sekizgenacademy.com

Sözel Anlam Denemesi — Gerçek (35 Soru)

Ad Soyad: ______________________     Tarih: 15.09.2026     35 soru 40 dakika

Çalışma Kağıdı

Sözel Anlam Denemesi — Gerçek (35 Soru)

Sayfa numarası için yazdırma penceresinde "Üstbilgi/altbilgi"ni aç

35 soru · şıkları kağıt üzerinde işaretle, cevap anahtarı son sayfada

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "kırmak" sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır?

A) Marangoz elindeki tahta parçasını ikiye kırdı. B) Çocuk topu atarken komşunun camını kırdı. C) Rüzgâr bahçedeki ince dalı kırdı. D) Arkadaşının isteğini kıramayarak teklifi kabul etti. E) İşçi taşı kırmak için büyük bir çekiç kullandı.

Sözel Anlam · Sözcükte Anlam

2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "yüz" sözcüğü diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

A) Çocuğun yüzünde büyük bir sevinç ifadesi vardı. B) Anne, bebeğin yüzünü nazikçe sildi. C) Bu ipin uzunluğu tam yüz santimetredir. D) Rüzgârdan yüzü kızarmıştı. E) Uzun süre ağladığı için yüzü şişmişti.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde beklenmeyen bir durum (karşıtlık) anlamı vardır?

A) Hava çok soğuktu, bu yüzden mont giydi. B) Bütün gece çalışmasına rağmen sınavdan düşük not aldı. C) Erken yatarsa sabah zinde uyanır. D) Sınıfı geçmek için gece gündüz çalıştı. E) Kapıyı açtı ve içeri girdi.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisi doğrudan anlatımla kurulmuştur?

A) Kaptan, gemisinin fırtınadan zarar görmeden limana ulaştığını söyledi. B) Mühendis, projenin zamanında bitirileceğini belirtti. C) Annem, "Bu hafta sonu köye gideceğiz." dedi. D) Doktor, hastanın kısa sürede iyileşeceğini ifade etti. E) Müdür, toplantının ertelendiğini açıkladı.

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

5. O yıl yağışların bol olması sayesinde toprağın nem oranı ----; buna paralel olarak buğday verimi de geçen yıla göre ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) azaldı - arttı B) azaldı - azaldı C) arttı - azaldı D) arttı - arttı E) değişmedi - arttı

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

6. Öğrenciler bir konuyu tekrar tekrar çalıştıkça bilgiyi kalıcı hâle getirir. Bu nedenle sınav öncesi az çalışan bir öğrencinin başarısı genellikle ----, düzenli çalışan bir öğrencininki ise ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) yükselir - yükselir B) yükselir - düşük kalır C) değişmez - değişmez D) düşük kalır - yükselir E) düşük kalır - düşük kalır

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

7. I. belirledi
II. yeni yılın hedeflerini
III. Şirket yöneticileri
IV. uzun uzun tartışarak
V. geçen çeyreğin satış verilerini
Yukarıdaki sözcük grupları anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

8. Doktor, hastasına düzenli yürüyüş yapmasını önerdi. Hasta bu tavsiyeye uyduktan birkaç ay sonra kan basıncı ----; genel enerji düzeyi de bu süreçte belirgin biçimde ----.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) değişmedi - yükseldi B) yükseldi - düştü C) yükseldi - yükseldi D) düştü - düştü E) düştü - yükseldi

Sözel Anlam · Cümlede Anlam

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koşul (şart) anlamı vardır?

A) Kalktı ve pencereyi açtı. B) Hava soğuduğu için mont giydi. C) Kitabı okumak amacıyla kütüphaneye gitti. D) Erken kalkarsan trene yetişebilirsin. E) Yemeği yedikten sonra bulaşıkları yıkadı.

Sözel Anlam · Paragraf

10. Apartmanın arka bahçesi yıllarca çöp konteynerlerinin durduğu bir boşluktu. Bir kiracının balkonunda yetiştirdiği fidelerin fazlasını buraya dikmesiyle işler değişti. Önce birkaç komşu sulamaya yardım etti, sonra her daireye bir küçük parsel düştü. Bugün bahçede kimin domatesi daha erken kızardı diye tatlı bir yarış sürüyor; kavgaları bile bitiren şey, çoğu zaman bir avuç taze fesleğen oluyor. Bahçe büyüdükçe apartmanın toplantıları da kısaldı; çünkü konuşulacak şeyler çoktan bahçede konuşulmuş oluyor.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi söylenemez?

A) Bahçenin komşular arasındaki ilişkiyi geliştirdiği B) Bahçenin apartman yönetimi kararıyla kurulduğu C) Her daireye bahçeden bir bölüm ayrıldığı D) Bahçeye dönüşen alanın önceden çöp için kullanıldığı E) Bahçenin apartman toplantılarını kısalttığı

Sözel Anlam · Paragraf

11. Kıyı kasabasındaki küçük tersanede tekneler, hâlâ elle işlenen ahşap kalıplarla inşa edilir. Usta tekne yapımcısına göre bir teknenin gövdesi, tahtanın doğal eğrisine karşı değil onunla birlikte şekillendirilmelidir. Bu yüzden her tahta, kesilmeden önce günlerce suda bekletilerek esnekliği test edilir. Ustaya göre «bir tahtayı zorlarsan teknen değil, ustan yenilir». Bu ilke gereği tersanede hiçbir parça, doğal eğrisinin tersine bükülerek kullanılmaz. Yapım süreci, tek bir tekne için bazen altı ayı bulabilir. Ustanın çırakları, önce çekiç kullanmayı değil, tahtanın sesini dinlemeyi öğrenir. Tersanede üretilen tekneler, bölgedeki balıkçılar arasında dayanıklılığıyla tanınır.

Komşu kasabada açılan yeni bir tesis ise tekneleri bilgisayar kontrollü makinelerle, çok daha kısa sürede üretmektedir. Bu tesiste bir teknenin gövdesi, ustanın atölyesindekinin onda biri kadar bir sürede tamamlanabilmektedir. Usta, bu hızın kendisini rahatsız etmediğini, yalnızca farklı bir ihtiyaca hizmet ettiğini söyler. Ona göre makineyle üretilen tekneler de güvenlidir, ancak her teknenin kendine özgü bir "karakteri" olmaz. Yeni tesisin sahibi ise geleneksel yöntemin artık günümüz talebini karşılayamayacağını savunmaktadır. Buna karşın iki taraf da, iyi bir teknenin ölçütünün üretim hızı değil suyla kurduğu denge olduğu konusunda hemfikirdir. Bölgedeki balıkçıların bir kısmı hâlâ geleneksel tersaneyi tercih ederken bir kısmı yeni tesisin sunduğu düşük fiyatı önemsemektedir.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Geleneksel tersanede bir teknenin yapımı aylarca sürebilmektedir B) Tahtalar, kesilmeden önce belirli bir süre suda bekletilmektedir C) Usta, yeni tesisin üretim hızından rahatsızlık duyduğunu belirtmiştir D) Yeni tesiste üretilen teknelerin de güvenli olduğu kabul edilmektedir E) Bölgedeki balıkçıların tercihleri, tersaneler arasında farklılık göstermektedir

Sözel Anlam · Paragraf

12. Bir konuya odaklanmak, eskiden yalnızca irade işiydi; şimdi buna bir de tasarımla mücadele eklendi. Ekranlar, dikkatimizi çekmek için hazırlanmış; her bildirim, «zihnin kapısına vurulan kibar bir tekme». Kişi, işine döndüğünde kaldığı yeri değil, kaldığı yere giden yolu yeniden bulmak zorunda kalır; kesintinin asıl bedeli budur. Bu yüzden derin çalışma isteyenler, iradeyi güçlendirmekten çok kapıyı kilitlemeyi, yani bildirimleri kapatmayı öğreniyor.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Dikkat dağınıklığının irade eksikliğinden kaynaklanması B) Bildirimin nazik görünmesine karşın dikkati zorla kesmesi C) Ekran tasarımlarının kullanıcıyı nazikçe bilgilendirmesi D) Kişinin bildirimleri gördüğünde öfkelenmesi E) Bildirimlerin kişiyi görevine geri çağırması

Sözel Anlam · Paragraf

13. Eski çarşının ara sokağındaki küçük atölyede çalışan marangoz Hasan Usta, kırk yılı aşkın bir süredir aynı tezgâhın başında ahşaba şekil veriyordu. Genç ustalar makineleşmenin getirdiği hızdan söz ederken o, her parçayı elle işlemekten vazgeçmiyordu. Ona göre bir sandalyenin ayağını zımparalamak, sadece pürüzü gidermek değil, o parçaya emek vermekti. Müşterileri bazen aynı işi daha ucuza ve hızlıca yaptırabileceklerini söylese de Hasan Usta, aceleye getirilen işin ömrünün kısa olduğunu düşünüyordu. Yıllar geçtikçe atölyesine gelenler azalsa da o, üretim şeklini hiç değiştirmedi.

Bu parçadan Hasan Usta ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) İşini uzun yıllardır sürdürmektedir. B) Ürünlerinde kaliteden ödün vermemeye çalışmaktadır. C) Değişen koşullara rağmen çalışma yöntemini korumuştur. D) Atölyesine gelen müşteri sayısının azaldığının farkındadır. E) Gelecekte atölyesini büyük bir fabrikaya dönüştürmeyi planlamaktadır.

Sözel Anlam · Paragraf

14. (I) Ardından çerçevelere ince bir balmumu tabakası yerleştirdi. (II) Birkaç hafta içinde arılar yeni kovanı hızla doldurmaya başladı. (III) Bir arıcı, yeni sezon için boş bir kovan hazırlamaya karar verdi. (IV) Kovanı bahçenin güneş alan ama rüzgârdan korunan bir köşesine yerleştirdi. (V) Önce kovanın içini temizleyip güneşte kuruttu.
Bu cümleler anlamlı bir paragraf oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

15. Bıçak bileme, çoğu kişinin sandığı gibi bıçağı taşa sürtmekten ibaret değildir. Bileyici önce ağzın hangi açıyla inceltileceğine karar verir; mutfak bıçağı ile budama bıçağı aynı açıyla bilenmez. Sonra kaba taştan ince taşa doğru geçilir; her taş, bir öncekinin bıraktığı çizikleri siler. Son aşamada çeliğin ağzındaki gözle görülmeyen kıvrım, deri bir şeritle yatırılır. Acele eden kişi bu son adımı atlar ve bıçağın birkaç günde yeniden körleşmesine şaşırır.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

A) Bileme açısının bıçağın kullanım amacına göre değiştiğine B) Kaba taşın ince taştan daha uzun süre dayandığına C) Bıçak bilemenin en pahalı aşamasının ince taş olduğuna D) Deri şeridin yalnızca mutfak bıçaklarında kullanıldığına E) Budama bıçaklarının mutfak bıçaklarından daha sık bilendiğine

Sözel Anlam · Paragraf

16. Bir araştırmacı, sonuç vermeyen deneylerini de kaydeder. Bu kayıtlar, dergilerde yer bulmaz; ama yıllar sonra bir başka soru sorulduğunda o unutulmuş sayfalar aniden konuşmaya başlar. Bilimde başarısız deney diye bir şey yoktur; yalnızca henüz sorusu sorulmamış cevaplar vardır. Bu yüzden iyi bir laboratuvar defteri, «bugünün çöpünü yarının madenine çeviren» bir araçtır. Kaydetmeyen, yalnızca kendi bugününü değil, gelecekteki bir başkasının sorusunu da kaybeder.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Deney atıklarının geri dönüştürülerek yeniden kullanılması B) Şimdilik değersiz görünen kayıtların ileride değerli bilgiye dönüşmesi C) Eski deneylerin yeni yöntemlerle yeniden yapılması D) Laboratuvar defterlerinin maddi değerinin zamanla artması E) Araştırmacıların bulgularını gizli tutmayı tercih etmesi

Sözel Anlam · Paragraf

17. Amatör bulut gözlemcisi Elif, her sabah gökyüzünü fotoğraflayarak küçük bir günlük tutar. Ona göre «bulutlar, havanın ne yapacağını söylemeden önce fısıldayan bir habercidir». Sivri ve dağınık bulutlar genellikle fırtınanın habercisiyken düz ve ince tabakalı bulutlar sakin bir günü işaret eder. Elif, bu gözlemleri karşılaştırarak zamanla resmi hava tahminlerinden bile birkaç saat önce değişimi sezmeyi öğrenmiştir. Ona göre asıl beceri, bulutun şeklini değil değişim hızını okumaktır. Komşuları, ondan artık hava durumu sormaya başlamıştır.

Bu parçada altı çizili «bulutlar, havanın ne yapacağını söylemeden önce fısıldayan bir habercidir» sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bulutlar her zaman kesin ve değişmez bilgi verir B) Hava durumu tahminleri artık gereksiz hâle gelmiştir C) Gökyüzü, yalnızca fotoğraf çekmek için gözlemlenir D) Bulutların şekli, yalnızca uzmanlar tarafından anlaşılabilir E) Bulutlar, hava değişmeden önce dikkatli bakana bir tür erken işaret sunar

Sözel Anlam · Paragraf

18. Bazı eğitimciler, ödevlerin öğrencilerin ders dışında da konuya yoğunlaşmasını sağladığını, bu nedenle öğrenmeyi pekiştirdiğini savunur. Buna karşılık başka bir kesim, aşırı ödev yükünün öğrencilerde derse karşı isteksizlik yarattığını ve serbest zamanlarını kısıtladığını öne sürer. İki görüş de kendi içinde haklı gerekçelere dayansa da konu hâlâ eğitimciler arasında tartışılmaya devam etmektedir.

Bu parçanın anlatımında ağırlıklı olarak hangi anlatım biçiminden yararlanılmıştır?

A) Tartışma B) Öyküleme C) Betimleme D) Kişileştirme E) Benzetme

Sözel Anlam · Paragraf

19. (I) Cam üfleyici, ocaktaki erimiş camı uzun bir boru ucuna aldı. (II) Boruyu döndürerek camın şeklini simetrik tutmaya çalıştı. (III) Atölyenin duvarları geçen yıl açık maviye boyanmıştı. (IV) Üflediği hava, camı içeriden şişirip ince bir vazo hâline getirdi. (V) Vazo soğuduktan sonra kenarları özenle düzeltildi.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Sözel Anlam · Paragraf

20. Kumullar, sürekli yer değiştiren tepeleriyle bitkiler için en güç yaşam alanlarından biridir. Burada tutunabilen az sayıdaki tür, kumun üzerine örtüldüğünde gövdesini uzatarak yeniden yüzeye çıkabilir. Kökleri ise yatay olarak metrelerce yayılır; böylece hem kumu bir arada tutar hem de seyrek yağmurları geniş bir alandan toplar. Bu bitkiler olmasaydı rüzgâr kumu iç kesimlere taşır, tarım alanlarını örterdi. Kıyı yönetimlerinin bu türleri koruma altına alması, bir bitkiden çok, bir engeli korumak anlamına gelir.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi söylenemez?

A) Kumul bitkilerinin yılın belirli aylarında çiçek açtığı B) Kumun üstünü örtmesinin bitkiyi tamamen yok etmediği C) Bitkilerin korunmasının tarım alanlarını da dolaylı olarak koruduğu D) Kumul bitkilerinin kumun taşınmasını engellediği E) Bu bitkilerin köklerinin yatay olarak yayıldığı

Sözel Anlam · Paragraf

21. Öğrenciler artık bir metni okuduklarında ilk olarak hangi sorunun çıkacağını düşünüyor. Metinde neyin anlatıldığı değil, neyin sorulacağı önemli hâle geldi. Bu tutum, onları hızlı çözücü yapıyor ama merak eden okur olmaktan uzaklaştırıyor. Bir paragrafın peşinden gitmek, ondaki bir fikri saatlerce evirip çevirmek, sınav takvimine sığmıyor. Böylece okuma, bir keşif değil, bir ayıklama işlemine dönüşüyor.

Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Okumanın sınav odaklı bir tarama alışkanlığına indirgenmesinden B) Öğrencilerin sınav takvimini takip etmemesinden C) Sınavlardaki paragraf sorularının çok uzun olmasından D) Öğrencilerin yeterince hızlı okuyamamasından E) Öğretmenlerin metin seçiminde özensiz davranmasından

Sözel Anlam · Paragraf

22. (I) Peynir ustası, taze sütü büyük bir kazana boşaltır. (II) Sütü belirli bir sıcaklığa kadar yavaşça ısıtır. (III) Süzülen peyniri kalıplara koyup birkaç gün bekletir. (IV) Pıhtıyı küçük parçalara bölüp süzgeçe aktarır. (V) Ardından mayayı ekleyip sütün pıhtılaşmasını bekler.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?

A) I ve II B) II ve IV C) III ve V D) IV ve V E) I ve III

Sözel Anlam · Paragraf

23. Vadinin iki yakasını bağlayan taş köprü, kıyı köylerinin ortak emeğiyle yapıldı. Yapımına karar verildiğinde köylüler, her yıl hasattan sonra iki ay boyunca taş taşımayı kabul etti. Kemerlerin hesabı, gezgin bir ustaya yaptırıldı; usta, köprünün ayaklarını sel sularının en az zorlayacağı biçimde yerleştirdi. Yedi yılda tamamlanan köprü, o güne dek yalnızca yazın geçilebilen vadiyi kış boyunca da geçilir kıldı. Bugün köprünün kenarında, taşımaya katılan ailelerin adlarının kazındığı bir levha durur.

Bu parçada sözü edilen köprüyle ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Hangi taş türünden yapıldığına B) Kemer hesabının kime yaptırıldığına C) Yapımının kaç yıl sürdüğüne D) Ailelerin adlarının bir levhaya kazındığına E) Vadiyi kışın da geçilebilir kıldığına

Sözel Anlam · Paragraf

24. Aynı türden kuşların farklı vadilerde farklı ötüşleri olduğu uzun süredir biliniyor. Bu farklılık, yavru kuşların ötüşü doğuştan bilmemesinden, çevresindeki yetişkinlerden dinleyerek öğrenmesinden kaynaklanıyor. Bir vadideki küçük bir söyleyiş değişikliği, kuşaklar boyunca aktarıldıkça o vadiye özgü bir ağıza dönüşüyor. Araştırmacılar, bu ağızların zamanla türlerin ayrışmasına katkı sunup sunmadığını henüz kesin olarak bilmiyor. Ancak kimi bölgelerde dişilerin kendi vadisinin ötüşünü tercih ettiği gözlemleniyor.

Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı vardır?

A) Dişi kuşlar yabancı ötüşleri neden reddetmektedir? B) Ağız farkları türlerin ayrışmasına ne ölçüde katkı sunmaktadır? C) Hangi kuş türlerinde ötüş farkı en belirgindir? D) Vadiler arasındaki ötüş farkı nasıl ortaya çıkmaktadır? E) Kuşlar ötüşü kaç haftada öğrenmektedir?

Sözel Anlam · Paragraf

25. Mahallenin kullanılmayan bir arsasında başlatılan toplum bahçesi projesi, ilk yılında yalnızca on iki gönüllüyle başlamıştı. Proje koordinatörüne göre bir toplum bahçesinin asıl ürünü sebze değil, komşuluk ilişkileridir. Gönüllüler, önce toprağı hazırlamak yerine kimin hangi bölümden sorumlu olacağını tartışarak haftalar geçirdi. Koordinatöre göre «bir bahçeyi birlikte kurmak, önce anlaşmazlığı ekip sonra hasat etmektir». İlk aylarda bazı gönüllüler, ortak kararların yavaş alınmasından şikâyet ederek projeden ayrıldı. Kalan gönüllüler ise zamanla ortak bir çalışma takvimi oluşturarak süreci basitleştirdi. İlk hasat, beklenenden az olsa da katılımcılar arasında büyük bir memnuniyet yarattı. Proje, ilk yılın sonunda mahalledeki diğer boş arsalar için de bir örnek olarak gösterilmeye başlandı.

İkinci yıl, bahçeye katılan gönüllü sayısı üç katına çıktı ve bahçe iki ayrı bölüme genişletildi. Koordinatör, bu büyümenin yönetimi zorlaştırdığını, artık herkesin her kararı birlikte almasının mümkün olmadığını fark etti. Bu yüzden bahçe, küçük gruplar hâlinde kendi bölümünden sorumlu olacak şekilde yeniden düzenlendi. Bu değişiklik, ilk yılın aksine kararların çok daha hızlı alınmasını sağladı. Bazı eski gönüllüler, yeni düzenin bahçenin ilk yıllardaki ortak ruhunu zayıflattığını düşünmektedir. Koordinatöre göre büyüyen her topluluk, bir noktada ortaklığı esneklikle dengelemek zorunda kalır. Proje, üçüncü yılında mahalledeki okulla iş birliği yaparak öğrencilere de küçük bir bölüm ayırmayı planlamaktadır.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ortak bir çalışmayı sürdürebilmek, zaman içinde değişen ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmeyi gerektirebilir B) Toplum bahçeleri, yalnızca sebze üretimi amacıyla kurulmalıdır C) Ortak kararlar, her zaman bireysel kararlardan daha hızlı alınır D) Gönüllü sayısındaki artış, her zaman bir projenin ruhunu güçlendirir E) Bir projenin başarısı, katılımcı sayısının hızla artmasına bağlıdır

Sözel Anlam · Paragraf

26. Şehir müzesinin bodrum katındaki restorasyon atölyesi, yıllar içinde hasar görmüş tabloları ve heykelleri özgün hâline yaklaştırmaya çalışır. Atölyenin başındaki restoratöre göre bir eseri onarmak, onu yeniden boyamak değil, kaybolan izleri saygıyla tamamlamaktır. Restoratör, hangi rengin özgün olduğuna karar veremediği noktalarda boyamayı tamamlamak yerine o bölgeyi bilinçli olarak yarım bırakır. Ona göre «bir eserin geçmişini gizlemek, onu ikinci kez kaybetmektir». Bu ilke gereği restorasyon atölyesinde hiçbir onarım, orijinal malzemenin üzerini tamamen örtecek şekilde yapılmaz. Restoratör, çıraklarına ilk öğrettiği kuralın "emin değilsen dokunma" olduğunu söyler. Bazı eserlerin onarımı, tek bir santimetrekarelik alan için haftalarca sürebilir. Atölyede kullanılan malzemelerin çoğu, eserin yapıldığı döneme uygun olacak şekilde özel olarak hazırlanır.

Müze yönetimi, son yıllarda restorasyon sürecini ziyaretçilerden gizlemek yerine camlı bir bölmeyle sergilemeye başlamıştır. Bu değişiklik ilk başta restoratörü rahatsız etmiş, çünkü çalışırken izlenmek ona yabancı gelmiştir. Zamanla restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi işine bakış açısını da zenginleştirdiğini fark etmiştir. Müzeye gelen çocuklar, restorasyonu izleyerek eserlerin "hazır" değil "hâlâ yaşayan" nesneler olduğunu öğrenmeye başlamıştır. Müze yönetimi, bu uygulamanın ziyaretçi sayısını da belirgin biçimde artırdığını belirtmiştir. Restoratöre göre asıl kazanç ziyaretçi sayısı değil, insanların bir eserin arkasındaki emeği fark etmesidir. Müze, önümüzdeki yıl restorasyon sürecini konu alan küçük bir belgesel hazırlamayı planlamaktadır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Restorasyon sürecinin halka açılması, ziyaretçi sayısını artırmıştır B) Müze, restorasyon atölyesini gelecekte tamamen ziyarete kapatmayı planlamaktadır C) Restoratör, başlangıçta çalışırken izlenmekten rahatsızlık duymuştur D) Restoratöre göre bir eseri onarmanın asıl amacı, onu yeniden boyamak değildir E) Restoratör, ziyaretçilerin sorularının kendi bakış açısını zenginleştirdiğini fark etmiştir

Sözel Anlam · Paragraf

27. Bazı araştırmacılar, insan beyninin uyku sırasında da tamamen pasif olmadığını, aksine gün içinde edinilen bilgileri yeniden düzenlediğini savunuyor. Bu görüşe göre rüyalar, beynin bu düzenleme sürecinin bir yan ürünü olabilir. Araştırmacılar ayrıca yeterince uyumayan kişilerde öğrenme ve hatırlama becerilerinin zayıfladığını gözlemlemiş. Bununla birlikte uykunun kalitesinin, süresinden çok daha belirleyici olabileceği de tartışılan konular arasında.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Rüyalar, beynin bilgi düzenleme sürecinden bağımsız olarak ortaya çıkar. B) Uyku süresi, uyku kalitesinden her zaman daha önemlidir. C) Yetersiz uyku, öğrenme ve hatırlama üzerinde olumsuz etki yaratabilir. D) Beyin, uyku sırasında tüm işlevlerini durdurur. E) Araştırmacılar uykunun işlevi konusunda tam bir görüş birliğine varmıştır.

Sözel Anlam · Paragraf

28. Gezegen bilimcileri, Güneş Sistemi'ndeki buzlu uydularda sıvı su bulunup bulunmadığını uzun süredir araştırıyor. Bazı uyduların buzla kaplı yüzeylerinin altında, gel-git kuvvetlerinin yarattığı ısınma sayesinde okyanuslar barındırdığı düşünülüyor. Bu okyanuslardaki suyun kimyasal bileşimi, yeryüzündeki denizlerden oldukça farklı olabilir. Bilim insanları, bu farklılığın uydularda yaşamın ortaya çıkıp çıkamayacağını anlamada önemli bir ipucu olduğunu belirtiyor. Şimdilik gönderilen uzay araçları yalnızca yüzeyden veri toplayabildiği için buzun altındaki okyanuslara doğrudan ulaşmak mümkün olmuyor.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi buzlu uydulardaki olası okyanuslarla ilgili söylenemez?

A) Bu okyanusların oluşumunda gel-git kuvvetlerinin etkisi olabilir. B) Sudaki kimyasal bileşim Dünya'daki denizlerden farklı olabilir. C) Bu okyanuslar, yaşamın izlerini araştırmak açısından önemli görülmektedir. D) Uzay araçları bu okyanuslara şu ana kadar doğrudan ulaşabilmiştir. E) Okyanuslar buz tabakasının altında yer almaktadır.

Sözel Anlam · Paragraf

29. Bir şehir plancısı, yeni bisiklet yollarını tasarlarken önce yolun düz uzunluğunu değil, kavşakların davranışını incelemeyi önerir. Ona göre bir bisiklet yolunun başarısı, düz uzunluğunda değil kesişim noktalarındaki güvenliğindedir. Uzun ama kesişimlerde zayıf bırakılan bir yol, kısa sürede terk edilir. Plancıya göre «bir yolun güvenilirliği, en zayıf kavşağı kadardır». Bu nedenle tasarımına önce en tehlikeli kavşaktan başlar, düz bölümleri en sona bırakır. Yıllar içinde bu yaklaşım, şehirdeki bisiklet kullanım oranını belirgin biçimde artırmıştır.

Bu parçada plancının yaklaşımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Plancı, düz yolların tasarımına hiç önem vermez B) Plancı, yaya güvenliğini bisiklet güvenliğinden daha öncelikli görür C) Plancı, tasarımda öncelik sırasını riskin en yoğun olduğu noktalara göre belirler D) Plancı, bisiklet yolu uzunluğunun güvenlikten daha belirleyici olduğunu düşünür E) Plancı, tüm kavşakları eşit düzeyde riskli kabul eder

Sözel Anlam · Paragraf

30. (I) Elde edilen lifleri ince bir elek üzerine yayar. (II) Islanan parçaları özel bir makinede lif hâline getirir. (III) Kağıt yapımcısı, önce eski kumaş parçalarını suyla ıslatır. (IV) Elekteki suyu süzdürüp lifleri düzleştirir. (V) Kuruyan tabaka, ince ve pürüzsüz bir kâğıda dönüşür.
Bu parçada anlam akışına göre numaralanmış cümlelerden hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?

A) I ve III B) II ve III C) I ve II D) III ve IV E) IV ve V

Sözel Anlam · Paragraf

31. Şehrin eski kütüphanesi, yıllarca kullanılmadığı için tozlu raflardan ibaret kalmıştı. Belediye, binayı yıkmak yerine onarıp yeniden hizmete açmaya karar verdi. Duvarlar boyandı, raflar yenilendi, eski kitaplar dijital ortama aktarıldı. ---- Böylece kütüphane, hem geçmişin izlerini taşıyan hem de bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir mekâna dönüştü.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Bunun yanında binanın tarihî cephesi özgün haliyle korunarak restore edilmiştir. B) Oysa dijital ortama aktarma işlemi hiçbir zaman tamamlanamamıştır. C) Ne var ki bu çalışmalar sonucunda bina tamamen yıkılmak zorunda kalmıştır. D) Ancak raflardaki kitapların çoğu bu süreçte kaybolmuştur. E) Bu yüzden kütüphaneye artık kimse uğramamaktadır.

Sözel Anlam · Paragraf

32. Otomatik çeviri araçları, günlük yazışmaları bir dilden diğerine saniyeler içinde aktarıyor. Bu hız, dil öğrenmeye harcanan yılların artık gereksiz olduğu izlenimini uyandırabilir. Oysa çeviri, sözcükleri değil, sözcüklerin ardındaki niyeti taşımak zorundadır; bir şakanın, bir imanın ya da kibar bir reddin başka dilde nasıl kurulacağını araç değil, iki kültürü de tanıyan bir insan bilir. Araçlar bu tanışıklığı taklit edebilir ama yerine geçemez. Öyleyse dil öğrenmenin geleceği, araçların yerini almakta değil, araçların ne zaman yanıldığını görebilmekte yatıyor.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

A) Araçların insana özgü bir yetiyi taklit edebildiğine B) Dil bilmenin araçların hatalarını fark etmeyi sağladığına C) Niyet aktarımının kültürel tanışıklık gerektirdiğine D) Çeviri araçlarının günlük yazışmaları hızla aktardığına E) Çeviri araçlarının teknik metinlerde insanı geride bıraktığına

Sözel Anlam · Paragraf

33. Sabah yürüyüşü yapanların çoğu, bunu sağlığı için başladığını söyler; ama yıllarca sürdürenlerin gerekçesi başka. Onlar için yürüyüş, günün henüz kimseye ait olmadığı tek zaman dilimidir. Telefonlar susar, sokaklar boştur, düşünceler yavaşlar. Yürüyüşü bırakanların çoğu, dizleri ağrıdığı için değil, bu sessiz saati bir toplantıya ya da bir işe kaptırdığı için bırakır. Sağlık gerekçesi başlatır; sessizlik sürdürür.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?

A) Yürüyüşün sürdürülmesinde sağlık dışı bir gerekçe daha belirleyicidir B) Sabah yürüyüşünün sağlığa yararı kanıtlanmamıştır C) Yürüyüşü bırakanların çoğunda sağlık sorunları görülür D) Yürüyüş yapanların çoğu telefonlarını evde bırakır E) Sabah yürüyüşü yapanlar akşam yürüyüşünü sevmez

Sözel Anlam · Paragraf

34. Eski bir liman kentinin kütüphanesi, kitapların dışarı çıkarılmasına asla izin vermezdi. Bu kural yüzyıllarca yakınmayla karşılandı; okurlar kitabı yanında götürmek isterdi. Sonra bir yangın, kentin evlerindeki bütün kitapları kül etti; kütüphane taş bina olduğundan içindekiler kurtuldu. Kural, o güne kadar bir engel gibi görünürken bir anda kentin belleğini koruyan tek şey oldu. Bir kısıtlamanın değeri, çoğu zaman onun neyi önlediği görülmeden anlaşılmaz.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bazı kuralların yararının ancak kötü bir olay yaşandığında görülebildiği B) Okurların kısıtlayıcı kütüphane kurallarını sürekli çiğnediği C) Yangınların eski liman kentlerinde sıklıkla yaşandığı D) Kütüphanelerin kent belleğini koruyan başlıca kurumlar olduğu E) Taş binaların ahşap yapılardan her zaman daha güvenli olduğu

Sözel Anlam · Paragraf

35. Kıyıdan uzak küçük bir adadaki deniz feneri, bir asırdır aynı ailenin bakımı altındadır. Fenerci, her akşam ışığı yakmadan önce camları tek tek kontrol eder çünkü en ufak bir leke, ışığın denizdeki gemilere ulaşan gücünü belirgin biçimde azaltır. Eskiden fenerin kaynağı yağ lambasıyken bugün güneş paneliyle çalışan bir sistem kullanılmaktadır. Buna rağmen fenerci, teknolojinin değiştirdiği tek şeyin enerji kaynağı olduğunu, sorumluluğun hiç değişmediğini söyler. Fenerciye göre «bir fener, yalnızca yandığı için değil güvenildiği için ışıktır». Ona göre bu güven, yıllar süren düzenli bakımla kazanılır. Fenerci, çocukluğundan beri babasından öğrendiği bir alışkanlıkla, her fırtınadan sonra fenerin çevresini dolaşıp hasar olup olmadığını denetler. Bölgede modern radar sistemleri yaygınlaşsa da kaptanların çoğu, gece yaklaşırken hâlâ fenerin ışığını görmeden rahatlamaz. Fenerci, bu durumu teknolojiye güvensizlikten çok alışkanlığın gücüne bağlar. Yıllar içinde adaya turist ilgisi de artmış, fener artık hem bir çalışma yeri hem de küçük bir müzeye dönüşmüştür. Fenerci, ziyaretçilere fenerin tarihini anlatırken en çok, ışığın hiç sönmediği geceleri anlatmaktan keyif alır. Ona göre bir fenercinin en büyük başarısı, kimsenin fark etmediği sıradan bir gecedir. Çünkü sıradan bir gece, hiçbir geminin tehlikeye girmediği anlamına gelir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Fenerin son yıllarda turistik bir ilgi görmeye başladığı B) Fenerin artık güneş enerjisiyle çalıştığı C) Fenerin bakımını hangi kurumun denetlediği D) Fenercinin mesleği babasından öğrendiği E) Kaptanların radar varken bile fenerin ışığına güvendiği

Cevap Anahtarı

1-D 2-C 3-B 4-C 5-D 6-D 7-D 8-E 9-D 10-B 11-C 12-B 13-E 14-A 15-A 16-B 17-E 18-A 19-C 20-A 21-A 22-C 23-A 24-D 25-A 26-B 27-C 28-D 29-C 30-A 31-A 32-E 33-A 34-A 35-C

8genales · ALES Hazırlık · sekizgenacademy.com