Sözel Anlam Denemesi — Gerçek (35 Soru)
Ad Soyad: ______________________ Tarih: 28.10.2026 35 soru 40 dakika
Çalışma Kağıdı
Sözel Anlam Denemesi — Gerçek (35 Soru)
Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç
35 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada
Sözel Anlam · Sözcükte Anlam
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde «derin» sözcüğü gerçek anlamda kullanılmıştır?
Sözel Anlam · Sözcükte Anlam
2. Bu alandaki çalışmalar son on yılda hayli «yol almış» görünüyor.
Bu cümlede altı çizili söz öbeği, çalışmalara aşağıdakilerden hangisini katmaktadır?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
3. Doktor, hastasına düzenli yürüyüş yapmasını önerdi. Hasta bu tavsiyeye uyduktan birkaç ay sonra kan basıncı ----; genel enerji düzeyi de bu süreçte belirgin biçimde ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
4. Bir mahallede geri dönüşüm kutuları yerleştirildikten sonra, çöp toplama noktalarındaki karışık atık miktarının azaldığı gözlenmiştir. Mahalle sakinlerinin bir kısmı, kutuları kullanmaya hâlâ alışamadığını belirtmiştir.
Bu parçadan kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
5. Birçok kişi, uzun süre kesintisiz çalışmanın verimi artırdığını düşünür. ---- araştırmalar, belirli bir süreden sonra dikkat ve üretkenliğin hızla düştüğünü göstermektedir. Bu nedenle ara vermek, çalışmanın bir parçası sayılmalıdır.
Bu parçadaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
6. Gazeteci, haberin başlığını daha çarpıcı hâle getirince okunma oranı ----; buna bağlı olarak haberin sosyal medyada paylaşılma sayısı da ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde amaç-sonuç ilişkisi söz konusudur?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde karşılaştırma yapılarak bir öneride bulunulmuştur?
Sözel Anlam · Cümlede Anlam
9. I. tekrar tekrar okuyarak
II. hazırladığı özet defterini
III. Öğrenci
IV. son kontrolünü yaptı
V. sınav haftası yaklaşırken
Yukarıdaki sözcük grupları anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü olur?
Sözel Anlam · Paragraf
10. (I) Camlarda biriken tuz kristallerini yumuşak bir bezle temizler. (II) Deniz feneri bakımcısı her sabah fenerin camlarını kontrol eder. (III) Ardından fenerin içindeki lambayı yanıp yanmadığını test eder. (IV) Lamba sönükse yedek ampulle değiştirir. (V) Akşam olduğunda fener, gemilere yol gösterecek şekilde otomatik yanar.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?
Sözel Anlam · Paragraf
11. Kutup istasyonlarında kışı geçiren ekiplerin en büyük sınavı, kötü hava ya da malzeme sıkıntısı değil, aylarca aynı birkaç yüzle yaşamaktır. Gün ışığının aylarca yokluğu ve dış dünyayla sınırlı iletişim, küçük bir alışkanlığı bile büyük bir sürtüşmeye çevirebilir. Bu nedenle deneyimli yöneticiler ekip seçerken yalnızca bilimsel yeterliliğe bakmaz; kişinin çatışmayı nasıl yatıştırdığına, sessizliğe ne kadar tahammül ettiğine de dikkat eder. Nitekim parlak ama uyumsuz bir araştırmacının bulunduğu ekipte, ölçümlerin kalitesi düşmese bile ekip içi iş birliği hızla aşınır. ------, çünkü yalıtılmış ortamda teknik beceri eksiğini başkası tamamlayabilir; ilişkilerdeki çatlağı ise çoğu zaman kimse onaramaz.
Bu parçada boş bırakılan yere, düşünce akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sözel Anlam · Paragraf
12. Kıyıdan uzak küçük bir adadaki deniz feneri, bir asırdır aynı ailenin bakımı altındadır. Fenerci, her akşam ışığı yakmadan önce camları tek tek kontrol eder çünkü en ufak bir leke, ışığın denizdeki gemilere ulaşan gücünü belirgin biçimde azaltır. Eskiden fenerin kaynağı yağ lambasıyken bugün güneş paneliyle çalışan bir sistem kullanılmaktadır. Buna rağmen fenerci, teknolojinin değiştirdiği tek şeyin enerji kaynağı olduğunu, sorumluluğun hiç değişmediğini söyler. Fenerciye göre «bir fener, yalnızca yandığı için değil güvenildiği için ışıktır». Ona göre bu güven, yıllar süren düzenli bakımla kazanılır. Fenerci, çocukluğundan beri babasından öğrendiği bir alışkanlıkla, her fırtınadan sonra fenerin çevresini dolaşıp hasar olup olmadığını denetler. Bölgede modern radar sistemleri yaygınlaşsa da kaptanların çoğu, gece yaklaşırken hâlâ fenerin ışığını görmeden rahatlamaz. Fenerci, bu durumu teknolojiye güvensizlikten çok alışkanlığın gücüne bağlar. Yıllar içinde adaya turist ilgisi de artmış, fener artık hem bir çalışma yeri hem de küçük bir müzeye dönüşmüştür. Fenerci, ziyaretçilere fenerin tarihini anlatırken en çok, ışığın hiç sönmediği geceleri anlatmaktan keyif alır. Ona göre bir fenercinin en büyük başarısı, kimsenin fark etmediği sıradan bir gecedir. Çünkü sıradan bir gece, hiçbir geminin tehlikeye girmediği anlamına gelir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Sözel Anlam · Paragraf
13. Amatör bulut gözlemcisi Elif, her sabah gökyüzünü fotoğraflayarak küçük bir günlük tutar. Ona göre «bulutlar, havanın ne yapacağını söylemeden önce fısıldayan bir habercidir». Sivri ve dağınık bulutlar genellikle fırtınanın habercisiyken düz ve ince tabakalı bulutlar sakin bir günü işaret eder. Elif, bu gözlemleri karşılaştırarak zamanla resmi hava tahminlerinden bile birkaç saat önce değişimi sezmeyi öğrenmiştir. Ona göre asıl beceri, bulutun şeklini değil değişim hızını okumaktır. Komşuları, ondan artık hava durumu sormaya başlamıştır.
Bu parçada altı çizili «bulutlar, havanın ne yapacağını söylemeden önce fısıldayan bir habercidir» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
14. (I) Ahşap gemi yapımında kaburga adı verilen kavisli parçalar, geminin gövdesine biçim verir ve yükün büyük kısmını omurgaya aktarır. (II) Ustalar bu parçalar için doğal olarak eğri büyümüş dalları seçer, çünkü bu dallarda lifler kıvrım boyunca kesintisiz uzanır ve bükülme sırasında zorlanmaz. (III) Ahşap gemilerin boyaları, yüzyıllar içinde bölgeden bölgeye değişen, daha dayanıklı karışımlara dönüşmüştür. (IV) Düz bir tahtadan oyularak elde edilen eğri parçada ise lifler kesilir ve parça yük altında ilk orada çatlar. (V) Bu nedenle tersanelerde dalın şekli, tasarımdan önce gelen bir ölçüttür.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi, düşüncenin akışını bozmaktadır?
Sözel Anlam · Paragraf
15. Apartmanın arka bahçesi yıllarca çöp konteynerlerinin durduğu bir boşluktu. Bir kiracının balkonunda yetiştirdiği fidelerin fazlasını buraya dikmesiyle işler değişti. Önce birkaç komşu sulamaya yardım etti, sonra her daireye bir küçük parsel düştü. Bugün bahçede kimin domatesi daha erken kızardı diye tatlı bir yarış sürüyor; kavgaları bile bitiren şey, çoğu zaman bir avuç taze fesleğen oluyor. Bahçe büyüdükçe apartmanın toplantıları da kısaldı; çünkü konuşulacak şeyler çoktan bahçede konuşulmuş oluyor.
Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi söylenemez?
Sözel Anlam · Paragraf
16. Bir iletişimde aktarılan anlam, yalnızca kullanılan sözcüklerden değil, sesin tonundan, konuşma hızından ve duraklamalardan da oluşur. Aynı cümle, yavaş ve düşük tonla söylendiğinde sakin bir bilgi aktarımı gibi algılanırken, hızlı ve yüksek tonla söylendiğinde endişe ya da aciliyet izlenimi uyandırabilir. Dinleyici, sözcüklerin anlamıyla sesin tonu çeliştiğinde, çoğunlukla sözcüklerden çok tona güvenerek bir yorum yapar. Bu durum, yazılı metinlerde ton bilgisinin bulunmamasının, okuyucuyu kimi zaman yanlış çıkarımlara sürükleyebileceğini de göstermektedir.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Sözel Anlam · Paragraf
17. Lavanta, bol suyla büyüyen bitkiler arasında değil, susuzluğa alışmış olanlar arasında sayılır. Kayalık yamaçta kök salan bir çalı, ilk yıllarını derinlere uzanan kökler salarak geçirir; bu yüzden yüzeyi her gün sulanan bir fidan kuraklığa karşı daha savunmasız kalır. Kök derinleştikçe bitki, yüzeydeki nem dalgalanmalarına daha az bağımlı hale gelir. Nitekim bir yetiştirici, aynı toprakta ve aynı güneşlenmede yeni diktiği sıranın yarısını her gün, yarısını haftada bir suladı; ikinci yılın yazında yalnızca seyrek sulanan sıra ayakta kaldı. Demek ki bakımın çokluğu, bitkinin gücüyle her zaman orantılı değildir.
Bu parçada yetiştiricinin iki sırayı farklı sulamasından söz edilmesinin işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
18. (I) Bozkır ekosisteminde ağaç bulunmaz; bunun yerine kökleri metrelerce derine uzanan, toprağı sıkıca tutan otlar yaşar. (II) Bozkırda otlayan hayvan sürülerinin sayısı, yüzyıllar içinde iklime ve göç yollarına bağlı olarak birçok kez değişmiştir. (III) Bu otların toprak altındaki kütlesi, yüzeydeki yeşil kısmın birkaç katıdır ve bitkinin besinini depolayan asıl bölüm burasıdır. (IV) Yangın ya da aşırı otlatma yüzeydeki kısmı yok etse de kökler sağlam kalır ve bitki birkaç hafta içinde yeniden sürer. (V) Bozkırın bu kadar dayanıklı olmasının nedeni, canlılığının görünmeyen kısımda saklı olmasıdır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi, anlam bütünlüğünü bozmaktadır?
Sözel Anlam · Paragraf
19. Şehrin gürültüsünden uzak bir tepede her ay bir araya gelen amatör gökyüzü gözlemcileri, teleskoplarını kurup gece boyunca nöbetleşe gözlem yapar. Grubun en deneyimli üyesi, yeni katılanlara önce yıldızları değil, gökyüzünün genel hareketini tanımayı öğretir. Ona göre «gökyüzü, sabırla okunması gereken yavaş bir kitaptır». Bu yüzden ilk gecelerde teleskop kullanımı yerine çıplak gözle gözlem yapılması istenir. Grup üyeleri, bulut örtüsü yüzünden çoğu ay en az bir gözlem gecesini iptal etmek zorunda kalır. Buna rağmen grup, on yılı aşkın süredir düzenli toplanmayı sürdürmüştür. Deneyimli üye, acele eden yeni üyelerin genellikle ilk aylarda hayal kırıklığına uğradığını söyler. Çünkü gökyüzündeki bir değişimi fark edebilmek, aynı bölgeyi defalarca gözlemlemeyi gerektirir. Grup, gözlemlerini ortak bir deftere kaydederek yıllar içinde küçük bir veri arşivi oluşturmuştur. Bu arşiv, zaman zaman üniversitedeki araştırmacılarla da paylaşılmaktadır. Deneyimli üyeye göre asıl öğrenilmesi gereken şey, gökyüzünü değil sabrı gözlemlemektir. Yeni üyelerden bazıları, birkaç ay sonra teleskopu bir kenara bırakıp yalnızca gözlemlemeyi tercih etmeye başlamıştır. Grup, her yılın sonunda bir araya gelip o yıl gözlemlenen en dikkat çekici olayı oylamayla seçer.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
Sözel Anlam · Paragraf
20. Bir gölün berrak görünmesi, onun sağlıklı olduğunu göstermez; bazen tam tersine, aşırı besin yükünün ardından yosunların çökmesiyle suyun geçici olarak açıldığı görülür. Buna karşın bulanık bir göl de her zaman hasta sayılamaz, çünkü doğal olarak çamurlu tabana sahip sığ göller bitki ve kuş çeşitliliği bakımından zengin olabilir. Gölün kıyısındaki sazlıklar, dipteki çökeltinin türü ve yaz boyunca suyun ısınma biçimi de ilk bakışta fark edilmeyen ama gölün işleyişini belirleyen etkenlerdir. Bunlar yalnızca uzun süreli izlemeyle anlaşılabilir. Dolayısıyla göl sağlığını değerlendirirken gözle ölçülen berraklık yerine besin dengesine ve canlı çeşitliliğine bakmak daha güvenilir bir yoldur.
Bu parçadan kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
21. Sesin henüz filme eklenmediği dönemlerde çekilen filmlerde oyuncular, bir duyguyu diyalogla değil, abartılı yüz ifadeleri ve beden diliyle izleyiciye aktarmak zorundaydı. Günümüz filmlerinde bir karakterin öfkesi çoğunlukla sözlerle anlatılırken, o dönem filmlerinde aynı duygu, sıkılmış yumruklar ve gergin bir yürüyüşle gösterilirdi. Gösterim sırasında salonda canlı çalan bir orkestra, sahnenin duygusal tonunu müzikle tamamlayarak sessizliğin boşluğunu doldururdu. Bu nedenle sessiz filmleri izlemek, günümüz seyircisi için diyalogsuz bir deneyim değil, bambaşka bir anlatım diliyle kurulmuş, kendi içinde bütünlüklü bir sanat deneyimidir.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Sözel Anlam · Paragraf
22. Kentlerde nüfus arttıkça ortak kullanım alanlarının kişi başına düşen miktarı azalır; bu durum park ve meydan gibi alanların değerini daha da artırır. Bir mahallede düzenli kullanılan bir meydan, yalnızca dinlenme işlevi görmez; farklı yaş ve meslek gruplarından insanların karşılaşmasına, böylece komşuluk ilişkilerinin güçlenmesine de zemin hazırlar. Buna karşılık, ortak alanı kısıtlı mahallelerde bu tür karşılaşmalar daha seyrek yaşanır ve sakinler birbirini çoğunlukla yalnızca komşu olarak değil, yabancı olarak tanır.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Sözel Anlam · Paragraf
23. Bir uygulamanın önerme sistemi, kullanıcının daha önce ilgi gösterdiği içeriklere benzer olanları öne çıkarır. Bu, kısa vadede kullanıcıyı ekranda daha uzun tutsa da, zamanla kullanıcının karşılaştığı içerik çeşitliliğini daraltabilir. Kullanıcı fark etmeden, kendisine sürekli benzer görüşleri ve konuları gösteren bir çerçeve içine çekilebilir. Bu nedenle bazı uzmanlar, öneri sistemlerine ara sıra alışılmadık içerikler eklenmesini, çeşitliliği korumanın bir yolu olarak önermektedir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
24. Şehir kütüphanesinin en üst katı, yalnızca sessiz okuma için ayrılmıştır. Buraya girenler telefonlarını kapatmak zorunda değildir ama sesli konuşmak kesinlikle yasaktır. Kat görevlisi, gürültüye neden olan kişiyi uyarmak yerine önce yanına oturup birkaç dakika sessizce beklemeyi tercih eder. Bu küçük jest, çoğu zaman kişiyi kendiliğinden sessizliğe davet eder. Görevliye göre «sessizlik, sözle değil örnekle ekilen bir tohumdur». Yıllar içinde bu yöntem, katın en gürültücü ziyaretçilerini bile sadık birer sessiz okura dönüştürmüştür. Kütüphane yönetimi bu uygulamayı diğer katlara da yaymayı planlamaktadır.
Bu parçada altı çizili «sessizlik, sözle değil örnekle ekilen bir tohumdur» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
25. Bir mekânda tamamen sessizlik aramak çoğu zaman mümkün değildir; kulak, her ortamda bir miktar arka plan sesi algılar. Bu sesler bazen rahatsız edici bulunsa da, bazı durumlarda ortamın canlı ve güvenli olduğu hissini verir. Tamamen ses yalıtımlı bir odada uzun süre kalan kişilerin zamanla huzursuzluk duyduğu gözlenmiştir. Bu nedenle sessizliğin kendisi değil, sesin türü ve düzeyi, bir ortamın rahatlatıcı olup olmadığını belirleyen asıl etkendir.
Bu parçada yazarın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
26. Her yıl düzenlenen el sanatları şenliği, başlangıçta ustaların birbirini gördüğü, çırakların iş bulduğu bir buluşma yeriydi. Şimdi ise standların çoğunda seri üretim ürünler, ustanın adı yerine bir logo var. Ziyaretçi sayısı her yıl artıyor; ama artık kimse bir ustanın elinin nasıl çalıştığını izlemiyor, herkes fotoğraf çekip geçiyor. Şenliğin adı aynı kaldı, içi boşaldı. Bir zanaatı kutlamak, onu satmakla aynı şey değil.
Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
Sözel Anlam · Paragraf
27. Kentin eski mahalleleri, yeni yapılan konut alanlarının yanında düzensiz görünür; sokaklar dar, evler birbirine yaslanmış, kapılar doğrudan yola açılır. Oysa bu düzensizlik, yüzyılların içinde damla damla biçimlenmiş bir uzlaşmadır: Her ev, komşusunun ışığını kesmeyecek kadar geri çekilmiş, her sokak, iki yüklü eşeğin geçebileceği kadar genişletilmiştir. Yeni mahallelerde ise her şey bir masada, bir günde karara bağlanır. Eski mahalle «bin elin sessiz oyuyla yazılmış bir metindir»; yeni mahalle tek kalemden çıkmış bir taslak.
Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
28. Açık hava müzelerinde eski bir köy evi, tarlasından koparılıp bir bahçeye taşındığında ziyaretçiye çoğu kez kusursuz görünür: duvarlar onarılmış, avlu süpürülmüş, eşyalar yerli yerinde durur. Ziyaretçiler ise çoğunlukla bu görüntüyü sorgulamadan kabul eder; çünkü karşılarında yıpranmış değil, özenle sahnelenmiş bir geçmiş vardır. Kimse evin ne zaman, hangi koşullarda eskidiğini sormaz. Bu temizlik bir yandan korumanın başarısıdır; bir yandan da evin gerçekte nasıl yaşandığını örttüğü için bir kayıptır. Gerçek köy evinde kış için dizilen odunun, duvardaki isin, çocukların bıraktığı izlerin yeri vardır. Müzeler ziyaretçiyi bu izlerden mahrum bıraktığında, geçmişi hoş bir dekora çevirme riskini göze almış olur.
Bu parçada yazarın açık hava müzelerine yönelik tutumu aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
29. Bir koleksiyoncunun bir araya getirdiği nesneler, çoğu zaman piyasa değeriyle açıklanamayacak bir anlam taşır; her parça, koleksiyoncunun o nesneyi nerede ve nasıl bulduğuna dair kişisel bir hikâyeyle birlikte saklanır. Nesnelerin yalnızca biriktirilmesi değil, belirli bir sisteme göre sınıflandırılıp kayıt altına alınması da koleksiyonu değerli kılan unsurlardan biridir; bu düzen, ileride aynı alanla ilgilenecek başkaları için de bir kaynak oluşturur. Dolayısıyla bir koleksiyonu yalnızca biriktirilen nesnelerin toplamı olarak görmek, ona harcanan emeği ve kurulan anlamı göz ardı etmek anlamına gelir.
Bu parçada yazarın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
30. Taş baskıda sanatçı, çizimini düzgün cilalanmış bir kireçtaşı üzerine yağlı bir kalemle yapar. Taş sonra asitli bir sıvıyla işlenir; çizili bölgeler yağı tutar, çizilmemiş bölgeler ise suyu. Baskı sırasında taş sürekli nemli tutulur ve mürekkep yalnızca yağlı yerlere yapışır. Taşın yüzeyi ne kadar ince taneliyse çizgi o kadar ayrıntılı çıkar; bu yüzden hazırlık aşaması baskının kendisi kadar zaman alır. Bu yüzden oyma tekniklerinin aksine yüzeyde kabartı ya da çukur oluşmaz; fark kimyasaldır, fiziksel değil. Sanatçı elindeki kalemin sertliğiyle çizgi inceliğini ayarlarken taşın nemini yitirmemesine de dikkat etmek zorundadır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Sözel Anlam · Paragraf
31. Kıyı şeritlerinde yaşayan canlı türlerinin çoğu, hem karasal hem de deniz koşullarına belirli ölçüde uyum sağlamış özel fizyolojik yapılara sahiptir. Gelgitle birlikte saatlerce su altında kalıp ardından güneşe açık kalabilen bu canlılar, hem nem kaybına hem de tuz yoğunluğundaki ani değişime dayanabilecek mekanizmalar geliştirmiştir. Bu uyum, kıyı ekosistemlerinin, görünürdeki sakin yapısının aksine, canlılar için oldukça değişken ve zorlayıcı bir ortam sunduğunu göstermektedir. Dolayısıyla kıyı bölgelerini yalnızca dinlenme ve eğlence alanı olarak görmek, bu ortamın biyolojik karmaşıklığını gözden kaçırmaya neden olabilir.
Bu parçada yazarın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Sözel Anlam · Paragraf
32. Sırlı seramik üretiminde en belirsiz aşama fırınlamadır. Sırın rengi, hamurun üzerine sürüldüğü anda değil, fırındaki ısı ve oksijen miktarına göre pişme sırasında belirir. Aynı reçeteyle hazırlanan iki sır, fırının farklı köşelerinde bambaşka tonlar verebilir. Bu yüzden deneyimli seramikçiler, her fırınlamada birkaç deneme parçasını raflara dağıtarak fırının davranışını kaydeder. Yıllar içinde biriken bu kayıtlar, ustanın fırınını neredeyse bir canlı gibi tanımasını sağlar.
Bu parçada sırlı seramik üretimiyle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Sözel Anlam · Paragraf
33. Deprem denince akla çoğunlukla zeminin sarsılması gelir; oysa can kaybını belirleyen şey, sarsıntının kendisinden çok binaların o sarsıntıya nasıl yanıt verdiğidir. Aynı büyüklükteki iki depremin birinde az, ötekinde çok kayıp yaşanmasının nedeni çoğunlukla yapı denetiminin ve işçilik kalitesinin farkıdır. Ne var ki denetim, ancak toplum onu bir külfet olarak değil bir güvence olarak gördüğünde sürdürülebilir hâle gelir. Bu fark, yapı sahibinin gösterdiği özenle ve denetimin ne kadar ciddiye alındığıyla birlikte, yıllar içinde bir alışkanlığa dönüşür. Kural koymak kolaydır; zor olan, ev sahibinin kapıdaki denetçiyi düşman değil ortak saymasını sağlamaktır. Bu nedenle yapı güvenliği, mühendislikten önce bir kültür meselesidir.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Sözel Anlam · Paragraf
34. Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri rastgele biçimde değil, önem derecesine göre işler gibi davranır. Duygusal yoğunluğu yüksek bir olayla ilgili anılar, uyku sırasında daha sık yeniden etkinleşirken, sıradan ayrıntılar bu süreçte büyük ölçüde geri planda kalır. Bu seçicilik, ertesi gün kişinin neden belirli bir anıyı net hatırlarken aynı güne ait pek çok sıradan ayrıntıyı unuttuğunu açıklar. Araştırmacılar bu işleyişi, beynin sınırlı kapasitesini en işlevsel bilgiye ayırma stratejisi olarak yorumlamaktadır.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Sözel Anlam · Paragraf
35. Kuyumcu, altını eritip kalıba dökerek bir takı elde edebilir; ancak bu yolla çıkan parça ustalık sayılmaz. Kalıp biçimi hızla çoğaltır, fakat çoğaltılan şey ustanın elinin bıraktığı o ince farktan yoksundur. Asıl zanaat, teli çekmek, tavlamak, yeniden çekmek ve ilmek ilmek işlemek gibi sabır isteyen aşamalarda ortaya çıkar. Bu aşamaların her biri madene bir direnç gösterme fırsatı verir; usta ise «metalin dilinden anlayan» kişidir ve ne zaman zorlayacağını, ne zaman bekleyeceğini bilir. Bu bilgi kitaplarda değil, yılların getirdiği alışkanlıkta saklıdır. Acele eden çırak teli koparır, işi bitirmiş olmaktan başka bir şey kazanmaz.
Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap Anahtarı
1-B 2-A 3-E 4-E 5-B 6-C 7-A 8-B 9-B 10-A 11-A 12-C 13-E 14-C 15-B 16-D 17-D 18-B 19-E 20-E 21-E 22-B 23-E 24-A 25-B 26-E 27-E 28-A 29-A 30-C 31-E 32-B 33-C 34-E 35-B
8genales · ALES Hazırlık · sekizgenacademy.com