Sözel Anlam Denemesi — Orta (25 Soru)
Ad Soyad: ______________________ Tarih: 28.10.2026 25 soru 30 dakika
Çalışma Kağıdı
Sözel Anlam Denemesi — Orta (25 Soru)
Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç
25 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada
Sözel Anlam · Sözcükte Anlam
1. Sınav sonucunu öğrenmek için sabırsızlanan Ali'nin «içi içine sığmıyordu».
Bu cümlede altı çizili deyimle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öznel bir yargı vardır?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
3. Yeni telefon hızlı bir işlemciye sahip olmasına rağmen pil ömrü kısadır.
Bu cümlede düşüncenin yönünü değiştiren ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
4. I. gitti
II. deniz kenarındaki küçük bir kasabaya
III. dikkatle planlayarak
IV. Aile
V. yaz tatili için aylar önce ayırdığı bütçeyi
Yukarıdaki sözcük grupları anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında baştan dördüncü olur?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
5. Kentteki araç sayısı son beş yılda iki katına çıkmıştır. Bu süre boyunca şehir yönetimi yeni bir yol yapmamış, mevcut yolları da genişletmemiştir. Sürücülerin ortalama işe gidiş süresi bu dönemde belirgin biçimde uzamıştır.
Bu parçadan kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
6. Deneyimli bir marangoz, kullanacağı tahtayı kesmeden önce uzun uzun inceler; çünkü ----
Sözel Anlam · Paragraf
7. Mantar toplayan deneyimli biri, bir türü tanımak için yalnızca şapkaya bakmaz; sapın yapısına, şapkanın altındaki yapraklara, kokuya ve mantarın yetiştiği ağaca da bakar. Yine de bu ayrıntıların hiçbiri, tek başına güvenli bir karar vermeye yetmez. Hatta aynı türün genç ve yaşlı örnekleri bile birbirine hiç benzemeyebilir; ormanın nemi ve mevsimi de renkleri ve dokuyu değiştirir. Bu da ezberlenmiş tek bir görüntüye güvenmeyi zorlaştırır. Zehirli türlerle yenebilir olanlar arasındaki benzerlik, bazen yalnızca küçük bir ayrıntıda gizlidir. ........ Bu yüzden tecrübeli toplayıcı, emin olamadığı mantarı sepetine koymaz; vazgeçmenin ucuz, yanılmanın pahalı olduğunu bilir.
Bu parçada boş bırakılan yere, düşünce akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sözel Anlam · Paragraf
8. Kumullar, sürekli yer değiştiren tepeleriyle bitkiler için en güç yaşam alanlarından biridir. Burada tutunabilen az sayıdaki tür, kumun üzerine örtüldüğünde gövdesini uzatarak yeniden yüzeye çıkabilir. Kökleri ise yatay olarak metrelerce yayılır; böylece hem kumu bir arada tutar hem de seyrek yağmurları geniş bir alandan toplar. Bu bitkiler olmasaydı rüzgâr kumu iç kesimlere taşır, tarım alanlarını örterdi. Kıyı yönetimlerinin bu türleri koruma altına alması, bir bitkiden çok, bir engeli korumak anlamına gelir.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi söylenemez?
Sözel Anlam · Paragraf
9. Gezegen bilimcileri, Güneş Sistemi'ndeki buzlu uydularda sıvı su bulunup bulunmadığını uzun süredir araştırıyor. Bazı uyduların buzla kaplı yüzeylerinin altında, gel-git kuvvetlerinin yarattığı ısınma sayesinde okyanuslar barındırdığı düşünülüyor. Bu okyanuslardaki suyun kimyasal bileşimi, yeryüzündeki denizlerden oldukça farklı olabilir. Bilim insanları, bu farklılığın uydularda yaşamın ortaya çıkıp çıkamayacağını anlamada önemli bir ipucu olduğunu belirtiyor. Şimdilik gönderilen uzay araçları yalnızca yüzeyden veri toplayabildiği için buzun altındaki okyanuslara doğrudan ulaşmak mümkün olmuyor.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi buzlu uydulardaki olası okyanuslarla ilgili söylenemez?
Sözel Anlam · Paragraf
10. Kervansaraylar konusunda bir görüşe göre bu yapılar, yolculara barınak sağlayan hayır kurumlarıdır; geceleme ücretsiz olduğundan asıl amaç yolcuyu korumak, yapıların yüzyıllarca ayakta kalmasının nedeni de kurucularının hayırseverliğidir. Başka bir görüşe göre ise kervansaraylar ticaret yollarının sürekliliğini sağlayan altyapıdır; yolcu barındırılır, çünkü yolun işlemesi bunu gerektirir. İki görüş de yolcunun korunduğunu kabul eder. Yazara göre barınak işlevi ve ücretsiz geceleme gerçektir; ancak yapıyı ayakta tutan, hayırseverlikten çok yolun üzerindeki ekonomik canlılıktır. Canlılığını yitiren yollardaki kervansaraylar, kurucuları ne kadar cömert olursa olsun, harabeye dönmüştür. Kullanıldığı sürece bakım gören bu yapılar, yol terk edildiğinde onunla birlikte unutulmuştur; bakımı sağlayan şey, dolayısıyla, kurucunun niyeti değil, yolun işleyişidir.
Yazar, birinci görüşten aşağıdaki noktaların hangisinde ayrılmaktadır?
Sözel Anlam · Paragraf
11. Meydandaki yüz yıllık saat kulesi, geçen kış fırtınada hasar görünce belediye onu tamamen yenilemeyi planlamıştı. Ancak kentin en yaşlı ustası, kulenin yalnızca bozulan parçalarının değiştirilmesini, geri kalanının olduğu gibi korunmasını önerdi. Ustaya göre «bir kule, taşıdığı yıllarla birlikte konuşur; her çizik bir cümledir». Belediye başkanı önce bu öneriye şüpheyle yaklaştı çünkü tam yenileme daha hızlı ve ucuz görünüyordu. Usta, kulenin yüzeyindeki her izin, kentin geçmişinde yaşanmış bir olayla ilişkili olduğunu anlattı. Örneğin kulenin kuzey yüzündeki eski bir çatlak, elli yıl önceki büyük depremden kalmaydı. Bu ayrıntılar, meydanda büyüyen genç kuşağın çoğu tarafından bilinmiyordu. Usta, onarım sürecini halka açık yürütmeyi önerdi ki herkes kulenin hikâyesine tanık olsun. Belediye bu öneriyi kabul etti ve onarım, hafta sonları ziyarete açık bir atölye şeklinde yürütüldü. Süreç boyunca yaşlı sakinler, gençlere kuleyle ilgili hatıralarını anlattı. Onarım tamamlandığında kule, eskisinden daha parlak görünmüyordu ama daha çok kişi tarafından tanınır hâle gelmişti. Usta, bu sonucu beklediğini, çünkü amacın kuleyi yeni göstermek değil kuleyi hatırlanır kılmak olduğunu söyledi. Belediye başkanı, sürecin sonunda ustaya hak verdiğini açıkça belirtti.
Bu parçada altı çizili «bir kule, taşıdığı yıllarla birlikte konuşur; her çizik bir cümledir» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
12. Sokak oyunlarının büyük bölümü hiçbir yetişkin denetimi ya da yazılı kural kitapçığı olmadan, çocukların kendi aralarında anlaşmasıyla şekillenir. Bir oyunun kuralı bir mahallede başka, komşu mahallede biraz farklı olabilir; üstelik oyuncular büyüdükçe kurallar da sessizce güncellenir. Kimi eğitimci bu durumu düzensizlik olarak görüp standart bir kural seti önerir. Oysa bu kendiliğinden değişen yapı, çocuklara müzakere etmeyi, esnek düşünmeyi ve anlaşmazlığı kendi başlarına çözmeyi öğretir; bu yönüyle sokak oyunu, yetişkin eliyle sabitlenmiş bir oyundan çok daha zengin bir öğrenme ortamıdır.
Bu parçanın yazarının sokak oyunlarına yönelik tutumu nasıldır?
Sözel Anlam · Paragraf
13. Şehrin kıyısındaki küçük kağıt fabrikası, atık kağıtları yeniden hammaddeye dönüştürerek üretim yapar. Fabrika müdürüne göre işin en zor kısmı, kağıtları toplamak değil hangi kağıdın yeniden kullanılabilir olduğuna karar vermektir. Yağlı ya da boyalı kağıtlar, geri dönüşüm sürecine zarar verdiği için ayrı bir bölümde elenir. Müdüre göre «her kağıt ikinci bir hayat hak etmez; bazıları yalnızca bir kez okunmak için var olur». Fabrikada çalışan işçiler, önce kağıtları elle ayırır, ardından makineler devreye girer. Elle ayırma aşaması yavaş olsa da makinelerin hata oranını belirgin biçimde azaltır. Fabrika, yıllık ürettiği kağıdın büyük bölümünü okullara ve yerel yayınevlerine satmaktadır. Son yıllarda geri dönüştürülen kağıt talebi arttıkça fabrika ikinci bir tesis açmayı planlamaktadır. Müdür, bu büyümenin işçi sayısını da artıracağını, ancak elle ayırma aşamasının tamamen otomatikleştirilmeyeceğini belirtir. Çünkü ona göre makineler renk ve doku farkını insan gözü kadar hızlı ayırt edemez. Fabrikanın su tüketimi, geleneksel kağıt üretimine kıyasla oldukça düşüktür. Bu durum, fabrikayı bölgedeki çevre örgütlerinin de takdirini kazanmasını sağlamıştır. Müdür, en büyük hedefinin üretim miktarını artırmak değil, elenen kağıt oranını azaltmak olduğunu söyler.
Bu parçada altı çizili «her kağıt ikinci bir hayat hak etmez; bazıları yalnızca bir kez okunmak için var olur» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
14. Buzulları izleyen araştırmacılar, bir buzulun kalınlığını yılda yalnızca birkaç kez ölçer; ama bu seyrek ölçümler, uzun süreler boyunca üst üste konduğunda sessiz bir hikâye anlatır. Tek bir yılın verisi, kış yağışının bol ya da az olmasının gölgesinde kalabilir. Oysa on yıllık bir dizide yağış dalgalanmaları birbirini yer, geriye «buzulun kendi tutumu» kalır. Buzulun erimesi ya da kalınlaşması da tek bir mevsimde değil, yıllar içinde biriken küçük farkların toplamında görünür hâle gelir. Ölçümü yapan kişinin yorum katmadan, aynı noktadan aynı yöntemle ölçmeyi sürdürmesi bu yüzden önemlidir. Bu nedenle sabırla biriktirilmiş sıradan ölçümler, tek bir çarpıcı gözlemden çok daha güvenilir bir kanıt oluşturur.
Bu parçadaki «buzulun kendi tutumu» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
15. Şehir kütüphanesinin en üst katı, yalnızca sessiz okuma için ayrılmıştır. Buraya girenler telefonlarını kapatmak zorunda değildir ama sesli konuşmak kesinlikle yasaktır. Kat görevlisi, gürültüye neden olan kişiyi uyarmak yerine önce yanına oturup birkaç dakika sessizce beklemeyi tercih eder. Bu küçük jest, çoğu zaman kişiyi kendiliğinden sessizliğe davet eder. Görevliye göre «sessizlik, sözle değil örnekle ekilen bir tohumdur». Yıllar içinde bu yöntem, katın en gürültücü ziyaretçilerini bile sadık birer sessiz okura dönüştürmüştür. Kütüphane yönetimi bu uygulamayı diğer katlara da yaymayı planlamaktadır.
Bu parçada altı çizili «sessizlik, sözle değil örnekle ekilen bir tohumdur» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
16. Şehir müzesinin bodrum katındaki restorasyon atölyesi, yıllar içinde hasar görmüş tabloları ve heykelleri özgün hâline yaklaştırmaya çalışır. Atölyenin başındaki restoratöre göre bir eseri onarmak, onu yeniden boyamak değil, kaybolan izleri saygıyla tamamlamaktır. Restoratör, hangi rengin özgün olduğuna karar veremediği noktalarda boyamayı tamamlamak yerine o bölgeyi bilinçli olarak yarım bırakır. Ona göre «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir». Bu ilke gereği restorasyon atölyesinde hiçbir onarım, orijinal malzemenin üzerini tamamen örtecek şekilde yapılmaz. Restoratör, çıraklarına ilk öğrettiği kuralın "emin değilsen dokunma" olduğunu söyler. Bazı eserlerin onarımı, tek bir santimetrekarelik alan için haftalarca sürebilir. Atölyede kullanılan malzemelerin çoğu, eserin yapıldığı döneme uygun olacak şekilde özel olarak hazırlanır.
Müze yönetimi, son yıllarda restorasyon sürecini ziyaretçilerden gizlemek yerine camlı bir bölmeyle sergilemeye başlamıştır. Bu değişiklik ilk başta restoratörü rahatsız etmiş, çünkü çalışırken izlenmek ona yabancı gelmiştir. Zamanla restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi işine bakış açısını da zenginleştirdiğini fark etmiştir. Müzeye gelen çocuklar, restorasyonu izleyerek eserlerin "hazır" değil "hâlâ yaşayan" nesneler olduğunu öğrenmeye başlamıştır. Müze yönetimi, bu uygulamanın ziyaretçi sayısını da belirgin biçimde artırdığını belirtmiştir. Restoratöre göre asıl kazanç ziyaretçi sayısı değil, insanların bir eserin arkasındaki emeği fark etmesidir. Müze, önümüzdeki yıl restorasyon sürecini konu alan küçük bir belgesel hazırlamayı planlamaktadır.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Sözel Anlam · Paragraf
17. Tohum takası şenliklerinde insanlar, avuç içine sığan küçük keseler arasında yılların birikimini değiş tokuş eder. Katılanların bir kısmı bunu hoş bir nostalji olarak görüp geçer; bir kısmı ise yerel çeşitlerin, ticari tohumun getirdiği tekdüzelik karşısında bir sigorta işlevi gördüğünü söyler. Kuraklığa ya da yeni bir hastalığa dayanıklı bir çeşidin, çoğu zaman bir köy bahçesinde yüzyıllarca ayakta kalmış bir bitkiden çıkması rastlantı değildir. Bir tohum, yalnızca bir bitkiyi değil, o bitkiyi yetiştiren toprağın, iklimin ve elin yıllar içindeki sınanmışlığını da taşır. Böyle bir birikimi yalnızca anılarımızı süsleyen bir süs gibi görmek, onu korumak için gereken ciddiyeti baştan yitirmek demektir.
Bu parçada yazarın örtük tutumu aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
18. (I) Arkeolog, yeni kazı alanına vardığında önce yüzeydeki toprağı gözle inceler. (II) Parçaları özel kutulara yerleştirip laboratuvara gönderir. (III) Ortaya çıkan her parçayı numaralandırıp fotoğraflar. (IV) Küçük fırçalarla toprağı yavaşça kazımaya başlar. (V) Laboratuvarda parçaların yaşı ve kökeni belirlenir.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?
Sözel Anlam · Paragraf
19. Bir seramik ustası, yeni bir sırın nasıl davranacağını anlamak için küçük bir deney yaptı. Aynı kilden yaptığı on parçayı farklı sıcaklıklarda pişirdi. ---- Bu gözlem sayesinde artık her parça için doğru sıcaklığı önceden kestirebiliyordu. Deneyin sonunda elde ettiği tablo, atölyesindeki en değerli notlardan biri hâline geldi.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sözel Anlam · Paragraf
20. Şehrin dışındaki botanik bahçesinin bodrum katında, sıcaklığı sabit tutulan bir tohum bankası bulunur. Buraya toplanan tohumlar, gelecekte bir bitki türü yok olursa yeniden üretilebilmesi amacıyla saklanır. Bankanın sorumlusu, her tohumun etiketine yalnızca türün adını değil, toplandığı yılın iklim koşullarını da not eder. Ona göre «bir tohum, içinde yalnızca bir bitkiyi değil geçmiş bir mevsimi de taşır». Bu nedenle aynı türden farklı yıllara ait tohumlar, birbirinin yerine geçmez. Bankada saklanan bazı tohumlar, uygun koşullarda yüzyıl sonra bile çimlenebilir. Ancak sorumluya göre asıl zorluk saklamak değil, hangi tohumun öncelikli olarak toplanması gerektiğine karar vermektir. Nesli hızla azalan bitkilerin tohumları, bu yüzden listede her zaman ilk sıradadır. Bahçe yönetimi, son yıllarda çevredeki çiftçilerden de yerel tohum örnekleri toplamaya başlamıştır. Bu işbirliği, hem türlerin çeşitliliğini korumuş hem de çiftçilerle bahçe arasında güven ilişkisi kurmuştur. Sorumlu, topladığı her tohumun gelecekte kime, hangi amaçla verileceğini bilmediğini ama bunun önemli olmadığını söyler. Ona göre bir tohumu saklamak, onu kimin kullanacağını bilmeden bir mektup yazmaya benzer. Bahçede düzenlenen atölyelerde ziyaretçilere, en sık karşılaşılan hatanın tohumları nemden değil ışıktan korumayı ihmal etmek olduğu anlatılır. Sorumluya göre bu küçük ayrıntı, yıllarca süren bir çalışmayı bir anda boşa çıkarabilir.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Sözel Anlam · Paragraf
21. Yorgancı, pamuğu atmadan önce uzun süre elinde tartar; çünkü dolgunun eşit yayılması, yorganın hem sıcaklığını hem ömrünü belirler. Kumaş ne kadar özenle işlenirse işlensin, içindeki dolgu topaklanmışsa yorgan bir iki kışta yamuk bir yığına döner. Pamuğun atılması, yani liflerin yay ve tokmakla tek tek ayrıştırılması, işin en yorucu ve en sabır isteyen aşamasıdır. Usta, kumaşın üzerine serdiği dolguyu eliyle yoklar, kalın kalan yerleri yeniden dağıtır ve yorgan dikilmeden önce bu işlemi birkaç kez yineler. Acele edilen bir yorganda bu yoklama atlandığı için, ilk yıkamadan sonra beliren topaklar geri dönülemez bir kusura dönüşür. ........ Yorgancılar bu yüzden, dışarıdan görünen işçiliğe değil, içeride kalan dengeye övünür.
Bu parçada boş bırakılan yere, düşünce akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sözel Anlam · Paragraf
22. (I) Bir nehir üzerinden yapılan yük taşımacılığı, aynı miktarda yükün karayoluyla taşınmasına kıyasla genellikle daha düşük bir yakıt tüketimiyle gerçekleştirilir. (II) Nehir kıyısında kurulan restoranlar, yaz aylarında özellikle hafta sonları yoğun ilgi görmektedir. (III) Tek bir mavnanın taşıyabileceği yük miktarı, onlarca kamyonun taşıdığı yüke eşdeğer olabilir. (IV) Ancak bu taşımacılık biçimi, nehrin su seviyesinin mevsimsel olarak değişmesinden doğrudan etkilenir ve kurak dönemlerde taşıma kapasitesi ciddi ölçüde düşebilir. (V) Bu nedenle nehir taşımacılığına dayanan bir lojistik planı, su seviyesi öngörülerini de hesaba katacak şekilde esnek kurulmalıdır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Sözel Anlam · Paragraf
23. Mahallenin kullanılmayan bir arsasında başlatılan toplum bahçesi projesi, ilk yılında yalnızca on iki gönüllüyle başlamıştı. Proje koordinatörüne göre bir toplum bahçesinin asıl ürünü sebze değil, komşuluk ilişkileridir. Gönüllüler, önce toprağı hazırlamak yerine kimin hangi bölümden sorumlu olacağını tartışarak haftalar geçirdi. Koordinatöre göre «bir bahçeyi birlikte kurmak, önce anlaşmazlığı ekip sonra hasat etmektir». İlk aylarda bazı gönüllüler, ortak kararların yavaş alınmasından şikâyet ederek projeden ayrıldı. Kalan gönüllüler ise zamanla ortak bir çalışma takvimi oluşturarak süreci basitleştirdi. İlk hasat, beklenenden az olsa da katılımcılar arasında büyük bir memnuniyet yarattı. Proje, ilk yılın sonunda mahalledeki diğer boş arsalar için de bir örnek olarak gösterilmeye başlandı.
İkinci yıl, bahçeye katılan gönüllü sayısı üç katına çıktı ve bahçe iki ayrı bölüme genişletildi. Koordinatör, bu büyümenin yönetimi zorlaştırdığını, artık herkesin her kararı birlikte almasının mümkün olmadığını fark etti. Bu yüzden bahçe, küçük gruplar hâlinde kendi bölümünden sorumlu olacak şekilde yeniden düzenlendi. Bu değişiklik, ilk yılın aksine kararların çok daha hızlı alınmasını sağladı. Bazı eski gönüllüler, yeni düzenin bahçenin ilk yıllardaki ortak ruhunu zayıflattığını düşünmektedir. Koordinatöre göre büyüyen her topluluk, bir noktada ortaklığı esneklikle dengelemek zorunda kalır. Proje, üçüncü yılında mahalledeki okulla iş birliği yaparak öğrencilere de küçük bir bölüm ayırmayı planlamaktadır.
Bu parçanın birinci ve ikinci bölümü karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Sözel Anlam · Paragraf
24. Her sonbaharda binlerce kilometre öteye göç eden turna sürüleri, rotalarını doğuştan değil, deneyimli bireylerden öğrenerek belirler. Sürüde en önde uçan kuşlar genellikle en yaşlı ve en tecrübeli bireylerdendir. Araştırmacılara göre «bir turna sürüsü, kanatlarıyla değil hafızasıyla yol alır». Genç kuşlar ilk göçlerinde yalnızca izler, rotayı ezberlemeye çalışmaz. Ancak birkaç göç mevsimi geçtikten sonra aynı genç kuşlar, rotanın büyük bölümünü kendi başlarına hatırlayabilir hâle gelir. Bilim insanları, sürüden ayrılıp insan eliyle yetiştirilen turnaların rotayı hiç öğrenemediğini gözlemlemiştir. Bu durum, rotanın genetik değil sosyal bir bilgi olduğunu göstermektedir. Sürüdeki en yaşlı birey öldüğünde, rotanın bir kısmı bazen sürüyle birlikte kaybolabilmektedir. Bu yüzden bazı araştırma grupları, yaşlı turnaların rotalarını insan yapımı uçan araçlarla gençlere öğretmeyi denemiştir. Bu yöntem, özellikle rotasını tamamen kaybetmiş küçük sürülerde başarılı sonuçlar vermiştir. Araştırmacılar, bu yöntemin doğal öğrenmenin yerini almadığını, yalnızca acil durumlarda kullanıldığını vurgular. Turnaların rotayı öğrenme süreci, insan dilinin kuşaktan kuşağa aktarılmasına sıkça benzetilir. Araştırmacılara göre bu benzerlik, göçün yalnızca fiziksel değil aynı zamanda kültürel bir olgu olduğunu düşündürmektedir.
Bu parçada altı çizili «bir turna sürüsü, kanatlarıyla değil hafızasıyla yol alır» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
25. Kıyıdan uzak küçük bir adadaki deniz feneri, bir asırdır aynı ailenin bakımı altındadır. Fenerci, her akşam ışığı yakmadan önce camları tek tek kontrol eder çünkü en ufak bir leke, ışığın denizdeki gemilere ulaşan gücünü belirgin biçimde azaltır. Eskiden fenerin kaynağı yağ lambasıyken bugün güneş paneliyle çalışan bir sistem kullanılmaktadır. Buna rağmen fenerci, teknolojinin değiştirdiği tek şeyin enerji kaynağı olduğunu, sorumluluğun hiç değişmediğini söyler. Fenerciye göre «bir fener, yalnızca yandığı için değil güvenildiği için ışıktır». Ona göre bu güven, yıllar süren düzenli bakımla kazanılır. Fenerci, çocukluğundan beri babasından öğrendiği bir alışkanlıkla, her fırtınadan sonra fenerin çevresini dolaşıp hasar olup olmadığını denetler. Bölgede modern radar sistemleri yaygınlaşsa da kaptanların çoğu, gece yaklaşırken hâlâ fenerin ışığını görmeden rahatlamaz. Fenerci, bu durumu teknolojiye güvensizlikten çok alışkanlığın gücüne bağlar. Yıllar içinde adaya turist ilgisi de artmış, fener artık hem bir çalışma yeri hem de küçük bir müzeye dönüşmüştür. Fenerci, ziyaretçilere fenerin tarihini anlatırken en çok, ışığın hiç sönmediği geceleri anlatmaktan keyif alır. Ona göre bir fenercinin en büyük başarısı, kimsenin fark etmediği sıradan bir gecedir. Çünkü sıradan bir gece, hiçbir geminin tehlikeye girmediği anlamına gelir.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Cevap Anahtarı
1-E 2-C 3-C 4-B 5-C 6-D 7-C 8-A 9-D 10-B 11-E 12-B 13-A 14-A 15-A 16-B 17-C 18-C 19-A 20-A 21-B 22-B 23-C 24-D 25-E
8genales · ALES Hazırlık · sekizgenacademy.com