Sözel Anlam Denemesi — Orta (25 Soru)
Ad Soyad: ______________________ Tarih: 15.09.2026 25 soru 30 dakika
Çalışma Kağıdı
Sözel Anlam Denemesi — Orta (25 Soru)
Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç
25 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada
Sözel Anlam · Sözcükte Anlam
1. Finalde kaybetmesine karşın genç sporcu «düşüşün toprağından yeni bir yol çıkarmayı» bildi ve bir sonraki sezona çok daha güçlü döndü.
Bu cümlede «düşüşün toprağından yeni bir yol çıkarmak» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
2. I. büyük bir titizlikle hazırladı
II. kendi stratejisini
III. tekrar tekrar izleyerek
IV. rakip takımın son beş maçını
V. Sporcu
Yukarıdaki sözcük grupları anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü olur?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
3. Ressam, tuvalinde koyu renkleri azaltıp aydınlık tonları çoğaltınca eserin genel atmosferi ----; izleyicide bıraktığı izlenim de bu yönde ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişisel görüş / öznel bir yargı vardır?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
6. Sporcu, sezon öncesi antrenman yoğunluğunu kademeli olarak ----; vücudu bu yüke alıştıkça performansı da ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sözel Anlam · Paragraf
7. Bıçak bileme, çoğu kişinin sandığı gibi bıçağı taşa sürtmekten ibaret değildir. Bileyici önce ağzın hangi açıyla inceltileceğine karar verir; mutfak bıçağı ile budama bıçağı aynı açıyla bilenmez. Sonra kaba taştan ince taşa doğru geçilir; her taş, bir öncekinin bıraktığı çizikleri siler. Son aşamada çeliğin ağzındaki gözle görülmeyen kıvrım, deri bir şeritle yatırılır. Acele eden kişi bu son adımı atlar ve bıçağın birkaç günde yeniden körleşmesine şaşırır.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
Sözel Anlam · Paragraf
8. (I) Teleskobu bahçedeki en karanlık köşeye taşıdı. (II) Genç bir astronomi meraklısı, kendi teleskobunu kurmaya karar verdi. (III) İlk gece Ay'ın yüzeyindeki kraterleri net biçimde görebildi. (IV) Ardından ince ayar vidalarını yerine monte etti. (V) Önce merceklerin doğru odak uzaklığını hesapladı.
Bu cümleler anlamlı bir paragraf oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur?
Sözel Anlam · Paragraf
9. Mahallenin kullanılmayan bir arsasında başlatılan toplum bahçesi projesi, ilk yılında yalnızca on iki gönüllüyle başlamıştı. Proje koordinatörüne göre bir toplum bahçesinin asıl ürünü sebze değil, komşuluk ilişkileridir. Gönüllüler, önce toprağı hazırlamak yerine kimin hangi bölümden sorumlu olacağını tartışarak haftalar geçirdi. Koordinatöre göre «bir bahçeyi birlikte kurmak, önce anlaşmazlığı ekip sonra hasat etmektir». İlk aylarda bazı gönüllüler, ortak kararların yavaş alınmasından şikâyet ederek projeden ayrıldı. Kalan gönüllüler ise zamanla ortak bir çalışma takvimi oluşturarak süreci basitleştirdi. İlk hasat, beklenenden az olsa da katılımcılar arasında büyük bir memnuniyet yarattı. Proje, ilk yılın sonunda mahalledeki diğer boş arsalar için de bir örnek olarak gösterilmeye başlandı.
İkinci yıl, bahçeye katılan gönüllü sayısı üç katına çıktı ve bahçe iki ayrı bölüme genişletildi. Koordinatör, bu büyümenin yönetimi zorlaştırdığını, artık herkesin her kararı birlikte almasının mümkün olmadığını fark etti. Bu yüzden bahçe, küçük gruplar hâlinde kendi bölümünden sorumlu olacak şekilde yeniden düzenlendi. Bu değişiklik, ilk yılın aksine kararların çok daha hızlı alınmasını sağladı. Bazı eski gönüllüler, yeni düzenin bahçenin ilk yıllardaki ortak ruhunu zayıflattığını düşünmektedir. Koordinatöre göre büyüyen her topluluk, bir noktada ortaklığı esneklikle dengelemek zorunda kalır. Proje, üçüncü yılında mahalledeki okulla iş birliği yaparak öğrencilere de küçük bir bölüm ayırmayı planlamaktadır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Sözel Anlam · Paragraf
10. Kumullar, sürekli yer değiştiren tepeleriyle bitkiler için en güç yaşam alanlarından biridir. Burada tutunabilen az sayıdaki tür, kumun üzerine örtüldüğünde gövdesini uzatarak yeniden yüzeye çıkabilir. Kökleri ise yatay olarak metrelerce yayılır; böylece hem kumu bir arada tutar hem de seyrek yağmurları geniş bir alandan toplar. Bu bitkiler olmasaydı rüzgâr kumu iç kesimlere taşır, tarım alanlarını örterdi. Kıyı yönetimlerinin bu türleri koruma altına alması, bir bitkiden çok, bir engeli korumak anlamına gelir.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi söylenemez?
Sözel Anlam · Paragraf
11. (I) Cam üfleyici, ocaktaki erimiş camı uzun bir boru ucuna aldı. (II) Boruyu döndürerek camın şeklini simetrik tutmaya çalıştı. (III) Atölyenin duvarları geçen yıl açık maviye boyanmıştı. (IV) Üflediği hava, camı içeriden şişirip ince bir vazo hâline getirdi. (V) Vazo soğuduktan sonra kenarları özenle düzeltildi.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Sözel Anlam · Paragraf
12. Kargaların alet kullandığı uzun süredir biliniyordu; ancak yakın zamanda yürütülen bir gözlem dizisi, bazı kargaların aleti yalnızca kullanmakla kalmayıp sakladığını da gösterdi. Kuşlar, işine yarayan bir dalı kullandıktan sonra atmak yerine ağaç kabuğunun altına sıkıştırıyor ve ertesi gün aynı yere dönüyordu. Daha ilginci, bir kuşun dalını başka bir kuşun yanında saklamaktan kaçınmasıydı. Araştırmacılar bunun, alet yapmanın zaman ve çaba gerektirdiğini kuşun bir biçimde hesaba kattığı anlamına gelebileceğini düşünüyor. Yine de gözlemlerin tek bir bölgeyle sınırlı olması, sonuçların genellenmesini şimdilik engelliyor.
Bu parçada kargalarla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Sözel Anlam · Paragraf
13. Dağ dereleri, ovadaki nehirlerden çok farklı bir canlı topluluğu barındırır. Su hızlı aktığından buradaki böcek larvaları, taşlara tutunmalarını sağlayan kancalı bacaklar ya da yassı gövdeler geliştirmiştir. Suyun soğuk olması, içindeki oksijen miktarını yüksek tutar; bu da hızlı akıntıya dayanabilen canlıların bol besinle karşılaşması demektir. Balıklar ise akıntının zayıfladığı kaya diplerinde bekleyip sürüklenen larvaları yakalar. Bu yüzden derenin en sakin görünen köşeleri, aslında en yoğun avlanma alanlarıdır.
Bu parçada dağ dereleriyle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Sözel Anlam · Paragraf
14. Mahallenin köşesindeki küçük fırın, sabahın erken saatlerinde yalnızca ekmek değil, bir düzen de dağıtır. Yaşlılar ilk sıcak somunu almak için gün doğmadan kapıda toplanır; bu bekleyiş, onların birbirinden haber almasının tek düzenli fırsatıdır. Fırıncı, kimin hangi ekmeği aldığını ezbere bilir; birkaç gün görünmeyen müşteriyi merak edip komşularına sorar. Öğle saatlerine doğru okul çıkışı çocuklar gelir, akşama doğru işten dönenler. Böylece fırın, günün her saatinde farklı bir kesimin uğrak yeri olur.
Bu parçada sözü edilen fırınla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Sözel Anlam · Paragraf
15. (I) Bir çömlekçi, yeni bir vazo yapmadan önce çamuru hazırlar. (II) Çamurun içindeki hava kabarcıklarını çıkarmak için onu uzun süre yoğurur. (III) Şekillendirme bitince vazoyu gölgede yavaşça kurutur. (IV) Ardından çamuru çark üzerine yerleştirip şekil vermeye başlar. (V) Son olarak vazoyu fırında pişirerek dayanıklı hâle getirir.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?
Sözel Anlam · Paragraf
16. Bir müzik öğretmeni, öğrencilerine yanlış notaları saklamamayı öğretir. Çalarken hata yapan öğrenci genellikle durup baştan alır; oysa dinleyici, sürekliliğin bozulmasını yanlış notadan daha çok fark eder. Öğretmen bu yüzden hatanın üstünden akıp geçmeyi, parçayı bitirmeyi ister. Hatanın üzerinde durmak, eve dönüp çalışmaya aittir; sahne, bütünü taşımanın yeridir. Bu ayrım öğrencilerin çoğuna ancak birkaç konserden sonra yerleşir.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Sözel Anlam · Paragraf
17. Kıyı kasabasındaki küçük tersanede tekneler, hâlâ elle işlenen ahşap kalıplarla inşa edilir. Usta tekne yapımcısına göre bir teknenin gövdesi, tahtanın doğal eğrisine karşı değil onunla birlikte şekillendirilmelidir. Bu yüzden her tahta, kesilmeden önce günlerce suda bekletilerek esnekliği test edilir. Ustaya göre «bir tahtayı zorlarsan teknen değil, ustan yenilir». Bu ilke gereği tersanede hiçbir parça, doğal eğrisinin tersine bükülerek kullanılmaz. Yapım süreci, tek bir tekne için bazen altı ayı bulabilir. Ustanın çırakları, önce çekiç kullanmayı değil, tahtanın sesini dinlemeyi öğrenir. Tersanede üretilen tekneler, bölgedeki balıkçılar arasında dayanıklılığıyla tanınır.
Komşu kasabada açılan yeni bir tesis ise tekneleri bilgisayar kontrollü makinelerle, çok daha kısa sürede üretmektedir. Bu tesiste bir teknenin gövdesi, ustanın atölyesindekinin onda biri kadar bir sürede tamamlanabilmektedir. Usta, bu hızın kendisini rahatsız etmediğini, yalnızca farklı bir ihtiyaca hizmet ettiğini söyler. Ona göre makineyle üretilen tekneler de güvenlidir, ancak her teknenin kendine özgü bir "karakteri" olmaz. Yeni tesisin sahibi ise geleneksel yöntemin artık günümüz talebini karşılayamayacağını savunmaktadır. Buna karşın iki taraf da, iyi bir teknenin ölçütünün üretim hızı değil suyla kurduğu denge olduğu konusunda hemfikirdir. Bölgedeki balıkçıların bir kısmı hâlâ geleneksel tersaneyi tercih ederken bir kısmı yeni tesisin sunduğu düşük fiyatı önemsemektedir.
Bu parçanın birinci ve ikinci bölümü karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Sözel Anlam · Paragraf
18. Kentin kıyı şeridindeki eski depo binaları uzun süre boş kaldıktan sonra atölyelere dönüştürüldü. Dönüşüm sırasında yapıların dış cephesine dokunulmadı; yalnızca içerideki çelik iskelet güçlendirildi ve çatıya ışık alan pencereler açıldı. Bugün burada cam üfleyicilerden dokumacılara kadar onlarca üretici çalışıyor. Hafta sonları kapılar ziyaretçilere açılıyor; üreticiler, işlerini nasıl yaptıklarını meraklılara anlatıyor. Belediye, kira bedellerini piyasanın altında tutarak genç üreticilerin buraya yerleşmesini kolaylaştırdı. Böylece bir zamanlar kentin sırtını döndüğü kıyı, yeniden yaşayan bir üretim alanı hâline geldi.
Bu parçada sözü edilen depo binalarıyla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Sözel Anlam · Paragraf
19. Sırlı seramik üretiminde en belirsiz aşama fırınlamadır. Sırın rengi, hamurun üzerine sürüldüğü anda değil, fırındaki ısı ve oksijen miktarına göre pişme sırasında belirir. Aynı reçeteyle hazırlanan iki sır, fırının farklı köşelerinde bambaşka tonlar verebilir. Bu yüzden deneyimli seramikçiler, her fırınlamada birkaç deneme parçasını raflara dağıtarak fırının davranışını kaydeder. Yıllar içinde biriken bu kayıtlar, ustanın fırınını neredeyse bir canlı gibi tanımasını sağlar.
Bu parçada sırlı seramik üretimiyle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Sözel Anlam · Paragraf
20. Ders sırasında elle not tutan öğrencilerle bilgisayarda yazanları karşılaştıran bir çalışmada ilginç bir sonuç çıktı. Bilgisayarda yazanlar, anlatılanları neredeyse sözcüğü sözcüğüne kaydedebiliyor; elle yazanlar ise hıza yetişemediğinden duyduklarını kısaltıp kendi cümleleriyle yeniden kuruyor. Bir hafta sonra yapılan sınavda elle not tutanların kavramsal sorularda daha başarılı olduğu görüldü. Araştırmacılar bunu, elle yazanın bilgiyi yazmadan önce bir kez işlemek zorunda kalmasına bağlıyor. Yani notun eksikliği değil, onu üretirken harcanan çaba öğrenmeyi besliyor.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
Sözel Anlam · Paragraf
21. Şehrin kıyısındaki küçük kağıt fabrikası, atık kağıtları yeniden hammaddeye dönüştürerek üretim yapar. Fabrika müdürüne göre işin en zor kısmı, kağıtları toplamak değil hangi kağıdın yeniden kullanılabilir olduğuna karar vermektir. Yağlı ya da boyalı kağıtlar, geri dönüşüm sürecine zarar verdiği için ayrı bir bölümde elenir. Müdüre göre «her kağıt ikinci bir hayat hak etmez; bazıları yalnızca bir kez okunmak için var olur». Fabrikada çalışan işçiler, önce kağıtları elle ayırır, ardından makineler devreye girer. Elle ayırma aşaması yavaş olsa da makinelerin hata oranını belirgin biçimde azaltır. Fabrika, yıllık ürettiği kağıdın büyük bölümünü okullara ve yerel yayınevlerine satmaktadır. Son yıllarda geri dönüştürülen kağıt talebi arttıkça fabrika ikinci bir tesis açmayı planlamaktadır. Müdür, bu büyümenin işçi sayısını da artıracağını, ancak elle ayırma aşamasının tamamen otomatikleştirilmeyeceğini belirtir. Çünkü ona göre makineler renk ve doku farkını insan gözü kadar hızlı ayırt edemez. Fabrikanın su tüketimi, geleneksel kağıt üretimine kıyasla oldukça düşüktür. Bu durum, fabrikayı bölgedeki çevre örgütlerinin de takdirini kazanmasını sağlamıştır. Müdür, en büyük hedefinin üretim miktarını artırmak değil, elenen kağıt oranını azaltmak olduğunu söyler.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Sözel Anlam · Paragraf
22. Kasabaya ilk telefon hattı çekildiğinde tek cihaz postanede duruyordu. Görüşmek isteyen, sırasını bekler, memurun bağladığı hatta yüksek sesle konuşurdu; çünkü hattın öbür ucundaki ses zayıf gelirdi. Herkes herkesin konuştuğunu duyduğundan telefon, bir süre için kasabanın en az özel iletişim aracıydı. Evlere hat çekildiğinde bu açıklık bitti; ama insanların bir kısmı, postanedeki o ortak bekleyişi özlediğini yıllar sonra bile söyledi. Bir teknolojinin kişiselleşmesi, onun etrafında oluşan topluluğu da dağıtabiliyor.
Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı vardır?
Sözel Anlam · Paragraf
23. Kıyı kasabasındaki küçük tersanede tekneler, hâlâ elle işlenen ahşap kalıplarla inşa edilir. Usta tekne yapımcısına göre bir teknenin gövdesi, tahtanın doğal eğrisine karşı değil onunla birlikte şekillendirilmelidir. Bu yüzden her tahta, kesilmeden önce günlerce suda bekletilerek esnekliği test edilir. Ustaya göre «bir tahtayı zorlarsan teknen değil, ustan yenilir». Bu ilke gereği tersanede hiçbir parça, doğal eğrisinin tersine bükülerek kullanılmaz. Yapım süreci, tek bir tekne için bazen altı ayı bulabilir. Ustanın çırakları, önce çekiç kullanmayı değil, tahtanın sesini dinlemeyi öğrenir. Tersanede üretilen tekneler, bölgedeki balıkçılar arasında dayanıklılığıyla tanınır.
Komşu kasabada açılan yeni bir tesis ise tekneleri bilgisayar kontrollü makinelerle, çok daha kısa sürede üretmektedir. Bu tesiste bir teknenin gövdesi, ustanın atölyesindekinin onda biri kadar bir sürede tamamlanabilmektedir. Usta, bu hızın kendisini rahatsız etmediğini, yalnızca farklı bir ihtiyaca hizmet ettiğini söyler. Ona göre makineyle üretilen tekneler de güvenlidir, ancak her teknenin kendine özgü bir "karakteri" olmaz. Yeni tesisin sahibi ise geleneksel yöntemin artık günümüz talebini karşılayamayacağını savunmaktadır. Buna karşın iki taraf da, iyi bir teknenin ölçütünün üretim hızı değil suyla kurduğu denge olduğu konusunda hemfikirdir. Bölgedeki balıkçıların bir kısmı hâlâ geleneksel tersaneyi tercih ederken bir kısmı yeni tesisin sunduğu düşük fiyatı önemsemektedir.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Sözel Anlam · Paragraf
24. Bal arıları, kovana dönerken güneşin konumunu bir pusula gibi kullanır. Gökyüzü bulutlarla kaplı olsa bile arı, polarize ışığın izini takip ederek yönünü şaşırmaz. Bilim insanları uzun süre bu yeteneğin yalnızca görme duyusuna bağlı olduğunu düşünmüştür. Ancak son araştırmalar, arıların iç saatlerini de bu hesaplamaya kattığını ortaya koymuştur. Bir arı, sabah bulduğu çiçek tarlasının öğleden sonraki konumunu güneşin hareketine göre yeniden hesaplayabilir. Bu da arı için «gökyüzü, sabit değil sürekli güncellenen bir harita»dır. Kovana dönen her arı, dans ederek bu bilgiyi diğer işçi arılarla paylaşır.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Sözel Anlam · Paragraf
25. Şehir müzesinin bodrum katındaki restorasyon atölyesi, yıllar içinde hasar görmüş tabloları ve heykelleri özgün hâline yaklaştırmaya çalışır. Atölyenin başındaki restoratöre göre bir eseri onarmak, onu yeniden boyamak değil, kaybolan izleri saygıyla tamamlamaktır. Restoratör, hangi rengin özgün olduğuna karar veremediği noktalarda boyamayı tamamlamak yerine o bölgeyi bilinçli olarak yarım bırakır. Ona göre «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir». Bu ilke gereği restorasyon atölyesinde hiçbir onarım, orijinal malzemenin üzerini tamamen örtecek şekilde yapılmaz. Restoratör, çıraklarına ilk öğrettiği kuralın "emin değilsen dokunma" olduğunu söyler. Bazı eserlerin onarımı, tek bir santimetrekarelik alan için haftalarca sürebilir. Atölyede kullanılan malzemelerin çoğu, eserin yapıldığı döneme uygun olacak şekilde özel olarak hazırlanır.
Müze yönetimi, son yıllarda restorasyon sürecini ziyaretçilerden gizlemek yerine camlı bir bölmeyle sergilemeye başlamıştır. Bu değişiklik ilk başta restoratörü rahatsız etmiş, çünkü çalışırken izlenmek ona yabancı gelmiştir. Zamanla restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi işine bakış açısını da zenginleştirdiğini fark etmiştir. Müzeye gelen çocuklar, restorasyonu izleyerek eserlerin "hazır" değil "hâlâ yaşayan" nesneler olduğunu öğrenmeye başlamıştır. Müze yönetimi, bu uygulamanın ziyaretçi sayısını da belirgin biçimde artırdığını belirtmiştir. Restoratöre göre asıl kazanç ziyaretçi sayısı değil, insanların bir eserin arkasındaki emeği fark etmesidir. Müze, önümüzdeki yıl restorasyon sürecini konu alan küçük bir belgesel hazırlamayı planlamaktadır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Cevap Anahtarı
1-B 2-C 3-A 4-D 5-C 6-C 7-A 8-D 9-E 10-A 11-C 12-C 13-C 14-B 15-C 16-C 17-E 18-E 19-B 20-D 21-C 22-D 23-C 24-B 25-B
8genales · ALES Hazırlık · sekizgenacademy.com