sekizgenacademy.com

Sözel Anlam Denemesi — Gerçek (35 Soru)

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 07.10.2026     35 soru 40 dakika

Çalışma Kağıdı

Sözel Anlam Denemesi — Gerçek (35 Soru)

Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç

35 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

1. «Öğretmen, konuyu tahtada uzun uzun açarak anlattı.» cümlesindeki «açmak» sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu cümledekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

A) Pencereyi «açınca» oda birden serinledi. B) Bu rengi biraz daha «açmak» için boyaya beyaz kattı. C) Yeni mağaza, caddenin köşesinde dün «açtı». D) Yönetmen, filmin merak uyandıran finalini basın toplantısında ayrıntılarıyla «açtı». E) Uzun yoldan sonra midesi iyice «açtı».

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "yüz" sözcüğü diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

A) Çocuğun yüzünde büyük bir sevinç ifadesi vardı. B) Anne, bebeğin yüzünü nazikçe sildi. C) Bu ipin uzunluğu tam yüz santimetredir. D) Rüzgârdan yüzü kızarmıştı. E) Uzun süre ağladığı için yüzü şişmişti.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

3. Bir kentte son beş yılda açılan kütüphane sayısı üç katına çıkmıştır. Buna karşın bu kütüphanelerden yararlanan okuyucu sayısında belirgin bir artış gözlenmemiştir. Yetkililer, bu durumun nedenini araştırmak için bir anket çalışması başlatmıştır. Bu parçadan kesinlikle çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yetkililer, kütüphanelerin yetersizliğinin farkına hiç varmamıştır. B) Kentte açılan kütüphane sayısı, son beş yıl içinde önceki döneme göre artmıştır. C) Kütüphane sayısındaki artış, okuma alışkanlığının yaygınlaşmasını sağlamıştır. D) Anket çalışmasının sonuçları, kütüphane sayısının azaltılması kararını doğuracaktır. E) Okuyucu sayısındaki durağanlığın tek nedeni, kütüphane binalarının bulunduğu konumdur.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

4. Aşağıdaki cümleye anlamca en yakın cümle hangisidir?

"Bir fikrin değerini, yalnızca ortaya atıldığı anda nasıl karşılandığına bakarak belirlemek, çoğu zaman yanıltıcıdır."

A) Değerli fikirler, ortaya atıldıkları anda her zaman olumlu karşılanır B) Bir fikre ilk gösterilen tepki, o fikrin gelecekte nasıl değerlendirileceğini kesin olarak gösterir C) Bir fikrin ne denli kıymetli olduğunu anlamak için, ona ilk gösterilen tepki tek başına güvenilir bir ölçüt değildir D) Fikirler zamanla değer kazanır, bu yüzden ilk anda nasıl karşılandıkları hiç önemli değildir E) Bir düşüncenin kıymetini, ilk ortaya çıktığında gördüğü tepkiye dayanarak değerlendirmek her zaman yanlış sonuç verir

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koşul (şart) anlamı vardır?

A) Kalktı ve pencereyi açtı. B) Hava soğuduğu için mont giydi. C) Kitabı okumak amacıyla kütüphaneye gitti. D) Erken kalkarsan trene yetişebilirsin. E) Yemeği yedikten sonra bulaşıkları yıkadı.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

6. I. değiştirdi
II. tedavi planını
III. Doktor
IV. dikkatle inceleyerek
V. hastanın son tahlil sonuçlarını
Yukarıdaki sözcük grupları anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

7. Ressam, tuvalinde koyu renkleri azaltıp aydınlık tonları çoğaltınca eserin genel atmosferi ----; izleyicide bıraktığı izlenim de bu yönde ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) aydınlandı - yumuşadı B) karardı - yumuşadı C) karardı - sertleşti D) aydınlandı - sertleşti E) değişmedi - yumuşadı

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

8. Bir sağlık kuruluşunun raporuna göre, düzenli saatte yatıp kalkan kişilerin çoğu gün içinde kendini daha dinç hissettiğini belirtmiştir. Rapor, bu kişilerin yatma saatlerinin hafta içi ve hafta sonu birbirine çok yakın olduğunu da ortaya koymuştur.
Bu parçadan kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Rapor, tüm yaş gruplarında aynı sonucu tespit etmiştir. B) Dinç hissetmenin tek nedeni düzenli uyku saatidir. C) Rapora göre, düzenli saatte yatıp kalkan kişilerin hafta içi ve hafta sonu yatma saatleri birbirine yakındır. D) Düzensiz uyuyan herkes kendini yorgun hisseder. E) Hafta sonu geç yatan kişiler asla dinç uyanamaz.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

9. I. gitti
II. deniz kenarındaki küçük bir kasabaya
III. dikkatle planlayarak
IV. Aile
V. yaz tatili için aylar önce ayırdığı bütçeyi
Yukarıdaki sözcük grupları anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında baştan dördüncü olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

10. Eski çarşının ara sokağındaki küçük atölyede çalışan marangoz Hasan Usta, kırk yılı aşkın bir süredir aynı tezgâhın başında ahşaba şekil veriyordu. Genç ustalar makineleşmenin getirdiği hızdan söz ederken o, her parçayı elle işlemekten vazgeçmiyordu. Ona göre bir sandalyenin ayağını zımparalamak, sadece pürüzü gidermek değil, o parçaya emek vermekti. Müşterileri bazen aynı işi daha ucuza ve hızlıca yaptırabileceklerini söylese de Hasan Usta, aceleye getirilen işin ömrünün kısa olduğunu düşünüyordu. Yıllar geçtikçe atölyesine gelenler azalsa da o, üretim şeklini hiç değiştirmedi.

Bu parçadan Hasan Usta ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) İşini uzun yıllardır sürdürmektedir. B) Ürünlerinde kaliteden ödün vermemeye çalışmaktadır. C) Değişen koşullara rağmen çalışma yöntemini korumuştur. D) Atölyesine gelen müşteri sayısının azaldığının farkındadır. E) Gelecekte atölyesini büyük bir fabrikaya dönüştürmeyi planlamaktadır.

Sözel Anlam · Paragraf

11. Mahallenin kullanılmayan bir arsasında başlatılan toplum bahçesi projesi, ilk yılında yalnızca on iki gönüllüyle başlamıştı. Proje koordinatörüne göre bir toplum bahçesinin asıl ürünü sebze değil, komşuluk ilişkileridir. Gönüllüler, önce toprağı hazırlamak yerine kimin hangi bölümden sorumlu olacağını tartışarak haftalar geçirdi. Koordinatöre göre «bir bahçeyi birlikte kurmak, önce anlaşmazlığı ekip sonra hasat etmektir». İlk aylarda bazı gönüllüler, ortak kararların yavaş alınmasından şikâyet ederek projeden ayrıldı. Kalan gönüllüler ise zamanla ortak bir çalışma takvimi oluşturarak süreci basitleştirdi. İlk hasat, beklenenden az olsa da katılımcılar arasında büyük bir memnuniyet yarattı. Proje, ilk yılın sonunda mahalledeki diğer boş arsalar için de bir örnek olarak gösterilmeye başlandı.

İkinci yıl, bahçeye katılan gönüllü sayısı üç katına çıktı ve bahçe iki ayrı bölüme genişletildi. Koordinatör, bu büyümenin yönetimi zorlaştırdığını, artık herkesin her kararı birlikte almasının mümkün olmadığını fark etti. Bu yüzden bahçe, küçük gruplar hâlinde kendi bölümünden sorumlu olacak şekilde yeniden düzenlendi. Bu değişiklik, ilk yılın aksine kararların çok daha hızlı alınmasını sağladı. Bazı eski gönüllüler, yeni düzenin bahçenin ilk yıllardaki ortak ruhunu zayıflattığını düşünmektedir. Koordinatöre göre büyüyen her topluluk, bir noktada ortaklığı esneklikle dengelemek zorunda kalır. Proje, üçüncü yılında mahalledeki okulla iş birliği yaparak öğrencilere de küçük bir bölüm ayırmayı planlamaktadır.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ortak bir çalışmayı sürdürebilmek, zaman içinde değişen ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmeyi gerektirebilir B) Toplum bahçeleri, yalnızca sebze üretimi amacıyla kurulmalıdır C) Ortak kararlar, her zaman bireysel kararlardan daha hızlı alınır D) Gönüllü sayısındaki artış, her zaman bir projenin ruhunu güçlendirir E) Bir projenin başarısı, katılımcı sayısının hızla artmasına bağlıdır

Sözel Anlam · Paragraf

12. (I) Elde edilen lifleri ince bir elek üzerine yayar. (II) Islanan parçaları özel bir makinede lif hâline getirir. (III) Kağıt yapımcısı, önce eski kumaş parçalarını suyla ıslatır. (IV) Elekteki suyu süzdürüp lifleri düzleştirir. (V) Kuruyan tabaka, ince ve pürüzsüz bir kâğıda dönüşür.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?

A) I ve III B) II ve III C) I ve II D) III ve IV E) IV ve V

Sözel Anlam · Paragraf

13. Yeraltında ışıktan yoksun, sıcaklığı ve nemi yıl boyunca neredeyse sabit kalan mağara ortamları, hem jeologlar hem de biyologlar için eşsiz bir araştırma alanı sunar. Mağara tabanında biriken sarkıt ve dikitlerin katmanları, binlerce yıllık yağış ve sıcaklık değişimlerinin izini taşıdığından, geçmiş iklimi yeniden kurmak isteyen araştırmacılara güvenilir bir kayıt sağlar. Öte yandan bu karanlık ortamda yaşamını sürdürmeyi başaran bazı canlı türleri, görme yetisini büyük ölçüde yitirmiş, bunun karşılığında dokunma ve koku duyularını geliştirmiştir. Dolayısıyla bir mağara, yalnızca jeolojik bir oluşum değil, kendine özgü bir ekosistemin de barınağıdır.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Mağaraların turizm açısından taşıdığı ekonomik değer B) Mağara ortamının sabit mikro iklimi nedeniyle jeolojik kayıt tutması ve kendine özgü bir canlı yaşamına ev sahipliği yapması C) Mağaraların sarkıt ve dikit oluşum sürecinin kimyasal aşamaları D) Yeraltı sularının mağara oluşumundaki tek belirleyici etken olduğu E) Mağara canlılarının görme yetisini tamamen kaybetme nedenleri

Sözel Anlam · Paragraf

14. Bir iletişimde aktarılan anlam, yalnızca kullanılan sözcüklerden değil, sesin tonundan, konuşma hızından ve duraklamalardan da oluşur. Aynı cümle, yavaş ve düşük tonla söylendiğinde sakin bir bilgi aktarımı gibi algılanırken, hızlı ve yüksek tonla söylendiğinde endişe ya da aciliyet izlenimi uyandırabilir. Dinleyici, sözcüklerin anlamıyla sesin tonu çeliştiğinde, çoğunlukla sözcüklerden çok tona güvenerek bir yorum yapar. Bu durum, yazılı metinlerde ton bilgisinin bulunmamasının, okuyucuyu kimi zaman yanlış çıkarımlara sürükleyebileceğini de göstermektedir.

Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) Ton ile sözcük anlamı arasındaki çelişki iletişimde sürekli yaşanan bir durumdur. B) Konuşma hızı arttıkça aktarılan bilginin doğruluğu artar. C) Dinleyiciler sözcüklerin anlamını hiçbir zaman dikkate almaz. D) Yazılı bir metinde ton bilgisinin bulunmaması, okuyucunun metni yazarın amaçladığından farklı yorumlamasına yol açabilir. E) Sözlü iletişim her koşulda yazılı iletişimden daha güvenilirdir.

Sözel Anlam · Paragraf

15. Şehrin kıyısındaki küçük kağıt fabrikası, atık kağıtları yeniden hammaddeye dönüştürerek üretim yapar. Fabrika müdürüne göre işin en zor kısmı, kağıtları toplamak değil hangi kağıdın yeniden kullanılabilir olduğuna karar vermektir. Yağlı ya da boyalı kağıtlar, geri dönüşüm sürecine zarar verdiği için ayrı bir bölümde elenir. Müdüre göre «her kağıt ikinci bir hayat hak etmez; bazıları yalnızca bir kez okunmak için var olur». Fabrikada çalışan işçiler, önce kağıtları elle ayırır, ardından makineler devreye girer. Elle ayırma aşaması yavaş olsa da makinelerin hata oranını belirgin biçimde azaltır. Fabrika, yıllık ürettiği kağıdın büyük bölümünü okullara ve yerel yayınevlerine satmaktadır. Son yıllarda geri dönüştürülen kağıt talebi arttıkça fabrika ikinci bir tesis açmayı planlamaktadır. Müdür, bu büyümenin işçi sayısını da artıracağını, ancak elle ayırma aşamasının tamamen otomatikleştirilmeyeceğini belirtir. Çünkü ona göre makineler renk ve doku farkını insan gözü kadar hızlı ayırt edemez. Fabrikanın su tüketimi, geleneksel kağıt üretimine kıyasla oldukça düşüktür. Bu durum, fabrikayı bölgedeki çevre örgütlerinin de takdirini kazanmasını sağlamıştır. Müdür, en büyük hedefinin üretim miktarını artırmak değil, elenen kağıt oranını azaltmak olduğunu söyler.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Yağlı ve boyalı kağıtlar, diğer kağıtlarla aynı şekilde işlenmektedir B) Müdürün asıl hedefi üretim miktarını en üst düzeye çıkarmaktır C) Fabrikada üretilen kağıdın tamamı yurt dışına satılmaktadır D) Fabrika, su tüketimini geleneksel üretime göre artırmıştır E) Elle ayırma aşaması, makinelerin hata yapma oranını azaltmaktadır

Sözel Anlam · Paragraf

16. Bir kovandaki işçi arılar, yaşamları boyunca sabit bir görevde kalmaz; genç arılar önce kovan içinde temizlik ve besleme işleriyle uğraşır, belirli bir yaştan sonra bekçiliğe geçer, en son olarak da dışarı çıkıp nektar toplamaya başlar. Bu sıralama katı bir takvime değil, kovanın o anki ihtiyacına göre esnek biçimde ilerler; örneğin nektar toplayan arı sayısı azaldığında genç arılar beklenenden erken bu göreve yönlendirilebilir. Böylece kovan, dışarıdan tek bir yönetici olmaksızın, kendi iç dengesini sürekli yeniden kurar.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kovan içindeki görev dağılımı, merkezi bir yönetim olmadan ihtiyaca göre kendiliğinden düzenlenir B) Kovandaki görev sırası hiçbir koşulda değişmez C) Nektar toplama, bir arının üstlenebileceği en zor görevdir D) Genç arılar kovanın yönetiminden sorumludur E) İşçi arılar yaşamları boyunca hep aynı görevi sürdürür

Sözel Anlam · Paragraf

17. Meydandaki yüz yıllık saat kulesi, geçen kış fırtınada hasar görünce belediye onu tamamen yenilemeyi planlamıştı. Ancak kentin en yaşlı ustası, kulenin yalnızca bozulan parçalarının değiştirilmesini, geri kalanının olduğu gibi korunmasını önerdi. Ustaya göre «bir kule, taşıdığı yıllarla birlikte konuşur; her çizik bir cümledir». Belediye başkanı önce bu öneriye şüpheyle yaklaştı çünkü tam yenileme daha hızlı ve ucuz görünüyordu. Usta, kulenin yüzeyindeki her izin, kentin geçmişinde yaşanmış bir olayla ilişkili olduğunu anlattı. Örneğin kulenin kuzey yüzündeki eski bir çatlak, elli yıl önceki büyük depremden kalmaydı. Bu ayrıntılar, meydanda büyüyen genç kuşağın çoğu tarafından bilinmiyordu. Usta, onarım sürecini halka açık yürütmeyi önerdi ki herkes kulenin hikâyesine tanık olsun. Belediye bu öneriyi kabul etti ve onarım, hafta sonları ziyarete açık bir atölye şeklinde yürütüldü. Süreç boyunca yaşlı sakinler, gençlere kuleyle ilgili hatıralarını anlattı. Onarım tamamlandığında kule, eskisinden daha parlak görünmüyordu ama daha çok kişi tarafından tanınır hâle gelmişti. Usta, bu sonucu beklediğini, çünkü amacın kuleyi yeni göstermek değil kuleyi hatırlanır kılmak olduğunu söyledi. Belediye başkanı, sürecin sonunda ustaya hak verdiğini açıkça belirtti.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Belediyeler, tarihi yapıların onarımını her zaman ustalara bırakmalıdır B) Gençler, geçmişe dair hikâyelerle hiç ilgilenmez C) Saat kuleleri, kentlerin en pahalı yapılarıdır D) Eski bir yapının izlerini korumak, onu toplumsal hafızanın bir parçası hâline getirebilir E) Bir yapının yenilenmesi, her zaman eskisinden daha değerli bir sonuç doğurur

Sözel Anlam · Paragraf

18. Vadinin iki yakasını bağlayan taş köprü, kıyı köylerinin ortak emeğiyle yapıldı. Yapımına karar verildiğinde köylüler, her yıl hasattan sonra iki ay boyunca taş taşımayı kabul etti. Kemerlerin hesabı, gezgin bir ustaya yaptırıldı; usta, köprünün ayaklarını sel sularının en az zorlayacağı biçimde yerleştirdi. Yedi yılda tamamlanan köprü, o güne dek yalnızca yazın geçilebilen vadiyi kış boyunca da geçilir kıldı. Bugün köprünün kenarında, taşımaya katılan ailelerin adlarının kazındığı bir levha durur.

Bu parçada sözü edilen köprüyle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Hangi taş türünden yapıldığına B) Kemer hesabının kime yaptırıldığına C) Yapımının kaç yıl sürdüğüne D) Ailelerin adlarının bir levhaya kazındığına E) Vadiyi kışın da geçilebilir kıldığına

Sözel Anlam · Paragraf

19. Mahallenin köşesindeki küçük fırın, sabahın erken saatlerinde yalnızca ekmek değil, bir düzen de dağıtır. Yaşlılar ilk sıcak somunu almak için gün doğmadan kapıda toplanır; bu bekleyiş, onların birbirinden haber almasının tek düzenli fırsatıdır. Fırıncı, kimin hangi ekmeği aldığını ezbere bilir; birkaç gün görünmeyen müşteriyi merak edip komşularına sorar. Öğle saatlerine doğru okul çıkışı çocuklar gelir, akşama doğru işten dönenler. Böylece fırın, günün her saatinde farklı bir kesimin uğrak yeri olur.

Bu parçada sözü edilen fırınla ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Fırıncının düzenli müşterilerini yakından tanıdığına B) Ekmek fiyatlarının mahalleliye uygun tutulduğuna C) Günün farklı saatlerinde farklı kesimlerin uğradığına D) Sabah bekleyişinin yaşlılar için bir haberleşme fırsatı olduğuna E) Yaşlıların gün doğmadan kapıda toplandığına

Sözel Anlam · Paragraf

20. (I) Bahçe mimarı, küçük bir avluyu yeşil alana dönüştürmek istedi. (II) Toprağın eğimini dikkate alarak su birikmesini önleyecek bir drenaj planladı. (III) Gölge seven bitkileri duvar diplerine, güneş seven bitkileri ortaya yerleştirdi. (IV) Birkaç ay içinde avlu, renkli çiçeklerle dolu bir köşeye dönüştü. (V) Bitkilerin çoğu komşu şehirdeki bir fidanlıktan getirtilmişti.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

21. Kıyıdan uzak küçük bir adadaki deniz feneri, bir asırdır aynı ailenin bakımı altındadır. Fenerci, her akşam ışığı yakmadan önce camları tek tek kontrol eder çünkü en ufak bir leke, ışığın denizdeki gemilere ulaşan gücünü belirgin biçimde azaltır. Eskiden fenerin kaynağı yağ lambasıyken bugün güneş paneliyle çalışan bir sistem kullanılmaktadır. Buna rağmen fenerci, teknolojinin değiştirdiği tek şeyin enerji kaynağı olduğunu, sorumluluğun hiç değişmediğini söyler. Fenerciye göre «bir fener, yalnızca yandığı için değil güvenildiği için ışıktır». Ona göre bu güven, yıllar süren düzenli bakımla kazanılır. Fenerci, çocukluğundan beri babasından öğrendiği bir alışkanlıkla, her fırtınadan sonra fenerin çevresini dolaşıp hasar olup olmadığını denetler. Bölgede modern radar sistemleri yaygınlaşsa da kaptanların çoğu, gece yaklaşırken hâlâ fenerin ışığını görmeden rahatlamaz. Fenerci, bu durumu teknolojiye güvensizlikten çok alışkanlığın gücüne bağlar. Yıllar içinde adaya turist ilgisi de artmış, fener artık hem bir çalışma yeri hem de küçük bir müzeye dönüşmüştür. Fenerci, ziyaretçilere fenerin tarihini anlatırken en çok, ışığın hiç sönmediği geceleri anlatmaktan keyif alır. Ona göre bir fenercinin en büyük başarısı, kimsenin fark etmediği sıradan bir gecedir. Çünkü sıradan bir gece, hiçbir geminin tehlikeye girmediği anlamına gelir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Fenerin son yıllarda turistik bir ilgi görmeye başladığı B) Fenerin artık güneş enerjisiyle çalıştığı C) Fenerin bakımını hangi kurumun denetlediği D) Fenercinin mesleği babasından öğrendiği E) Kaptanların radar varken bile fenerin ışığına güvendiği

Sözel Anlam · Paragraf

22. Bir konuyu anlamanın en güvenilir sınavı, onu bir başkasına anlatmaya çalışmaktır. Anlatırken kişi, kendi zihninde bütün gibi duran bilginin aslında birbirine iliştirilmiş parçalardan oluştuğunu görür; parçalar arasındaki boşluklar, dinleyicinin ilk sorusunda ortaya çıkar. Bu yüzden bazı öğretmenler öğrencilerinden konuyu hiç bilmeyen birine anlatmalarını ister. Dinleyicinin bilgisiz olması önemlidir; çünkü bilen kişi boşlukları kendi zihninde doldurur ve anlatana yanlış bir tamamlanmışlık duygusu verir. Öğrenmenin ölçüsü, anlatıcının rahatlığı değil, dinleyicinin sorabildiği sorulardır.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

A) Rahat anlatan kişinin konuyu tam olarak anladığına B) Konuyu bilen bir dinleyicinin anlatıcıya daha çok soru sorduğuna C) Öğretmenlerin anlatma yöntemini sınav yerine kullandığına D) Bilgili bir dinleyicinin anlatıcının eksiklerini görmesini zorlaştırdığına E) Anlatma yönteminin her ders için aynı ölçüde uygun olduğuna

Sözel Anlam · Paragraf

23. Şehrin gürültüsünden uzak bir tepede her ay bir araya gelen amatör gökyüzü gözlemcileri, teleskoplarını kurup gece boyunca nöbetleşe gözlem yapar. Grubun en deneyimli üyesi, yeni katılanlara önce yıldızları değil, gökyüzünün genel hareketini tanımayı öğretir. Ona göre «gökyüzü, sabırla okunması gereken yavaş bir kitaptır». Bu yüzden ilk gecelerde teleskop kullanımı yerine çıplak gözle gözlem yapılması istenir. Grup üyeleri, bulut örtüsü yüzünden çoğu ay en az bir gözlem gecesini iptal etmek zorunda kalır. Buna rağmen grup, on yılı aşkın süredir düzenli toplanmayı sürdürmüştür. Deneyimli üye, acele eden yeni üyelerin genellikle ilk aylarda hayal kırıklığına uğradığını söyler. Çünkü gökyüzündeki bir değişimi fark edebilmek, aynı bölgeyi defalarca gözlemlemeyi gerektirir. Grup, gözlemlerini ortak bir deftere kaydederek yıllar içinde küçük bir veri arşivi oluşturmuştur. Bu arşiv, zaman zaman üniversitedeki araştırmacılarla da paylaşılmaktadır. Deneyimli üyeye göre asıl öğrenilmesi gereken şey, gökyüzünü değil sabrı gözlemlemektir. Yeni üyelerden bazıları, birkaç ay sonra teleskopu bir kenara bırakıp yalnızca gözlemlemeyi tercih etmeye başlamıştır. Grup, her yılın sonunda bir araya gelip o yıl gözlemlenen en dikkat çekici olayı oylamayla seçer.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A) Grup üyelerinin tamamı, ilk katıldıkları geceden itibaren teleskop kullanmayı tercih eder B) Deneyimli üye, yeni katılanlara doğrudan teleskop kullanmayı öğretmeyi tercih eder C) Bulutlu geceler, grup üyelerinin gözlem planlarını hiçbir zaman etkilememiştir D) Grubun tuttuğu kayıtlar, yalnızca kendi üyeleri arasında paylaşılmaktadır E) Gökyüzündeki bir değişimi fark edebilmek, aynı bölgenin tekrar tekrar gözlemlenmesini gerektirir

Sözel Anlam · Paragraf

24. Büyük kentlerin çoğunun altında, üstü kapatılmış dereler akar. Kent büyüdükçe bu dereler önce kanala alınmış, sonra üzerleri yolla örtülmüş ve haritalardan silinmiştir. Yağışın arttığı yıllarda ise bu unutulmuş dereler kendini hatırlatır; su, eski yatağını bulmak için en alçak sokakları doldurur. Bazı kentler artık bu dereleri yeniden açmayı, yol yerine kıyısında yürünen bir su yolu yapmayı tartışıyor. Bu tartışmanın altında, doğayı yenmenin değil onunla anlaşmanın daha ucuz olabileceği düşüncesi yatıyor.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Dereleri yeniden açan kentlerde sel sorununun tamamen bittiğine B) Derelerin yeniden açılmasının bir maliyet gerekçesine dayandırıldığına C) Kapatılmış derelerin sel sırasında etkisini gösterdiğine D) Bazı kentlerde derelerin yeniden açılmasının gündemde olduğuna E) Derelerin kentleşme sürecinde aşamalı olarak görünmez kılındığına

Sözel Anlam · Paragraf

25. Eski bir liman kentinde ticaretin canlı kalmasının tek nedeni elverişli bir koyun varlığı değildi; kentin asıl gücü, farklı dillerden tüccarların anlaşabileceği ortak bir hesap ve tartı sistemine sahip olmasından geliyordu. Mallar ne kadar farklı yerlerden gelirse gelsin, tartı aynı birimle yapıldığı için anlaşmazlık neredeyse hiç çıkmazdı. Bu güven ortamı, zamanla uzak bölgelerden tüccarları da kente çekti. Böylece kentin zenginliği, coğrafyasından çok, kurduğu ortak düzenin güvenilirliğinden beslendi.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kentin ticari başarısı, coğrafi avantajından çok kurduğu güvenilir ortak düzenden kaynaklanmıştır B) Uzak bölgelerden tüccarlar bu kente hiçbir zaman gelmemiştir C) Kentin tartı sistemi zamanla kullanımdan kaldırılmıştır D) Liman kentinin zenginliği yalnızca elverişli bir koydan kaynaklanmıştır E) Farklı dillerden tüccarlar bu kentte anlaşmazlıktan kaçınamamıştır

Sözel Anlam · Paragraf

26. Uzun bir yolculuğa çıkmadan önce güzergâh üzerindeki duraklama noktalarının önceden belirlenmesi, hem yorgunluğu azaltır hem de beklenmedik gecikmelerin yarattığı stresi hafifletir. Düzenli aralıklarla verilen kısa molalar, sürücünün dikkatini toplamasına ve bir sonraki etaba daha dinç başlamasına yardımcı olur. Ayrıca güzergâh boyunca yakıt ve yiyecek ihtiyacının karşılanabileceği noktaların bilinmesi, yolculuk sırasında plan dışı duraklara ihtiyaç duyulmasını azaltır. Bütün bu hazırlıklar, yolculuğun süresini kısaltmaktan çok, yolculuğu daha öngörülebilir ve rahat hâle getirir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Duraklama noktalarının önceden belirlenmesinin yorgunluğu azalttığına B) Bu hazırlıkların yolculuğu daha öngörülebilir hâle getirdiğine C) Güzergâh üzerindeki yakıt ve yiyecek noktalarının bilinmesinin plan dışı duraklamaları azalttığına D) Düzenli molaların sürücünün dikkatini toplamasına yardımcı olduğuna E) Önceden belirlenen duraklama noktalarının yolculuk süresini kısalttığına

Sözel Anlam · Paragraf

27. Mercan resifleri, tek bir canlı türünden değil, mercan polipleriyle onların dokularında yaşayan mikroskobik alglerin ortak yaşamından oluşur. Algler, güneş ışığından ürettikleri besinin bir kısmını mercana verir; mercan da onlara barınak ve gerekli bazı mineralleri sağlar. Su sıcaklığı normalin üzerine çıktığında bu ortaklık bozulabilir; algler mercandan ayrılır ve mercan rengini, dolayısıyla temel besin kaynağını kaybeder. Ortaklık uzun süre kurulamazsa mercan açlıktan zayıflayıp hastalıklara karşı direncini yitirir.

Bu parçadan hangisi kesinlikle çıkarılamaz?

A) Algler, mercandan barınma ve mineral desteği alır B) Su sıcaklığındaki artış, mercan-alg ortaklığını olumsuz etkileyebilir C) Mercan resifleri, sıcaklık değişiminden bağımsız olarak her zaman sağlıklı kalır D) Mercanlar, alglerle kurdukları ortaklıktan beslenme açısından yararlanır E) Ortaklığın uzun süre kurulamaması mercanın hastalıklara karşı direncini azaltabilir

Sözel Anlam · Paragraf

28. (I) Saatçi, bahçesine kondurmak üzere basit bir güneş saati tasarladı. (II) Düz bir taş plakanın ortasına dik bir gnomon yerleştirdi. (III) Gnomonun gölgesinin saatlere göre düştüğü noktaları işaretledi. (IV) İşaretler tamamlanınca saat, gün boyunca doğru zamanı gösterir hâle geldi. (V) Güneş enerjisiyle çalışan panellerin verimi son yıllarda oldukça artmıştır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

29. Bal arıları, kovana dönerken güneşin konumunu bir pusula gibi kullanır. Gökyüzü bulutlarla kaplı olsa bile arı, polarize ışığın izini takip ederek yönünü şaşırmaz. Bilim insanları uzun süre bu yeteneğin yalnızca görme duyusuna bağlı olduğunu düşünmüştür. Ancak son araştırmalar, arıların iç saatlerini de bu hesaplamaya kattığını ortaya koymuştur. Bir arı, sabah bulduğu çiçek tarlasının öğleden sonraki konumunu güneşin hareketine göre yeniden hesaplayabilir. Bu da arı için «gökyüzü, sabit değil sürekli güncellenen bir harita»dır. Kovana dönen her arı, dans ederek bu bilgiyi diğer işçi arılarla paylaşır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Güneşin gökyüzündeki konumu, arının hesaplamalarında zamana göre değişen bir veridir B) Arıların yön bulma yeteneği yalnızca genç arılarda görülen geçici bir özelliktir C) Arılar yön bulurken yalnızca gözleriyle gördükleri ışığa değil iç zaman algılarına da başvurur D) Bulutlu havalarda bile arılar yönlerini kaybetmeyebilir E) Arılar, bulunan bir besin kaynağının bilgisini kovandaki diğer arılara aktarabilir

Sözel Anlam · Paragraf

30. (I) Kütüphaneci, nadir bir el yazmasını nemden korumak için özel bir dolaba yerleştirdi. (II) Kütüphanenin girişindeki okuma salonu geçen ay yeniden döşenmişti. (III) Dolabın içindeki nem oranını düzenli olarak ölçmeye başladı. (IV) Kitabın sayfalarını doğrudan güneş ışığından uzak tuttu. (V) Bu önlemler sayesinde el yazması yıllar sonra bile ilk günkü gibi kaldı.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

31. Mahalledeki küçük kahvehane, sabahın erken saatlerinden itibaren emeklilerin uğrak noktası hâline gelmişti. Burada içilen kahve kadar, sohbetin kendisi de önemliydi; herkes günün haberlerini, eski anılarını ya da torunlarından bahsederken saatlerce oturabiliyordu. Kahvehanenin sahibi Necmi Bey, müşterilerinin çoğunu isimleriyle tanır, kimin nasıl kahve içtiğini ezbere bilirdi. Zaman zaman gençler de buraya uğrasa da onlar genellikle telefonlarına bakarak kısa süre kalır, ardından ayrılırdı. Necmi Bey bu durumu üzülerek izlese de kahvehanesinin köklü müşteri kitlesini kaybetmediği için şükrederdi.

Bu parçada Necmi Bey ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Müşterilerini yakından tanıdığına B) Gençlerin kahvehaneye ilgisinin sınırlı olduğunu fark ettiğine C) Kahvehanesindeki köklü müşteri kitlesinden memnun olduğuna D) Kahvehanesini genişletmek için yeni bir şube açmayı planladığına E) Müşterilerinin kahve tercihlerini bildiğine

Sözel Anlam · Paragraf

32. Kıyı şeritlerinde yaşayan canlı türlerinin çoğu, hem karasal hem de deniz koşullarına belirli ölçüde uyum sağlamış özel fizyolojik yapılara sahiptir. Gelgitle birlikte saatlerce su altında kalıp ardından güneşe açık kalabilen bu canlılar, hem nem kaybına hem de tuz yoğunluğundaki ani değişime dayanabilecek mekanizmalar geliştirmiştir. Bu uyum, kıyı ekosistemlerinin, görünürdeki sakin yapısının aksine, canlılar için oldukça değişken ve zorlayıcı bir ortam sunduğunu göstermektedir. Dolayısıyla kıyı bölgelerini yalnızca dinlenme ve eğlence alanı olarak görmek, bu ortamın biyolojik karmaşıklığını gözden kaçırmaya neden olabilir.

Bu parçada yazarın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kıyıda yaşayan tür sayısının azaldığını kanıtlarla ortaya koymak B) Gelgit olayının fiziksel nedenlerini bilimsel olarak açıklamak C) Kıyı bölgelerindeki turizm faaliyetlerinin ekosisteme verdiği zararı eleştirmek D) Kara canlılarıyla deniz canlılarının fizyolojik yapılarını karşılaştırmak E) Kıyı ekosistemlerinin görünüşte sakin olsa da canlılar için zorlu bir ortam oluşturduğuna dikkat çekmek

Sözel Anlam · Paragraf

33. Eski bir saat tamircisi, atölyesine getirilen bozuk bir kol saatini masasına yerleştirdi. Kapağını açtığında içindeki dişlilerden birinin yerinden çıktığını fark etti. ---- Saati yeniden birleştirip kurduğunda akrep ve yelkovan pürüzsüzce dönmeye başladı.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Oysa saatin dişlileri baştan beri hiç bozulmamıştı. B) Ancak kapağı bir daha asla kapatamadı. C) İnce bir cımbızla dişliyi özenle eski yerine yerleştirdi. D) Bu nedenle saatin tüm mekanizmasını değiştirmek zorunda kaldı. E) Bu yüzden saati tamir etmekten vazgeçip sahibine iade etti.

Sözel Anlam · Paragraf

34. Bir bahçıvan, yıllardır aynı köşede solgun kalan çiçeklerin nedenini merak ediyordu. Toprağın rengine ve kokusuna bakarak bir tahminde bulundu, ama emin olamadı. Küçük bir örnek alıp basit bir analiz kiti ile inceledi. ---- Bu bilgiyle toprağa uygun besin takviyesini yaptığında çiçekler bir ay içinde canlanmaya başladı.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Analiz sonucunda toprağın belirli bir mineralden yoksun olduğunu gördü. B) Bu nedenle bahçenin tamamını yeniden düzenlemek zorunda kaldı. C) Ancak analiz kiti hiçbir sonuç vermeden bozuldu. D) Oysa toprağın hiçbir zaman bir sorunu olmamıştır. E) Bu yüzden çiçekleri tamamen sökmeye karar verdi.

Sözel Anlam · Paragraf

35. Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri rastgele biçimde değil, önem derecesine göre işler gibi davranır. Duygusal yoğunluğu yüksek bir olayla ilgili anılar, uyku sırasında daha sık yeniden etkinleşirken, sıradan ayrıntılar bu süreçte büyük ölçüde geri planda kalır. Bu seçicilik, ertesi gün kişinin neden belirli bir anıyı net hatırlarken aynı güne ait pek çok sıradan ayrıntıyı unuttuğunu açıklar. Araştırmacılar bu işleyişi, beynin sınırlı kapasitesini en işlevsel bilgiye ayırma stratejisi olarak yorumlamaktadır.

Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) Her birey aynı olayı aynı yoğunlukta hatırlar. B) Uykusuz kalan kişiler o güne ait hiçbir anılarını hatırlayamaz. C) Beynin anı işleme kapasitesi yaşla birlikte sürekli artar. D) Duygusal yoğunluğu düşük anılar uyku sırasında tamamen silinir. E) Bir günün sıradan ayrıntılarının unutulması, beynin anıları seçici biçimde işlemesiyle ilişkilendirilebilir.

Cevap Anahtarı

1-D 2-C 3-B 4-C 5-D 6-D 7-A 8-C 9-B 10-E 11-A 12-A 13-B 14-D 15-E 16-A 17-D 18-A 19-B 20-E 21-C 22-D 23-E 24-A 25-A 26-E 27-C 28-E 29-B 30-B 31-D 32-E 33-C 34-A 35-E

8genales · ALES Hazırlık · sekizgenacademy.com