlerde aydınlatmayı artırmak, güvenliği artırmanın en kolay yolu sayılır; oysa gereğinden parlak ve her yöne saçılan ışık, gözü kamaştırarak yolun kenarındaki engeli görmeyi güçleştirebilir. Gökyüzüne kaçan ışık enerji israfıdır ve gece göç eden kuşların yönünü şaşırtır. Yalnızca gerekli yeri, gerektiği kadar ve aşağı doğru aydınlatan armatürler ise hem enerji tasarrufu sağlar hem de görüşü iyileştirir. Özellikle kenar mahallelerde çok sayıda gereksiz lamba yıllardır aynı biçimde yakılmakta, bunun faturası da ortak bütçeden ödenmektedir. Üstelik sürekli parlak bir çevreye alışan göz, karanlık köşeleri daha da tehlikeli algılar. Güvenliğin ölçüsü, ışığın miktarı değil, ışığın nereye ve nasıl düştüğüdür.

Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisini eleştirmektedir?

A) Gece göç eden kuşların yollarını, aydınlatma planlarında dikkate almayı B) Aydınlatmanın niteliğine bakmadan, yalnızca miktarını artırmayı güvenlik çözümü saymayı C) Kent sokaklarında aydınlatmanın büyük bölümünden vazgeçilmesini istemeyi D) Güvenliği artırmak için aydınlatma dışındaki önlemlere yönelmeyi E) Kent aydınlatmasında enerji tasarrufu sağlayan armatürleri tercih etmeyi

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

3. Ressam, tuvalinde koyu renkleri azaltıp aydınlık tonları çoğaltınca eserin genel atmosferi ----; izleyicide bıraktığı izlenim de bu yönde ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) aydınlandı - yumuşadı B) karardı - yumuşadı C) karardı - sertleşti D) aydınlandı - sertleşti E) değişmedi - yumuşadı

Sözel Anlam · Paragraf

4. Otomatik çeviri araçları, günlük yazışmaları bir dilden diğerine saniyeler içinde aktarıyor. Bu hız, dil öğrenmeye harcanan yılların artık gereksiz olduğu izlenimini uyandırabilir. Oysa çeviri, sözcükleri değil, sözcüklerin ardındaki niyeti taşımak zorundadır; bir şakanın, bir imanın ya da kibar bir reddin başka dilde nasıl kurulacağını araç değil, iki kültürü de tanıyan bir insan bilir. Araçlar bu tanışıklığı taklit edebilir ama yerine geçemez. Öyleyse dil öğrenmenin geleceği, araçların yerini almakta değil, araçların ne zaman yanıldığını görebilmekte yatıyor.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Araçların insana özgü bir yetiyi taklit edebildiğine B) Dil bilmenin araçların hatalarını fark etmeyi sağladığına C) Niyet aktarımının kültürel tanışıklık gerektirdiğine D) Çeviri araçlarının günlük yazışmaları hızla aktardığına E) Çeviri araçlarının teknik metinlerde insanı geride bıraktığına

Sözel Anlam · Paragraf

5. Ebru yapımında boyalar, kıvamı özenle ayarlanmış bir su yüzeyine damlatılır; boyaların batmayıp yüzeyde kalması, suyun yoğunlaştırılmasına bağlıdır. Usta, fırçayla serptiği renkleri ince bir çubukla yönlendirir ama desenin tamamını belirleyemez; çünkü boyalar birbirini iterken kendi yollarını da çizer. Kâğıt yüzeye yatırıldığında desen, yalnızca o ana özgü bir iz olarak kâğıda geçer. Desenin ömrü bu yüzden suyun üzerinde birkaç dakikayla sınırlıdır; usta işini bu kısa süre içinde bitirmek zorundadır. Aynı sudan ikinci bir baskı almak mümkündür, ancak bu baskı ilkinin kopyası olmaz. Bu yüzden ebrucu, ustalığını kusursuz tekrarda değil, rastlantıyla birlikte çalışmayı yönetmekte gösterir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Ustalığın rastlantıyı yönetmekte görüldüğüne B) Ustanın müdahalesinin desen üzerindeki sınırlı etkisine C) Boyaların yüzeyde kalmasını sağlayan etkene D) Aynı sudan alınan baskıların birbirinin aynısı olmadığına E) Kâğıdın baskıya hazırlanma biçimine

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

6. Konuşmacı, her sözcüğü «tartılmış» bir konuşma yaptı.
Bu cümlede «tartılmış» sözcüğü, konuşmaya aşağıdakilerden hangisini katmıştır?

A) Önceden ezberlenip tekrar edildiği niteliğini B) Her ifadenin dikkatle düşünülüp ölçülü seçildiği niteliğini C) Ağırlığının gram hesabıyla ölçülmüş olduğu niteliğini D) Çok uzun ve ayrıntılı olduğu niteliğini E) Dinleyicilere ağır geldiği niteliğini

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

7. Şehirde yıllardır süren inşaat çalışmaları trafiği aksatıyor; ---- halk bu durumdan çok şikâyetçi değil, çünkü yeni yolların konforunu şimdiden fark ediyor.

A) bununla birlikte B) üstelik C) sözgelimi D) kısacası E) bu nedenle

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

8. Uzun süredir çözemediği problemi nihayet çözen matematikçi, bulduğu kanıtın «yalın» olmasına şaşırdı; çünkü yıllarca çok daha karmaşık bir yöntem aramıştı.

Bu cümlede altı çizili sözcük, aşağıdakilerden hangisinin yerine kullanılmıştır?

A) Yetersiz B) Eksik C) Belirsiz D) Basit E) Geçici

Sözel Anlam · Paragraf

9. Bir dili öğrenirken sesli okumanın küçümsenen bir yararı vardır. Sessiz okumada göz, tanıdık gelen sözcüklerin üzerinden hızla atlar; sesli okumada ise her heceyi tek tek telaffuz etmek gerektiğinden dikkat, sözcüğün yapısına yönelir. Böylece öğrenci, yazımını bildiğini sandığı ama aslında hiç doğru söylemediği sözcükleri fark eder. Ayrıca kendi sesini duymak, cümle vurgusunun nerede olması gerektiğini sezmeyi kolaylaştırır. Bu yöntem, ilerlemiş öğrencilerde bile telaffuz hatalarını kısa sürede azaltır.

Bu parçada sesli okumayla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Cümle vurgusunu sezmeyi kolaylaştırdığına B) İleri düzey öğrencilere de yarar sağladığına C) Günde ne kadar süreyle yapılması gerektiğine D) Yanlış telaffuz edilen sözcükleri fark ettirdiğine E) Dikkati sözcüğün yapısına yönelttiğine

Sözel Anlam · Paragraf

10. Şehir müzesinin bodrum katındaki restorasyon atölyesi, yıllar içinde hasar görmüş tabloları ve heykelleri özgün hâline yaklaştırmaya çalışır. Atölyenin başındaki restoratöre göre bir eseri onarmak, onu yeniden boyamak değil, kaybolan izleri saygıyla tamamlamaktır. Restoratör, hangi rengin özgün olduğuna karar veremediği noktalarda boyamayı tamamlamak yerine o bölgeyi bilinçli olarak yarım bırakır. Ona göre «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir». Bu ilke gereği restorasyon atölyesinde hiçbir onarım, orijinal malzemenin üzerini tamamen örtecek şekilde yapılmaz. Restoratör, çıraklarına ilk öğrettiği kuralın "emin değilsen dokunma" olduğunu söyler. Bazı eserlerin onarımı, tek bir santimetrekarelik alan için haftalarca sürebilir. Atölyede kullanılan malzemelerin çoğu, eserin yapıldığı döneme uygun olacak şekilde özel olarak hazırlanır.

Müze yönetimi, son yıllarda restorasyon sürecini ziyaretçilerden gizlemek yerine camlı bir bölmeyle sergilemeye başlamıştır. Bu değişiklik ilk başta restoratörü rahatsız etmiş, çünkü çalışırken izlenmek ona yabancı gelmiştir. Zamanla restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi işine bakış açısını da zenginleştirdiğini fark etmiştir. Müzeye gelen çocuklar, restorasyonu izleyerek eserlerin "hazır" değil "hâlâ yaşayan" nesneler olduğunu öğrenmeye başlamıştır. Müze yönetimi, bu uygulamanın ziyaretçi sayısını da belirgin biçimde artırdığını belirtmiştir. Restoratöre göre asıl kazanç ziyaretçi sayısı değil, insanların bir eserin arkasındaki emeği fark etmesidir. Müze, önümüzdeki yıl restorasyon sürecini konu alan küçük bir belgesel hazırlamayı planlamaktadır.

Bu parçada altı çizili «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bir eserin değeri, yalnızca sergilendiği müzeye bağlıdır B) Restorasyon, eserin fiziksel bütünlüğünü hiçbir zaman tam olarak sağlayamaz C) Restoratörler, eserlerin orijinal rengini her zaman kesin olarak bilir D) Bir eserin izlerini yok sayarak onarmak, o esere ait tarihsel bilgiyi de yok etmek anlamına gelir E) Eserler, restore edilmeden önce zaten değerlerini kaybetmiş sayılır

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

11. Yıllarca sahada çalışan mühendis, zor işlerin içinde «piştiği» için hiçbir sorun karşısında yılmıyordu.
Bu cümledeki «piştiği» sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca en yakın biçimde kullanılmıştır?

A) Sobanın üstündeki kabak saatler sonra yumuşayıp «pişti» B) Fırında «pişen» ekmeğin kokusu bütün sokağa yayıldı C) Çocuk yaştan çiftlik işlerinde «pişmiş» bu genç, her zorluğun üstesinden gelirdi D) Tencerede kısık ateşte «pişen» yemek akşama hazır oldu E) Kiremit fırınında «pişen» çamurlar sertleşerek dayanıklı hâle geldi

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

12. Sınıf başkanı, arkadaşlarına «söz geçirebildiği» için tartışmalar kısa sürede bitiyordu.

Bu cümlede altı çizili söz öbeği, sınıf başkanına aşağıdakilerden hangisini katmaktadır?

A) Konuşmayı başkalarından önce bitirme B) Verdiği sözü tutma C) Tartışmalarda haklı çıkma D) Sözünü dinletebilme E) Başkalarının sözünü kesme

Sözel Anlam · Paragraf

13. Yorgancı, pamuğu atmadan önce uzun süre elinde tartar; çünkü dolgunun eşit yayılması, yorganın hem sıcaklığını hem ömrünü belirler. Kumaş ne kadar özenle işlenirse işlensin, içindeki dolgu topaklanmışsa yorgan bir iki kışta yamuk bir yığına döner. Pamuğun atılması, yani liflerin yay ve tokmakla tek tek ayrıştırılması, işin en yorucu ve en sabır isteyen aşamasıdır. Usta, kumaşın üzerine serdiği dolguyu eliyle yoklar, kalın kalan yerleri yeniden dağıtır ve yorgan dikilmeden önce bu işlemi birkaç kez yineler. Acele edilen bir yorganda bu yoklama atlandığı için, ilk yıkamadan sonra beliren topaklar geri dönülemez bir kusura dönüşür. ........ Yorgancılar bu yüzden, dışarıdan görünen işçiliğe değil, içeride kalan dengeye övünür.

Bu parçada boş bırakılan yere, düşünce akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Nitekim yeni yorganlar, eskilerinden daha çabuk topaklanmaya başlamıştır B) Dolayısıyla yorganın asıl kalitesi, göze çarpmayan dolgu dengesinde saklıdır C) Bu durumda ince işçilik, kötü dolgunun sorunlarını her zaman telafi eder D) Üstelik kumaşın deseni, yorganın sıcaklığını belirleyen tek etkendir E) Oysa kumaş kalitesi, dolgudan çok daha az önem taşıyan bir ayrıntıdır

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde amaç-sonuç ilişkisi vardır?

A) Sınavdan önce notlarını bir kez daha gözden geçirmek için kütüphaneye gitti B) Çok çalıştığı için başarılı oldu C) Hava kararınca sokak lambaları yandı D) Bütçe yetmediği için gezi ertelendi E) Yorgun olduğu için erken uyudu

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?

A) Kaybolmamak için haritayı yanına aldı B) Kapıyı çaldığında biz yemekteydik C) Yollar buzlandığı için servisler seferlerini iptal etti D) Erken çıkarsanız treni yakalarsınız E) Bu yılki hasat, geçen yıldan daha verimli geçti

Sözel Anlam · Paragraf

16. Sahne ışıkçısı, oyunun hiçbir repliğini söylemez, seyirci tarafından neredeyse hiç fark edilmez; oysa bir sahnenin duygusal etkisinin büyük kısmı onun kararlarına bağlıdır. Aynı replik, soğuk mavi bir ışık altında ürkütücü, sıcak sarı bir ışık altında ise sıcak ve güvenli hissettirebilir. Deneyimli bir ışıkçı, metni defalarca okuyup oyuncularla provalara katılarak «sahnenin görünmeyen ortak yazarı» hâline gelir; kararları, oyuncunun söylediği sözler kadar seyircinin o anda ne hissedeceğini belirler.

Bu parçada altı çizili «sahnenin görünmeyen ortak yazarı» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Işıkçının seyirci tarafından oyun yazarı sanılması B) Işıkçının prova sürecini tek başına yönettiği C) Işıkçının, metne sözle katkı yapmasa da sahnenin anlamını ve etkisini oyun yazarı kadar belirleyebilmesi D) Işıkçının oyuncularla birlikte sahnede rol aldığı E) Işıkçının oyunun metnini bizzat yazdığı

Sözel Anlam · Paragraf

17. Amatör bulut gözlemcisi Elif, her sabah gökyüzünü fotoğraflayarak küçük bir günlük tutar. Ona göre «bulutlar, havanın ne yapacağını söylemeden önce fısıldayan bir habercidir». Sivri ve dağınık bulutlar genellikle fırtınanın habercisiyken düz ve ince tabakalı bulutlar sakin bir günü işaret eder. Elif, bu gözlemleri karşılaştırarak zamanla resmi hava tahminlerinden bile birkaç saat önce değişimi sezmeyi öğrenmiştir. Ona göre asıl beceri, bulutun şeklini değil değişim hızını okumaktır. Komşuları, ondan artık hava durumu sormaya başlamıştır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Bulut değişiminin hızı, Elif'e göre önemli bir gözlem ölçütüdür B) Sivri ve dağınık bulutlar genellikle sakin bir havanın habercisidir C) Elif'in gözlemleri zamanla resmi tahminlerden önce sonuç verebilmiştir D) Elif, gözlemlerini düzenli olarak kayıt altına almaktadır E) Bulut şekilleri, yaklaşan hava durumu hakkında ipucu verebilir

Sözel Anlam · Paragraf

18. Bir seramik ustası, yeni bir sırın nasıl davranacağını anlamak için küçük bir deney yaptı. Aynı kilden yaptığı on parçayı farklı sıcaklıklarda pişirdi. ---- Bu gözlem sayesinde artık her parça için doğru sıcaklığı önceden kestirebiliyordu. Deneyin sonunda elde ettiği tablo, atölyesindeki en değerli notlardan biri hâline geldi.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Sıcaklık arttıkça sırın renginin ve dokusunun nasıl değiştiğini tek tek kaydetti. B) Deney sırasında fırın arızalandığı için hiçbir parça pişirilememiştir. C) Bu yüzden ustalık artık deneyime değil şansa bağlı hâle gelmiştir. D) Ustanın bu denemesi kilin rengini hiçbir şekilde etkilememiştir. E) Ancak parçaların hiçbiri fırından sağlam çıkmamıştır.

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

19. Yıllar sonra yolu, çocukluğunun geçtiği kasabaya «düştü».

Bu cümledeki «düştü» sözcüğü aşağıdakilerin hangisindeki anlamda kullanılmıştır?

A) Yüksek bir yerden yere inmek B) Rastlantı sonucu bir yere uğramak C) Pay olarak birinin hissesine çıkmak D) Değer ya da miktar bakımından azalmak E) Güç bir durumun içine girmek

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

20. Heykeltıraş, kaba taşın köşelerini «yonta yonta» ince bir yüze dönüştürdü.
Bu cümledeki «yonta yonta» tekrarı, cümleye aşağıdakilerden hangisini katmıştır?

A) İşin sonunda başarısızlıkla sonuçlandığını B) İşin birden fazla kişi tarafından yapıldığını C) İşin çok kısa sürede ve aceleyle bitirildiğini D) İşin sabırla, küçük müdahalelerle ve tekrar tekrar yapıldığını E) İşin yalnızca bir kez ve rastgele yapıldığını

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

21. Aşağıdaki cümleyle anlamca çelişen cümle hangisidir?

"Bir ekip, üyelerinin hepsi aynı biçimde düşündüğünde güçlenmez; tersine körleşir."

A) Görüş ayrılıkları, ekibin dikkatini bazı sorunlara çekebilir B) Üyeleri aynı görüşü paylaşan ekipler, karar alırken daha sağlıklı sonuçlara ulaşır C) Ekibin gücü, üye sayısından çok üyelerin birbirini tamamlamasına bağlıdır D) Farklı bakış açılarını bir araya getiren ekip, hatalarını daha erken fark eder E) Ekip içinde herkesin aynı şeyi söylemesi, yanlışın görülmesini zorlaştırabilir

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, belirtilen durum bilinçli bir hedef olarak değil, bir olayın kendiliğinden doğan sonucu olarak verilmiştir?

A) Ders çalışırken dikkati dağılmasın diye telefonunu kapattı B) Gelecek yıl daha rahat çalışmak amacıyla atölyeyi genişletti C) Yoğun sis nedeniyle uçuşlar birkaç saat gecikti D) Müşterilerin yanlış anlamaması için bilgileri tablo hâlinde sundu E) Konuşmacı, dinleyicileri etkilemek için sesini yükseltti

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde «ağır» sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır?

A) Kalın demir levhalar çok ağır olduğundan vinçle kaldırıldı. B) Salondaki ağır hava, konuşanların neşesini kırdı. C) Bavul ağır olduğu için görevli ek ücret istedi. D) Taşıyıcı, ağır çuvalı omzuna alıp depoya yürüdü. E) Ağır çelik kapı, tek kişinin gücüyle açılamadı.

Sözel Anlam · Paragraf

24. Dokumanın gerektirdiği tezgâh, iplik ve düzenli bir desen keçede yoktur; lifler yalnızca nem, sıcaklık ve baskıyla birbirine kenetlenir. Bu yüzden keçe, kumaştan daha ilkel sayılır. Ne var ki yünün pullu yapısı düşünüldüğünde bu kenetlenmenin hiç de gelişigüzel olmadığı anlaşılır: pullar ıslakken açılır, ovuşturulunca birbirine takılır ve kuruduktan sonra geri açılamaz. Dokumada kumaşı ip bir arada tutarken keçede bu işi lifin kendi biçimi görür. Dolayısıyla keçenin sadeliği, yöntemin kolaylığından değil, malzemenin kendi başına yeterliliğinden kaynaklanır. Pullar bir kez kenetlendiğinde lifler artık ayrı ayrı değil, tek bir gövde gibi davranır. Bu yüzden iyi yapılmış keçe, ek bir bağlayıcıya gereksinim duymadan yıllarca dağılmadan kalır.

Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Keçedeki kenetlenme, kuruduktan sonra yeniden ıslatıldığında kendiliğinden çözülür. B) Yünün pullu yapısı, keçenin oluşumunda belirleyici bir rol oynar. C) Keçe yapımında tezgâh ve iplik kullanılması gerekmez. D) Kumaşı bir arada tutan unsur ile keçeyi bir arada tutan unsur birbirinden farklıdır. E) Keçe, kumaştan daha ilkel olarak değerlendirilme eğilimindedir.

Sözel Anlam · Paragraf

25. Markette iki farklı boydaki aynı ürünün hangisinin daha ucuz olduğunu hızlıca kestirmek, oran kurma becerisinin gündelik bir uygulamasıdır; oysa bu işlemi yapan çoğu kişi, okulda öğrendiği "orantı" konusuyla o an yaptığı zihinsel hesabı ilişkilendirmez. Benzer biçimde, bir tarifi iki kişilik yerine beş kişilik hazırlarken malzemeleri yeniden ölçeklendirmek de aynı akıl yürütmeye dayanır. Matematik eğitimcilerine göre bu kopukluk, konunun soyut kaldığı izlenimini güçlendirir; oysa amaç, sınıfta öğrenileni günlük kararlarla aynı zihinsel araç olarak tanımaktır.

Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) Okulda öğrenilen orantı konusu, günlük hayattaki hesaplardan tamamen farklı bir işlemdir B) İnsanların çoğu orantı kavramını hiçbir zaman doğru kullanamaz C) Tarif ölçeklendirme, matematik eğitimiyle hiçbir ilgisi olmayan bir beceridir D) Matematik eğitimcileri, günlük hesapların okulda öğretilmemesi gerektiğini savunur E) Günlük hayatta sıkça kullanılan bazı akıl yürütmeler, okulda soyut biçimde öğretilen matematiksel kavramlarla aynı temele dayanabilir

Sözel Anlam · Paragraf

26. Köy okulunda otuz yılı aşkın süredir görev yapan öğretmen Reşit Bey, sınıfındaki her öğrencinin farklı bir öğrenme hızına sahip olduğunu düşünürdü. Bu yüzden herkese aynı yöntemle ders anlatmak yerine, öğrencilerinin ilgi alanlarına göre örnekler seçerdi. Matematikle arası iyi olmayan bir öğrenciye futbol istatistikleriyle sayıları sevdirmeye çalışır, resme meraklı bir öğrenciye ise geometriyi çizimlerle anlatırdı. Yıllar sonra eski öğrencilerinden bazıları, en çok bu esnek yaklaşımı sayesinde derslere ısındıklarını söylerdi.

Bu parçada Reşit Bey ile ilgili asıl vurgulanmak istenen nedir?

A) Öğrencilerine standart bir öğretim yöntemi uyguladığı B) Öğrencilerinin bireysel farklılıklarını gözeterek ders anlattığı C) Sadece matematik dersine önem verdiği D) Meslek hayatı boyunca hep şehir okullarında çalıştığı E) Öğrencileriyle sınırlı bir iletişim kurduğu

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

27. Fabrikada yeni bir üretim hattı devreye alındıktan sonra işçilerin bir kısmı, alıştığı yöntemleri bırakmak istemediği için verimlilikte beklenen artış gerçekleşmedi. Yöneticiler, bu durumu fark edince işçilere yeni sistemle ilgili ek eğitim vermeye karar verdi. Bu parçaya göre, üretim hattındaki yenilenmeye rağmen verimliliğin beklenen düzeyde artmamasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Fabrikadaki üretim hattının teknik olarak yetersiz kalması B) İşçilerin bir kısmının alıştığı yöntemlerden vazgeçmek istememesi C) İşçilere verilen eğitimin yeterli içerikte hazırlanmamış olması D) Yöneticilerin yeni sisteme yeterince hazırlıklı olmaması E) Üretim hattının devreye alınma sürecinin beklenenden uzun sürmesi

Sözel Anlam · Paragraf

28. Kent yönetimleri her yıl yeni bir slogan seçiyor: yeşil kent, akıllı kent, yaşanabilir kent. Sloganlar değişiyor, kaldırımlar değişmiyor. Bir tekerlekli sandalyenin geçemediği kaldırım, kentin en pahalı tanıtım filminde bile görünmüyor. Kent, afişlerde vaat ettiği şeyi sokakta yapmadıkça bu sözcükler yalnızca boya olarak kalıyor. Sorun, hedefin yanlış olması değil; hedefe hiç yürünmemesi.

Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Kentteki yeşil alanların yapılaşma nedeniyle azalmasından B) Kentin olanaklarının halka yeterince tanıtılmamasından C) Kent sloganlarının her yıl gereksiz yere değiştirilmesinden D) Tanıtım filmlerine kaldırımlardan çok para harcanmasından E) Kent yönetimlerinin söylemle uygulama arasındaki uçurumu kapatmamasından

Sözel Anlam · Paragraf

29. Anadolu'nun bazı köylerinde hâlâ el tezgâhlarında halı dokuyan kadınlar bulunuyor. Bu kadınlar, deseni önceden kâğıda çizmek yerine, annelerinden ve büyükannelerinden öğrendikleri motifleri ezbere dokuyor. Bir halının tamamlanması, boyutuna göre haftalar hatta aylar sürebiliyor. Dokumacılar, işin uzun sürmesine rağmen bu emeğin karşılığını her zaman tam olarak alamadıklarını belirtiyor. Buna rağmen pek çoğu, bu geleneği sürdürmenin kendileri için bir sorumluluk olduğunu düşünüyor.

Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Halı desenleri kuşaktan kuşağa sözlü/görsel olarak aktarılmaktadır. B) Halı dokuma süreci uzun zaman alabilmektedir. C) Dokumacılar emeklerinin karşılığını her zaman yeterince alamamaktadır. D) Bazı dokumacılar bu geleneği sürdürmeyi bir görev olarak görmektedir. E) Dokumacıların tamamı bu işi bırakmayı düşünmektedir.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

30. Semt pazarındaki tezgah sayısı geçen yıla göre artmış, buna karşın pazarın kurulduğu alan büyütülmemiştir. Pazar günleri artık tezgahlar arasındaki geçişin daha da zorlaştığı görülmektedir.
Bu parçadan kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Pazardaki geçiş zorluğunun tek nedeni tezgah sayısındaki artıştır. B) Semt pazarında tezgah sayısı artarken pazarın kurulduğu alan büyütülmemiştir. C) Pazar yöneticileri alanı büyütmeyi hiç düşünmemektedir. D) Tezgah sayısı azaltılırsa geçiş sorunu tamamen ortadan kalkar. E) Alışverişe gelenlerin sayısı geçen yıla göre azalmıştır.

Sözel Anlam · Paragraf

31. Çay, dik yamaçlarda yetiştirildiğinden hasadı makineye bırakmak çoğu zaman güçtür; bu yüzden tomurcuk toplamanın büyük bölümü hâlâ elle yapılır. Elle toplayan işçi yalnızca en uçtaki iki yaprağı ve tomurcuğu koparır; bu seçicilik, demliğe gelen tadın inceliğini belirler. Makinenin ise yaprağı ayıklaması mümkün olmadığından, kolaylığın bedeli sıklıkla «fincana yansıyan kayıp» olur. Üstelik dik yamaçta çalışan işçinin elindeki sepet yaprağın ezilmeden taşınmasına imkân verir; ezilen yaprak ise henüz demlenmeden tadını yitirmeye başlar. Mevsim başında toplanan genç sürgünlerin değeri de bu yüzden yüksektir. Elbette makineyle üretim maliyeti düşürür; ancak ucuzluk her zaman bir tercihtir, zorunluluk değildir.

Bu parçadaki «fincana yansıyan kayıp» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Makineyle üretimin işçilik giderini azaltması B) Makine kullanımıyla üretim miktarının düşmesi C) Seçici toplamanın sağladığı tat inceliğinden vazgeçilmesi D) Elle toplamanın dik yamaçlarda zahmetli olması E) Çay yapraklarının fincanda bıraktığı tortu miktarı

Sözel Anlam · Paragraf

32. Uyku üzerine yapılan gözlemler, beynin uyku sırasında tamamen pasif olmadığını, gün içinde edinilen bilgilerin bir kısmının bu sürede yeniden işlendiğini göstermektedir. Özellikle derin uyku evresinde, önceki saatlerde öğrenilen bir bilginin ilgili beyin bölgelerinde tekrar etkinleştiği gözlenmiştir. Bu etkinleşme, bilginin kalıcı belleğe aktarılma sürecinin bir parçası olarak yorumlanmaktadır. Buna karşın aynı süreç, kesintiye uğrayan ya da yetersiz süren uykularda belirgin biçimde zayıflamaktadır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Uykunun süresi, bellekle ilgili süreçleri hiçbir şekilde etkilemez B) Beyin, uyku sırasında tüm işlevlerini tamamen durdurur C) Yetersiz süren uyku, bilgilerin kalıcı belleğe aktarılma sürecini olumsuz etkileyebilir D) Kalıcı bellek yalnızca uyanıkken oluşabilir E) Derin uyku evresi öğrenme süreciyle hiçbir biçimde ilişkili değildir

Sözel Anlam · Paragraf

33. (I) Bahçe mimarı, küçük bir avluyu yeşil alana dönüştürmek istedi. (II) Toprağın eğimini dikkate alarak su birikmesini önleyecek bir drenaj planladı. (III) Gölge seven bitkileri duvar diplerine, güneş seven bitkileri ortaya yerleştirdi. (IV) Birkaç ay içinde avlu, renkli çiçeklerle dolu bir köşeye dönüştü. (V) Bitkilerin çoğu komşu şehirdeki bir fidanlıktan getirtilmişti.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

34. Eski bir liman kentinin kütüphanesi, kitapların dışarı çıkarılmasına asla izin vermezdi. Bu kural yüzyıllarca yakınmayla karşılandı; okurlar kitabı yanında götürmek isterdi. Sonra bir yangın, kentin evlerindeki bütün kitapları kül etti; kütüphane taş bina olduğundan içindekiler kurtuldu. Kural, o güne kadar bir engel gibi görünürken bir anda kentin belleğini koruyan tek şey oldu. Bir kısıtlamanın değeri, çoğu zaman onun neyi önlediği görülmeden anlaşılmaz.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bazı kuralların yararının ancak kötü bir olay yaşandığında görülebildiği B) Okurların kısıtlayıcı kütüphane kurallarını sürekli çiğnediği C) Yangınların eski liman kentlerinde sıklıkla yaşandığı D) Kütüphanelerin kent belleğini koruyan başlıca kurumlar olduğu E) Taş binaların ahşap yapılardan her zaman daha güvenli olduğu

Sözel Anlam · Paragraf

35. (I) Bir nehir üzerinden yapılan yük taşımacılığı, aynı miktarda yükün karayoluyla taşınmasına kıyasla genellikle daha düşük bir yakıt tüketimiyle gerçekleştirilir. (II) Nehir kıyısında kurulan restoranlar, yaz aylarında özellikle hafta sonları yoğun ilgi görmektedir. (III) Tek bir mavnanın taşıyabileceği yük miktarı, onlarca kamyonun taşıdığı yüke eşdeğer olabilir. (IV) Ancak bu taşımacılık biçimi, nehrin su seviyesinin mevsimsel olarak değişmesinden doğrudan etkilenir ve kurak dönemlerde taşıma kapasitesi ciddi ölçüde düşebilir. (V) Bu nedenle nehir taşımacılığına dayanan bir lojistik planı, su seviyesi öngörülerini de hesaba katacak şekilde esnek kurulmalıdır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

36. Bal arıları, kovana dönerken güneşin konumunu bir pusula gibi kullanır. Gökyüzü bulutlarla kaplı olsa bile arı, polarize ışığın izini takip ederek yönünü şaşırmaz. Bilim insanları uzun süre bu yeteneğin yalnızca görme duyusuna bağlı olduğunu düşünmüştür. Ancak son araştırmalar, arıların iç saatlerini de bu hesaplamaya kattığını ortaya koymuştur. Bir arı, sabah bulduğu çiçek tarlasının öğleden sonraki konumunu güneşin hareketine göre yeniden hesaplayabilir. Bu da arı için «gökyüzü, sabit değil sürekli güncellenen bir harita»dır. Kovana dönen her arı, dans ederek bu bilgiyi diğer işçi arılarla paylaşır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Güneşin gökyüzündeki konumu, arının hesaplamalarında zamana göre değişen bir veridir B) Arıların yön bulma yeteneği yalnızca genç arılarda görülen geçici bir özelliktir C) Arılar yön bulurken yalnızca gözleriyle gördükleri ışığa değil iç zaman algılarına da başvurur D) Bulutlu havalarda bile arılar yönlerini kaybetmeyebilir E) Arılar, bulunan bir besin kaynağının bilgisini kovandaki diğer arılara aktarabilir

Sözel Anlam · Paragraf

37. Bir gezgin, ziyaret ettiği her şehirde önce müzeleri ya da ünlü meydanları değil, yerel pazarları gezmeyi tercih ederdi. Ona göre bir şehrin ruhunu en iyi anlatan yer, turistik noktalardan çok, halkın günlük hayatını sürdürdüğü sokaklardı. Pazarcıların birbiriyle şakalaşması, satılan ürünlerin çeşitliliği, hatta pazarın kokusu bile o şehre dair çok şey söylüyordu. Bu yüzden seyahat notlarının çoğunu, ünlü anıtlar yerine küçük pazar tezgâhlarında geçirdiği anlar oluşturuyordu.

Bu parçada sözü edilen gezginle ilgili asıl anlatılmak istenen nedir?

A) Şehirleri tanımak için turistik mekânları tercih ettiği B) Seyahatlerinde yerel yaşamı gözlemlemeyi önemsediği C) Pazarcılarla arkadaşlık kurmaya çalıştığı D) Seyahat notlarını hiç tutmadığı E) Ünlü meydanları görmekten kaçındığı

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

38. "Deneyim kazanmadan önce aceleyle alınan kararlar, çoğu zaman beklenenin aksine sonuçlar doğurur." cümlesine anlamca en yakın cümle aşağıdakilerden hangisidir?

A) Deneyim arttıkça alınan kararların isabet oranı da artar. B) Yeterli deneyime sahip olunmadan hızla verilen kararlar, genellikle umulanın tersine bir sonuçla karşılaşılmasına yol açar. C) Kararların sonuç vermesi için deneyim kazanılması tek başına yeterli değildir. D) Deneyimli kişiler bile bazen aceleyle yanlış kararlar alabilir. E) Kararların aceleye getirilmesi, her durumda olumsuz sonuç doğurur.

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

39. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde «derin» sözcüğü gerçek anlamda kullanılmıştır?

A) Yaşlı adamın derin bir bilgeliği vardı. B) Kuyunun dibi o kadar derindi ki atılan taşın sesi geç duyuldu. C) Ona karşı derin bir saygı duyuyordu. D) Derin bir uykuya daldığı için telefonu duymadı. E) Derin düşüncelere dalmış, çevresini fark etmiyordu.

Sözel Anlam · Paragraf

40. Bir kentin ne kadar yaşanabilir olduğunu anlamak için meydanlarına değil, banklarına bakmak gerekir. Bank, hiçbir şey satın almadan durmaya izin verilen yerdir. Bankların söküldüğü ya da uzanılamayacak biçimde bölündüğü sokaklarda insanlar yalnızca geçer, kalmaz. Kalmanın olmadığı yerde karşılaşma, karşılaşmanın olmadığı yerde de mahalle olmaz. Bir bank küçük bir mobilyadır ama taşıdığı anlam bir kentin kime açık olduğudur.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Alışveriş alanlarının kentte giderek arttığı B) Kentin insanlara ne ölçüde açık olduğunun küçük ayrıntılardan anlaşılabileceği C) Kent yönetimlerinin bank yapımına yeterince kaynak ayırmadığı D) Bankların kent mobilyaları içinde en dayanıklısı olduğu E) Meydanların artık işlevini yitirdiği

Sözel Anlam · Paragraf

41. Küçük tekne, limandan ayrıldıktan kısa süre sonra beklenmedik bir fırtınayla karşılaştı. Kaptan, dalgaların şiddetlenmesi üzerine yelkeni hızla indirmeye çalıştı. Bu sırada güvertede duran genç tayfa dengesini kaybedip az kalsın denize düşüyordu. Kaptan onu son anda yakalayıp güverteye çekti ve ikisi birlikte tekneyi sakin bir koya doğru yönlendirdi. Fırtına dinene kadar orada beklediler.

Bu parçanın anlatımında ağırlıklı olarak hangi anlatım biçimi kullanılmıştır?

A) Tartışma B) Karşılaştırma C) Tanık gösterme D) Örnekleme E) Öyküleme

Sözel Anlam · Paragraf

42. Bir şehir plancısı, yeni bisiklet yollarını tasarlarken önce yolun düz uzunluğunu değil, kavşakların davranışını incelemeyi önerir. Ona göre bir bisiklet yolunun başarısı, düz uzunluğunda değil kesişim noktalarındaki güvenliğindedir. Uzun ama kesişimlerde zayıf bırakılan bir yol, kısa sürede terk edilir. Plancıya göre «bir yolun güvenilirliği, en zayıf kavşağı kadardır». Bu nedenle tasarımına önce en tehlikeli kavşaktan başlar, düz bölümleri en sona bırakır. Yıllar içinde bu yaklaşım, şehirdeki bisiklet kullanım oranını belirgin biçimde artırmıştır.

Bu parçada altı çizili «bir yolun güvenilirliği, en zayıf kavşağı kadardır» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bir yolun genel güvenliği, en sorunlu kesişim noktasındaki eksiklikle sınırlı kalır B) Bütün kavşaklar aynı derecede güvenlidir C) Kavşak sayısı arttıkça yol daha güvenli hâle gelir D) Bisikletliler yalnızca düz yollarda güvenlik sorunu yaşar E) Bir yolun uzunluğu, güvenlik düzeyini doğrudan belirler

Sözel Mantık · Sözel Mantık

43. Bir yazarlık yarışmasında Ece, Deniz ve Kaan adlı üç yazardan her biri roman, şiir ve deneme türlerinden farklı birer eserle katılmıştır. Yarışma sonunda bu üç yazar 1., 2. ve 3. sırayı (her sıra farklı bir yazara ait olacak şekilde) almıştır.
- Roman türündeki eserin yazarı 1. olmamıştır.
- Deniz'in eseri şiir türünde değildir.
- Kaan 3. olmamıştır.
- Deniz 1. olmamıştır.
- 1. sırada olan yazarın eseri deneme türünde değildir.
- Kaan'ın eseri roman türünde değildir.
Ece'nin eseri deneme türünde olduğu bilindiğine göre, aşağıdakilerden hangisi kesin olarak doğrudur?

A) Kaan 1. olmuştur. B) Deniz 2. olmuştur. C) Kaan'ın eseri romandır. D) Deniz'in eseri şiirdir. E) Ece 2. olmuştur.

Sözel Mantık · Sözel Mantık

44. Bir otelin 1., 2. ve 3. katlarında ikişer oda vardır; odalar 11, 12 (1. kat), 21, 22 (2. kat) ve 31, 32 (3. kat) olarak numaralandırılmıştır. Ayla, Berk, Cemre, Deniz, Emre ve Funda bu otelin altı odasına, her odada bir kişi kalacak biçimde yerleşmiştir. Yerleşimle ilgili bilgiler şunlardır:
- Ayla ile Berk aynı kattadır.
- Cemre, Deniz'den daha yüksek bir kattadır.
- Emre 1. katta değildir.
- Funda ile Emre farklı katlardadır.
Ayrıca Funda ile Deniz'in aynı katta kaldığı bilinmektedir.
Buna göre, bu altı kişi odalara kaç farklı biçimde yerleşebilir?

A) 18 B) 24 C) 32 D) 36 E) 48

Sözel Mantık · Sözel Mantık

45. Bir şehir turunda Müze, Çarşı, Kale, Park, Liman ve Saray olmak üzere altı durak art arda ziyaret edilir. Her durak tam bir saat sürer; ilk durağa 09.00'da, ikinci durağa 10.00'da, ... altıncı durağa 14.00'te girilir. Her durak yalnız bir kez ziyaret edilir. Tura ilişkin bilgiler şunlardır:
- Müze, Kale'den önce ziyaret edilir.
- Çarşı, Park'tan tam iki saat sonra ziyaret edilir.
- Liman ile Saray ardışık saatlerde ziyaret edilmez.
- Saray ne ilk ne de son duraktır.
Ayrıca Müze'nin 10.00'da ziyaret edildiği bilinmektedir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Kale 14.00'te ziyaret edilir B) Çarşı 12.00'de ziyaret edilir C) Saray 09.00'da ziyaret edilir D) Park 13.00'te ziyaret edilir E) Liman 11.00'de ziyaret edilir

Sözel Mantık · Sözel Mantık

46. Bir marketin girişten itibaren 1, 2 ve 3 numaralı üç koridoru vardır; her koridorda bir sol, bir sağ raf bulunur. Konserve, Makarna, Yağ, Baharat, Bakliyat ve Çay ürün gruplarından her biri bu altı raftan farklı birine yerleştirilmiştir.
- Makarna ile Baharat, aynı koridorda karşılıklı raflardadır.
- Baharat, sol raftadır.
- Makarna ile Yağ, koridorların farklı yanındaki raflardadır.
- Konserve ile Makarna, koridorların farklı yanındaki raflardadır.
- Yağ, Bakliyat'tan girişe daha yakın bir koridordadır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

A) Konserve ile Çay aynı koridorda bulunmaz B) Konserve, 2. koridordadır C) Bakliyat, 3. koridordadır D) Makarna, 3. koridordadır E) Yağ, 1. koridordadır

Sözel Mantık · Sözel Mantık

47. Ahmet, Berk, Cem, Derya, Ela ve Funda adlı altı kişi yuvarlak bir masada eşit aralıklarla oturmaktadır.
- Ahmet ile Berk yan yana oturmamaktadır.
- Cem, Derya'nın tam karşısında oturmaktadır.
- Funda, Cem'in yanında oturmaktadır.
- Berk, Ela'nın karşısında oturmamaktadır.
- Berk, Funda'nın yanında oturmamaktadır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kesinlikle olamaz?

A) Ahmet, Cem'in yanında oturur. B) Funda, Cem'in yanında oturur. C) Berk, Ahmet'in karşısında oturur. D) Cem, Derya'nın karşısında oturur. E) Berk, Ela'nın yanında oturur.

Sözel Mantık · Sözel Mantık

48. Pelin, Rıza ve Sibel adlı üç kişiden her biri kırmızı, mavi ve yeşil renklerinden farklı birini sevmektedir; ayrıca her biri kedi, köpek ve kuş hayvanlarından farklı birini beslemektedir.
- Kırmızıyı seven kişi kedi beslemektedir.
- Pelin mavi rengi sevmemektedir.
- Rıza köpek beslememektedir.
- Sibel yeşili sevmektedir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

A) Pelin mavi rengi sevmektedir. B) Rıza kuş beslemektedir. C) Pelin köpek beslemektedir. D) Rıza köpek beslemektedir. E) Sibel kedi beslemektedir.

Sözel Mantık · Sözel Mantık

49. Bir noterlikte sırada bekleyen Ali, Berna, Cem, Deniz ve Ece, bu sırayla işlem yaptıracaktır. Beş kişinin her biri vekâlet, satış, kefalet, tasdik ve imza sirküleri işlemlerinden yalnızca birini yaptıracak, her işlem de yalnızca bir kişi tarafından yaptırılacaktır. İşlemlerle ilgili bilgiler şunlardır:
- Vekâlet işlemini yaptıran, satış işlemini yaptırandan daha önce (hemen önce olması gerekmez) sıradadır.
- Satış işlemini yaptıran ile kefalet işlemini yaptıran arasında tam bir kişi vardır.
- İmza sirküleri işlemini yaptıran, tasdik işlemini yaptırandan daha önce (hemen önce olması gerekmez) sıradadır.
- Tasdik işlemini yaptıran, sıradaki son kişi değildir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi olamaz?

A) Berna'nın işlemi satıştır B) Ali'nin işlemi imza sirküleridir C) Deniz'in işlemi tasdiktir D) Cem'in işlemi kefalettir E) Ali'nin işlemi vekâlettir

Sözel Mantık · Sözel Mantık

50. Bir kütüphane rafında roman, tarih kitabı, ansiklopedi, sözlük ve atlas adlı beş kitap 1'den (en üst) 5'e (en alt) kadar numaralanmış beş ayrı rafa, her rafa bir kitap gelecek şekilde yerleştirilmiştir.
- Roman, tarih kitabının üstündedir.
- Ansiklopedi, romanın hemen altındadır.
- Sözlük en üstte değildir.
- Atlas, tarih kitabının altındadır.
- Sözlük en altta değildir.
Buna göre,
I. Tarih, sözlüğün üstündedir.
II. Roman en üstte yer alır.
III. Atlas en altta yer alır.
ifadelerinden hangileri kesin olarak bilinebilir?

A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III

Cevap Anahtarı

1-D 2-B 3-A 4-E 5-E 6-B 7-A 8-D 9-C 10-D 11-C 12-D 13-B 14-A 15-C 16-C 17-B 18-A 19-B 20-D 21-B 22-C 23-B 24-A 25-E 26-B 27-B 28-E 29-E 30-B 31-C 32-C 33-E 34-A 35-B 36-B 37-B 38-B 39-B 40-B 41-E 42-A 43-A 44-B 45-A 46-A 47-A 48-B 49-A 50-D

8genales · ALES Hazırlık · sekizgenacademy.com