sekizgenacademy.com

Paragraf Maratonu (40 Soru)

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 08.10.2026     40 soru 60 dakika

Çalışma Kağıdı

Paragraf Maratonu (40 Soru)

Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç

40 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada

Sözel Anlam · Paragraf

1. Göller kışın yüzeyden donar; bu, suyun sıra dışı bir özelliğinden kaynaklanır. Çoğu madde soğudukça yoğunlaşırken su, dört derecenin altına inince tersine genleşmeye başlar. Böylece en soğuk su yüzeye çıkar, donar ve altındaki suyu dış soğuktan yalıtan bir kapak oluşturur. Bu kapak olmasaydı göller dipten yüzeye kadar donar ve içindeki canlıların çoğu kışı atlatamazdı. Küçük bir fiziksel ayrıntı, koca bir ekosistemin varlığını belirliyor.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Suyun belli bir sıcaklığın altında genleştiğine B) Suyun bu özelliğinin göl canlıları için önemli olduğuna C) Göllerin her kış tamamen donduğuna D) Buz tabakasının altındaki suyu yalıttığına E) Çoğu maddenin soğudukça yoğunlaştığına

Sözel Anlam · Paragraf

2. Sonbahar rüzgârı, vadinin üzerine ince bir sis tabakası gibi çökmüştü. Kızıla dönen yapraklar, hafif esintiyle dallardan ayrılıp yavaşça toprağa süzülüyordu. Uzaktaki tepelerin ardından yükselen güneş, ışıklarını sisin arasından süzerek vadiye altın rengi bir görünüm veriyordu. Derenin kıyısındaki söğütler, suyun akışına eşlik eder gibi hafifçe sallanıyordu.

Bu parçanın anlatımında ağırlıklı olarak hangi anlatım biçiminden yararlanılmıştır?

A) Betimleme B) Öyküleme C) Tartışma D) Karşılaştırma E) Örneklendirme

Sözel Anlam · Paragraf

3. Mahalle terzisinin dükkânı, sabah açılır açılmaz dolar. Gelenlerin çoğunun elinde onarılacak bir şey yoktur; bir söküğü bahane edip oturur, çay içer, konuşurlar. Terzi, kimsenin sözünü kesmeden diker; ama herkesin derdini bilir. Bu küçük dükkân, mahallenin «dikişle tutturulmuş günlüğü» gibidir; kimin evlendiği, kimin taşındığı önce burada duyulur. Terzi emekli olduğunda mahalleliler yalnızca bir ustayı değil, birbirini duydukları bir yeri de kaybedecek.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Terzinin her müşterisi için ayrı bir defter tutması B) Dükkânın mahallede en eski yapı olması C) Terzinin mahallelinin giysilerini uzun yıllar onarması D) Dükkânın açılış saatlerinin herkesçe bilinmesi E) Dükkânın, mahallenin yaşanmışlıklarının biriktiği yer olması

Sözel Anlam · Paragraf

4. (I) Arkeolog, yeni kazı alanına vardığında önce yüzeydeki toprağı gözle inceler. (II) Parçaları özel kutulara yerleştirip laboratuvara gönderir. (III) Ortaya çıkan her parçayı numaralandırıp fotoğraflar. (IV) Küçük fırçalarla toprağı yavaşça kazımaya başlar. (V) Laboratuvarda parçaların yaşı ve kökeni belirlenir.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?

A) I ve III B) II ve III C) II ve IV D) III ve IV E) I ve V

Sözel Anlam · Paragraf

5. Ekrandan okumanın kâğıttan okumadan farklı olup olmadığı üzerine yapılan çalışmalar birbirine zıt sonuçlar veriyor. Kısa metinlerde iki ortam arasında anlama farkı neredeyse yok; ancak uzun ve yoğun metinlerde kâğıt okuyanların olayların sırasını daha iyi hatırladığı görülüyor. Bunun bir açıklaması, kâğıdın okura sayfa kalınlığı üzerinden nerede olduğunu sürekli hissettirmesi. Ekranda ise metin, bir kaydırma çubuğu dışında hiçbir konum ipucu vermez. Yani fark, ortamın kendisinde değil, ortamın okura sunduğu yön duygusunda olabilir.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?

A) Ekrandan okuma kısa metinlerde kâğıttan daha etkilidir B) Okuma ortamındaki fark uzun metinlerde belirginleşmektedir C) Kâğıttan okuyanlar ekrandan okuyanlardan daha hızlı okur D) Çalışmalar ekrandan okumanın zararlı olduğunu kanıtlamıştır E) Ekran okuyucular uzun metinleri genellikle yarım bırakır

Sözel Anlam · Paragraf

6. Likenler, bir mantar ile bir alg ya da siyanobakterinin ortak yaşamından doğan canlılardır. Mantar, ortağını kurumaya ve güneşin sert ışığına karşı korur; alg ise fotosentezle ürettiği şekeri mantarla paylaşır. Bu iş bölümü sayesinde likenler, çıplak kayalar ve kutup toprakları gibi hiçbir bitkinin tutunamadığı yerlerde yaşayabilir. Çok yavaş büyürler; bazı türlerin yılda bir milimetreden az genişlediği ölçülmüştür. Havadaki kirleticilere karşı son derece duyarlı olduklarından bir bölgedeki liken çeşitliliği, o bölgenin hava kalitesi hakkında dolaylı bilgi verir.

Bu parçada likenlerle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Hava kalitesi hakkında dolaylı bilgi verdiklerine B) Büyüme hızlarının çok düşük olduğuna C) Kaç yıl boyunca yaşayabildiklerine D) Hangi canlıların ortak yaşamından oluştuğuna E) Zorlu koşullardaki yerlerde yaşayabildiklerine

Sözel Anlam · Paragraf

7. Eski bir saat tamircisi, atölyesine getirilen bozuk bir kol saatini masasına yerleştirdi. Kapağını açtığında içindeki dişlilerden birinin yerinden çıktığını fark etti. ---- Saati yeniden birleştirip kurduğunda akrep ve yelkovan pürüzsüzce dönmeye başladı.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Oysa saatin dişlileri baştan beri hiç bozulmamıştı. B) Ancak kapağı bir daha asla kapatamadı. C) İnce bir cımbızla dişliyi özenle eski yerine yerleştirdi. D) Bu nedenle saatin tüm mekanizmasını değiştirmek zorunda kaldı. E) Bu yüzden saati tamir etmekten vazgeçip sahibine iade etti.

Sözel Anlam · Paragraf

8. Sırlı seramik üretiminde en belirsiz aşama fırınlamadır. Sırın rengi, hamurun üzerine sürüldüğü anda değil, fırındaki ısı ve oksijen miktarına göre pişme sırasında belirir. Aynı reçeteyle hazırlanan iki sır, fırının farklı köşelerinde bambaşka tonlar verebilir. Bu yüzden deneyimli seramikçiler, her fırınlamada birkaç deneme parçasını raflara dağıtarak fırının davranışını kaydeder. Yıllar içinde biriken bu kayıtlar, ustanın fırınını neredeyse bir canlı gibi tanımasını sağlar.

Bu parçada sırlı seramik üretimiyle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Fırınlama kayıtlarının yıllar içinde biriktiğine B) Sır reçetelerinin hangi maddelerden hazırlandığına C) Aynı sırın farklı konumlarda farklı tonlar verebildiğine D) Fırındaki oksijen miktarının rengi etkilediğine E) Deneme parçalarının fırının çeşitli yerlerine yerleştirildiğine

Sözel Anlam · Paragraf

9. Kalabalık bir caddede yürüyen biri, önce etrafındaki tüm sesleri aynı yoğunlukta duyar; motor sesi, konuşmalar, inşaat gürültüsü iç içe geçmiştir. Ancak birkaç dakika sonra zihin, bu karmaşadan kendine gerekli olanı ayıklamaya başlar ve örneğin arkasından gelen bir bisikletin zilini fark eder. Bu süzme yeteneği, sesleri tek tek susturmaz; yalnızca hangisine öncelik verileceğini yeniden düzenler. Kentte uzun süre yaşayanlarda bu düzenleme o denli gelişir ki bazı sesler artık arka plana çekilir ve neredeyse duyulmaz hâle gelir.

Bu parçada geçen «arka plana» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Gürültünün fiziksel olarak azalması B) Dikkatin, önemsiz sayılan seslerden uzaklaşarak onları fark edilmez kılması C) Seslerin tamamen ortadan kalkması D) Yeni gelinen bir şehirde seslerin daha belirgin duyulması E) Belirli seslerin bilinçli bir çabayla engellenmesi

Sözel Anlam · Paragraf

10. Bir kentin ne kadar yaşanabilir olduğunu anlamak için meydanlarına değil, banklarına bakmak gerekir. Bank, hiçbir şey satın almadan durmaya izin verilen yerdir. Bankların söküldüğü ya da uzanılamayacak biçimde bölündüğü sokaklarda insanlar yalnızca geçer, kalmaz. Kalmanın olmadığı yerde karşılaşma, karşılaşmanın olmadığı yerde de mahalle olmaz. Bir bank küçük bir mobilyadır ama taşıdığı anlam bir kentin kime açık olduğudur.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Alışveriş alanlarının kentte giderek arttığı B) Kentin insanlara ne ölçüde açık olduğunun küçük ayrıntılardan anlaşılabileceği C) Kent yönetimlerinin bank yapımına yeterince kaynak ayırmadığı D) Bankların kent mobilyaları içinde en dayanıklısı olduğu E) Meydanların artık işlevini yitirdiği

Sözel Anlam · Paragraf

11. Her yıl düzenlenen el sanatları şenliği, başlangıçta ustaların birbirini gördüğü, çırakların iş bulduğu bir buluşma yeriydi. Şimdi ise standların çoğunda seri üretim ürünler, ustanın adı yerine bir logo var. Ziyaretçi sayısı her yıl artıyor; ama artık kimse bir ustanın elinin nasıl çalıştığını izlemiyor, herkes fotoğraf çekip geçiyor. Şenliğin adı aynı kaldı, içi boşaldı. Bir zanaatı kutlamak, onu satmakla aynı şey değil.

Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Ziyaretçi sayısının her yıl azalmasından B) Ustaların şenliğe katılmayı reddetmesinden C) Çırakların ustalardan yeterince öğrenememesinden D) Şenliğin düzenlendiği yerin sık sık değiştirilmesinden E) Şenliğin zanaatı öne çıkarma amacından uzaklaşıp ticarileşmesinden

Sözel Anlam · Paragraf

12. Bir köprünün taşıyıcı sistemi seçilirken yalnızca geçilecek açıklığın uzunluğu değil, zeminin taşıma kapasitesi ve bölgenin rüzgâr-deprem koşulları da belirleyici olur. Kemer sistemler yükü basınç kuvvetine dönüştürerek ayaklara aktarırken, asma sistemlerde yük ana kablolar aracılığıyla kulelere iletilir. Hangi sistem seçilirse seçilsin, zamanla malzemede oluşan yorulma ve korozyon, düzenli denetimle erken fark edilmelidir; aksi hâlde küçük bir çatlak, yıllar içinde taşıyıcı kapasiteyi ciddi ölçüde azaltabilir. Bu nedenle bir köprünün güvenliği, yalnızca inşa aşamasındaki hesaplara değil, hizmet süresi boyunca sürdürülen bakıma da bağlıdır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Düzenli denetimin, malzemede oluşan yorulma ve korozyonun erken fark edilmesini sağladığına B) Kemer sistemlerde yükün basınç kuvvetine dönüştürülerek ayaklara aktarıldığına C) Köprü yapım maliyetinin genellikle başlangıç tahminlerinin üzerine çıktığına D) Zemin taşıma kapasitesinin köprü sistemi seçiminde dikkate alınan etkenlerden biri olduğuna E) Asma sistemlerde yükün ana kablolar aracılığıyla kulelere iletildiğine

Sözel Anlam · Paragraf

13. Kıyı kasabasındaki küçük tersanede tekneler, hâlâ elle işlenen ahşap kalıplarla inşa edilir. Usta tekne yapımcısına göre bir teknenin gövdesi, tahtanın doğal eğrisine karşı değil onunla birlikte şekillendirilmelidir. Bu yüzden her tahta, kesilmeden önce günlerce suda bekletilerek esnekliği test edilir. Ustaya göre «bir tahtayı zorlarsan teknen değil, ustan yenilir». Bu ilke gereği tersanede hiçbir parça, doğal eğrisinin tersine bükülerek kullanılmaz. Yapım süreci, tek bir tekne için bazen altı ayı bulabilir. Ustanın çırakları, önce çekiç kullanmayı değil, tahtanın sesini dinlemeyi öğrenir. Tersanede üretilen tekneler, bölgedeki balıkçılar arasında dayanıklılığıyla tanınır.

Komşu kasabada açılan yeni bir tesis ise tekneleri bilgisayar kontrollü makinelerle, çok daha kısa sürede üretmektedir. Bu tesiste bir teknenin gövdesi, ustanın atölyesindekinin onda biri kadar bir sürede tamamlanabilmektedir. Usta, bu hızın kendisini rahatsız etmediğini, yalnızca farklı bir ihtiyaca hizmet ettiğini söyler. Ona göre makineyle üretilen tekneler de güvenlidir, ancak her teknenin kendine özgü bir "karakteri" olmaz. Yeni tesisin sahibi ise geleneksel yöntemin artık günümüz talebini karşılayamayacağını savunmaktadır. Buna karşın iki taraf da, iyi bir teknenin ölçütünün üretim hızı değil suyla kurduğu denge olduğu konusunda hemfikirdir. Bölgedeki balıkçıların bir kısmı hâlâ geleneksel tersaneyi tercih ederken bir kısmı yeni tesisin sunduğu düşük fiyatı önemsemektedir.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Bir teknenin gövdesi, yeni tesiste çok daha kısa sürede tamamlanabilmektedir B) Bölgedeki balıkçıların tamamı aynı tercihi paylaşmamaktadır C) Tahtanın doğal eğrisine uygun çalışmak, geleneksel yöntemin temel ilkelerinden biridir D) Usta ve yeni tesisin sahibi, iyi bir teknenin ölçütü konusunda ortak bir görüşe sahiptir E) Yeni tesiste üretilen tekneler, geleneksel tersanedeki teknelerden daha uzun ömürlüdür

Sözel Anlam · Paragraf

14. Apartmanlarda uzun süre oturan komşular arasında, hiç konuşulmasa bile zamanla bir tür sessiz tanışıklık oluşur; asansörde karşılaşıldığında baş sallamak, merdivende yer açmak gibi küçük jestler bu tanışıklığın göstergesidir. Bu jestler, yakın bir dostluk kurmaz ama günlük yaşamı gerilimsiz kılan bir güven ortamı sağlar. Araştırmalar, bu küçük sosyal temasların eksikliğinde, aynı binada yaşayan kişilerin birbirine karşı daha mesafeli ve tedirgin davrandığını göstermektedir.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A) Asansörde baş sallamak gibi jestler zamanla anlamını tamamen yitirir B) Günlük hayattaki küçük sosyal jestlerin eksikliği, komşular arası güven ortamını zayıflatabilir C) Aynı binada yaşayan herkes birbiriyle mutlaka konuşmak zorundadır D) Komşular arasındaki sessiz tanışıklık mutlaka yakın bir dostluğa dönüşür E) Küçük sosyal temaslar günlük yaşamın geriliminde hiçbir rol oynamaz

Sözel Anlam · Paragraf

15. Şehir kütüphanesinin en üst katı, yalnızca sessiz okuma için ayrılmıştır. Buraya girenler telefonlarını kapatmak zorunda değildir ama sesli konuşmak kesinlikle yasaktır. Kat görevlisi, gürültüye neden olan kişiyi uyarmak yerine önce yanına oturup birkaç dakika sessizce beklemeyi tercih eder. Bu küçük jest, çoğu zaman kişiyi kendiliğinden sessizliğe davet eder. Görevliye göre «sessizlik, sözle değil örnekle ekilen bir tohumdur». Yıllar içinde bu yöntem, katın en gürültücü ziyaretçilerini bile sadık birer sessiz okura dönüştürmüştür. Kütüphane yönetimi bu uygulamayı diğer katlara da yaymayı planlamaktadır.

Bu parçada altı çizili «sessizlik, sözle değil örnekle ekilen bir tohumdur» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sessiz bir ortam, uyarmaktan çok davranışla örnek olunarak sağlanabilir B) Görevlinin asıl işi ziyaretçileri uyarmaktır C) Sessizlik, yalnızca deneyimli görevlilerin başarabileceği bir durumdur D) Kütüphanede sessizlik zamanla kendiliğinden oluşur E) Sessizlik, ancak kesin kurallarla sağlanabilir

Sözel Anlam · Paragraf

16. (I) Bu yeni düzen sayesinde okuyucular aradıkları kitaba çok daha kısa sürede ulaşır oldu. (II) Her konu için ayrı bir renk etiket kullanmayı düşündü. (III) Küçük bir kütüphanede kitaplar önceleri rastgele raflara diziliyordu. (IV) Etiketleme tamamlanınca kitapları alfabetik sıraya göre raflara yerleştirdi. (V) Görevli, önce kitapları konularına göre ayırmaya karar verdi.
Bu cümleler anlamlı bir paragraf oluşturacak biçimde sıralandığında baştan dördüncü cümle hangisi olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

17. Otomatik çeviri araçları, günlük yazışmaları bir dilden diğerine saniyeler içinde aktarıyor. Bu hız, dil öğrenmeye harcanan yılların artık gereksiz olduğu izlenimini uyandırabilir. Oysa çeviri, sözcükleri değil, sözcüklerin ardındaki niyeti taşımak zorundadır; bir şakanın, bir imanın ya da kibar bir reddin başka dilde nasıl kurulacağını araç değil, iki kültürü de tanıyan bir insan bilir. Araçlar bu tanışıklığı taklit edebilir ama yerine geçemez. Öyleyse dil öğrenmenin geleceği, araçların yerini almakta değil, araçların ne zaman yanıldığını görebilmekte yatıyor.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Araçların insana özgü bir yetiyi taklit edebildiğine B) Dil bilmenin araçların hatalarını fark etmeyi sağladığına C) Niyet aktarımının kültürel tanışıklık gerektirdiğine D) Çeviri araçlarının günlük yazışmaları hızla aktardığına E) Çeviri araçlarının teknik metinlerde insanı geride bıraktığına

Sözel Anlam · Paragraf

18. Sahne ışıkçısı, oyunun hiçbir repliğini söylemez, seyirci tarafından neredeyse hiç fark edilmez; oysa bir sahnenin duygusal etkisinin büyük kısmı onun kararlarına bağlıdır. Aynı replik, soğuk mavi bir ışık altında ürkütücü, sıcak sarı bir ışık altında ise sıcak ve güvenli hissettirebilir. Deneyimli bir ışıkçı, metni defalarca okuyup oyuncularla provalara katılarak «sahnenin görünmeyen ortak yazarı» hâline gelir; kararları, oyuncunun söylediği sözler kadar seyircinin o anda ne hissedeceğini belirler.

Bu parçada altı çizili «sahnenin görünmeyen ortak yazarı» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Işıkçının seyirci tarafından oyun yazarı sanılması B) Işıkçının prova sürecini tek başına yönettiği C) Işıkçının, metne sözle katkı yapmasa da sahnenin anlamını ve etkisini oyun yazarı kadar belirleyebilmesi D) Işıkçının oyuncularla birlikte sahnede rol aldığı E) Işıkçının oyunun metnini bizzat yazdığı

Sözel Anlam · Paragraf

19. (I) Camlarda biriken tuz kristallerini yumuşak bir bezle temizler. (II) Deniz feneri bakımcısı her sabah fenerin camlarını kontrol eder. (III) Ardından fenerin içindeki lambayı yanıp yanmadığını test eder. (IV) Lamba sönükse yedek ampulle değiştirir. (V) Akşam olduğunda fener, gemilere yol gösterecek şekilde otomatik yanar.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?

A) I ve II B) II ve III C) III ve IV D) I ve III E) IV ve V

Sözel Anlam · Paragraf

20. Şehrin dışındaki botanik bahçesinin bodrum katında, sıcaklığı sabit tutulan bir tohum bankası bulunur. Buraya toplanan tohumlar, gelecekte bir bitki türü yok olursa yeniden üretilebilmesi amacıyla saklanır. Bankanın sorumlusu, her tohumun etiketine yalnızca türün adını değil, toplandığı yılın iklim koşullarını da not eder. Ona göre «bir tohum, içinde yalnızca bir bitkiyi değil geçmiş bir mevsimi de taşır». Bu nedenle aynı türden farklı yıllara ait tohumlar, birbirinin yerine geçmez. Bankada saklanan bazı tohumlar, uygun koşullarda yüzyıl sonra bile çimlenebilir. Ancak sorumluya göre asıl zorluk saklamak değil, hangi tohumun öncelikli olarak toplanması gerektiğine karar vermektir. Nesli hızla azalan bitkilerin tohumları, bu yüzden listede her zaman ilk sıradadır. Bahçe yönetimi, son yıllarda çevredeki çiftçilerden de yerel tohum örnekleri toplamaya başlamıştır. Bu işbirliği, hem türlerin çeşitliliğini korumuş hem de çiftçilerle bahçe arasında güven ilişkisi kurmuştur. Sorumlu, topladığı her tohumun gelecekte kime, hangi amaçla verileceğini bilmediğini ama bunun önemli olmadığını söyler. Ona göre bir tohumu saklamak, onu kimin kullanacağını bilmeden bir mektup yazmaya benzer. Bahçede düzenlenen atölyelerde ziyaretçilere, en sık karşılaşılan hatanın tohumları nemden değil ışıktan korumayı ihmal etmek olduğu anlatılır. Sorumluya göre bu küçük ayrıntı, yıllarca süren bir çalışmayı bir anda boşa çıkarabilir.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A) Tohum bankası yalnızca bahçenin kendi yetiştirdiği bitkilerden örnek toplar B) Tohum bankasında tür seçiminde önceliğin belirlenmesi, saklama işleminden daha zorlu bir süreçtir C) Tohumların bozulmasında en büyük etken nem oranıdır D) Etiketlerde yalnızca tür adı bilgisi yer almaktadır E) Bahçedeki tüm tohumlar aynı sürede çimlenebilir özelliktedir

Sözel Anlam · Paragraf

21. Genç besteciler, parçalarını sesle doldurmaya eğilimlidir; her ölçüde bir şey olsun ister, boşluğu bir eksiklik gibi görürler. Deneyim kazandıkça bu telaş azalır. Bir notanın ağırlığı, ondan önceki ve sonraki sessizlikle belirlenir; sessizlik olmadan vurgu, karanlık olmadan ışık olmaz. Olgun bestecinin işi, ne çalınacağına değil, nerede susulacağına karar vermektir. Dinleyicinin nefesini tuttuğu an, çoğu zaman hiçbir şeyin çalınmadığı andır.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bestecilerin notadan çok çalgıya önem vermesi gerektiği B) Sanatta boşluğun, dolu olan kadar anlam taşıdığı C) Müzikte deneyimin yaşla birlikte kendiliğinden geldiği D) Dinleyicinin sessiz parçaları daha çok beğendiği E) Genç bestecilerin dinleyiciyi yeterince tanımadığı

Sözel Anlam · Paragraf

22. Bir atık maddenin geri dönüştürülebilir olması, onun otomatik olarak yeniden işleneceği anlamına gelmez; farklı malzemelerin birbirine karışması, geri dönüşüm tesislerinde ayrıştırma maliyetini önemli ölçüde artırır. Örneğin temiz bir plastik şişe kolayca işlenebilirken, içinde yiyecek artığı kalmış ya da farklı malzemelerle birleştirilmiş bir ambalaj, tesiste ek bir temizlik ya da ayırma adımı gerektirir; bu da sürecin ekonomik olarak zorlaşmasına yol açar. Dolayısıyla geri dönüşümün etkinliği, yalnızca atığın doğru kutuya atılmasına değil, atılmadan önce ne ölçüde temiz ve ayrıştırılmış olduğuna da bağlıdır. Bu ayrıntı, çoğu zaman tüketicinin gözünden kaçar.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Farklı ülkelerin geri dönüşüm oranlarının karşılaştırılması B) Geri dönüşüm tesislerinin kuruluş maliyetinin yüksekliği C) Tüketicilerin geri dönüşüme karşı genel tutumunun olumsuz olduğu D) Atığın temizlik ve ayrıştırma düzeyinin geri dönüşüm sürecinin etkinliğini belirlemesi E) Plastik şişelerin üretim sürecinde kullanılan hammaddeler

Sözel Anlam · Paragraf

23. Fermantasyon, mikroorganizmaların besinlerdeki şekerleri ve diğer bileşikleri parçalayarak yeni bileşikler oluşturmasına dayanan eski bir saklama yöntemidir. Bu süreçte ortaya çıkan asit ya da alkol, besinin bozulmasına yol açan zararlı mikroorganizmaların üremesini güçleştirir ve ürünün raf ömrünü uzatır. Ayrıca fermantasyon, besine ham hâlinde bulunmayan kendine özgü bir tat ve koku kazandırır. Farklı coğrafyalardaki topluluklar, kendi iklim ve ürünlerine uygun fermente besinler geliştirerek bu yöntemi kuşaklar boyunca aktarmıştır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Farklı toplulukların kendi koşullarına uygun fermente besinler geliştirdiğine B) Fermantasyonun besine kendine özgü bir tat ve koku kazandırdığına C) Fermente besinlerin üretim maliyetinin taze besinlere göre daha düşük olduğuna D) Mikroorganizmaların besindeki bileşikleri parçalayarak yeni bileşikler oluşturduğuna E) Oluşan asit ya da alkolün zararlı mikroorganizmaların üremesini güçleştirdiğine

Sözel Anlam · Paragraf

24. Küçük bir atölyede keman yapımıyla uğraşan Vedat Usta, her enstrümanın kendine has bir sesi olması gerektiğine inanırdı. Bu yüzden aynı kalıptan çıkan iki kemanın bile birbirinin tıpatıp aynısı olmasını istemezdi. Ahşabın kesildiği mevsim, kurutulma süresi, hatta cilanın kaç kat sürüldüğü bile sesin karakterini etkilerdi ona göre. Müşterileri bazen daha hızlı teslimat isteseler de o, bir kemanın olgunlaşması için gereken süreyi asla kısaltmazdı.

Bu parçada Vedat Usta ile ilgili asıl anlatılmak istenen nedir?

A) Kemanları seri üretim yöntemiyle çoğalttığı B) Her enstrümanın özgün bir ses karakterine sahip olmasına özen gösterdiği C) Müşterilerinin taleplerini her zaman öncelikli tuttuğu D) Cila işlemini önemsemediği E) Kemanlarını çok kısa sürede tamamladığı

Sözel Anlam · Paragraf

25. Sokak oyunlarının büyük bölümü hiçbir yetişkin denetimi ya da yazılı kural kitapçığı olmadan, çocukların kendi aralarında anlaşmasıyla şekillenir. Bir oyunun kuralı bir mahallede başka, komşu mahallede biraz farklı olabilir; üstelik oyuncular büyüdükçe kurallar da sessizce güncellenir. Kimi eğitimci bu durumu düzensizlik olarak görüp standart bir kural seti önerir. Oysa bu kendiliğinden değişen yapı, çocuklara müzakere etmeyi, esnek düşünmeyi ve anlaşmazlığı kendi başlarına çözmeyi öğretir; bu yönüyle sokak oyunu, yetişkin eliyle sabitlenmiş bir oyundan çok daha zengin bir öğrenme ortamıdır.

Bu parçanın yazarının sokak oyunlarına yönelik tutumu nasıldır?

A) Standart kural setlerinin oyunları geliştireceğine inanan destekleyici bir tutum B) Kuralların kendiliğinden ve esnek biçimde oluşmasını değerli bulan, bunu standartlaştırmaya karşı çıkan bir tutum C) Konuya tarafsız, yalnızca gözlemci bir tutum D) Sokak oyunlarının düzensizliğini sakıncalı bulan eleştirel bir tutum E) Yetişkin denetiminin oyun kalitesini artıracağını savunan bir tutum

Sözel Anlam · Paragraf

26. Amatör bulut gözlemcisi Elif, her sabah gökyüzünü fotoğraflayarak küçük bir günlük tutar. Ona göre «bulutlar, havanın ne yapacağını söylemeden önce fısıldayan bir habercidir». Sivri ve dağınık bulutlar genellikle fırtınanın habercisiyken düz ve ince tabakalı bulutlar sakin bir günü işaret eder. Elif, bu gözlemleri karşılaştırarak zamanla resmi hava tahminlerinden bile birkaç saat önce değişimi sezmeyi öğrenmiştir. Ona göre asıl beceri, bulutun şeklini değil değişim hızını okumaktır. Komşuları, ondan artık hava durumu sormaya başlamıştır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Bulut değişiminin hızı, Elif'e göre önemli bir gözlem ölçütüdür B) Sivri ve dağınık bulutlar genellikle sakin bir havanın habercisidir C) Elif'in gözlemleri zamanla resmi tahminlerden önce sonuç verebilmiştir D) Elif, gözlemlerini düzenli olarak kayıt altına almaktadır E) Bulut şekilleri, yaklaşan hava durumu hakkında ipucu verebilir

Sözel Anlam · Paragraf

27. Şehrin kıyısındaki küçük kağıt fabrikası, atık kağıtları yeniden hammaddeye dönüştürerek üretim yapar. Fabrika müdürüne göre işin en zor kısmı, kağıtları toplamak değil hangi kağıdın yeniden kullanılabilir olduğuna karar vermektir. Yağlı ya da boyalı kağıtlar, geri dönüşüm sürecine zarar verdiği için ayrı bir bölümde elenir. Müdüre göre «her kağıt ikinci bir hayat hak etmez; bazıları yalnızca bir kez okunmak için var olur». Fabrikada çalışan işçiler, önce kağıtları elle ayırır, ardından makineler devreye girer. Elle ayırma aşaması yavaş olsa da makinelerin hata oranını belirgin biçimde azaltır. Fabrika, yıllık ürettiği kağıdın büyük bölümünü okullara ve yerel yayınevlerine satmaktadır. Son yıllarda geri dönüştürülen kağıt talebi arttıkça fabrika ikinci bir tesis açmayı planlamaktadır. Müdür, bu büyümenin işçi sayısını da artıracağını, ancak elle ayırma aşamasının tamamen otomatikleştirilmeyeceğini belirtir. Çünkü ona göre makineler renk ve doku farkını insan gözü kadar hızlı ayırt edemez. Fabrikanın su tüketimi, geleneksel kağıt üretimine kıyasla oldukça düşüktür. Bu durum, fabrikayı bölgedeki çevre örgütlerinin de takdirini kazanmasını sağlamıştır. Müdür, en büyük hedefinin üretim miktarını artırmak değil, elenen kağıt oranını azaltmak olduğunu söyler.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Yağlı ve boyalı kağıtlar, diğer kağıtlarla aynı şekilde işlenmektedir B) Müdürün asıl hedefi üretim miktarını en üst düzeye çıkarmaktır C) Fabrikada üretilen kağıdın tamamı yurt dışına satılmaktadır D) Fabrika, su tüketimini geleneksel üretime göre artırmıştır E) Elle ayırma aşaması, makinelerin hata yapma oranını azaltmaktadır

Sözel Anlam · Paragraf

28. Uyku üzerine yapılan gözlemler, beynin uyku sırasında tamamen pasif olmadığını, gün içinde edinilen bilgilerin bir kısmının bu sürede yeniden işlendiğini göstermektedir. Özellikle derin uyku evresinde, önceki saatlerde öğrenilen bir bilginin ilgili beyin bölgelerinde tekrar etkinleştiği gözlenmiştir. Bu etkinleşme, bilginin kalıcı belleğe aktarılma sürecinin bir parçası olarak yorumlanmaktadır. Buna karşın aynı süreç, kesintiye uğrayan ya da yetersiz süren uykularda belirgin biçimde zayıflamaktadır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Uykunun süresi, bellekle ilgili süreçleri hiçbir şekilde etkilemez B) Beyin, uyku sırasında tüm işlevlerini tamamen durdurur C) Yetersiz süren uyku, bilgilerin kalıcı belleğe aktarılma sürecini olumsuz etkileyebilir D) Kalıcı bellek yalnızca uyanıkken oluşabilir E) Derin uyku evresi öğrenme süreciyle hiçbir biçimde ilişkili değildir

Sözel Anlam · Paragraf

29. Ahşap oymacılığında ilk adım, kullanılacak parçanın damar yönünü okumaktır; çünkü damara karşı yapılan her kesim, tahtanın beklenmedik biçimde çatlamasına yol açabilir. Damar yönü belirlendikten sonra kaba şekil, büyük kalemlerle hızlıca çıkarılır ve bu aşamada ayrıntıya girilmez. Şekil netleşince sıra ince kalemlere gelir; burada her darbe önceki darbenin bıraktığı yüzeye göre ayarlanır. Son olarak yüzey zımparalanır, ancak bu adım biçimi değil yalnızca dokunuşu yumuşatır.

Bu parçanın anlatım sırası için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Metin, bir sürecin aşamalarını başlangıçtan bitişe doğru kronolojik sırayla anlatmaktadır B) Metin, birbirinden bağımsız iki ayrı süreci art arda anlatmaktadır C) Metin, sonuçtan başlayarak nedenlerine doğru geriye doğru ilerlemektedir D) Metin, iki farklı oyma yöntemini karşılaştırmaktadır E) Metin, aynı aşamayı farklı açılardan tekrar tekrar ele almaktadır

Sözel Anlam · Paragraf

30. (I) Ardından çerçevelere ince bir balmumu tabakası yerleştirdi. (II) Birkaç hafta içinde arılar yeni kovanı hızla doldurmaya başladı. (III) Bir arıcı, yeni sezon için boş bir kovan hazırlamaya karar verdi. (IV) Kovanı bahçenin güneş alan ama rüzgârdan korunan bir köşesine yerleştirdi. (V) Önce kovanın içini temizleyip güneşte kuruttu.
Bu cümleler anlamlı bir paragraf oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

31. (I) Sonbaharda gündüz sürelerinin kısalması, pek çok bitki türünde yaprak dökümünü tetikleyen başlıca etkenlerden biridir. (II) Azalan gün ışığı, yapraktaki klorofil üretimini yavaşlatır ve yaprağın yeşil rengi geri plana çekilir. (III) Böylece yaprakta daha önce klorofil tarafından gölgede bırakılan sarı ve turuncu pigmentler görünür hâle gelir. (IV) Bazı şehirlerde sonbahar turizmi, yerel ekonomiye konaklama ve ulaşım gelirleri yoluyla önemli katkı sağlamaktadır. (V) Sıcaklığın daha da düşmesiyle birlikte bitki, su kaybını önlemek amacıyla yaprağını tamamen döker.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

32. (I) Haritacı, yüzyıllık bir haritanın kenarlarındaki yırtıklarını onarmaya başladı. (II) Bu dönemde denizcilik teknolojileri hızla gelişmekteydi. (III) Kâğıdın inceldiği bölgelere ince pirinç kâğıdı yapıştırdı. (IV) Solmuş mürekkep izlerini özel bir çözeltiyle hafifçe canlandırdı. (V) Son olarak haritayı asitsiz bir kutuda saklamaya aldı.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

33. Bir klavyede yazı yazmak, parmakların önceden belirlenmiş tuşlara basmasından ibaretken; elle yazmak, her harfin biçimini anlık olarak oluşturan ince kas hareketlerini gerektirir. Klavyeyle yazılan bir metin, kim tarafından yazılırsa yazılsın aynı yazı tipinde görünürken, elle yazılmış bir metin, yazarına özgü eğim, basınç ve harf biçimiyle neredeyse bir parmak izi gibi kişiye özgüdür. Üstelik çocuklarda el yazısı pratiğinin, ince motor becerilerin gelişimine klavye kullanımından daha fazla katkı sağladığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle dijitalleşmenin yaygınlaştığı günümüzde bile el yazısının tamamen bir kenara bırakılması önerilmemektedir.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Konu, tarihsel gelişim sürecine göre aşamalı olarak anlatılmıştır. B) Kişisel bir anıdan yola çıkılarak genel bir yargıya varılmıştır. C) Bir çözüm önerisi, olası sakıncalarıyla birlikte sıralanmıştır. D) El yazısı ile klavyeyle yazma, özellikler bakımından karşılaştırılarak ele alınmıştır. E) Karşıt iki bilimsel görüş sunulup biri çürütülmüştür.

Sözel Anlam · Paragraf

34. Kentin kıyı şeridindeki eski depo binaları uzun süre boş kaldıktan sonra atölyelere dönüştürüldü. Dönüşüm sırasında yapıların dış cephesine dokunulmadı; yalnızca içerideki çelik iskelet güçlendirildi ve çatıya ışık alan pencereler açıldı. Bugün burada cam üfleyicilerden dokumacılara kadar onlarca üretici çalışıyor. Hafta sonları kapılar ziyaretçilere açılıyor; üreticiler, işlerini nasıl yaptıklarını meraklılara anlatıyor. Belediye, kira bedellerini piyasanın altında tutarak genç üreticilerin buraya yerleşmesini kolaylaştırdı. Böylece bir zamanlar kentin sırtını döndüğü kıyı, yeniden yaşayan bir üretim alanı hâline geldi.

Bu parçada sözü edilen depo binalarıyla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Kira bedellerinin genç üreticiler lehine düzenlendiğine B) Ziyaretçilerin belirli günlerde içeri alındığına C) Çatılarına ışık alan pencereler açıldığına D) Dış görünüşlerinin dönüşüm sırasında korunduğuna E) Dönüşüm çalışmalarının ne kadar sürede tamamlandığına

Sözel Anlam · Paragraf

35. Şehrin kıyısındaki küçük kağıt fabrikası, atık kağıtları yeniden hammaddeye dönüştürerek üretim yapar. Fabrika müdürüne göre işin en zor kısmı, kağıtları toplamak değil hangi kağıdın yeniden kullanılabilir olduğuna karar vermektir. Yağlı ya da boyalı kağıtlar, geri dönüşüm sürecine zarar verdiği için ayrı bir bölümde elenir. Müdüre göre «her kağıt ikinci bir hayat hak etmez; bazıları yalnızca bir kez okunmak için var olur». Fabrikada çalışan işçiler, önce kağıtları elle ayırır, ardından makineler devreye girer. Elle ayırma aşaması yavaş olsa da makinelerin hata oranını belirgin biçimde azaltır. Fabrika, yıllık ürettiği kağıdın büyük bölümünü okullara ve yerel yayınevlerine satmaktadır. Son yıllarda geri dönüştürülen kağıt talebi arttıkça fabrika ikinci bir tesis açmayı planlamaktadır. Müdür, bu büyümenin işçi sayısını da artıracağını, ancak elle ayırma aşamasının tamamen otomatikleştirilmeyeceğini belirtir. Çünkü ona göre makineler renk ve doku farkını insan gözü kadar hızlı ayırt edemez. Fabrikanın su tüketimi, geleneksel kağıt üretimine kıyasla oldukça düşüktür. Bu durum, fabrikayı bölgedeki çevre örgütlerinin de takdirini kazanmasını sağlamıştır. Müdür, en büyük hedefinin üretim miktarını artırmak değil, elenen kağıt oranını azaltmak olduğunu söyler.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Geri dönüştürülen kağıda olan talep, fabrikanın büyüme planlarını etkilemiştir B) Fabrikanın çevreye verdiği zarar, geleneksel üretime kıyasla daha azdır C) Fabrika, büyüme sürecinde elle ayırma aşamasını tamamen makinelere devretmeyi planlamaktadır D) Bütün kağıtlar geri dönüşüme uygun değildir E) Fabrikada kağıt ayırma işlemi hem elle hem makineyle yapılmaktadır

Sözel Anlam · Paragraf

36. Şehrin eski kütüphanesi, yıllarca kullanılmadığı için tozlu raflardan ibaret kalmıştı. Belediye, binayı yıkmak yerine onarıp yeniden hizmete açmaya karar verdi. Duvarlar boyandı, raflar yenilendi, eski kitaplar dijital ortama aktarıldı. ---- Böylece kütüphane, hem geçmişin izlerini taşıyan hem de bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir mekâna dönüştü.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Bunun yanında binanın tarihî cephesi özgün haliyle korunarak restore edilmiştir. B) Oysa dijital ortama aktarma işlemi hiçbir zaman tamamlanamamıştır. C) Ne var ki bu çalışmalar sonucunda bina tamamen yıkılmak zorunda kalmıştır. D) Ancak raflardaki kitapların çoğu bu süreçte kaybolmuştur. E) Bu yüzden kütüphaneye artık kimse uğramamaktadır.

Sözel Anlam · Paragraf

37. Bir seramik ustası, yeni bir sırın nasıl davranacağını anlamak için küçük bir deney yaptı. Aynı kilden yaptığı on parçayı farklı sıcaklıklarda pişirdi. ---- Bu gözlem sayesinde artık her parça için doğru sıcaklığı önceden kestirebiliyordu. Deneyin sonunda elde ettiği tablo, atölyesindeki en değerli notlardan biri hâline geldi.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Sıcaklık arttıkça sırın renginin ve dokusunun nasıl değiştiğini tek tek kaydetti. B) Deney sırasında fırın arızalandığı için hiçbir parça pişirilememiştir. C) Bu yüzden ustalık artık deneyime değil şansa bağlı hâle gelmiştir. D) Ustanın bu denemesi kilin rengini hiçbir şekilde etkilememiştir. E) Ancak parçaların hiçbiri fırından sağlam çıkmamıştır.

Sözel Anlam · Paragraf

38. Bıçak bileme, çoğu kişinin sandığı gibi bıçağı taşa sürtmekten ibaret değildir. Bileyici önce ağzın hangi açıyla inceltileceğine karar verir; mutfak bıçağı ile budama bıçağı aynı açıyla bilenmez. Sonra kaba taştan ince taşa doğru geçilir; her taş, bir öncekinin bıraktığı çizikleri siler. Son aşamada çeliğin ağzındaki gözle görülmeyen kıvrım, deri bir şeritle yatırılır. Acele eden kişi bu son adımı atlar ve bıçağın birkaç günde yeniden körleşmesine şaşırır.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

A) Bileme açısının bıçağın kullanım amacına göre değiştiğine B) Kaba taşın ince taştan daha uzun süre dayandığına C) Bıçak bilemenin en pahalı aşamasının ince taş olduğuna D) Deri şeridin yalnızca mutfak bıçaklarında kullanıldığına E) Budama bıçaklarının mutfak bıçaklarından daha sık bilendiğine

Sözel Anlam · Paragraf

39. Küçük bir atölyede saatleri onaran usta, her parçayı büyüteçle tek tek inceler. Ona göre «bir saatin ruhu en küçük dişlisinde saklıdır». Yeni nesil tamirciler arızayı bulmak için doğrudan elektronik cihazlara başvururken o, önce saatin sesini dinlemeyi tercih eder. Sesteki en ufak düzensizlik, hangi dişlinin aşındığını ele verir. Usta, bu yöntemin yıllar süren bir alışkanlıkla kazanıldığını, hiçbir kitaptan öğrenilemeyeceğini söyler. Atölyesine gelen genç çıraklara ilk öğrettiği şey de aceleci olmamaktır. Ona göre bir saati doğru onarmak, zamanı anlamaktan geçer.

Bu parçada altı çizili «bir saatin ruhu en küçük dişlisinde saklıdır» sözüyle asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yeni nesil tamircilerin ustadan daha başarılı olduğu B) Bir işin kalitesinin, gözden kaçan en ufak ayrıntılarında ortaya çıktığı C) Saatlerin çoğu zaman tamir edilemeyecek kadar eskidiği D) Dişlilerin bir saatin en pahalı parçası olduğu E) Ustaların işlerini birbirinden gizli tuttuğu

Sözel Anlam · Paragraf

40. Şehrin dışındaki botanik bahçesinin bodrum katında, sıcaklığı sabit tutulan bir tohum bankası bulunur. Buraya toplanan tohumlar, gelecekte bir bitki türü yok olursa yeniden üretilebilmesi amacıyla saklanır. Bankanın sorumlusu, her tohumun etiketine yalnızca türün adını değil, toplandığı yılın iklim koşullarını da not eder. Ona göre «bir tohum, içinde yalnızca bir bitkiyi değil geçmiş bir mevsimi de taşır». Bu nedenle aynı türden farklı yıllara ait tohumlar, birbirinin yerine geçmez. Bankada saklanan bazı tohumlar, uygun koşullarda yüzyıl sonra bile çimlenebilir. Ancak sorumluya göre asıl zorluk saklamak değil, hangi tohumun öncelikli olarak toplanması gerektiğine karar vermektir. Nesli hızla azalan bitkilerin tohumları, bu yüzden listede her zaman ilk sıradadır. Bahçe yönetimi, son yıllarda çevredeki çiftçilerden de yerel tohum örnekleri toplamaya başlamıştır. Bu işbirliği, hem türlerin çeşitliliğini korumuş hem de çiftçilerle bahçe arasında güven ilişkisi kurmuştur. Sorumlu, topladığı her tohumun gelecekte kime, hangi amaçla verileceğini bilmediğini ama bunun önemli olmadığını söyler. Ona göre bir tohumu saklamak, onu kimin kullanacağını bilmeden bir mektup yazmaya benzer. Bahçede düzenlenen atölyelerde ziyaretçilere, en sık karşılaşılan hatanın tohumları nemden değil ışıktan korumayı ihmal etmek olduğu anlatılır. Sorumluya göre bu küçük ayrıntı, yıllarca süren bir çalışmayı bir anda boşa çıkarabilir.

Bu parçada altı çizili «bir tohum, içinde yalnızca bir bitkiyi değil geçmiş bir mevsimi de taşır» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Her tohum, yalnızca bir mevsim boyunca canlılığını koruyabilir B) Bir tohum, toplandığı döneme ait iklim bilgisini de kendisiyle birlikte saklar C) Bitkiler, yalnızca belirli mevsimlerde tohum verebilir D) Tohumların saklanma süresi, toplandığı mevsime göre değişmez E) Bir tohumun değeri, ait olduğu bitkinin yaşıyla ölçülür

Cevap Anahtarı

1-C 2-A 3-E 4-C 5-B 6-C 7-C 8-B 9-B 10-B 11-E 12-C 13-E 14-B 15-A 16-D 17-E 18-C 19-A 20-B 21-B 22-D 23-C 24-B 25-B 26-B 27-E 28-C 29-A 30-A 31-D 32-B 33-D 34-E 35-C 36-A 37-A 38-A 39-B 40-B

8genales · ALES Hazırlık · sekizgenacademy.com