sekizgenacademy.com

Sözel Anlam Denemesi — Orta (25 Soru)

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 15.09.2026     25 soru 30 dakika

Çalışma Kağıdı

Sözel Anlam Denemesi — Orta (25 Soru)

Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç

25 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

1. Finalde kaybetmesine karşın genç sporcu «düşüşün toprağından yeni bir yol çıkarmayı» bildi ve bir sonraki sezona çok daha güçlü döndü.

Bu cümlede «düşüşün toprağından yeni bir yol çıkarmak» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yenilginin sorumluluğunu başkalarına yüklemek B) Başarısızlıktan ders çıkarıp onu ilerleme fırsatına dönüştürmek C) Yenilgiyi kaçınılmaz bir sonuç olarak kabullenmek D) Antrenman programını baştan sona değiştirmek E) Kaybedilen yarışı bir an önce unutmaya çalışmak

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

2. I. büyük bir titizlikle hazırladı
II. kendi stratejisini
III. tekrar tekrar izleyerek
IV. rakip takımın son beş maçını
V. Sporcu
Yukarıdaki sözcük grupları anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

3. Ressam, tuvalinde koyu renkleri azaltıp aydınlık tonları çoğaltınca eserin genel atmosferi ----; izleyicide bıraktığı izlenim de bu yönde ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) aydınlandı - yumuşadı B) karardı - yumuşadı C) karardı - sertleşti D) aydınlandı - sertleşti E) değişmedi - yumuşadı

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişisel görüş / öznel bir yargı vardır?

A) Fabrika, günde ortalama iki bin adet parça üretmektedir. B) Toplantı saat 14.00'te başladı ve bir saat sürdü. C) Yeni açılan kütüphanenin toplam kapasitesi üç yüz kişiliktir. D) Bu binanın mimarisi kesinlikle şehirdeki en etkileyici yapıdır. E) Rapor, geçen yılki verilerle karşılaştırmalı olarak hazırlandı.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?

A) Hem kitap okudu hem de müzik dinledi. B) Ya erken çıkarız ya da trafiğe takılırız. C) Yolun buzlanmış olması nedeniyle araçlar yavaş ilerliyordu. D) Toplantı bitince herkes odasına döndü. E) Kitabı bitirdikten sonra filmini izledi.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

6. Sporcu, sezon öncesi antrenman yoğunluğunu kademeli olarak ----; vücudu bu yüke alıştıkça performansı da ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) artırdı - düştü B) azalttı - düştü C) artırdı - yükseldi D) değiştirmedi - yükseldi E) azalttı - yükseldi

Sözel Anlam · Paragraf

7. Bıçak bileme, çoğu kişinin sandığı gibi bıçağı taşa sürtmekten ibaret değildir. Bileyici önce ağzın hangi açıyla inceltileceğine karar verir; mutfak bıçağı ile budama bıçağı aynı açıyla bilenmez. Sonra kaba taştan ince taşa doğru geçilir; her taş, bir öncekinin bıraktığı çizikleri siler. Son aşamada çeliğin ağzındaki gözle görülmeyen kıvrım, deri bir şeritle yatırılır. Acele eden kişi bu son adımı atlar ve bıçağın birkaç günde yeniden körleşmesine şaşırır.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

A) Bileme açısının bıçağın kullanım amacına göre değiştiğine B) Kaba taşın ince taştan daha uzun süre dayandığına C) Bıçak bilemenin en pahalı aşamasının ince taş olduğuna D) Deri şeridin yalnızca mutfak bıçaklarında kullanıldığına E) Budama bıçaklarının mutfak bıçaklarından daha sık bilendiğine

Sözel Anlam · Paragraf

8. (I) Teleskobu bahçedeki en karanlık köşeye taşıdı. (II) Genç bir astronomi meraklısı, kendi teleskobunu kurmaya karar verdi. (III) İlk gece Ay'ın yüzeyindeki kraterleri net biçimde görebildi. (IV) Ardından ince ayar vidalarını yerine monte etti. (V) Önce merceklerin doğru odak uzaklığını hesapladı.
Bu cümleler anlamlı bir paragraf oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

9. Mahallenin kullanılmayan bir arsasında başlatılan toplum bahçesi projesi, ilk yılında yalnızca on iki gönüllüyle başlamıştı. Proje koordinatörüne göre bir toplum bahçesinin asıl ürünü sebze değil, komşuluk ilişkileridir. Gönüllüler, önce toprağı hazırlamak yerine kimin hangi bölümden sorumlu olacağını tartışarak haftalar geçirdi. Koordinatöre göre «bir bahçeyi birlikte kurmak, önce anlaşmazlığı ekip sonra hasat etmektir». İlk aylarda bazı gönüllüler, ortak kararların yavaş alınmasından şikâyet ederek projeden ayrıldı. Kalan gönüllüler ise zamanla ortak bir çalışma takvimi oluşturarak süreci basitleştirdi. İlk hasat, beklenenden az olsa da katılımcılar arasında büyük bir memnuniyet yarattı. Proje, ilk yılın sonunda mahalledeki diğer boş arsalar için de bir örnek olarak gösterilmeye başlandı.

İkinci yıl, bahçeye katılan gönüllü sayısı üç katına çıktı ve bahçe iki ayrı bölüme genişletildi. Koordinatör, bu büyümenin yönetimi zorlaştırdığını, artık herkesin her kararı birlikte almasının mümkün olmadığını fark etti. Bu yüzden bahçe, küçük gruplar hâlinde kendi bölümünden sorumlu olacak şekilde yeniden düzenlendi. Bu değişiklik, ilk yılın aksine kararların çok daha hızlı alınmasını sağladı. Bazı eski gönüllüler, yeni düzenin bahçenin ilk yıllardaki ortak ruhunu zayıflattığını düşünmektedir. Koordinatöre göre büyüyen her topluluk, bir noktada ortaklığı esneklikle dengelemek zorunda kalır. Proje, üçüncü yılında mahalledeki okulla iş birliği yaparak öğrencilere de küçük bir bölüm ayırmayı planlamaktadır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Bahçenin ikinci yılda genişletildiği B) Bazı eski gönüllülerin yeni düzenden memnun olmadığı C) İlk yıl bazı gönüllülerin projeden ayrıldığı D) Projenin okulla iş birliği yapmayı planladığı E) Bahçede yetiştirilen sebzelerin hangi pazarlarda satıldığı

Sözel Anlam · Paragraf

10. Kumullar, sürekli yer değiştiren tepeleriyle bitkiler için en güç yaşam alanlarından biridir. Burada tutunabilen az sayıdaki tür, kumun üzerine örtüldüğünde gövdesini uzatarak yeniden yüzeye çıkabilir. Kökleri ise yatay olarak metrelerce yayılır; böylece hem kumu bir arada tutar hem de seyrek yağmurları geniş bir alandan toplar. Bu bitkiler olmasaydı rüzgâr kumu iç kesimlere taşır, tarım alanlarını örterdi. Kıyı yönetimlerinin bu türleri koruma altına alması, bir bitkiden çok, bir engeli korumak anlamına gelir.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi söylenemez?

A) Kumul bitkilerinin yılın belirli aylarında çiçek açtığı B) Kumun üstünü örtmesinin bitkiyi tamamen yok etmediği C) Bitkilerin korunmasının tarım alanlarını da dolaylı olarak koruduğu D) Kumul bitkilerinin kumun taşınmasını engellediği E) Bu bitkilerin köklerinin yatay olarak yayıldığı

Sözel Anlam · Paragraf

11. (I) Cam üfleyici, ocaktaki erimiş camı uzun bir boru ucuna aldı. (II) Boruyu döndürerek camın şeklini simetrik tutmaya çalıştı. (III) Atölyenin duvarları geçen yıl açık maviye boyanmıştı. (IV) Üflediği hava, camı içeriden şişirip ince bir vazo hâline getirdi. (V) Vazo soğuduktan sonra kenarları özenle düzeltildi.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

12. Kargaların alet kullandığı uzun süredir biliniyordu; ancak yakın zamanda yürütülen bir gözlem dizisi, bazı kargaların aleti yalnızca kullanmakla kalmayıp sakladığını da gösterdi. Kuşlar, işine yarayan bir dalı kullandıktan sonra atmak yerine ağaç kabuğunun altına sıkıştırıyor ve ertesi gün aynı yere dönüyordu. Daha ilginci, bir kuşun dalını başka bir kuşun yanında saklamaktan kaçınmasıydı. Araştırmacılar bunun, alet yapmanın zaman ve çaba gerektirdiğini kuşun bir biçimde hesaba kattığı anlamına gelebileceğini düşünüyor. Yine de gözlemlerin tek bir bölgeyle sınırlı olması, sonuçların genellenmesini şimdilik engelliyor.

Bu parçada kargalarla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Kullandıkları aleti sonraki gün için sakladıklarına B) Başka bir kuşun yanında aleti saklamaktan kaçındıklarına C) Aleti yapmak için hangi ağaçları tercih ettiklerine D) Gözlemlerin tek bir bölgede yapıldığına E) Alet kullandıklarının daha önceden bilindiğine

Sözel Anlam · Paragraf

13. Dağ dereleri, ovadaki nehirlerden çok farklı bir canlı topluluğu barındırır. Su hızlı aktığından buradaki böcek larvaları, taşlara tutunmalarını sağlayan kancalı bacaklar ya da yassı gövdeler geliştirmiştir. Suyun soğuk olması, içindeki oksijen miktarını yüksek tutar; bu da hızlı akıntıya dayanabilen canlıların bol besinle karşılaşması demektir. Balıklar ise akıntının zayıfladığı kaya diplerinde bekleyip sürüklenen larvaları yakalar. Bu yüzden derenin en sakin görünen köşeleri, aslında en yoğun avlanma alanlarıdır.

Bu parçada dağ dereleriyle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Larvaların akıntıya karşı geliştirdiği uyumlara B) Sakin görünen köşelerin yoğun avlanma alanı olduğuna C) Hangi mevsimde su düzeyinin yükseldiğine D) Balıkların akıntının zayıfladığı yerlerde beklediğine E) Soğuk suyun oksijen miktarını yüksek tuttuğuna

Sözel Anlam · Paragraf

14. Mahallenin köşesindeki küçük fırın, sabahın erken saatlerinde yalnızca ekmek değil, bir düzen de dağıtır. Yaşlılar ilk sıcak somunu almak için gün doğmadan kapıda toplanır; bu bekleyiş, onların birbirinden haber almasının tek düzenli fırsatıdır. Fırıncı, kimin hangi ekmeği aldığını ezbere bilir; birkaç gün görünmeyen müşteriyi merak edip komşularına sorar. Öğle saatlerine doğru okul çıkışı çocuklar gelir, akşama doğru işten dönenler. Böylece fırın, günün her saatinde farklı bir kesimin uğrak yeri olur.

Bu parçada sözü edilen fırınla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Fırıncının düzenli müşterilerini yakından tanıdığına B) Ekmek fiyatlarının mahalleliye uygun tutulduğuna C) Günün farklı saatlerinde farklı kesimlerin uğradığına D) Sabah bekleyişinin yaşlılar için bir haberleşme fırsatı olduğuna E) Yaşlıların gün doğmadan kapıda toplandığına

Sözel Anlam · Paragraf

15. (I) Bir çömlekçi, yeni bir vazo yapmadan önce çamuru hazırlar. (II) Çamurun içindeki hava kabarcıklarını çıkarmak için onu uzun süre yoğurur. (III) Şekillendirme bitince vazoyu gölgede yavaşça kurutur. (IV) Ardından çamuru çark üzerine yerleştirip şekil vermeye başlar. (V) Son olarak vazoyu fırında pişirerek dayanıklı hâle getirir.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?

A) I ve II B) II ve III C) III ve IV D) I ve IV E) II ve V

Sözel Anlam · Paragraf

16. Bir müzik öğretmeni, öğrencilerine yanlış notaları saklamamayı öğretir. Çalarken hata yapan öğrenci genellikle durup baştan alır; oysa dinleyici, sürekliliğin bozulmasını yanlış notadan daha çok fark eder. Öğretmen bu yüzden hatanın üstünden akıp geçmeyi, parçayı bitirmeyi ister. Hatanın üzerinde durmak, eve dönüp çalışmaya aittir; sahne, bütünü taşımanın yeridir. Bu ayrım öğrencilerin çoğuna ancak birkaç konserden sonra yerleşir.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Hatayı düzeltmenin yerinin çalışma zamanı olduğuna B) Dinleyicinin kesintiyi yanlış notadan daha çok fark ettiğine C) Öğretmenin öğrencilere hata yapmamayı en önemli kural olarak koyduğuna D) Hata yapan öğrencilerin genellikle baştan almaya eğilimli olduğuna E) Bu anlayışın öğrencilere zamanla yerleştiğine

Sözel Anlam · Paragraf

17. Kıyı kasabasındaki küçük tersanede tekneler, hâlâ elle işlenen ahşap kalıplarla inşa edilir. Usta tekne yapımcısına göre bir teknenin gövdesi, tahtanın doğal eğrisine karşı değil onunla birlikte şekillendirilmelidir. Bu yüzden her tahta, kesilmeden önce günlerce suda bekletilerek esnekliği test edilir. Ustaya göre «bir tahtayı zorlarsan teknen değil, ustan yenilir». Bu ilke gereği tersanede hiçbir parça, doğal eğrisinin tersine bükülerek kullanılmaz. Yapım süreci, tek bir tekne için bazen altı ayı bulabilir. Ustanın çırakları, önce çekiç kullanmayı değil, tahtanın sesini dinlemeyi öğrenir. Tersanede üretilen tekneler, bölgedeki balıkçılar arasında dayanıklılığıyla tanınır.

Komşu kasabada açılan yeni bir tesis ise tekneleri bilgisayar kontrollü makinelerle, çok daha kısa sürede üretmektedir. Bu tesiste bir teknenin gövdesi, ustanın atölyesindekinin onda biri kadar bir sürede tamamlanabilmektedir. Usta, bu hızın kendisini rahatsız etmediğini, yalnızca farklı bir ihtiyaca hizmet ettiğini söyler. Ona göre makineyle üretilen tekneler de güvenlidir, ancak her teknenin kendine özgü bir "karakteri" olmaz. Yeni tesisin sahibi ise geleneksel yöntemin artık günümüz talebini karşılayamayacağını savunmaktadır. Buna karşın iki taraf da, iyi bir teknenin ölçütünün üretim hızı değil suyla kurduğu denge olduğu konusunda hemfikirdir. Bölgedeki balıkçıların bir kısmı hâlâ geleneksel tersaneyi tercih ederken bir kısmı yeni tesisin sunduğu düşük fiyatı önemsemektedir.

Bu parçanın birinci ve ikinci bölümü karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) İkinci bölüm, birinci bölümdeki bilgilerin geçersiz olduğunu ortaya koymaktadır B) Birinci bölüm yeni tesisin üstünlüğünü, ikinci bölüm geleneksel yöntemin üstünlüğünü savunmaktadır C) İki bölüm de yalnızca balıkçıların tercihlerini karşılaştırmaktadır D) Birinci bölüm tersanenin tarihini, ikinci bölüm teknelerin fiyatlarını ele almaktadır E) Birinci bölüm geleneksel yapım ilkelerini, ikinci bölüm bu yöntemin yeni bir üretim biçimiyle karşılaştırılmasını konu almaktadır

Sözel Anlam · Paragraf

18. Kentin kıyı şeridindeki eski depo binaları uzun süre boş kaldıktan sonra atölyelere dönüştürüldü. Dönüşüm sırasında yapıların dış cephesine dokunulmadı; yalnızca içerideki çelik iskelet güçlendirildi ve çatıya ışık alan pencereler açıldı. Bugün burada cam üfleyicilerden dokumacılara kadar onlarca üretici çalışıyor. Hafta sonları kapılar ziyaretçilere açılıyor; üreticiler, işlerini nasıl yaptıklarını meraklılara anlatıyor. Belediye, kira bedellerini piyasanın altında tutarak genç üreticilerin buraya yerleşmesini kolaylaştırdı. Böylece bir zamanlar kentin sırtını döndüğü kıyı, yeniden yaşayan bir üretim alanı hâline geldi.

Bu parçada sözü edilen depo binalarıyla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Kira bedellerinin genç üreticiler lehine düzenlendiğine B) Ziyaretçilerin belirli günlerde içeri alındığına C) Çatılarına ışık alan pencereler açıldığına D) Dış görünüşlerinin dönüşüm sırasında korunduğuna E) Dönüşüm çalışmalarının ne kadar sürede tamamlandığına

Sözel Anlam · Paragraf

19. Sırlı seramik üretiminde en belirsiz aşama fırınlamadır. Sırın rengi, hamurun üzerine sürüldüğü anda değil, fırındaki ısı ve oksijen miktarına göre pişme sırasında belirir. Aynı reçeteyle hazırlanan iki sır, fırının farklı köşelerinde bambaşka tonlar verebilir. Bu yüzden deneyimli seramikçiler, her fırınlamada birkaç deneme parçasını raflara dağıtarak fırının davranışını kaydeder. Yıllar içinde biriken bu kayıtlar, ustanın fırınını neredeyse bir canlı gibi tanımasını sağlar.

Bu parçada sırlı seramik üretimiyle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Fırınlama kayıtlarının yıllar içinde biriktiğine B) Sır reçetelerinin hangi maddelerden hazırlandığına C) Aynı sırın farklı konumlarda farklı tonlar verebildiğine D) Fırındaki oksijen miktarının rengi etkilediğine E) Deneme parçalarının fırının çeşitli yerlerine yerleştirildiğine

Sözel Anlam · Paragraf

20. Ders sırasında elle not tutan öğrencilerle bilgisayarda yazanları karşılaştıran bir çalışmada ilginç bir sonuç çıktı. Bilgisayarda yazanlar, anlatılanları neredeyse sözcüğü sözcüğüne kaydedebiliyor; elle yazanlar ise hıza yetişemediğinden duyduklarını kısaltıp kendi cümleleriyle yeniden kuruyor. Bir hafta sonra yapılan sınavda elle not tutanların kavramsal sorularda daha başarılı olduğu görüldü. Araştırmacılar bunu, elle yazanın bilgiyi yazmadan önce bir kez işlemek zorunda kalmasına bağlıyor. Yani notun eksikliği değil, onu üretirken harcanan çaba öğrenmeyi besliyor.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Elle not tutanların duyduklarını yeniden biçimlendirdiğine B) Bilgisayarda not tutanların anlatılanları daha eksiksiz kaydettiğine C) Karşılaştırmanın bir sınav sonucuyla değerlendirildiğine D) Elle not tutmanın ezber gerektiren sorularda da üstünlük sağladığına E) Araştırmacıların başarıyı bilgiyi işleme çabasına bağladığına

Sözel Anlam · Paragraf

21. Şehrin kıyısındaki küçük kağıt fabrikası, atık kağıtları yeniden hammaddeye dönüştürerek üretim yapar. Fabrika müdürüne göre işin en zor kısmı, kağıtları toplamak değil hangi kağıdın yeniden kullanılabilir olduğuna karar vermektir. Yağlı ya da boyalı kağıtlar, geri dönüşüm sürecine zarar verdiği için ayrı bir bölümde elenir. Müdüre göre «her kağıt ikinci bir hayat hak etmez; bazıları yalnızca bir kez okunmak için var olur». Fabrikada çalışan işçiler, önce kağıtları elle ayırır, ardından makineler devreye girer. Elle ayırma aşaması yavaş olsa da makinelerin hata oranını belirgin biçimde azaltır. Fabrika, yıllık ürettiği kağıdın büyük bölümünü okullara ve yerel yayınevlerine satmaktadır. Son yıllarda geri dönüştürülen kağıt talebi arttıkça fabrika ikinci bir tesis açmayı planlamaktadır. Müdür, bu büyümenin işçi sayısını da artıracağını, ancak elle ayırma aşamasının tamamen otomatikleştirilmeyeceğini belirtir. Çünkü ona göre makineler renk ve doku farkını insan gözü kadar hızlı ayırt edemez. Fabrikanın su tüketimi, geleneksel kağıt üretimine kıyasla oldukça düşüktür. Bu durum, fabrikayı bölgedeki çevre örgütlerinin de takdirini kazanmasını sağlamıştır. Müdür, en büyük hedefinin üretim miktarını artırmak değil, elenen kağıt oranını azaltmak olduğunu söyler.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Geri dönüştürülen kağıda olan talep, fabrikanın büyüme planlarını etkilemiştir B) Fabrikanın çevreye verdiği zarar, geleneksel üretime kıyasla daha azdır C) Fabrika, büyüme sürecinde elle ayırma aşamasını tamamen makinelere devretmeyi planlamaktadır D) Bütün kağıtlar geri dönüşüme uygun değildir E) Fabrikada kağıt ayırma işlemi hem elle hem makineyle yapılmaktadır

Sözel Anlam · Paragraf

22. Kasabaya ilk telefon hattı çekildiğinde tek cihaz postanede duruyordu. Görüşmek isteyen, sırasını bekler, memurun bağladığı hatta yüksek sesle konuşurdu; çünkü hattın öbür ucundaki ses zayıf gelirdi. Herkes herkesin konuştuğunu duyduğundan telefon, bir süre için kasabanın en az özel iletişim aracıydı. Evlere hat çekildiğinde bu açıklık bitti; ama insanların bir kısmı, postanedeki o ortak bekleyişi özlediğini yıllar sonra bile söyledi. Bir teknolojinin kişiselleşmesi, onun etrafında oluşan topluluğu da dağıtabiliyor.

Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı vardır?

A) Postane memuru görüşmeler için ücret almış mıdır? B) Kasabaya telefon hattı hangi yılda çekilmiştir? C) Kasabalıların kaçı postanedeki bekleyişi özlemiştir? D) Postanedeki telefon neden mahremiyet sağlayamamıştır? E) Evlere hat çekilmesi kaç yıl sürmüştür?

Sözel Anlam · Paragraf

23. Kıyı kasabasındaki küçük tersanede tekneler, hâlâ elle işlenen ahşap kalıplarla inşa edilir. Usta tekne yapımcısına göre bir teknenin gövdesi, tahtanın doğal eğrisine karşı değil onunla birlikte şekillendirilmelidir. Bu yüzden her tahta, kesilmeden önce günlerce suda bekletilerek esnekliği test edilir. Ustaya göre «bir tahtayı zorlarsan teknen değil, ustan yenilir». Bu ilke gereği tersanede hiçbir parça, doğal eğrisinin tersine bükülerek kullanılmaz. Yapım süreci, tek bir tekne için bazen altı ayı bulabilir. Ustanın çırakları, önce çekiç kullanmayı değil, tahtanın sesini dinlemeyi öğrenir. Tersanede üretilen tekneler, bölgedeki balıkçılar arasında dayanıklılığıyla tanınır.

Komşu kasabada açılan yeni bir tesis ise tekneleri bilgisayar kontrollü makinelerle, çok daha kısa sürede üretmektedir. Bu tesiste bir teknenin gövdesi, ustanın atölyesindekinin onda biri kadar bir sürede tamamlanabilmektedir. Usta, bu hızın kendisini rahatsız etmediğini, yalnızca farklı bir ihtiyaca hizmet ettiğini söyler. Ona göre makineyle üretilen tekneler de güvenlidir, ancak her teknenin kendine özgü bir "karakteri" olmaz. Yeni tesisin sahibi ise geleneksel yöntemin artık günümüz talebini karşılayamayacağını savunmaktadır. Buna karşın iki taraf da, iyi bir teknenin ölçütünün üretim hızı değil suyla kurduğu denge olduğu konusunda hemfikirdir. Bölgedeki balıkçıların bir kısmı hâlâ geleneksel tersaneyi tercih ederken bir kısmı yeni tesisin sunduğu düşük fiyatı önemsemektedir.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Geleneksel tersanede bir teknenin yapımı aylarca sürebilmektedir B) Tahtalar, kesilmeden önce belirli bir süre suda bekletilmektedir C) Usta, yeni tesisin üretim hızından rahatsızlık duyduğunu belirtmiştir D) Yeni tesiste üretilen teknelerin de güvenli olduğu kabul edilmektedir E) Bölgedeki balıkçıların tercihleri, tersaneler arasında farklılık göstermektedir

Sözel Anlam · Paragraf

24. Bal arıları, kovana dönerken güneşin konumunu bir pusula gibi kullanır. Gökyüzü bulutlarla kaplı olsa bile arı, polarize ışığın izini takip ederek yönünü şaşırmaz. Bilim insanları uzun süre bu yeteneğin yalnızca görme duyusuna bağlı olduğunu düşünmüştür. Ancak son araştırmalar, arıların iç saatlerini de bu hesaplamaya kattığını ortaya koymuştur. Bir arı, sabah bulduğu çiçek tarlasının öğleden sonraki konumunu güneşin hareketine göre yeniden hesaplayabilir. Bu da arı için «gökyüzü, sabit değil sürekli güncellenen bir harita»dır. Kovana dönen her arı, dans ederek bu bilgiyi diğer işçi arılarla paylaşır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Güneşin gökyüzündeki konumu, arının hesaplamalarında zamana göre değişen bir veridir B) Arıların yön bulma yeteneği yalnızca genç arılarda görülen geçici bir özelliktir C) Arılar yön bulurken yalnızca gözleriyle gördükleri ışığa değil iç zaman algılarına da başvurur D) Bulutlu havalarda bile arılar yönlerini kaybetmeyebilir E) Arılar, bulunan bir besin kaynağının bilgisini kovandaki diğer arılara aktarabilir

Sözel Anlam · Paragraf

25. Şehir müzesinin bodrum katındaki restorasyon atölyesi, yıllar içinde hasar görmüş tabloları ve heykelleri özgün hâline yaklaştırmaya çalışır. Atölyenin başındaki restoratöre göre bir eseri onarmak, onu yeniden boyamak değil, kaybolan izleri saygıyla tamamlamaktır. Restoratör, hangi rengin özgün olduğuna karar veremediği noktalarda boyamayı tamamlamak yerine o bölgeyi bilinçli olarak yarım bırakır. Ona göre «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir». Bu ilke gereği restorasyon atölyesinde hiçbir onarım, orijinal malzemenin üzerini tamamen örtecek şekilde yapılmaz. Restoratör, çıraklarına ilk öğrettiği kuralın "emin değilsen dokunma" olduğunu söyler. Bazı eserlerin onarımı, tek bir santimetrekarelik alan için haftalarca sürebilir. Atölyede kullanılan malzemelerin çoğu, eserin yapıldığı döneme uygun olacak şekilde özel olarak hazırlanır.

Müze yönetimi, son yıllarda restorasyon sürecini ziyaretçilerden gizlemek yerine camlı bir bölmeyle sergilemeye başlamıştır. Bu değişiklik ilk başta restoratörü rahatsız etmiş, çünkü çalışırken izlenmek ona yabancı gelmiştir. Zamanla restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi işine bakış açısını da zenginleştirdiğini fark etmiştir. Müzeye gelen çocuklar, restorasyonu izleyerek eserlerin "hazır" değil "hâlâ yaşayan" nesneler olduğunu öğrenmeye başlamıştır. Müze yönetimi, bu uygulamanın ziyaretçi sayısını da belirgin biçimde artırdığını belirtmiştir. Restoratöre göre asıl kazanç ziyaretçi sayısı değil, insanların bir eserin arkasındaki emeği fark etmesidir. Müze, önümüzdeki yıl restorasyon sürecini konu alan küçük bir belgesel hazırlamayı planlamaktadır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Çocukların restorasyonu izleyerek eserlere bakışının değiştiği B) Müzenin restorasyon atölyesinin hangi yılda kurulduğu C) Restorasyon sürecinin ziyaretçilere açık hâle getirildiği D) Bazı onarımların haftalarca sürebildiği E) Restoratörün çıraklarına öğrettiği temel kuralın ne olduğu

Cevap Anahtarı

1-B 2-C 3-A 4-D 5-C 6-C 7-A 8-D 9-E 10-A 11-C 12-C 13-C 14-B 15-C 16-C 17-E 18-E 19-B 20-D 21-C 22-D 23-C 24-B 25-B

8genales · ALES Hazırlık · sekizgenacademy.com